Danıştay · 13. Daire
Danıştay 13. Daire 2019/3233 E. 2024/1383 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 13. Daire
- Esas No
- 2019/3233
- Karar No
- 2024/1383
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/3233 Karar No:2024/1383 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret A.Ş VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): ... Laboratuvarları Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Müdahil şirketin renkli kontak lens pazarında uyguladığı kampanya aracılığıyla davacı şirket aleyhine ayrımcılık yaparak faaliyetlerini zorlaştırdığından bahisle yapılan şikâyetin reddi, soruşturma açılmaması ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 9. maddesi kapsamındaki taleplerin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirket tarafından 22/08/2016 tarihinde, ...marka renkli lenslerin Türkiye'deki tek tedarikçisi olan Türkiye renkli lens pazarında hakim durumda olan müdahil şirketin optik mağazaları da kapsayan kampanyası kapsamında anılan ürünün hediyeleriyle birlikte düşük bir bedele geldiği, ancak kampanyanın optik mağazalarıyla depo niteliğindeki toptan satıcılara aynı şartlarla sunulması nedeniyle kampanyanın davacı şirketin yıllık alım yaptığı kutu ve ürün miktarından daha düşük bir kutu ile sınırlandırılması sonucu doğurduğu, bu kampanyanın pazarda büyük bir toptancı olan davacı şirketi piyasadan dışlamaya yönelik olduğu, davacı şirketin müşteri çevresinin yoğun olduğu bölgelerde düzenlediği toplantılarla davacı şirket aleyhine cazip kampanyalarla farklı bir algı oluşturduğu, Bölge Müdürünün bu toplantılarda davacı şirketin ticari itibarını zedeleyen beyanlarda bulunduğu iddialarıyla müdahil şirket aleyhine şikâyet başvurusunda bulunduğu, davalı idarece, şikâyet konusu eylemin kötüye kullanma olup olmadığının değerlendirildiği, şikâyete konu kampanyanın tüm müşterilere yönelik olduğu, müşterilerin kampanyaya katılıp katılmamakta serbest olduğu, kampanya dahilinde ... ürünlerinin her bir müşteri için tanımlanmış fiyatlandırma matrisi üzerinden satılmaya devam edileceği, dolayısıyla anılan ürünlerin fiyatında kampanya öncesi döneme göre bir farklılık bulunmadığı, bununla birlikte kampanyanın avantajının hediye ürünler olduğu, kampanya kapsamındaki tüm ticari koşulların müşteriler nezdinde eşit olarak düzenlenmesi sebebiyle, kampanya koşullarının ayrımcılığa yol açmadığı, benzer kampanyaların son üç yıl içinde diğer renkli lens alt markası ... ... için de yapıldığı, tüm bu kampanyaların ... ürününe özgü olmadığı, ticari hayatın olağan akışı içerisinde teşebbüslerin karlılıklarını ve rekabet edebilirliklerini sürdürebilmek için satış ve pazarlama stratejileri kapsamında bu tarz hamleler yapmasının doğal karşılandığı, bahse konusu pazarda faaliyet gösteren diğer şirketler tarafından, anılan şirket ile olan ticari ilişkilerinde dışlayıcı veya ayrımcı herhangi bir uygulamayla karşılaşmadıklarının belirtildiği, söz konusu kampanyadan bireysel ve zincir optikler ile kontak lens depolarının ne şekilde yararlandığına ilişkin olarak, müdahil şirket tarafından gönderilen bilgiler çerçevesinde toplam 302 müşteriye kampanya kapsamında yapılan satışların miktar ve fiyat verileri incelendiğinde, birkaç firmanın kampanyadaki kutu sınırından fazla miktarda yararlandığı, bu hususa yönelik müdahil şirket tarafından yapılan açıklamada, kampanya dönemi uzatılınca, müşteri hizmetlerinin -uzatma döneminden önceki alımları dikkate almaksızın- uzatılan dönemde kampanyalı alınabilecek ürün miktarını hatalı olarak yeniden başlattığı, kampanyalı ürün alım miktarları tamamlanmış olsa dahi, ilgili müşterilerin uzatma öncesindeki kampanyalı ürün alım miktarları sıfırlandığı için, uzatma döneminde kampanyalı ürünlerden ek alım yapabildiğinin belirtildiği, söz konusu olayın münferit olduğu, hatalı bir şekilde sipariş sistemi üzerinden gerçekleştiği, aynı ürüne yönelik diğer kampanyalarda davacı şirket aleyhine olacak herhangi bir durumun gerçekleşmediği dikkate alındığında, müdahil şirketin, kampanyalı ürün satış adetlerinde davacı şirket aleyhine sistematik bir şekilde bir sınırlama getirerek ayrımcılık yaptığı yönünde bir tespitte bulunulamayacağı, kampanyalı olarak fazladan satış yaptığı bireysel optiklerin davacı şirketin 2014, 2015 ve 2016 yılları bakımından ilk 5 müşterisi içinde dahi yer almadığı, dosya kapsamında davacı şirket tarafından öne sürülen iddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı şirket aleyhine ayrımcı ve/veya dışlayıcı herhangi bir uygulamanın söz konusu olmadığı, dolayısıyla müdahil şirketin davranışlarının 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında bir kötüye kullanma hali teşkil etmediği, müdahil şirketin davacı şirketin itibarını zedeleyici davranışlarda bulunduğu iddiasının bilgi belge talep edilmesine rağmen davacı şirketçe somutlaştırılamadığı, sadece mahkeme sürecinin devam ettiğinin bildirildiği, dolayısıyla bu iddiaların, 4054 sayılı Kanun kapsamında olmadığı ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabete ilişkin hükümleri çerçevesinde adli yargı mercileri nezdinde çözüme kavuşturulması gerektiğinden bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği; müdahil şirketin, ... marka ürünlere yönelik kampanyalarının, davacı şirketi pazardan dışlayıcı nitelikte olmadığı, zincir ve bireysel optik mağazalara olan satış miktarını artırma amacına hizmet eden satış ve pazarlama kompozisyonu kapsamında yapıldığı, dolayısıyla, somut olayda hakim durumun kötüye kullanılması hallerinin gerçekleşmediği, anılan şirketin hakim durum analizine yönelik olarak değerlendirme yapılmasına gerek olmadığı, davacı şirketin iddialarının Kurul kararında kapsamlı olarak incelendiği, bu durumda, davacı şirketin şikâyet başvurusu üzerine başlatılan önaraştırma neticesinde, müdahil şirketin 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesini ihlâl etmediğinden bahisle şikâyetin reddine, müdahil şirket hakkında soruşturma açılmamasına ve aynı Kanun'un 9. maddesi uyarınca rekabetin tesisine yönelik taleplerinin reddine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, müdahil şirket ile aralarındaki satın alınacak ürün adedi açısından kendilerine ağır bir taahhüt yükleyen yıllık alım mutabakatına aykırı olarak taahhüt edilen dönem, miktar ve şartlarda ürün verilmediği, müdahil şirketin yaptığı kampanyayla optiklere çok daha uygun fiyatlara aynı ürünleri sattığı, müdahil şirketin bu eylemlerle kendilerini piyasadan çekilmeye zorladığı, eşit durumdaki alıcılara farklı koşullar uygulanması gibi farklı koşullardaki alıcılara eşit koşullar uygulanmasının da ayrımcılık kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.Müdahil tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 20/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.