Danıştay · 13. Daire

Danıştay 13. Daire 2020/662 E. 2024/3505 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2020/662
Karar No
2024/3505
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/662 Karar No:2024/3505

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Merkezi A.Ş. VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kart verisi saklama hizmeti veren davacı şirket tarafından, söz konusu hizmete 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 5. maddesi uyarınca muafiyet tanınması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirketin bankaların veri altyapısını kullanarak kart verisi saklama hizmeti verdiği, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla sektörün yeni gelişen bir yapıda olması, rekabetçi endişelerin ileride gerçekleşecek uygulamalar sonrası gündeme gelebileceği, davacı şirket ile bankalar dışındaki kart veri saklama hizmeti sunan kuruluşların bankalar ile rekabet halinde olacağı, bankaların davacı şirketi öne çıkarması durumunda diğer firmaların faaliyetinin zorlaşabileceği, bu anlamda pazarın bir süre izlenmesi gerektiği, bununla birlikte kart veri saklama hizmetinin bankalar tarafından ayrı ayrı sunulması yerine teşebbüs birliği bünyesinde tek elden sunulmasının ortaya çıkardığı teknik gelişme ve tüketici yararı gözetildiğinde muafiyetten yararlandırılabileceği çekinceleri ile davacı şirkete kart saklama hizmetine yönelik olarak 1 yıl süreli muafiyet tanındığı, davacı şirketçe sunulan kart veri saklama hizmetinin muafiyet süresinin dolması nedeniyle muafiyet verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu Kurul kararının tesis edildiği; davalı idarece, muafiyet tanıyan kararda belirtilen çekinceler yönünden ve rakip firmaların tutum ve davranışları da dikkate alınarak incelenmesi sonucu, davacı şirketin kurucu üyelerinin bankalar olduğu ve ödeme sağlayıcı kuruluş olarak bankaların genel olarak piyasalarda etkin konumda bulundukları, bankaların bir araya gelmesi ile oluşan davacı şirketin bankaların altyapısını kullanarak kart bilgilerini sakladığı, bu anlamda bankalarla entegre çalıştığı, böylelikle hassas verilerin iş yerleri ile paylaşılmaması, son kullanma tarihi dolan kartların otomatik olarak güncellenmesi ve özellikle elektronik ticarette tüketiciye güven temin eden SMS ile doğrudan banka üzerinden doğrulama hizmetleri sunduğu ancak uygulamada bankaların bu hizmeti ortağı oldukları davacı şirkete sundukları, aynı alt yapıyı diğer kart veri saklama hizmeti sunan şirketlere açmadıkları, dolayısıyla piyasada faaliyet gösteren ödeme sağlayıcı kuruluşlara göre davacı şirketin avantajlı duruma geldiği, bu durumun kart veri saklama hizmeti piyasasında davacı şirket lehine rekabetin bozulması sonucunu doğurduğu hususlarının tespit edildiği, diğer taraftan bankalarca teşebbüs birliği oluşturularak bu hizmetin tek elden verilmesi teknolojik olarak bir yenilik olarak değerlendirilse bile kart saklama hizmeti sunan diğer kuruluşların da aynı alt yapıyı kullanması durumunda tüketici açısından aynı düzeyde yararın sağlanabileceği, bankaların davacı şirketi ön plana çıkartan uygulamalarının diğer piyasa aktörlerini dışlayıcı etki oluşturabileceği, bu anlamda rekabet dengesinin bozulacağı göz önüne alındığında, bankalarca ortağı oldukları davacı şirketin etkin piyasa aktörü olarak kullanılmasıyla kart veri saklama hizmeti piyasasında tüketici yararı ve teşebbüs karı ile diğer şirketlerin külfeti arasında makul ve kabul edilebilir dengenin sağlanamadığı anlaşıldığından, davacı şirketçe sunulan kart saklama hizmetine muafiyet tanınmamasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Kurul kararının eksik inceleme nedeniyle hukuka aykırı olduğu, 4054 sayılı Kanun'un 5. maddesinde sayılan şartların sağlandığı, Kurul'un muafiyet verdiği kararının alındığı dönem ile dava konusu Kurul kararının alındığı dönemin koşullarının aynı olduğu, Kurul kararı alınırken o dönem sektördeki düzenleyici otorite olan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndan görüş alınmadığı, muafiyet talep edilen hizmetin tahsilat oranlarında artış getirerek kartlı ödeme sektöründe büyümeye katkı sağladığı, yatırım ve bakım maliyetlerinde azalma sağladığı, bankaların ayrı ayrı bu hizmeti vermesinin karmaşık bir entegrasyon sistemine yol açarak maliyetleri artıracağı, tüketicilerin muafiyet talep edilen hizmetten yarar sağlayacağı, ilgili pazarda giriş engellerinin bulunmadığı, hizmetin münhasırlık ve rekabet yasağı içermediği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 24/09/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 13. Daire, E. 2020/662, K. 2024/3505, T. 24.09.2024, www.arakarar.com/karar/danistay-13-daire-2020-662-e-2024-3505-k-d5e73424a747