Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2025/3196 E. 2025/3772 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2025/3196
- Karar No
- 2025/3772
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2025/3196 Karar No : 2025/3772
DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı / ANKARA 2- ... Bölge Müdürlüğü /...
DAVANIN ÖZETİ : Davacı tarafından; 1) 25/06/2013 tarih ve 28688 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tasfiye Yönetmeliği'nin 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "mali yüklerin" ibaresinin, 38. maddesinin 2. fıkrasının (c), (e) ve (f) bentlerinin, 64. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendinde yer alan "ve para cezaları" ibaresinin, bu ibarenin iptal edilememesi halinde anılan fıkranın tamamının, 2) 25/04/2014 tarih ve 28982 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tasfiye Genel Tebliği (Elektronik İhale Seri No:1)'nin 11. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendinde yer alan "Verilen teklifin ihaleye esas bedelin yüzde yetmiş beşinin altında olması halinde teklifler değerlendirilerek teklif edilen bedel üzerinden en yüksek teklifi verene satılabilir veya yeniden satışa sunulabilir." cümlesinin, 3) 28/11/2018 tarih ve 30609 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tasfiye Genel Tebliği (Kaçak Eşya ve Kaçak Eşya Naklinde Kullanılan Taşıtlara İlişkin İşlemler) (Seri No:1)'nin 5. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının, 4) İstanbul Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğüne yapılan 25/09/2024 tarihli başvurunun reddine ilişkin ... tarihli ve ... sayılı işlemin, iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.027.103,29-TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi zararının tazminine ve 925,00-TL ardiye ücretinin iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hükmü yer almış; 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve aynı Kanun'un 3 ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği hükme bağlanmış; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, dilekçelerin, 3. ve 5. maddelere uygun olmaması halinde uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak üzere reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca mahkemelerce iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak inceleme yapılması gerekmekte olup, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur. Dava dosyasının incelenmesinden; dava dilekçesinin "Konu" kısmında, 25/06/2013 tarih ve 28688 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tasfiye Yönetmeliği'nin 3. maddesinin 1. fıkrasının (ş) bendinde yer alan "mali yüklerin" ibaresinin, 38. maddesinin 2. fıkrasının (c), (e) ve (f) bentlerinin, 64. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendinde yer alan "ve para cezaları" ibaresinin, bu ibarenin iptal edilememesi halinde anılan fıkranın tamamının, 25/04/2014 tarih ve 28982 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tasfiye Genel Tebliği'nin 11. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendinde yer alan "Verilen teklifin ihaleye esas bedelin yüzde yetmiş beşinin altında olması halinde teklifler değerlendirilerek teklif edilen bedel üzerinden en yüksek teklifi verene satılabilir veya yeniden satışa sunulabilir." cümlesinin, 28/11/2018 tarih ve 30609 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tasfiye Genel Tebliği'nin 5. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ile 25/09/2024 tarihinde İstanbul Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğüne yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.027.103,29-TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi zararının tazminine ve 925,00-TL ardiye ücretinin iadesine karar verilmesi isteminde bulunulduğu; dilekçe içeriğinde, 28/11/2018 tarih ve 30609 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tasfiye Genel Tebliği'nin 5. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının hukuka aykırı olduğuna yönelik açıklamalarda bulunulduğu, 3.fıkrasının iptalinin mümkün olmaması halinde tamamının iptalinin istenildiği, 25/04/2014 tarih ve 28982 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tasfiye Genel Tebliği'nin 11. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendinde yer alan "Verilen teklifin ihaleye esas bedelin yüzde yetmiş beşinin altında olması halinde teklifler değerlendirilerek teklif edilen bedel üzerinden en yüksek teklifi verene satılabilir veya yeniden satışa sunulabilir." cümlesinin hukuka aykırı olduğuna yönelik açıklamalarda bulunulduğu ve iptalinin istenildiği, ilgili kısmın iptalinin mümkün olmaması halinde fıkranın tamamının iptalinin istenildiği, 25/06/2013 tarih ve 28688 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tasfiye Yönetmeliği'nin 38. maddesinin 2. fıkrasının (c), (e) ve (f) bentlerinin hukuka aykırı olduğu, iptaline karar verilmesi gerektiği, mümkün olmaması halinde tamamının iptalinin istenildiği, 64. maddesinin 1.fıkrasında yer alan "ikinci fıkrasının (b) bendinde" kısmının, 4. fıkrasının (c) bendinde yer alan "ve para cezaları" ibaresinin, bu ibarenin iptal edilememesi halinde anılan fıkraların tamamının iptali istemine yönelik açıklamalarda bulunulduğu, İstanbul Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğüne yapılan 25/09/2024 tarihli başvurunun reddine ilişkin ... tarihli ve ... sayılı işlemin iptaline, işleme konu saatlerin aynen iadesine, mümkün olmaması halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla maddi ve manevi zararlarının tazminine ve 925,00-TL ardiye ücretinin iadesine karar verilmesi taleplerinde bulunulduğu; "Sonuç" kısmında ise, 25/06/2013 tarih ve 28688 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tasfiye Yönetmeliği'nin 3. maddesinin 1. fıkrasının (ş) bendinin, 38. maddesinin 2. fıkrasının (c), (e) ve (f) bentlerinin, 64. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendinin, 25/04/2014 tarih ve 28982 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tasfiye Genel Tebliği'nin 11. maddesinin 5. fıkrasının, 28/11/2018 tarih ve 30609 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tasfiye Genel Tebliği'nin 5. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının tamamının, İstanbul Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğüne yapılan 25/09/2024 tarihli başvurunun reddine ilişkin ... tarihli ve ... sayılı işlemin, davacıya ait olup el konulan saatlere ilişkin tasfiye işleminin, ihalelerin iptaline ve saatlerin aynen iadesine, saatlerin aynen iade edilmemesi halinde değer tespitine yönelik bilirkişi raporunun yenilenmesine, saatlerin bedelinin güncel tecil faizi ile birlikte ödenmesine, hukuka aykırı olarak yapılan kesintilerin iadesine, hukuka aykırı olarak alınan ardiye bedelinin iadesine, tasfiyeye ilişkin uğranılan bu zararların tazminine ve manevi zararların tazminine karar verilmesinin istenildiği görülmektedir. Bu haliyle dava dilekçesinin, içeriği ile konu ve sonuç kısımlarının (altı çizili kısımlar yönünden) birbiriyle uyumlu olmadığı, dava konusu Yönetmelik ve Tebliğlerin hangi kısım ya da kısımlarının dava konusu edildiğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca idari yargı yerlerinin iptal ya da tazmin hükmü dışında, idari işlem veya eylem niteliğinde karar vermesine olanak bulunmadığından, davalı idarece el konulan davacıya ait saatlerin iadesi ve değer tespitine yönelik bilirkişi raporunun yenilenmesi istemleri nedeniyle de dava dilekçesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda belirtilen 3. maddesine uygun bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda, dava dilekçesinin kendi içerisinde uyumlu ve tutarlı olmadığı, dolayısıyla 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun düzenlenmediği sonucuna varılmış olup, dava konusu Yönetmelik ve Tebliğlerin hangi kısımlarının (fıkra, bent, ibare vb.) dava konusu edildiğinin açıkça gösterilmesi, hukuka aykırılık sebepleri ve bu düzenlemelerin davacının menfaatini ne şekilde etkilediğinin iptali istenen her bir kısım yönünden ayrı ayrı açıklanması, ödenmesini istediği maddi ve manevi tazminata yönelik miktarın yazılması, istemin dava dilekçesinin konu, içerik ve sonuç kısımlarında uyumlu bir şekilde belirtilmesi ve idari işlem ve eylem niteliğinde karar verilmesine yönelik istemde bulunulmaması suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde, yukarıda belirtilen hususlar netleştirilmek suretiyle, anılan Kanun'un 3. maddesine uygun şekilde yeniden düzenlenecek dilekçeyle dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE, 2) Aynı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrasına göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede de aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddine karar verileceğinin davacıya duyurulmasına, 3) Davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına, davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın davacıya iadesine, 15/09/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.