Danıştay · 13. Daire

Danıştay 13. Daire 2020/514 E. 2023/6216 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2020/514
Karar No
2023/6216

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/514 Karar No:2023/6216 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Kurul kararına aykırı şekilde 01/10/2012 -10/05/2014 tarihleri arasında gerçekleştirilen aboneliklerden 37.523 tanesi için abonelik işlemlerini gerçekleştiren personele ait isim, soy isim ve T.C. Kimlik Numarası bilgilerinin kayıt altına alınmadığından bahisle 466.963,89-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının (3) numaralı bendinin, bu kararın tebliğine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin, bu işlemlere istinaden tanzim edilen idari para cezası karar tutanağı ve ekindeki tahakkuk fişi ile bunların tebliğine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin ve ... tarih ve ... sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu kararına karşı yapılan itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 5. maddesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağının belirtildiği, atıf yapılan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında ise, "İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayıda kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar." kuralının yer aldığı, davaya konu Kurul kararında açıkça belirtildiği üzere, davacı şirkete idari para cezası verilmesine neden olan eylemin 01/10/2012-10/05/2014 tarihleri arasında işlendiği, para cezasının ise 15/02/2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 12. maddesi uyarınca verildiği, kabahatler bakımından da geçerli olan "Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi ile bu ilkenin pozitif hukuktaki yansımaları niteliğinde olan Kabahatler Kanunu ve Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin düzenlemeleri dikkate alındığında, eylem tarihi itibarıyla yürürlükte olmayan düzenlemelere göre idari yaptırım uygulanamayacağının açık olduğu, dava konusu idari para cezasına konu eylemin 01/10/2012-10/05/2014 tarihleri arasında işlendiği, buna göre; davacı şirketin Yönetmeliğin yürürlük tarihi olan 15/02/2014 ile 10/05/2014 tarihi arasından bulunan sürede gerçekleşen ihlâli dikkate alınmak suretiyle ceza tesisi gerekirken, 01/10/2012-10/05/2014 tarihleri arası tüm dönem üzerinden değerlendirme yapılmak suretiyle ceza verilmesine yönelik davaya konu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı; öte yandan, davalı idarece dayanak Yönetmeliğin yürürlük tarihinden sonraki dönemde gerçekleşen ihlâller bakımından ayrıca bir değerlendirme yapılabileceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce, Dairemizin ... tarih ve E:..., K:... sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 24/09/2018 tarihli ara kararı ile davalı idareden; "Davacı şirkete idarî para cezası verilmesine sebep olan eylemlerin 01/10/2012-10/05/2014 tarihleri arasında gerçekleştiği görülmekle birlikte, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin yürürlüğe giriş tarihi olan 15/02/2014 tarihi ile 10/05/2014 tarihi arasında gerçekleştirilen eylemlerin (... tarih ve ...sayılı Kurul kararına aykırı şekilde gerçekleştirilen abonelikler) ayrıntılı dökümünün" gönderilmesine karar verildiği, davalı idarece sunulan ... tarih ve ... sayılı ara kararı cevabında; "Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin yürürlüğe giriş tarihi olan 15/02/2014 tarihi ile 10/05/2014 tarihi arasında gerçekleştirilen eylemlere ilişkin yapılan filtreleme neticesinde 2627 abonelikte abonelik işlemlerini gerçekleştiren personele ait isim, soy isim ve T.C. Kimlik Numarası bilgilerinin kayıt altına alınmadığı ve bu kapsamda ara kararda belirtilen tarihler arasında da ihlâlin devam ettiği"nin bildirildiği; Uyuşmazlıkta, abonelik sözleşmelerinde, abonelik işlemlerini gerçekleştiren personele ait isim, soy isim ve T.C. Kimlik Numarası bilgilerinin kayıt altına alınmadığı konusunda ihtilaf bulunmadığı, yeni yönetmelik yürürlüğe girdikten sonra da süregelen nitelikte olduğu ve hâlen devam ettiği hususunun sabit olduğu, bu aykırılığın en son tespit edildiği 10/05/2014 tarihi itibarıyla da aykırılığa ilişkin cezaî yaptırımların yürürlükte bulunduğu açık olduğundan, 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin "Tüketici haklarına ilişkin ihlâller" başlıklı 12. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesinin önünde herhangi bir hukukî engel bulunmadığı; Öte yandan, davacının eyleminin, İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nden önceki Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesi uyarınca da aynı oranda idari para cezasını gerektirdiği ve eski Yönetmeliğin lehe hükümler içermediği görüldüğünden, verilen para cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, mevzuata aykırı bir eylemlerinin bulunmadığı, idarenin bahse konu Kurul kararının içerik ve kapsamını yorum yoluyla genişleterek/değiştirerek idari para cezası uyguladığı, bu durumun suç ve cezaların kanuniliği, idari istikrar, öngörülebilirlik, şeffaflık, hukuki güven ve idari faaliyetlerin belirliliği ilkelerine aykırılık teşkil ettiği, idari para cezasının takdirinde mevzuat uyarınca gözetilmesi gereken hususların tamamen göz ardı edilerek son derece fahiş ve orantısız bir yaptırım uygulandığı, eylem tarihinde yürürlükte olmayan hükümlere dayanılarak ceza uygulandığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu, zaman bakımından uygulama kuralının ihlâl edilmediği, zire her iki yönetmelikte de aynı oranda yaptırım öngörüldüğü, mevzuatın cevaz verdiği üst sınırın altında bir orandan ceza verildiği, dolayısıyla ölçülülük ilkesine uygun olarak hareket edildiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır. Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü ile davanın reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 25/12/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 13. Daire, E. 2020/514, K. 2023/6216, www.arakarar.com/karar/danistay-13-daire-2020-514-e-2023-6216-k-4325a8aade70