Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2022/3721 E. 2025/5342 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/3721
Karar No
2025/5342
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/3721 Karar No : 2025/5342

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ...

DAVALILAR : 1- ... 2- ... Genel Komutanlığı / ... VEKİLLERİ : Av. ...

DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından; 1- 21/03/1991 tarih ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin, 17/07/2017 tarihli ve 2017/10643 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan “her türlü kaçakçılık” ibaresi ile (f) bendinin, 2- Bu düzenlemelere dayanılarak silah taşıma ruhsatı verilmesi istemli başvurusunun reddi yolunda tesis edilen Jandarma Genel Komutanlığı'nın ... tarihli ve ... sayılı işleminin, iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, Jandarma Genel Komutanlığı emrinde görevli iken 10/01/2022 tarihinde kendi isteğiyle emekli olduğu, 18/04/2022 tarihli dilekçe ile silah taşıma izin belgesi işlemlerinin tamamlanarak Manisa İl Jandarma Komutanlığı emanetinde bulunan adına kayıtlı silahın tarafına teslim edilmesi talebinde bulunduğu, Jandarma Genel Komutanlığı'nın ... tarihli ve ... sayılı yazısıyla Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasınının dava konusu (d) ve (f) bentleri gerekçe gösterilerek başvurusunun reddedildiği, Yönetmelik’te yer alan ve dava konusu idari işleme gerekçe gösterilen “her türlü kaçakçılık” ibaresi ile “ikiden fazla suçtan mahkum olma” halinin 6136 sayılı Kanun’da yer almadığı, ruhsat/izin belgesi almaya engel hallerin Kanun’da sınırlı sayıda düzenlendiği, Yönetmelikle kapsamının genişletilmesinin Anayasa’nın 124. maddesine aykırı olduğu, dava konusu Yönetmelik kurallarının fonksiyon gaspı nedeniyle yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, ateşli silah taşıma ve bulundurma hakkına ilişkin bütün kanuni koşulları haiz olduğu gibi Kanun'daki ruhsat/izin belgesi verilmesine engel hallerin hiçbirini taşımadığı, dava konusu işlem ile dayanak Yönetmelik kurallarının iptali gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALILARIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, davacının Jandarma Genel Komutanlığı emrinde görevliyken emekli olduğu, emeklilik işlemleri esnasında MY-166-2(A) TSK Şahsi Silah Yönergesi hükmü gereğince tanzim etmiş olduğu "Emekli /Müstafi Personel İçin Düzenlenecek Şahsi Silah Formu" ile müracaat ederek, şahsi silah envanterinde adına kayıtlı bir adet silaha 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun ve 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik hükümlerince silah taşıma izin belgesi verilmesi talebinde bulunduğu, silah taşıma izin belgesi tanzimi için emekli personel ile ilgili UYAP üzerinden Adli Sicil ve Arşiv kayıtlarında yapılan incelemede, "Birinci ila Dördüncü Fıkralarda Tanımlanan Fiillerin İşlenmesine İştirak Etmeksizin, Bunların Konusunu Oluşturan Eşyayı Bu Özelliğini Bilerek ve Ticari Amaçla Satışa Arz Etmek", "Hakaret, Basit Yaralama", "Çocuğun Soy Bağını Değiştirmek", "Kasten Yaralama" suçlarından mahkumiyet kararları verildiğinin ve kararların kesinleştiğinin tespit edildiği, davacı hakkında verilen mahkumiyet kararlarının Yönetmeliğin 16. ve 17. maddesi hükümleri kapsamında olduğunun anlaşılması üzerine adına kayıtlı silaha silah taşıma izin belgesi verilmesi mümkün olmadığından silahın Manisa İl Jandarma Komutanlığı vasıtasıyla emanete aldırıldığı ve altı ay içerisinde devir veya hibe etmesi hususunun 28/01/2012 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 18/04/2022 tarihli dilekçesi ile tekrar müracaat ederek yargılandığı suçtan dolayı para cezası alması nedeniyle silahına silah taşıma ruhsatı verilmesini talep ettiği, dava konusu Yönetmelik kuralları uyarınca davacının başvurusu reddedilmekle birlikte mahkeme kararlarının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl sonra "Düşme" veya "Memnu (Yasaklanmış) Hakların İadesi" kararı alması halinde durumunun tekrar değerlendirileceğinin bildirildiği, dava konusu bireysel ve düzenleyici işlemlerin hukuka uygun olduğu ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu bireysel ve düzenleyici işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava; 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 17.07.2017 tarihli, 2017/10643 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) ve (f) bentleri ile davacının silah taşıma izni verilmesi isteminin reddine dair Jandarma Genel Komutanlığı'nın ... tarihli, ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Yönetmelikler başlıklı 124. maddesinin 1. fıkrasında; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği öngörülmüştür. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 7. maddesinde, ateşli silahları kimlerin taşıyacakları beş bent halinde belirlenmiş, beş bendinde, Cumhurbaşkanınca (Bakanlar Kurulunca) çıkarılacak Yönetmelikte belirlenecek esaslara göre Valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanların da ateşli silahları taşıyabilecekleri veya mesken ya da işyerinde bulundurabilecekleri açıklanmış, maddenin devamında silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esasların Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle düzenleneceği kuralı yeralmıştır. Anılan maddenin 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilen 7070 sayılı Kanun ile aynen kabul edilen son fıkrasında: “Ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara, affa uğramış olsalar bile ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez.” kuralı getirilmiştir. Bu haliyle kesinlikle izin verilemeyecekler saptanarak, diğer engel hallerin yönetmelikle düzenlenmesi konusunda Cumhurbaşkanına (Bakanlar Kuruluna) yetki verilmiştir. 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in davaya konu edilen 16. maddesinde; silah ruhsatı verilmesini engelleyen durumlar maddeler halinde sayılmıştır. Bu kapsamda maddenin d) bendinde; "Zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, her türlü kaçakçılık, bilişim alanındaki suçlar, ihaleye fesat karıştırma, yağma, uyuşturucu, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci maddesinin ikinci fıkrası hariç olmak üzere suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme ya da üye olma, insan ticareti, organ ve doku ticareti, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme veya patlayıcı madde kullanma, fuhuş, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, kasten öldürme, silahla kasten yaralama veya çocukların cinsel istismarı suçlarından en az birinden dolayı mahkum olanlar"; f) bendinde ise; "Taksirle veya basın ve yayın yoluyla işlenenler hariç olmak üzere değişik zamanlarda işlediği aynı veya farklı türden ikiden fazla suçtan dolayı mahkum olanlar"a ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği, verilmiş ruhsatların da iptal edileceği kuralı yer almaktadır. Yönetmeliğin 17. maddesinde de; taşıma veya bulundurma ruhsatı verilen kişilerden sonradan 16. maddede belirtilen hallerden birine girmesi nedeniyle silah taşıma ve bulundurma şartlarını kaybedenlerin, yeni ruhsat talepleri kabul edilmeyeceği gibi mevcut silah ruhsatları iptal edilerek, silahlar zaptedileceği, bu silahların, zaptedildiği tarihten itibaren altı ay içinde silah sahibinin isteği dikkate alınarak, silah satın almaya hak kazanmış kişilere devri sağlanacağı, bu süre içinde devri sağlanamayan silahlar ilgili kanunlara göre işlem yapılmak üzere adli makamlara intikal ettirileceği öngörülmüştür. Dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... tarihinde kesinleşen ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararı ile "Birinci ve dördüncü fıkralarında tanımlanan fiillerin işlenmesine iştirak etmeksizin, bunların konusunu oluşturan eşyayı bu özelliklerini bilerek ve ticari amaçla satışa arz etmek" suçundan 5 ay hapis ve 1 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına; ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... tarihinde kesinleşen ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararı ile Hakaret suçundan bir kez 87 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, üç kez adli para cezası ile cezalandırılmasına ancak 5271 sayılı CMK'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına; ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... tarihinde kesinleşen E:..., K:... sayılı kararı ile Kasten Yaralama suçundan 1.740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... tarihinde kesinleşen ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararı ile Çocuğun Soy Bağını Değiştirmek suçundan 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, dava konusu uygulama işlemi ile ikiden fazla mahkumiyet kararı nedeniyle silah taşıma ruhsatı izni verilmemesine, mahkumiyet kararlarının kesinleştiği tarihten 5 yıl sonra düşme veya yasaklanmış hakların iadesi kararı alınması halinde durumunun tekrar değerlendirileceği yolundaki işlem ile dayanağı Yönetmeliğin 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 17.07.2017 tarihli, 2017/10643 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 16. maddesinin 1. fıkrasının d) ve f) bentlerinin iptali istemiyle görülen davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 6136 sayılı Yasanın silah ruhsatı verilmesini engelleyen hususların yönetmelikle düzenlenmesi konusunda Cumhurbaşkanına (Bakanlar Kuruluna) verdiği yetki kamu güvenliğiyle esenliğinin sağlanması ve suç işleme eğiliminin önlenmesi amacına yöneliktir. Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler hakkında Yönetmeliğin dava konusu edilen 16. maddesinin d) ve f) bentleri bu amaç kapsamında, objektif esaslara dayanılarak, mevzuatımızdaki genel hukuksal yaklaşımlara ve dayanağı Yasaya uygun düzenleme yapılmış olup ve yukarıda belirtilen amaca hukuka aykırılık görülmemiştir. Dava dilekçesinde, Yönetmelik'te yer alan ve dava konusu işleme dayanak oluşturan "her türlü kaçakçılık" ve "ikiden fazla suçtan mahkum olma" ibarelerinin kanuni dayanağı olmadığının olmadığı ileri sürülmekte ise de dayanağı 6136 sayılı Yasanın 6. maddesine aykırı bir yönü olmadığından bu iddiaya itibar edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 18/11/2025 tarihinde, davacı vekili Av. ...'ın ve davalı idareler Cumhurbaşkanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı vekili Av. ...'in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Jandarma Genel Komutanlığı emrinde görevli iken 10/01/2022 tarihinde kendi isteğiyle emekliye ayrılan davacı, emeklilik işlemleri sırasında şahsi silah envanterinde adına kayıtlı bulunan ... marka, 9 mm çaplı, ... seri numaralı silah için taşıma ruhsatı düzenlenmesi istemiyle başvurmuş; ancak Jandarma Genel Komutanlığının ... tarihli ve ... sayılı işlemiyle, dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, hakkındaki gümrük kaçağı eşyayı ticari amaçla bulundurma suçundan devam eden kovuşturmanın sonuçlanmasına kadar başvuruya konu silahın emanete alınarak ruhsat işlemlerinin bekletilmesine karar verilmiştir. Anılan yargılama sonucu verilen kararın kesinleşmesi üzerine davacı tarafından 18/04/2022 tarihli dilekçe ile tekrar başvurularak Manisa İl Jandarma Komutanlığı emanetinde bulunan adına kayıtlı silah için tarafına silah taşıma ruhsatı verilmesi talebinde bulunulmuş; bu başvuruya ilişkin olarak davalı Komutanlıkça yapılan incelemede, davacı hakkında; - ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile "çocuğun soy bağını değiştirmek" suçundan 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması yolunda verilen kararın, itiraz edilmeksizin 30/11/2016 tarihinde kesinleştiğinin, - ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile "hakaret" suçundan 87 gün karşılığı 1.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılması yolundaki kesin kararın verildiğinin, - ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararını kaldıran ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile "kasten yaralama" suçundan 50 gün karşılığı 1.000,00-TL adli para cezası ile cezalandırılması yolundaki kesin kararın verildiğinin, - ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "ticari amaçla gümrük kaçağı sigara bulundurma" suçundan 150 gün karşılığı 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılması yolunda verilen kararın, temyiz edilmeksizin 27/01/2022 tarihinde kesinleştiğinin, tespit edildiğinden ve davacı hakkında verilen mahkumiyet kararlarının Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ve (f) bentleri kapsamında kalması nedeniyle adına kayıtlı silaha, silah taşıma izin belgesi verilmesinin mümkün olmadığının anlaşıldığından bahisle, Jandarma Genel Komutanlığı'nın ... tarihli ve ... sayılı işlemi ile davacının başvurusunun reddedilerek silahın altı ay içerisinde devir veya hibe edilmesi gerektiğinin davacıya bildirilmiştir. Bunun üzerine bahse konu işlem ile Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğinin 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan “her türlü kaçakçılık” ibaresinin ve (f) bendinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İNCELEME VE GEREKÇE : ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 7. maddesinde, "Ateşli silahları ancak; 1. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı yardımcıları, Bakanlar, Yasama Organı üyeleri ve Bakan yardımcıları ile bu görevlerde bulunmuş olanlar, 2. Özel kanunlarına göre silah taşıma yetkisine sahip bulunanlar, 3. Cumhurbaşkanı kararı ile silah taşıyabileceklerine karar verilen Devlet, belediye, özel idare ve kamu iktisadi teşebbüsleri memur ve mensupları, 4. A) Mahkeme kararı ile ya da haklarında verilen mahkûmiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından tart ve ihraç edilenler, rütbesinin geri alınmasına hükmolunanlar ile 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu hükümleri uyarınca ayırma işlemine tabi tutulanlar, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının mülga (c) bendi, 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 28/5/1988 tarihli ve 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununun mülga 15 inci maddesi uyarınca disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulanlar, 3269 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca başarısız görülenler ile 3466 sayılı Kanunun 13 ve 16 ncı maddeleri uyarınca ilişikleri kesilenler veya mülga 13/5/1971 tarihli ve 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 2 nci maddesi uyarınca emekli edilenler ile 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun gereğince meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılanlar hariç olmak üzere; emekli subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar ile mecburi hizmetini tamamlayarak istifa etmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan subay, astsubay ve uzman jandarmalar ile en az on yıl görev yapıp sözleşmelerinin uzatılmaması sonucu veya kendi isteğiyle Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan uzman erbaşlar ile en az on yıl görev yapmış olmak kaydıyla istifa etmek veya kurum değiştirmek suretiyle Emniyet Genel Müdürlüğünden ayrılan emniyet hizmetleri sınıfı personeli, B) Disiplin kurulları veya mahkeme kararıyla meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılanlar ya da haklarında verilen mahkûmiyet kararı sonucu memuriyetle ilişiği kesilenler veya sicilen ya da mülga 1402 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince emekli edilenler hariç olmak üzere, a) Vali, vali muavini, kaymakam ve bucak müdürlüğünden veya mülki idare amirliği hizmetlerinden, b) Hakim ve Cumhuriyet savcısı ile bu meslekten sayılanlardan, c) Emniyet hizmetleri sınıfına dahil kadrolarda çalışan personelden, d) MİT hizmetleri mensuplarından, e) Büyükelçi unvanlarından, f) Cumhurbaşkanlığı merkez teşkilatında Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü ve Cumhurbaşkanlığına bağlı kurum ve kuruluşların en üst yöneticileri ile Cumhurbaşkanı başdanışmanlarından, g) Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünde Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı ile merkez ve taşra teşkilatında görevli Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürü, Bölge Amiri, Kısım Amiri ve Gümrük Muhafaza Memuru unvanlarından, ğ) Ceza İnfaz Kurumu başkontrolörleri ve kontrolörleri, birinci ve ikinci müdürleri, idare memurları, infaz ve koruma başmemurları ve memurları ile denetimli serbestlik müdür ve müdür yardımcılarından, h) Orman muhafaza memurları ve orman bölge şeflerinden, emekli olanlar. 5. Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanlar, 6. 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncü maddesine göre görevlendirilen güvenlik korucularından hâlihazırda görevde bulunanlar ile aynı Kanunun mülga ek 16 ncı maddesinin birinci fıkrasına ve 27/5/2007 tarihli ve 5673 sayılı Köy Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesine göre görevleriyle ilişiği kesilenler, 7. Yapılan soruşturma sonucu veya kesinleşmiş yargı kararı üzerine görevine son verilenler ile terör örgütlerine veya Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olanlar hariç olmak üzere, en az bir dönem köy veya mahalle muhtarlığı ya da belediye başkanlığı yapmış bulunanlar, taşıyabilirler veya mesken ya da işyerinde bulundurabilirler. Birinci fıkranın (4) numaralı bendinin (A) alt bendinden istifade edenler ilgili Kuvvet Komutanlıkları, Emniyet Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığı veya Jandarma Genel Komutanlığının kayıtlarına geçmek ve bu makamlarca verilen belgelere işlenmek şartıyla ateşli silah taşıyabilirler veya bulundurabilirler. Bu şekilde düzenlenen belgeler, taşıma veya bulundurma izin belgesi yerine geçer. ... Silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esaslar Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikte düzenlenir. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlara affa uğramış olsalar bile ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez. Ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl geçmedikçe ve haklarında yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar verilmedikçe, ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez." hükümlerine yer verilmiştir. Anılan hükme istinaden 01/06/1991 tarih ve 20888 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin; "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamında bulunan her türlü ateşli silahlarla mermilerinin ve bıçaklarla salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletlerin memlekete sokulması, yapılması, satılması, satın alınması, taşınması veya bulundurulmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Bu Yönetmelik, Kanun kapsamındaki silahlarla ilgili ruhsatların düzenlenmesini, yenilenmesini, gerektiğinde geri alınmasını veya iptalini, bağış, satış veya veraseten intikal yolu ile el değiştirmesini, ruhsata bağlanan silahların kayıt ve tescilini, bıçak ve diğer aletler ile benzerlerinin yapım, kullanım ve naklini, armağan, hatıra ve antika silahların neler olduğunu, silah ve mermi edinilmesini, silahların yurdumuza daimi ya da geçici olarak ithal edilmesini, trap-skeet atış alanı ile tabanca ve tüfek atış poligonu açılmasını ve bunların denetlenmesini, ateşli silahlar için tamir yeri açılmasını, yivli ve yivsiz av ve spor silahları ile aksamlarının ve bunlara ait mermilerinin yurda sokulması esaslarını, bunlarla ilgili izin, kayıt ve tescil işlemlerini kapsar." hükmüne; "Emekli ve müstafi Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Personeli" başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrasında, "Mahkeme kararı ile ya da haklarında verilen mahkumiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından tard veya ihraç edilenler, rütbesinin geri alınmasına hükmolunanlar, 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu hükümleri uyarınca ayırma işlemine tabi tutulanlar ile 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 50 inci maddesinin birinci fıkrasının mülga (c) bendi, 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 28/5/1988 tarihli ve 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununun mülga 15 nci maddesi uyarınca disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulanlar, 3269 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca başarısız görülenler ile 3466 sayılı Kanunun 13 üncü ve 16 ncı maddeleri uyarınca ilişikleri kesilenler veya 13/5/1971 tarihli ve 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 2 nci maddesi gereğince emekli edilenler ile 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun gereğince Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılanlar hariç olmak üzere emekli Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ile mecburi hizmetini tamamlayarak istifa etmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan muvazzaf subay, muvazzaf astsubay ve uzman jandarmalar, dokuzuncu fiilî hizmet yılını doldurduktan sonra ayrılan sözleşmeli subay, sözleşmeli astsubaylar ile en az on yıl görev yapıp sözleşmelerinin uzatılmaması sonucu veya kendi isteği ile Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan uzman erbaşlara silah taşıma ve bulundurma izni ilgisine göre bağlı bulundukları kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca verilir." hükmüne; Dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle "Silah ruhsatı verilmesini engelleyen haller" başlıklı 16. maddesinde, "(1) Aşağıda belirtilen kişilere ikinci fıkradaki hükümler saklı kalmak kaydıyla ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez ve verilmiş ruhsatlar iptal edilir. a) Ateşli silahla işlenen suçlardan mahkum olanlara. b) Ruhsatlı silahıyla suç işleyenlere veya silahın muhafazasındaki ihmali ya da kusuru neticesi başkaları tarafından bir suç işlenmesine veya intihar ya da intihara teşebbüs edilmesine neden olanlara. c) Taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hapis cezasına mahkum olanlara. d) Zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, her türlü kaçakçılık, bilişim alanındaki suçlar, ihaleye fesat karıştırma, yağma, uyuşturucu, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci maddesinin ikinci fıkrası hariç olmak üzere suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme ya da üye olma, insan ticareti, organ ve doku ticareti, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme veya patlayıcı madde kullanma, fuhuş, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, kasten öldürme, silahla kasten yaralama veya çocukların cinsel istismarı suçlarından en az birinden dolayı mahkum olanlara. e) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlara. f) Taksirle veya basın ve yayın yoluyla işlenenler hariç olmak üzere değişik zamanlarda işlediği aynı veya farklı türden ikiden fazla suçtan dolayı mahkum olanlara. ... j) Mahkeme kararı ile veya haklarında verilen mahkumiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılanlara, rütbesinin geri alınmasına hükmolunanlar ile 6413 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ayırma işlemine tabi tutulanlara, 3269 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 3466 sayılı Kanunun mülga 15 inci maddesi uyarınca disiplinsizlik ya da ahlaki durum sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulanlara, 3269 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca başarısız görülenler ile 3466 sayılı Kanunun 13 üncü ve 16 ncı maddeleri uyarınca ilişikleri kesilenlere veya 1402 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince emekli edilenler ile disiplin kurulları ya da mahkeme kararıyla veya kanuni düzenleme ile meslekten ya da Devlet memurluğundan çıkarılanlara veya haklarında verilen mahkumiyet kararı sonucu memuriyetle ilişiği kesilenlere ya da milli güvenliğe tehdit oluşturan terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle kamu görevinden çıkarılanlara. k) Kısıtlı olanlar ile kamu hizmetinden yasaklılara. l) Psikolojik, nörolojik ve fiziki rahatsızlıkları olanlara. m) Yirmibir yaşını bitirmemiş olanlara. n) 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında haklarında tedbir kararı verilenlere tedbir kararı süresince. (2) Birinci fıkranın (e) bendi kapsamına girenlere affa uğramış olsalar bile ateşli silahlar ile mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez. Aynı fıkranın (a), (b), (c), (d), (f), (g), (h) ve (i) bentleri kapsamına girenler için yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alması ve mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl geçmesi halinde silah taşıma veya bulundurma ruhsat işlemleri yapılabilir. Aynı fıkranın (ı) bendi kapsamına girenlere Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirlenen idari para cezasını ödemeleri kaydıyla tekrar ruhsat verilebilir. Bu fıkra hükmü, suç olmaktan çıkan bir fiil nedeniyle hüküm giymiş olanlar hakkında uygulanmaz. (3) Kanunun ek 1 inci maddesinde silahla girilmesi yasaklanan yerlere silahla giren veya buralarda silah taşıyan kişilerin silah ruhsatları bulundurmaya çevrilir. Ön ödeme veya mahkumiyet kararındaki adli para cezasının infaz edildiği veya düştüğü tarihten itibaren beş yıllık süre geçmediği takdirde, bu kişilere taşıma ruhsatı verilmez. (4) Birinci fıkranın (a), (b), (d), (e) ve (h) bentlerinde belirtilen suçlardan dolayı hakkında kovuşturma yapılan kişiye kovuşturma sonuçlanıncaya kadar, milli güvenliğe tehdit oluşturan terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle görevden uzaklaştırılan kişiye ise tekrar göreve iade edilinceye kadar silah ruhsatı verilmesine ve yenilenmesine ilişkin işlemler bekletilir ve silah ilgili birimce emanete alınır. Ayrıca aynı fıkranın (n) bendinde belirtilen 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında haklarında tedbir kararı verilenlerin varsa ruhsat verilmesine ve yenilemesine ilişkin işlemleri bekletilir. Bunların ruhsata bağlanmış silahları ise tedbir kararı kalkıncaya kadar emanette tutulur. (5) Bu maddede belirtilen mahkumiyet, kesinleşmiş mahkumiyettir. (6) Mahkemelerce verilen hapis cezaları, adli para cezasına çevrilmiş olsa dahi bu maddenin uygulanmasında hapis cezası esas alınır." hükmüne; "Taşıma veya bulundurma hakkının kaybı" başlıklı 17. maddesinde, "(1) Taşıma veya bulundurma ruhsatı verilen kişilerden sonradan 16 ncı maddede belirtilen hallerden birine girmesi nedeniyle silah taşıma ve bulundurma şartlarını kaybedenlerin, yeni ruhsat talepleri kabul edilmeyeceği gibi mevcut silah ruhsatları iptal edilerek, silahlar zaptedilir. Bu silahların, zaptedildiği tarihten itibaren altı ay içinde silah sahibinin isteği dikkate alınarak, silah satın almaya hak kazanmış kişilere devri sağlanır. Bu süre içinde devri sağlanamayan silahlar ilgili kanunlara göre işlem yapılmak üzere adli makamlara intikal ettirilir. ..." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : 1-Dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan "her türlü kaçakçılık" ibaresinin ve (f) bendinin incelenmesi: İdare Hukukunda "yetki", idareye Anayasa ve yasalarla tanınmış olan karar alma gücünü ifade etmektedir. İdari işlemin en temel unsurunu oluşturan "yetki", yasayla hangi makama verilmiş ise ancak onun tarafından kullanılabilir; ilke olarak "yetkisizlik kural, yetkili olma istisna"dır. Anayasanın 123. maddesi uyarınca kuruluş ve görevleri yasayla düzenlenmek durumunda olan idare, kendi düzenleme yetkisini de yasalar ile diğer üst normlar çerçevesinde ve bunlara uygun olarak kullanmak zorundadır. Bu ilke, Anayasanın 124. maddesinde, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." hükmüyle ifade edilmiştir. Esasen bu husus, idarenin ikincil (tali) düzenleme yetkisinin doğal sonucudur. Normlar hiyerarşisi kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Hukukun genel ilkeleri arasında yer alan normlar hiyerarşisi gereği, kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği kabul edilmektedir. Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olmak (kanuni idare) ve dayanak üst normlara aykırı olmamak (normlar hiyerarşisi) kaydıyla, Anayasada belirtilen "yönetmelik" veya Anayasada adının zikredilmemesi sebebiyle "adsız düzenleyici işlem" olarak tanımlanan ve hiyerarşik olarak yönetmelikten alt düzeyde bulunan yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapma görev ve yetkisine sahiptir. Bir başka ifadeyle; tebliğ, genelge ve yönerge gibi düzenleyici işlemler; üst normların uygulanmasını göstermek amacıyla ve onlara aykırı hükümler içermemek şartıyla, yine üst normlarda gösterilen usul ve yöntemleri açıklayıcı hükümler taşıyan, yeni bir yöntem ve usul getirmeyen; dayanağı olan mevzuatta yer alan hükümler dışında yeni bir düzenleme içermeyen adsız düzenleyici işlemlerdir. Öte yandan, hukuk devleti ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesini gerektirir. Hukuk devletinin gereği olan belirlilik ve hukuki güvenlik ilkesi, idarenin keyfi hareket etmesini engeller. İdare, kanun ile belirlenen takdir yetkisi doğrultusunda ve kanunlara aykırı olmamak suretiyle yapacağı düzenlemelerin kapsam ve sınırlarını açık bir şekilde ortaya koymak suretiyle kanunun uygulanışını sağlamalıdır.

6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasında, kimlerin silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı alabileceği yedi bent halinde belirlenmiş olup, fıkranın 5. bendinde, Cumhurbaşkanınca (mülga Bakanlar Kurulunca) çıkarılan yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanların da ateşli silahları taşıyabilecekleri veya mesken ya da işyerinde bulundurabilecekleri açıklanmış; maddenin 4. fıkrasında, silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esasların Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükmü yer almıştır. Aynı Kanunun 6. maddesinin 5. fıkrasında, ruhsatların renk, şekil, muhtevası ile diğer hususların yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmıştır. Yukarıda açıklanan Kanun hükümleri doğrultusunda hazırlanarak yürürlüğe konulan 21/03/1991 tarih ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 8, 9 ve 10. maddelerinde, Kanun gereği ve vali iznine tabi olarak silah taşıma ruhsatı alabilecekler belirlenirken, 16. maddesinde de, bütün başvuru sahipleri bakımından ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmesini engelleyen ve verilmiş ruhsatların iptaline neden olan haller sıralanmıştır. Anılan Yönetmeliğin davaya konu 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, silah ruhsatı verilmesini engelleyen ve verilmiş ruhsatların iptaline neden olan mahkumiyetler, suç türleri bazında belirlenip tahdidi olarak sayılmış, bu suçlar arasında "her türlü kaçakçılık" suçuna da yer verilmiş; (f) bendinde ise, "Taksirle veya basın ve yayın yoluyla işlenenler hariç olmak üzere değişik zamanlarda işlediği aynı veya farklı türden ikiden fazla suçtan dolayı mahkum olanlara" da hiçbir şekilde ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği ve verilen ruhsatların iptal edileceği öngörülmüş; 17. maddesinin 1. fıkrasında da, taşıma veya bulundurma ruhsatı verilen kişilerden sonradan 16. maddede belirtilen hallerden birine girmesi nedeniyle silah taşıma ve bulundurma şartlarını kaybedenlerin, yeni ruhsat taleplerinin kabul edilmeyeceği gibi mevcut silah ruhsatlarının da iptal edilerek silahlarının zaptedileceği düzenlenmiştir. Her ne kadar 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, kesinlikle ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemeyecekler belirlendikten sonra diğer engel hallerin yönetmelikle düzenlenmesi konusunda Cumhurbaşkanına (mülga Bakanlar Kuruluna) yetki verilmiş ise de; verilen bu yetki çerçevesinde silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin yapılan düzenlemelerde, konuya özgü kurallara yer verilirken Kanun hükümlerini aşmamak üzere sınırlamalar yapılması gerekmektedir. Anılan Kanun maddesinde, ateşli silah taşıma ve bulundurma ruhsatı almaya engel haller düzenlenirken, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü (Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar), Beşinci (Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar), Altıncı (Milli Savunmaya Karşı Suçlar) ve Yedinci (Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk) Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve ateşli silahlarla işlenen suçlar nedeniyle verilen mahkûmiyet kararları yönünden herhangi bir süre aranmazken, taksirli suçlar dışında işlenen suçlar nedeniyle verilen hürriyeti bağlayıcı cezaların kişilerin silah taşıma veya bulundurma ruhsat almasına engel olabilmesi için bir yıldan fazla süreli olması gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla, kanun koyucunun, ruhsat almaya engel suçları düzenlerken, tahdidi olarak saydığı suçlar dışında kalan (taksirli suçlar hariç) suçlar bakımından suç türünü değil, mahkum olunan hapis cezası süresini esas aldığı anlaşılmaktadır. Oysa Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde "her türlü kaçakçılık" ibaresine yer verilmek suretiyle mahkum olunan hapis cezası süresinin yerine suç türü esas alınarak tüm kaçakçılık suçları yönünden düzenleme yapıldığı; (f) bendinde ise, yine herhangi bir ceza süresi belirtilmediği gibi suç türü bakımından da bir ayrıma gidilmediği ve ikiden fazla suçtan mahkumiyetin yeterli görüldüğü, böylelikle hukuk güvenliği, idarenin kanuniliği ve normlar hiyerarşisi ilkelerine aykırı biçimde, taksirle ve basın yoluyla işlenenler hariç tüm suç ve cezaları kapsayacak şekilde düzenleme yapıldığı; sonuç itibarıyla her iki bentte de dayanak Kanun'da belirtilen sınırlamanın aşıldığı anlaşıldığından, Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının dava konusu edilen (d) bendinde yer alan "her türlü kaçakçılık" ibaresinde ve (f) bendinde -yetki unsuru yönünden- hukuka uyarlık görülmemiştir. Nitekim, dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin iptali istemiyle açılan bir başka davada Dairemizin 11/10/2023 tarihli ve E:2019/1144, K:2023/5469 sayılı davanın reddi yolundaki kararı da benzer gerekçeyle Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/01/2025 tarih ve E:2024/1688, K:2025/165 sayılı kararıyla bozulmuş ve Dairemizce bozma kararına uyularak verilen 18/11/2025 tarihli ve E:2025/3481, K:2025/5341 sayılı kararla Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi iptal edilmiştir.

2- Davacının, silah taşıma izin belgesi verilmesi isteminin reddine ilişkin Jandarma Genel Komutanlığı'nın ... tarihli ve ... sayılı işleminin incelenmesi: Uyuşmazlıkta, Jandarma Genel Komutanlığı (Mersin İl Jandarma Komutanlığı) emrinde görevli iken kendi isteğiyle 10/01/2022 tarihinde emekliye ayrılan davacı tarafından, hakkında Gülnar Asliye Ceza Mahkemesinin E:2021/100 sayılı esasına kayden "5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3. maddesinin birinci ila dördüncü fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesine iştirak etmeksizin, bunların konusunu oluşturan eşyayı, bu özelliğini bilerek ve ticarî amaçla satmak (gümrük kaçağı sigarayı ticari amaçla bulundurmak)" suçundan devam eden ve silah ruhsatı başvurusunun askıya, silahının ise emanete alınmasına neden olan yargılama sonucunda verilen adli para cezası ile mahkumiyetine ilişkin ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararının temyiz edilmeksizin 27/01/2022 tarihinde kesinleştiği belirtilerek Manisa İl Jandarma Komutanlığı emanetinde bulunan adına kayıtlı şahsi silahı için taşıma ruhsatı düzenlenmesi istemiyle 18/04/2022 tarihinde Jandarma Lojistik Komutanlığına başvurulduğu, Jandarma Genel Komutanlığının ... tarihli ve ... sayılı işlemi ile davacı hakkında yapılan incelemede; "gümrük kaçağı sigarayı ticari amaçla bulundurmak", "hakaret", "çocuğun soy bağını değiştirmek", "kasten yaralama" suçlarından mahkumiyet kararları verildiğinin ve kararların kesinleştiğinin tespit edildiği, bu mahkumiyet kararlarının Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ve (f) bendi kapsamında kalması nedeniyle adına kayıtlı silahına silah taşıma izin belgesi (ruhsatı) verilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek başvurusunun reddedildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu bireysel işlemin dayanağının, yukarıda hukuka aykırılığı tespit edilen Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğinin 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin "her türlü kaçakçılık" ibaresi ve (f) bendi olduğu anlaşıldığından, bu düzenlemelere dayalı olarak tesis edilen uygulama işleminde de öncelikle bu nedenle hukuka uyarlık görülmemiştir. Diğer taraftan, 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasının 4 numaralı bendinin (A) alt bendinde, aynı fıkranın 5 numaralı bendi ile (mülga) Bakanlar Kuruluna verilen yetkiden ayrıksı bir düzenlemeye gidilerek, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığında görev yapmakta iken mahkeme kararı, mahkumiyet hükmü, disiplin cezası ya da sayılan diğer sebeplerle görevle ilişiği kesilen, tart ve ihraç edilen, ayırma ve emeklilik işlemlerine tabi tutulan, rütbesi geri alınan, meslekten ve Devlet memurluğundan çıkarılanlar hariç olmak üzere; emekli subay, astsubay ve sayılan diğer asker kişilerin ateşli silah taşıma ve bulundurma ruhsatı alma hakkını haiz olduğu hükme bağlanmış; 91/1779 sayılı (mülga) Bakanlar Kurulu Kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde de aynı doğrultuda düzenlemeye yer verilerek bu kişilere ateşli silah taşıma ve bulundurma ruhsatının bağlı bulunduğu kuvvet komutanlıkları ya da Jandarma Genel Komutanlığınca verileceği öngörülmüştür. Buna göre, kanun koyucu, yukarıda aktarılan mesleklerden belirtilen suretlerle emekli olunmasının, ifa ettiği kamu görevinin kendisine tanıdığı hak ve yetkiler göz önünde bulundurularak, kişiye doğrudan ve tek başına ateşli silah taşıma ve bulundurma ruhsatı alma hakkını bahşettiğini açıkça kabul etmiş; dava konusu Yönetmelik de aynı kuralı tekrarlamak ve bu kişilere silah ruhsatının valiler tarafından değil bağlı bulundukları kuvvet komutanlıkları ya da Jandarma Genel Komutanlığınca verileceğini düzenlemek suretiyle anılan asker kişilerin ayrıksı durumunu, daha açık bir ifadeyle bu kişilere uygulanacak kuralların valilerce ruhsat düzenlenecek sivil vatandaşlara yönelik genel kuraldan belirli yönlerden ayrıldığını ortaya koymuştur. Bu çerçevede, 91/1779 sayılı (mülga) Bakanlar Kurulu Kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin, genel olarak silah ruhsatı verilmesine engel halleri sayan 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) ve (f) bentlerinin, Kanun'un yukarıda zikredilen maddesi kapsamında kalan kamu görevlilerinin yine maddede sayılan suretlerle emekliye ayrılması veya istifa etmesinden sonra işleyecekleri kesinleşmiş mahkumiyetler bakımından uygulanabileceği; başka bir anlatımla, askerlik hizmeti sırasında hükmedilmiş ve kesinleşmiş, ancak görevi ile ilişiğinin kesilmesi sonucunu doğurmamış mahkumiyet kararları sonrasında görevi gereği silah kullanmaya devam ederek mutad usullerle (Kanun'da belirlenen emeklilik ve istifa sebepleri ile) görevinden ayrılmış asker kişileri kapsamadığı, aksi yorumun Kanun'un yukarıda aktarılan hükmüne aykırılık teşkil edeceği açıktır. Buna göre, Jandarma Genel Komutanlığı (Mersin İl Jandarma Komutanlığı) emrinde Uzm. J. VI. Kad. Çvş. olarak görev yapmakta iken kendi isteği ile 10/01/2022 tarihinde emekliye ayrılan davacının, yukarıda özetlenen mahkumiyet kararlarına konu suçları sırasıyla, 19/08/2013, 29/12/2014, 13/08/2015, 15/10/2016 tarihlerinde, yani emekliye ayrıldığı tarihten önce işlediği, ayrıca emekliye ayrıldıktan sonra yeni bir suç işlediğine dair hakkında dava dosyasında ve UYAP üzerinden edinilen adli sicil arşiv kaydında herhangi bir bilgi bulunmadığı dikkate alındığında, dava konusu Yönetmelik kurallarının davacıya uygulanmasına hukuki olanak da bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu uygulama işleminin bu nedenle de hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır. Nitekim, aktarılan bu son gerekçe, Dairemizin 18/10/2022 tarihli ve E:2019/11989, K:2022/4535 sayılı kararını temyizen inceleyen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/05/2024 tarih ve E:2023/2015, K:2024/1004 sayılı kararıyla da uygun bulunmuştur.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 21/03/1991 tarih ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin, 17/07/2017 tarihli ve 2017/10643 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan “her türlü kaçakçılık” ibaresi ile (f) bendinin İPTALİNE, 2. Davacının silah taşıma izin belgesi verilmesi isteminin reddine ilişkin Jandarma Genel Komutanlığı'nın ... tarihli ve ... sayılı işleminin İPTALİNE, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 18/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2022/3721, K. 2025/5342, T. 18.11.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2022-3721-e-2025-5342-k-7d41520542b2