Danıştay · 13. Daire

Danıştay 13. Daire 2022/3839 E. 2024/3952 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2022/3839
Karar No
2024/3952

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/3839 Karar No:2024/3952 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Akaryakıt Dağıtım A.Ş. (Eski Ünvan: ... Petrolcülük A.Ş.) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olan soruşturma kapsamında 11/01/2019 tarihinde ele geçirilen 0,920 litre şüpheli sıvının 2018 yılında kullanımda olan marker olduğu ve sıvıda davacı şirkete ait DNA şifresinin tespit edildiğinden bahisle zayi olan ulusal marker miktarına denk gelen 306.050,00-TL tutarındaki ulusal marker bedelinin davacıdan tahsil edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında 11/01/2019 tarihinde şüpheli O.Ö. adlı şahsın kullandığı ... plakalı araçta bir litrelik cam akaryakıt numune şişesi içerisinde koyu yeşil renkte akaryakıt millileştirilmesinde kullanılan ulusal marker maddesi olduğu değerlendirilen ürün ele geçirildiği, ürünün mühürlenerek Tübitak'a gönderildiği, ... Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen ... tarih ve ... sayılı yazıyla, şüpheli sıvıda yapılan analiz sonucunda 2018 yılında kullanılan ulusal marker olduğunun ve ... dağıtıcı lisans numaralı ... Petrolcülük A.Ş.'ye ait DNA şifresi tespit edildiğinin belirtildiği, bu sonucun davalı idareye bildirilmesi üzerine zayi olan ulusal marker bedelinin davacıdan tahsil edilmesine karar verildiği; Uyuşmazlıkta, davacının DNA şifresini taşıdığı anlaşılan markerin 11/01/2019 tarihinde başka birinin aracında ele geçirildiği, davacı şirketin 2018 yılında kendisine teslim edilen markerı bayilerine verdiği, akaryakıtın tümüne, olması gerektiği şekilde, denetim ve gözetim altında kullandığını ve bu durumun raporlara bağlandığını belirterek, ele geçirilen markerın kendisinin olamayacağını ileri sürdüğü, davalı idarenin savunmasında da, şirketin Kurumlarına yaptığı ulusal marker bildirimleri ve bildirim ekinde sunduğu bağımsız gözetim firmasınca da imzalı raporların incelenmesinden ulusal marker teslim alma, kullanma ve stok miktarları arasında 0,920 litre farka raslanılmadığının, şirketin ithal ettiği ürünlerin miktarı ile raporlarda yer alan ürünlere eklendiği belirtilen ulusal marker miktarının uyumlu olduğunun belirtildiği dikkate alındığında; Mahkemelerince 24/02/2020 tarihli ara kararı ile; Tübitak ve davalı idareden, "Tübitak analiz raporuna davacı tarafından itiraz edilip edilmediği, itiraz edildiyse sonucunun ve DNA şifresi tespinde hata payı bulunup bulunmadığının" sorulduğu, buna cevaben Tübitak'ın ... tarih ve ... sayılı yazısı ile "...konuyla ilgili olarak DNA tespitine ilişkin yazının 04/03/2019 tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiği, davacı tarafından herhangi bir itirazın iletilmediği, ayrıca ulusal markerın kimyasal ve DNA tabanlı bir akaryakıt işaretleme aracı ve bir bileşenler bütünü olduğu, ulusal markerın içeriğine nükleotid dizilimler ve sayılarının firmalara özgü birbirinden farklı işaretleyici DNA şifresinin Tübitak'ta üretilerek eklendiği, söz konusu şüpheli ulusal marker numunesinde DNA analizi yapıldığı, ilgili firmaya ait DNA dizisi ve büyüklüğünün, taraflarınca üretilen DNA bileşenleri ile eşleştirilerek firmaya ait olduğunun kesin olarak tespit edildiği" nin belirtildiği; Mahkemelerince aynı tarihli ara kararı ile, davalı idareden; "davacı şirkete 2018 yılında teslim edilen ve akaryakıta katılarak kullanılan marker miktarları ve bunlara göre davacı şirketin 2018 yılı sonu itibarıyla olması gereken marker stok miktarlarının olay tarihinden sonra davacının elinde olup olmadığının tespitine ve ait olduğu yıl sonu itibarıyla kullanılmamış olan markerin akıbetinin saptanmasına yönelik idarece veya adli makamlarca yapılmış bir tespitin bulunup bulunmadığının" sorulduğu, davalı idarece, "...bu yönde ayrıca bir tespitin yapılmadığı, üçüncü kişilerin elinde yakalanmış şüpheli sıvının Tübitak tarafından yapılan analizleri sonucunda 2018 yılında kullanımda olan ulusal marker olması ve sıvıda şirkete ait DNA şifresi tespit edilmesi nedeniyle, adli ve idari sürecin devam etmekte olmasından dolayı ulusal markerın üçüncü kişilerin eline nasıl geçtiğinin henüz aydınlatılamadığı, bununla birlikte yakalanan ulusal markerın küçük miktarlar halinde arttırılarak biriktirilmiş olabileceğinin değerlendirildiği"nin belirtildiği; Bu durumda, TÜBİTAK tarafından davalı idareye gönderilen ... tarih ve ... sayılı yazıda ... ve ... seri numaralı mühürlü şüpheli sıvıların Tübitak'ta yapılan analizler neticesinde 2018 yılında kullanımda olan ulusal marker olduğunun tespit edildiği, ulusal markerın rafineri ve yetkili terminaller harici bir yerde bulundurulmasının 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/15 maddesi kapsamında yasak olduğu ve Tübitak tarafından DNA tespitine ilişkin yazının 04/03/2019 tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, davacı tarafından herhangi bir itirazın iletilmediği, ayrıca ulusal markerın kimyasal ve DNA tabanlı bir akaryakıt işaretleme aracı ve bir bileşenler bütünü olduğu, ulusal markerın içeriğine nükleotid dizilimleri ve sayılarının firmalara özgü birbirinden farklı işaretleyici DNA şifresinin Tübitak'ta üretilerek eklendiği, söz konusu şüpheli ulusal marker numunesinde DNA analizi yapıldığı, ilgili firmaya ait DNA dizisi ve büyüklüğünün, taraflarınca üretilen DNA bileşenleri ile eşleştirilerek firmaya ait olduğunun kesin olarak tespit edildiği hususları da dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, işlemden önce aykırılığın giderilmesi için süre verilmesi gerektiği, ulusal markere ilişkin Yönetmelik hükümleri incelendiğinde davalı idarece kendileri hakkında yapılmış objektif bir değerlendirme olmadan işlem tesis edildiği, idarenin dava konusu işlemi tesis etmesinin ancak usulüne uygun soruşturma ile olacağı, olayda bu usulün izlenmediği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 14/10/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 13. Daire, E. 2022/3839, K. 2024/3952, www.arakarar.com/karar/danistay-13-daire-2022-3839-e-2024-3952-k-a1399b638ee8