Danıştay · 12. Daire
Danıştay 12. Daire 2022/2423 E. 2024/3963 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 12. Daire
- Esas No
- 2022/2423
- Karar No
- 2024/3963
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2022/2423 Karar No : 2024/3963
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1-(DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
2-DAVALILAR : 1-... Genel Müdürlüğü 2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Manisa İl Emniyet Müdürlüğünde ... sınıf ... olarak görev yapmakta iken, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Geçici 27. maddesi uyarınca re'sen emekli edilmesine ilişkin işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi üzerine emeklilik durumu yeniden değerlendirilen davacının, tekrar 2015 yılı itibarıyla emekliye sevk edilmesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile emeklilikte geçen sürenin fiili hizmetten sayılarak, re'sen emekliye sevk işleminden kaynaklanan parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 11/11/2021 tarihli ara kararı ile dava konusu işlemin tesisi sırasında hangi kriterlerin uygulandığının sorulduğu, davalı idarenin 19/11/2021 tarihli yazısıyla, sorulan hususa ilişkin olarak bilgi ve belge ibraz edilmediği, bu haliyle davacının ilk re'sen emekliye sevk işleminin ... İdare Mahkemesince iptal edilmesine ve bu kararın iptale ilişkin kısmının, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararla, gerekçesi değiştirilerek onanmasına karşın, Danıştay Beşinci Dairesinin kararında belirtilen gerekçe dikkate alınmaksızın, başka bir deyişle, re'sen emekliye sevk edilecek personelin seçiminde kullanılan ölçütlerin eşit, objektif ve istikrarlı şekilde uygulanması suretiyle işlem tesis edilmesi gerekirken, dava konusu işlem ile herhangi bir eşit, objektif kriter/ölçüt ortaya konulmadan, yeniden davacının 2015 yılı itibarıyla re'sen emekliye sevkine (re'sen emeklilik durumunun devamına) karar verildiği; bu durumda, verilen ilk yargı kararının maddi ve hukuki olarak uygulanabilir nitelikte olmasına karşın, davalı idare tarafından bu kararın biçimsel olarak uygulandığı, bu haliyle tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline; davacının ilk re'sen emekliye sevk işleminin iptali yolunda verilen yargı kararının gereklerine uygun olarak, re'sen emekliye sevk edilip edilmeyeceği hususunun davalı idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiğinden, bu aşamada emeklilikte geçen sürenin fiili hizmetten sayılarak, re'sen emekliye sevk işleminden kaynaklanan parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle ödenmesi istemi hakkında ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından; özlük hakları yönünden yapılan değerlendirmenin idare hukuku ilkeleri ile bağdaşmadığı, statüsünün idari işlem sonucunda emekli olarak değişmesi ile özlük haklarının değişikliğe uğradığı, dolayısıyla işlem nedeniyle zarar gördüğü, emekliliğe sevk konusunda hiçbir somut ve objektif kriter ortaya konulmadığı açık olduğu halde özlük haklarının düzenlenmesi konusunun yeniden idareye bırakılmasının hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığı, idarece aynı şekilde karar verildiği takdirde özlük haklarının ilanihaye ödenmemesi sonucunun doğacağı, bu durumun hukuk dışı olduğu belirtilerek, kararın parasal ve özlük haklarına yönelik talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idareler tarafından; 3201 sayılı Kanun'un Geçici 27. maddesinde emeklilik ve yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olan personelin re'sen emekliye sevk edilmesi konusunda idarelerine geniş bir takdir yetkisi tanındığı, ilgili personelin emekliliğine ilişkin değerlendirmenin Kanunla belirlenmiş olan "rütbe" ve "emeklilik/yaşlılık aylığı" bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olma haricinde başarısızlık, yetersizlik vb. herhangi bir özel şarta yer verilmediği, buna göre Emniyet Genel Müdürü başkanlığında Kanun'da sayılan kurul üyelerinin katılımıyla teşekkül ettirilen kurul tarafından Kanun'da belirtilen bahse konu iki şart dışındaki herhangi bir şarta bağlı kalınmaksızın, personelin özlük kayıtlarına idari yönden yansıyan tüm bilgiler dikkate alınarak, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda işlem tesis edildiği, işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı tarafından; temyize konu kararın iptale ilişkin kısmının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı idarelerden Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından; temyize konu kararın parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle ödenmesine ilişkin talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş; İçişleri Bakanlığınca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, emeklilikte geçen sürenin fiili hizmetten sayılarak, re'sen emekliye sevk işleminden kaynaklanan parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle ödenmesi istemi hakkında ise karar verilmesine yer olmadığına ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 10/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa 'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan devlettir. Yine Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında "Yasama ve Yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." yolunda açık, kesin ve buyurucu bir kurala yer verilmektedir. 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun (04/04/2015 tarih ve 29316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle eklenen) Geçici 27. maddesinde, "01/01/2015 tarihi itibarıyla, Birinci Sınıf Emniyet Müdürü rütbesini ihraz edenlerden Emniyet Genel Müdür Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkanı, Polis Akademisi Başkanı, Özel Güvenlik Denetleme Başkanı, Birinci Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, İl Emniyet Müdürü, Emniyet Müşaviri, Polis Moral Eğitim Merkezi Müdürü, Akademi Başkan Yardımcısı, Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürü, Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı, Teftiş Kurulu Grup Amiri, Polis Meslek Yüksek Okulu Müdürü, Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürü ve Polis Eğitim Merkezi Müdürü kadrolarında bulunanlar dışında kalanlar ile 01/01/2015 tarihi itibarıyla İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürü rütbesini ihraz edenlerden emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olanlar; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde Yüksek Değerlendirme Kurulunun teklifi ve İçişleri Bakanının onayı ile resen emekliye sevk edilebilir. Bu şekilde emekliye sevk edilenler hakkında da 55 inci maddenin yirmi birinci fıkrası hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır. Dosyanın incelenmesinden; Manisa İl Emniyet Müdürlüğünde 3. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapmakta iken, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Geçici 27. maddesi uyarınca re'sen emekli edilmesine ilişkin işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi üzerine emeklilik durumu yeniden değerlendirilen davacının, tekrar 2015 yılı itibarıyla emekliye sevk edilmesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile emeklilikte geçen sürenin fiili hizmetten sayılarak, re'sen emekliye sevk işleminden kaynaklanan parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacının, ilk re'sen emekliliğe sevk işlemine ilişkin yapılan yargılamada ... İdare Mahkemesince verilen iptal kararının, gerekçesi değiştirilerek onanmasına dair Danıştay Beşinci Daire kararında yer alan, davacının re'sen emekliliğe sevk edilmesine dair işlemin hukuka aykırı olduğuna ilişkin gerekçede; "Kararın; davacının doğrudan görevine başlatılması sonucunu doğurmayıp, re'sen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda idare tarafından yeniden bir değerlendirme yapılacağı" hususunun vurgulanmış olmasında hukuki isabetsizlik bulunmamakta ise de; temyizen incelenmekte olan işbu ikinci davanın, anılan Daire kararı gerekleri gözetilmeksizin işlem tesis edilmesi sebebiyle açıldığı göz önünde bulundurulduğunda, davalı idarenin, Danıştay Beşinci Daire kararının gerekçesine uygun davranmamasının hukuki sonuçlarına katlanması, hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Danıştay Beşinci Dairesince, ilk davada verilen karar ile idarenin eşit, objektif ve istikrarlı uygulama yapmadığı ortaya konulmuş iken; İdare Mahkemesince bu kez davacı hakkında tekrar tesis edilen dava konusu re'sen emekliye sevk işleminin de iptali yolunda verilen kararda, davalı idarece davacının durumu ile ilgili olarak "yeniden değerlendirme yapılacağının" kabulü; verilen iptal kararının davacı yönünden doğurduğu hukuki sonucun etkisiz kalmasına yol açacağı gibi; yargı kararının gereklerini yerine getirmediği tartışmasız olan idareye, bu tutumunu sürdürme olanağı da tanıyacaktır. Nitekim, konuya ilişkin olarak Dairemizde mevcut emsal nitelikteki dosyalarda; idarenin, sadece ikinci kez re'sen emekliye sevk işleminden kaynaklanan uyuşmazlıklarda değil, daha sonra tesis edilen yeni re'sen emekliye sevk işlemi ile ilgili davalarda da aynı tutumu sergilediği görülmektedir. Böyle bir durumun, sözü edilen Geçici 27. madde hükmü uyarınca tesis edilen re'sen emekliye sevk işlemleri ile ilgili yargılamaları kısır döngüye sokacağı; verilen yargı kararlarının idare tarafından gereği gibi uygulanması noktasında zafiyete sebep olacağı açıktır. İdarenin, "kararı şeklen uygulamaktan" öteye gitmeyen bu ısrarlı tutumunun, hukuk devleti ilkesi ile de bağdaşmadığını ayrıca vurgulamak gerekir. Yukarıda değinilen tüm hukuki ve fiili durum karşısında; İdare Mahkemesi kararında yer verilen ve Bölge İdare Mahkemesince de, davacının istinaf başvurusu reddedilmek suretiyle aynen kabul edilmiş olan, "davalı idarece yeniden işlem tesis edileceğinin açık olduğu" şeklindeki gerekçede hukuki isabet bulunmamaktadır. Davacının parasal ve özlük haklarına ilişkin temyiz istemi bu yönden incelendiğinde; Anayasa'nın 125. maddesi ile düzenlenen, idarelerin her türlü eylemlerinden ve işlemlerinden doğan zararları tazminle yükümlü tutulduklarına yönelik kural uyarınca, dava konusu işlem nedeniyle davacının emeklilikte geçen süresinin fiili hizmetten sayılarak, re'sen emekliye sevk işleminden kaynaklanan parasal ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, davacının parasal ve özlük haklarına ilişkin istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının bozulması gerektiği görüşüyle, Daire kararının, davacının temyiz isteminin reddine ilişkin kısmına katılmıyoruz.