Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2025/1907 E. 2025/3473 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2025/1907
Karar No
2025/3473
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2025/1907 Karar No : 2025/3473

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN_ÖZETİ: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:2..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

SAVUNMANIN_ÖZETİ: Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:... DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, gereği görüşüldü: Dava; davacı tarafından, Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde 03/08/2022 tarihinde kalp rahatsızlığı nedeniyle uygulanan ameliyat sırasında damarının kesilerek yırtılmasına sebep olunduğundan, yanlış tedavi uygulandığından ve davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 1.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Dava dosyasının incelenmesinden; ... İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun, ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddine Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği; davacı vekili tarafından Danıştaya hitaben verilen dilekçe ile ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin anılan kararının temyizen incelenerek bozulmasının istenildiği anlaşılmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanunla eklenen geçici 8. maddesinde, 6545 sayılı Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümlerin 2576 sayılı Kanun'un anılan Kanunla değişik 3. maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları 20/07/2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanacağı; aynı Kanun'un "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin (istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kaldırılması hali bulunmadığı için bakılmakta olan uyuşmazlıkta uygulanan) 6. fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin bu maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların Danıştayda temyiz edilebileceği; "Temyiz dilekçesi" başlıklı 48. maddesinin 6. fıkrasında, temyizin kesin bir karar hakkında olması halinde kararı veren merciin temyiz isteminin reddine karar vereceği; aynı maddenin 7. fıkrasında ise, temyizin kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hallerde altıncı fıkrada sözü edilen kararın Danıştayın ilgili dairesince kesin olarak verileceği kurala bağlanmıştır. Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Ek 1. maddesinde, "Bu Kanunda öngörülen parasal sınırlar; her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılmak suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz. 17 nci madde uyarınca duruşma yapılmasının zorunlu olduğu davaların belirlenmesinde davanın açıldığı; 45 inci ve 46 ncı maddeler uyarınca istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde ise ilk derece mahkemesi veya bölge idare mahkemesince nihai kararın verildiği tarihteki parasal sınır esas alınır. Ancak nihai karar tarihinden sonra parasal sınırlarda meydana gelen artış, bölge idare mahkemesinin kaldırma veya Danıştayın bozma kararı üzerine yeniden bakılan davalarda uygulanmaz." hükümleri yer almakta iken, 04/06/2025 tarih ve 32920 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile Ek 1. maddenin 2. fıkrası değiştirilmiş, anılan değişiklik ile "17 nci madde uyarınca duruşma yapılmasının zorunlu olduğu davalar ile 45 inci ve 46 ncı maddeler uyarınca istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde davanın açıldığı tarihteki parasal sınır esas alınır." düzenlemesi getirilmiştir. Yukarıda aktarılan düzenlemelerin incelenmesinden, temyiz kanun yolu parasal sınırının belirlenmesinde, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının verildiği tarihte yürürlükte bulunan düzenleme uyarınca, Bölge İdare Mahkemesi karar tarihinin esas alınması kurala bağlanmış iken 04/06/2025 tarih ve 32929 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun ile 2577 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinde yapılan değişiklik sonucu bundan sonra temyiz kanun yolu parasal sınırının belirlenmesinde davanın açıldığı tarihteki parasal sınırın esas alınması düzenlenmiştir. Bilindiği üzere, usul hukuku alanında geçerli olan temel ilke, yargılamaya ilişkin kanun hükümlerinin derhal yürürlüğe girmesidir. Bu ilkenin benimsenmesinin nedeni ise usul hükümlerinin kamu düzeni ile yakından ilgili olmasıdır. Usul kurallarının zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanırlık kuralı ile birlikte dikkate alınması gereken diğer bir husus da yeni usul kuralı yürürlüğe girdiğinde, ilgili usul işleminin tamamlanıp tamamlanmadığıdır. Çünkü bir usul işlemi tamamlandıktan sonra yeni kural yürürlüğe girerse tamamlanmış işlem geçerli olarak kalır. Buna karşılık bir usul işlemi henüz tamamlanmamış ise yeni kanun, kural olarak hemen yürürlüğe girecektir. Başka bir deyişle, tamamlanmış usul işlemleri, yeni yürürlüğe giren usul hükmünden etkilenmeyecektir. Nitekim, medeni yargılama hukukuna ilişkin usul kanunu niteliğindeki 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 448. maddesinde “Bu kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla” derhal uygulanır denilmek suretiyle usul hükümlerinin zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanırlık ilkesi benimsenmiş, tamamlanmış işlemler ise istisna kapsamında tutulmuştur. Dava, dava dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlayan ve bir kararla sonuçlanıncaya kadar devam eden çeşitli usul işlemlerinden ve aşamalarından oluşmaktadır. Yargılama sırasında yapılan bir usul işlemi ve kesiti tamamlanmış ise artık yeni kanun o usul işlemi hakkında etkili olmayacak dolayısıyla da uygulanmayacaktır. Bu açıklamalar kapsamında, usuli meselelerden biri olan bir davanın temyiz kanun yoluna tabi bir dava olup olmadığı hususu yönünden işbu temyiz incelemesinde 7550 sayılı Kanun ile 2577 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinde yapılan değişikliğin uygulanma kabiliyeti bulunduğu görüldüğünden anılan usuli meselenin nihayete erdiğinden bahsedilemeyecek, bu sebeple usul kurallarının zaman bakımından uygulanmasında gözetilen derhal uygulanırlık ilkesi kapsamında anılan değişiklik işbu incelemede dikkate alınacaktır. Dosyanın incelenmesinden davanın açıldığı... tarihinde temyiz parasal sınırının ... TL, dava konusu tazminat miktarının ise ... TL olduğu görülmekte olup, bu haliyle bakılmakta olan davanın açıldığı tarih itibarıyla da 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde sayılan davalar arasında yer almadığı görüldüğünden, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı her ne kadar temyiz yolu açık olmak üzere verilmişse de kesin olup, temyizen incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, Bölge İdare Mahkemesince kesin olan karara karşı temyiz yolunun açık olduğu belirtildiğinden temyiz aşamasında yatırılan ... TL harcın ve posta ücretinden artan kısmın isteği halinde davacıya iadesine, 08/07/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2025/1907, K. 2025/3473, T. 08.07.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2025-1907-e-2025-3473-k-6d0e1bccdb95