Danıştay · 13. Daire

Danıştay 13. Daire 2019/1102 E. 2024/588 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2019/1102
Karar No
2024/588

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/1102 Karar No:2024/588 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Fonu ... VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Turizm Tanıtım ve Mağazacılık A.Ş.'de kanuni temsilci olarak görev yaptığından bahisle 70.276.796,87-TL tutarında Fon alacağının tahsiline yönelik olarak davacı hakkında düzenlenen ...tarih ve E... sayılı ödemeye çağrı mektubu ile dayanağı ... tarih ve... sayılı Fon Kurulu kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesi'nce verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davacının ... Turizm Tanıtım ve Mağazacılık A.Ş.'de 31/01/1997-20/05/1999 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği, 20/05/1999-24/01/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu başkanlığı görevinde bulunduğu, ayrıca ... Bank A.Ş.'de 26/02/1998-12/10/1999 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği yaptığı, görev yaptığı dönem ve öncesinde ... Turizm Tanıtım ve Mağazacılık A.Ş. tarafından kullanılan ve ödenmeyerek görev süresi içerisinde kanuni takip hesaplarına aktarılan kredilerin ayrıştırıldığı, söz konusu alacağa TMSF'ye temlik tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca gecikme zammı uygulandığı ve sonuçta 70.276.796,87-TL'lik rakama ulaşıldığı, anılan şirket ile ilgili yapılan takiplerden sonuç alınamadığı ve davacıya belirtilen tutarda ödemeye çağrı mektubu gönderildiği, davacı tarafından da söz konusu ödemeye çağrı mektubuna ve dayanak Fon Kurulu kararına karşı bakılan davanın açıldığı; 70.276.796,87-TL'lik Fon alacağı belirlenirken davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönemlerdeki kredi kullanımlarının değerlendirildiği, 07/12/1998 tarihinde 385.500,00-TL, 05/02/1999 tarihinde 20.000,00-TL, 16/02/1999 tarihinde 10.000,00-TL, 02/03/1999 tarihinde 18.250,00-TL, 19/03/1999 tarihinde 70.000,00-TL, 25/03/1999 tarihinde 70.000,00-TL, 01/04/1999 tarihinde 310.800,00 TL, 29/04/1999 tarihinde 10.000,00-TL, 30/04/1999 tarihinde 250.000,00-TL, 17/05/1999 tarihinde 12.000,00-TL tutarlı kredilerin kullandırıldığı, vadesinde ödenmeyen kredilerin kullandırılan 15.257,46-TL ve 1.390.962,73-TL miktarlı 2 adet kredi ile kapatıldığı, bu kredilerin de vadesinde ödenmediği, vadesinde ödenmeyen kredilerin kredi anapara ve faiz ödemelerinin ... Grubu firmaları ile ... Bank A.Ş. arasında 05/02/2001 tarihinde imzalanan protokol kapsamında kullandırılan 3.522.335,49-TL ve 3.297.878,32-TL iki adet kredi ile yapıldığı, bu kredilerin de vadesinde ödenmeyerek takip hesaplarına intikal ettiği, firmaya davacının görev yaptığı dönemde kullandırılan krediler daha sonra kullandırılan kredilerle kapatılmış olsa da her biri öncekini kapatacak şekilde defaatle kredi kullandırıldığı, gerçekte kredilerin hiçbir zaman kapatılmadığı, kredi kullandırımlarından davacının sorumlu olduğu, davacının görev süresi dışında kullandırılan ve tazmin olan kredilerin Fon alacağı hesaplamasında dikkate alınmadığı, dava konusu ödemeye çağrı mektubuna konu edilen meblağın, davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönemde kullandırılan ve yine aynı dönemde ödenmediği için kanuni takibe intikal eden kredilerden ve teminat mektuplarından kaynaklandığı, davacının da hesaplanan Fon alacağının ödendiğine ilişkin herhangi bir bilgi veya belgeyi dosyaya sunamadığı hususları dikkate alındığında davacının 70.276.796,87-TL tutarındaki Fon alacağından sorumluluğuna ilişkin dava konusu ödemeye çağrı mektubunda ve bu ödemeye çağrı mektubunun dayanağı Fon Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararında gerekçe bulunmadığı, ... Grubu şirketlerindeki görevlerinden 1999 yılında ayrıldığı, kamu alacağının ise 2001 yılında doğduğu, kamu alacağının doğduğu tarihte yönetim kurulu üyesi olmadığı, 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinin 5. ve 6. fıkralarının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği, dava konusu ödemeye çağrı mektubuna konu borcun nasıl hesaplandığının belirtilmediği, ... Grubuna ilişkin alacağın tahsil edildiğine ilişkin Ağır Ceza Mahkemesi'nin kesinleşmiş kararının bulunduğu, ilgili şirket hakkında aciz belgesi alınmadan kendisi hakkında takip yapıldığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesinin temyize konu kararında dava dosyasının incelendiği hususunun açıkça vurgulandığı ve İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, bu yönüyle gerekçenin Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına da uygun olduğu, Fon'un takip edeceği kanuni temsilcileri 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinin iptal edilen 5. fıkrasına göre değil 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 26. maddesine göre belirlediği, davacıdan talep edilen alacağın amme alacağı olduğu, Fon'un aciz belgesi sunma zorunluluğunun bulunmadığı, Ağır Ceza Mahkemesi kararında tüm banka zararının ödendiği ya da Fon'un ... Grubu şirketlerinden hiçbir alacağının kalmadığı şeklinde bir tespit yapılmadığı, hukuki sorumluluk ile cezai sorumluluğun birbirinden farklı nitelikte olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ...İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 07/02/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 13. Daire, E. 2019/1102, K. 2024/588, www.arakarar.com/karar/danistay-13-daire-2019-1102-e-2024-588-k-9f4a6605c3ce