Danıştay · 13. Daire
Danıştay 13. Daire 2019/3234 E. 2023/5462 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 13. Daire
- Esas No
- 2019/3234
- Karar No
- 2023/5462
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/3234 Karar No:2023/5462 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVACI) ... Petrol Nakliye İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti. İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda 21/05/2013 tarihinde gerçekleştirilen denetimde, yazarkasa satış fişleri ile alış faturalarının, ödeme kaydedici cihaz ile otomasyon verilerinin, otomasyon verileri ile fiilen tanklarda bulunan miktarların uyumsuz olduğunun ve otomasyon sistemine müdahale edildiğinin tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 19. maddesinin 7. fıkrası uyarınca 70.000,00-TL; dağıtıcı haricinde akaryakıt ikmali yapıldığının tespit edildiğinden bahisle anılan Kanun’un 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendi ile aynı fıkranın (d) bendi uyarınca 170.000,00-TL olmak üzere toplam 240.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 7. fıkrası uyarınca verilen 70.000,00-TL idari para cezası yönünden; Davacıya ait akaryakıt istasyonunda otomasyon sistemi verileri ile tank verileri arasında tutarsızlık bulunduğu denetim günü tutulan tutanak ile sabit ise de, davacının, istasyon otomasyon sisteminin çevrim içi olduğu, otomasyon sistemine izinsiz müdahale edildiğine dair bir tespitin olmadığı vb. iddiaları da dikkate alındığında, davalı idare tarafından idari para cezasının hangi nedenle üst sınırdan verildiğinin somut bilgi ve belgelerle ortaya konulmadığı, ayrıca bu konuda herhangi bir açıklama da getirilmediği anlaşılmış olup, herhangi bir kriter gözetilmeksizin salt takdir yetkisinden hareketle kanunda öngörülen üst sınırdan idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu kararın bu kımsında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. 5015 sayılı Kanun'un 19. maddenin 2. fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendi ve aynı fıkranın (d) bendi uyarınca 170.000,00-TL idari para cezası yönünden: Davacı şirkete, "dağıtıcı harici ikmal yaptığından" bahisle 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrası ve 2. fıkrasının (a) bendine aykırı fiili sebebiyle, anılan Kanun'nun 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin 3 nolu alt bendi ve (d) bendi uyarınca 170.000-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararının, Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilen ibareye dayanılarak tesis edildiği anlaşıldığından, yasal dayanağı kalmayan dava konusu işlemin bu kısmında da hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; Dava konusu işlemin, yazarkasa satış fişleri ile alış faturalarının, ödeme kaydedici cihaz verileri ile otomasyon verilerinin, otomasyon verileri ile fiilen tanklarda bulunan miktarların uyumsuz olduğu ve otomasyon sistemine müdahale edildiğinden bahisle, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 7. fıkrası uyarınca 70.000,00-TL idari para cezası verilmesi yönünden; İstasyon otomasyon sistemi stok hareketleri ve akaryakıt alım satım işlemlerinin elektronik ortamda, günlük olarak izlenebilmesini teminen istasyonlarında kurulu olan otomasyon sisteminin güvenliğinden sorumlu olmalarına, istasyon otomasyon sistemine izinsiz müdahele edememelerine ve istasyon otomasyon sisteminin çevrim içi olmayan yerlerinde (tank, pompa v.s) akaryakıt satışı ve dolum yapamamalarına rağmen, otomasyon sisteminin sağlıklı çalışmamasına rağmen akaryakıt satışı yaptığı tespitinde bulunulan davacı tarafından, mevzuatla yasaklanmış şekilde ticari faaliyetin yürütülmeye çalışıldığının dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden anlaşıldığından, davalı idarece 5015 sayılı Kanun’un 19/7. maddesinde belirlenen üst sınırdaki tutar üzerinden idari para cezası verilmesinde ölçülülük ilkesine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dava konusu işlemin, davacıya dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali gerçekleştirdiğinden bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendi ve aynı fıkranın (d) bendi uyarınca 170.000,00-TL idari para cezası verilmesi yönünden; İdare Mahkemesi kararında bahse konu gerekçe yönünden hukuki isabetsizlik bulunmamakla birlikte, davacının dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali fiili nedeniyle tesis edilen işlemde, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının da yasal dayanak olarak gösterildiği görüldüğünden, bu madde yönünden de işlem değerlendirildiğinde, davacı şirketin faaliyetini dağıtıcısı ile yapmış olduğu bayilik sözleşmesi kapsamında yürüttüğü, Kurul kararı ile davacı şirkete isnat edilen fiilin ise, dağıtıcısı haricinde akaryakıt ikmal edilmesi olarak tanımlandığı, bu bağlamda, davacının fiili, idari para cezası verilmesine dayanak olan Kanundaki kural ile örtüşmediğinden, davacıya 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak idari para cezası verilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Mahkeme kararının, davacıya 70.000,00-TL idari para cezası verilmesine yönelik işlemin iptaline ilişkin kısmının kaldırılmasına, 2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca bu kısım yönünden davanın reddine; Mahkeme kararının, davacıya 170.000,00-TL idari para cezası verilmesine yönelik işlemin iptaline ilişkin kısmı yönünden ise gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Kurumun harçtan muaf olduğu, dolayısıyla harca hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla birlikte bayilerin dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmeleri durumunda uygulanacak yaptırıma ilişkin doğrudan bir düzenleme bulunmadığı, ancak bahse konu madde "adalet" ve "hakkaniyet" ilkeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal edildiği, dolayısıyla anılan fiil suç olmaktan çıkarılmadığından suç teşkil eden fiilin cezalandırılmayacağı anlamına gelmeyeceği, somut olayda Kanun'un 19. maddesinin 7. fıkrasının uygulanması gerektiği, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. Davacı tarafından, gerekçesiz karar verildiği, ön araştırma soruşturma prosedürünün yerine getirilmediği, yazılı savunmada belirtilen hususların dikkate alınmadığı, denetim tutanağı incelendiğinde, (1) numaralı tankta yapılan ölçüme göre 41 cm, (2) numaralı yer altı tankında yapılan ölçüme göre ise 82 cm yakıt olduğu tespiti yer almakta ise de, yapılan ölçüm hatalı olduğundan gerçeklerle örtüşmediği, otomasyon sisteminde görünen ürün miktarı ile fiziki olarak ölçüm yapılarak elde edilen ürün miktarları arasında fark olmasının nedeninin otomasyon sisteminin kalibrasyonunun yapılmamasından kaynaklandığı, bu ölçüm biçimi ile tankın içerisindeki yakıt miktarının santimetre bazında ölçülmesinin mümkün olmadığı, rapor alınan yazarkasanın denetim tarihinden yaklaşık sekiz gün önce işletilmesine yarar beyninin yandığı, anılan tutarsızlığın yazarkasaya takılan yeni beynin ortaya çıkardığı teknik bir problemden kaynaklandığı, denetim sırasında tespiti yapılan yakıtın Tüpraş’tan alındığını gösterir fatura ve yakıtın teslim edildiğini gösterir faturaların sunulduğu, savunma hakkının ihlâl edildiği, verilen cezanın fahiş olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin iptale ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Mahkeme kararının ...-TL'lik kısmı yönünden kaldırılmasına ve bu kısım yönünden davanın reddine; ...-TL'lik kısmı yönünden ise gerekçeli olarak reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Davacı tarafından yapılan temyiz giderleri ile davalı idare tarafından yapılan temyiz posta giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın taraflara iadesine, 5. Davalı idare harçtan muaf olduğundan temyiz aşamasında yatırılan toplam 311,00-TL harcın istemi istemi hâlinde davalıya iadesine, 6. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 12/12/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.