Danıştay · 12. Daire

Danıştay 12. Daire 2024/4522 E. 2024/3980 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
12. Daire
Esas No
2024/4522
Karar No
2024/3980
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2024/4522 Karar No : 2024/3980

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ...

2- DAVALI : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir İl Emniyet Müdürlüğünde ... olarak görev yapmakta iken, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Geçici 27. maddesi uyarınca re'sen emekli edilmesine ilişkin işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi üzerine emeklilik durumu yeniden değerlendirilen davacının, tekrar 2015 yılı itibarıyla emekliye sevk edilmesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile şimdilik 1.000,00- TL maddi ve 120.000,00- TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ortada hukuka aykırılığı mahkeme kararıyla saptanmış bir işlem bulunduğu, söz konusu yargı kararının maddi ve hukuki olarak uygulanabilir nitelikte olmasına karşın, davalı idare tarafından bu kararın biçimsel olarak uygulandığı, Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında düzenlenen yargı kararlarının geciktirilmeksizin uygulaması yükümlülüğü altında bulunan davalı idarece, Mahkeme kararının icrasına dönük olarak esaslı (Danıştay Beşinci Dairesi kararında belirtilen kriterler ve belirlemeler çerçevesinde) herhangi bir girişimde bulunulmadığı, Mahkemelerce verilen kararların gereği gibi uygulanmasının idarelerin sorumluluğunda olduğu, idarelerin bu sorumluluktan kaçınmaya yönelik yaptığı iş ve işlemlerin hukuk düzeni tarafından korunmayacağı, bu kapsamda esaslı şekilde uygulanmasından imtina edilen Mahkeme kararının biçimsel şekilde icrasına dönük olarak tesis edilen dava konusu işlemde Anayasa'nın temel kurallarına ve temel hukuk ilkelerine uygunluk bulunmadığı, davanın, davacının re'sen emekliye sevk edilmesi işleminden kaynaklanan maaş farkı, ücret ve diğer özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini yönünden incelenmesinden; davacının re'sen emekliliğe sevk edilmesine dair işlemin hukuka aykırı olduğuna ilişkin yer verilen gerekçenin, davacının doğrudan görevine başlatılması sonucunu doğurmayıp, re'sen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda idare tarafından yeniden bir değerlendirme yapılmak suretiyle karar verileceğinden, davacının maaş farkı, ücret ve diğer özlük haklarının tazmini istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine olanak bulunmadığı; davanın, davacının manevi tazminat istemi yönünden incelenmesinden ise; her ne kadar davalı idare tarafından işbu davaya konu işlem öncesinde de davacının re'sen emekliye sevki yoluna gidilmiş ise de, davalı idarece tesis olunan bir işlemin yargı kararıyla iptal edilmesinin her zaman ilgiliye manevi tazminat ödenmesini gerektirmeyeceği, re'sen emeklilik işleminin iptaline dair Mahkeme kararlarının davacının doğrudan atanmasını gerektirmediği, obfektif kriterlerin ortaya konulmasının istenildiği; öte yandan, davaya konu işlemin, idarenin tazminat ödemekle yükümlü tutulmasını gerektirecek derecede ağır ve davacının şeref ve haysiyeti ve onuru gibi manevi kişiliğini sarsacak bir sonucu doğurmadığı görüldüğünden, manevi tazminat ödenmesini gerektirecek şartların oluşmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının işlemden kaynaklandığı ileri sürülen maaş farkı, ücret ve diğer özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, davacı ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı tarafından; iptal kararındaki yeniden değerlendirmeye yönelik kısım keyfi uygulamaya yol açacağından hukuka aykırı olduğu, hakkında zaten üçüncü kez re'sen emeklilik işlemi tesis edilmesi üzerine bu davanın açıldığı, maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında kabul kararı verilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından; 3201 sayılı Kanun'un Geçici 27. maddesinde, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olan personeli re'sen emekliye sevk etme hususunda davalı idareye geniş bir takdir yetkisi tanındığı, bunun haricinde başarısızlık, yetersizlik v.b herhangi bir özel şarta yer verilmediği; ilgili personelin özlük dosyasına idari yönden yansıyan tüm bilgileri ile varsa adli bilgileri de dikkate alınarak kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda işlem tesis edildiği, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı tarafından; savunma verilmemiştir. Davalı idare tarafından; savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, davacının işlemden kaynaklandığı ileri sürülen maaş farkı, ücret ve diğer özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat isteminin ise reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 10/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY (X): Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa 'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan devlettir. Yine Anayasanın 138. maddesinin son fıkrasında "Yasama ve Yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." yolunda açık, kesin ve buyurucu bir kurala yer verilmektedir. 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun (04/04/2015 tarih ve 29316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle eklenen) Geçici 27. maddesinde, "01/01/2015 tarihi itibarıyla, Birinci Sınıf Emniyet Müdürü rütbesini ihraz edenlerden Emniyet Genel Müdür Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkanı, Polis Akademisi Başkanı, Özel Güvenlik Denetleme Başkanı, Birinci Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, İl Emniyet Müdürü, Emniyet Müşaviri, Polis Moral Eğitim Merkezi Müdürü, Akademi Başkan Yardımcısı, Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürü, Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı, Teftiş Kurulu Grup Amiri, Polis Meslek Yüksek Okulu Müdürü, Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürü ve Polis Eğitim Merkezi Müdürü kadrolarında bulunanlar dışında kalanlar ile 01/01/2015 tarihi itibarıyla İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürü rütbesini ihraz edenlerden emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olanlar; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde Yüksek Değerlendirme Kurulunun teklifi ve İçişleri Bakanının onayı ile resen emekliye sevk edilebilir. Bu şekilde emekliye sevk edilenler hakkında da 55 inci maddenin yirmi birinci fıkrası hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır. Dosyanın incelenmesinden; İzmir İl Emniyet Müdürlüğünde 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapmakta iken, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Geçici 27. maddesi uyarınca daha önce 17/04/2015 ve 22/01/2021 tarihlerinde olmak üzere iki kez re'sen emekli edilmesine ilişkin işlemlerin yargı kararlarıyla iptal edilmesi üzerine emeklilik durumu yeniden değerlendirilen davacının, tekrar 2015 yılı itibarıyla emekliye sevk edilmesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, şimdilik 1.000,00-TL maddi ve 120.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacının, ilk re'sen emekliliğe sevk işlemine ilişkin yapılan yargılamada .... İdare Mahkemesince verilen iptal kararında yer alan, davacının re'sen emekliliğe sevk edilmesine dair işlemin hukuka aykırı olduğuna ilişkin gerekçede; "Kararın; davacının doğrudan görevine başlatılması sonucunu doğurmayıp, re'sen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda idare tarafından yeniden bir değerlendirme yapılacağı" hususunun vurgulanmış olmasında hukuki isabetsizlik bulunmamakta ise de; temyizen incelenmekte olan işbu üçüncü davanın, birinci ve ikinci kez re'sen emekliye sevk işlemleri hakkında verilen Mahkeme kararları gerekleri gözetilmeksizin işlem tesis edilmesi sebebiyle açıldığı göz önünde bulundurulduğunda, davalı idarenin, İdare Mahkemesi kararlarının gerekçesine uygun davranmamasının hukuki sonuçlarına katlanması, hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. İzmir 1. İdare Mahkemesince ilk davada verilen karar ile idarenin eşit, objektif ve istikrarlı uygulama yapmadığı ortaya konulmuş iken; bu kez davacı hakkında tekrar tesis edilen dava konusu re'sen emekliye sevk işleminin de iptali yolunda verilen temyize konu kararda, davalı idarece davacının durumu ile ilgili olarak "yeniden değerlendirme yapılacağının" kabulü; verilen iptal kararının davacı yönünden doğurduğu hukuki sonucun etkisiz kalmasına yol açacağı gibi; yargı kararının gereklerini yerine getirmediği tartışmasız olan idareye, bu tutumunu sürdürme olanağı da tanıyacaktır. Nitekim, konuya ilişkin olarak Dairemizde mevcut emsal nitelikteki dosyalarda; idarenin, sadece üçüncü kez re'sen emekliye sevk işleminden kaynaklanan uyuşmazlıklarda değil, daha sonra tesis edilen yeni re'sen emekliye sevk işlemi ile ilgili davalarda da aynı tutumu sergilediği görülmektedir. Böyle bir durumun, sözü edilen Geçici 27. madde hükmü uyarınca tesis edilen re'sen emekliye sevk işlemleri ile ilgili yargılamaları kısır döngüye sokacağı; verilen yargı kararlarının idare tarafından gereği gibi uygulanması noktasında zafiyete sebep olacağı açıktır. İdarenin, "kararı şeklen uygulamaktan" öteye gitmeyen bu ısrarlı tutumunun, hukuk devleti ilkesi ile de bağdaşmadığını ayrıca vurgulamak gerekir. Yukarıda değinilen tüm hukuki ve fiili durum karşısında; İdare Mahkemesi kararında yer verilen ve Bölge İdare Mahkemesince de, davacının istinaf başvurusu reddedilmek suretiyle aynen kabul edilmiş olan, "davalı idarece yeniden işlem tesis edileceğinin açık olduğu" şeklindeki gerekçede hukuki isabet bulunmadığından, kararın bu kısmının bozulması gerekmektedir. Davacının maddi tazminata ilişkin temyiz istemi bu yönden incelendiğinde; Anayasa'nın 125. maddesi ile düzenlenen, idarelerin her türlü eylemlerinden ve işlemlerinden doğan zararları tazminle yükümlü tutulduklarına yönelik kural uyarınca, dava konusu işlem nedeniyle davacıya maddi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığından, temyize konu kararın, davacının maddi tazminat istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının da bozulması gerekmektedir. Davacının, kararın, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince; Yukarıda yapılan açıklamalar ve davacının ilk ve ikinci kez re'sen emekliye ayrılması işlemlerinin iptali yolunda verilen kararların gerekçeleri birlikte değerlendirildiğinde; davalı idarenin, Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında ve 2577 sayılı Yasa'nın 28. maddesinin 1. fıkrasında yer alan hükümlerine aykırı olarak, yargı kararlarını uygulamama amacıyla hareket ettiği, yargı kararlarının icaplarına göre değil, şeklen uygulanması suretiyle etkisiz bırakmaya yönelik tutum sergilediği; bu durum karşısında, olayda manevi tazminata ilişkin koşulların oluştuğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davacının duyduğu elem ve üzüntünün kısmen de olsa giderilmesi amacıyla, Mahkemece takdir edilecek manevi tazminatın, manevi tatmin aracı olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, fakat aynı zamanda, duyulan elem ve ızdırabı giderecek oranda saptanarak davalı idare tarafından davacıya ödenmesine hükmedilmesi gerekirken, davanın bu kısmının da reddi yolunda hüküm kurulmasında hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerde, davacının temyiz isteminin kabulüyle; temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, "anılan gerekçesi" yönünden ve ayrıca; davacının maddi tazminat istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacının manevi tazminat isteminin reddine dair kısımlarının bozulması gerektiği görüşüyle, Daire kararının, davacının temyiz isteminin reddine ilişkin kısmına katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay 12. Daire, E. 2024/4522, K. 2024/3980, T. 10.10.2024, www.arakarar.com/karar/danistay-12-daire-2024-4522-e-2024-3980-k-0dd314ce33cc