Danıştay · 13. Daire

Danıştay 13. Daire 2019/817 E. 2024/1283 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2019/817
Karar No
2024/1283

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/817 Karar No:2024/1283 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Fonu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının ... firmalarından ... Giyim sanayi Dış Ticaret A.Ş.'de kanuni temsilci olarak görev yaptığından bahisle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un Mükerrer 35. maddesi uyarınca 29.171.980,93-TL'nin tahsiline ilişkin olarak düzenlenen ... tarih ve E... sayılı ödemeye çağrı mektubunun iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının, ... firmalarından ... Giyim Sanayi Dış Ticaret A.Ş.'de 24/01/2000-28/07/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, dosyaya sunulan belgelerden, şirketin kullandığı kredilerin kendi kaynaklarından ödenmediği, kullandırılan kredilerin tamamının şirketin kanuni takip hesaplarında izlenen riskleri oluşturduğu, kullandırılan kredilerin banka zararına yol açmasına göz yumulduğu, bu sebeplerle davalı idare tarafından ... Giyim Sanayi Dış Ticaret A.Ş. firmasından tahsil edilemeyen Banka zararının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan talep edildiği, bu yapılırken kullandırılan kredilere ilişkin davacının görev süresi ve öncesinde kullandırılan kredilerin ayrıştırıldığı, görev süresinden sonra kullandırılan kredilerin hesaplamaya dahil edilmediği, söz konusu alacağın TMSF'ye temlik tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca gecikme zammı uygulandığı ve sonuçta 29.171.980,93-TL'lik rakama ulaşıldığı ve davacıya belirtilen tutarda ödemeye çağrı mektubu gönderildiği, davacı tarafından da söz konusu ödemeye çağrı mektubuna karşı bakılan davanın açıldığı; davacı tarafından dava konusu alacakla ilgili davalı idarece daha önce düzenlenen ödemeye çağrı mektubunun iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, "Uyuşmazlık konusu kredilerin davacının sorumlu tutulduğu şirketler tarafından kullanıldığı ve davacının yönetim kurulu üyesi olmakla bu şirketlerin kanunî temsilcisi olduğu, 5411 sayılı Kanun'un Geçici 26. maddesinde yer alan hüküm dikkate alındığında da davacının takibe konu borçlardan sorumluluğunun bulunduğu, dolayısıyla davacının yönetim kurulu üyesi olduğu şirketlerce ... Bank A.Ş.'den kullanılan ve tahsil edilemeyen Fon alacaklarından sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak gecikme zammı ve faiz hesabının hukuka aykırı yapıldığı göz önüne alındığında, davacının sorumluluk tutarının mevzuata uygun olarak hesaplanmadığı" sonucuna varılarak iptal kararı verildiği, anılan iptal kararının kesinleşmesi üzerine davalı idarece iptal kararındaki gerekçeler doğrultusunda ve belirtilen eksiklikler tamamlanmak suretiyle dava konusu işlemin tesis edildiği, bu durumda, 29.171.980,93-TL tutarındaki Fon alacağı belirlenirken davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönemlerdeki kredi kullanımlarının değerlendirildiği, davacının görev süresi dışında kullandırılan kredilerin Fon alacağı hesaplamasında dikkate alınmadığı, dava konusu ödemeye çağrı mektubuna konu edilen meblağın, davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönemde kullandırılan ve yine aynı dönemde ödenmediği için kanuni takibe intikal eden kredilerden kaynaklandığı, davacının hesaplanan Fon alacağına ilişkin ...'ndan yapılan tahsilatların garameten düşüldüğü ve borcun anılan şirketten tahsil edilemediği anlaşıldığından, kanuni temsilci sıfatı ile davacının 29.171.980,93-TL'lik Fon alacağından sorumluluğuna ilişkin dava konusu ödemeye çağrı mektubunda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan krediler için yeniden ödemeye çağrı mektubu düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğu, dava konusu alacakların Fon alacağı olmadığı ve 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, ödemeye çağrı mektubuna konu borçların 5 yıllık tahsil zamanaşımına uğradığı, yapılan protokol sonucu ...'ndan olan alacakların tahsil edildiği ve kanuni temsilci olarak sorumluluğunun bulunmadığı, kredilerin vadelerinin görev yaptığı sürelerden sonra dolduğu, kullanılan kredilerin şirketin olağan faaliyetleri kapsamında kullanıldığı, dolanlı işlem niteliğinde olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu borçlara ilişkin olarak davacı hakkında daha önce verilen Mahkeme kararlarının "davacının sorumlu olmadığına" yönelik kararlar olmadığı, daha önce Mahkemece verilen iptal kararının gerekçesinin faiz hesaplamasının mevzuata uygun şekilde yapılmaması olduğu, iptal kararındaki gerekçe dikkate alınarak yeniden bir hesaplama yapıldığı, Fon'un, takip edeceği kanuni temsilcileri, 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen beşinci ve altıncı fıkralarına göre değil 5411 sayılı Kanun'un Geçici 26. maddesi uyarınca belirlediği, dava konusu borç tutarı hesaplanırken davacının görev yaptığı süre ve öncesinde kullandırılan kredilerin dikkate alındığı, davacının ilgili şirketteki kanuni temsilcilik görevi dışında ... Bank A.Ş.'de de denetçi ve yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunduğu, firmaya kullandırılan kredilere ilişkin genel kredi sözleşmelerinde davacının imzasının bulunduğu, ...'nun borcunun hâlen devam ettiği, Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 14/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 13. Daire, E. 2019/817, K. 2024/1283, www.arakarar.com/karar/danistay-13-daire-2019-817-e-2024-1283-k-89b1e654bcc9