Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2021/3680 E. 2025/659 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2021/3680
Karar No
2025/659

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/3680 Karar No : 2025/659 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının taraflarca ve davalı idare yanında müdahil tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 23/03/2015 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu götürüldüğü Nazilli Devlet Hastanesinde gereken müdahalenin zamanında yapılmaması nedeniyle organ kaybının meydana geldiği, davalı idarenin hizmet kusuru sebebiyle %43 oranında engelli hale geldiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 15.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının maddi tazminat talebi yönünden; Adli Tıp Kurumundan alınan rapor dikkate alındığında, davacıya yapılan müdahaleye ilişkin olarak davalı idarenin hizmet kusurunun tespit edilemediği, dolayısıyla maddi tazminat ödenmesini gerekli kılacak en önemli unsur olan hizmet kusurunun mevcudiyeti şartının olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın maddi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden reddi gerektiği sonucuna varıldığı, davacının manevi tazminat talebi yönünden; Nazilli Devlet Hastanesi doktoru olan müdahil ve 112 personelinin tüm imkanları değerlendirerek saatlerce çaba göstermesi nedeniyle bu kişilere atfı kabil kusur bulunmamakla birlikte; gerek hastayı kabul etmeyen hastaneler gerekse özel hastane için gereken raporların hazırlanamaması; öte yandan davacının sevkinin ne suretle sağlanacağına ilişkin görüşmeler incelendiğinde davacının hastaneye geldiği saat olan 17:36 ile uçağa teslim edildiği 23:45 arasındaki 6,5 saate yakın süre zarfında telefon trafiği yaşandığı ve davalı idarenin bu tarz acil durumları çözebilecek hasta sevk ve kabul prosedürüne ilişkin gerek hastaneler arası gerekse hastaların taşınmasına ilişkin önlemleri almadığı dolayısıyla davalı idarenin görev tanımı içerisinde yer alan sağlık hizmetlerinin sunumunda ve işleyişinde bir gecikmenin yani hizmetin geç işlemesi durumunun bulunduğunun anlaşıldığı, davacının ise bu süreç içerisinde gelişen olaylar neticesinde manen yıprandığının açık olduğu, manevi tazminatın malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp manevi tatmin aracı olduğu, manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi gerektiği hususları ile birlikte yukarıda aktarılan olayın gelişimi dikkate alındığında 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; tarafların ve davalı idare yanında müdahilin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, en yakın hastaneye ivedilikle sevk edilmesi gerekirken durumun aciliyeti gözetilmeksizin saatlerce bekletilmiş olduğu, daha yakın illerde donanımlı hastaneler bulunmasına rağmen 600 km uzaklıkta Ankara'da bulunan bir hastaneye sevk edilmiş olması nedeniyle ampute kalmasında davalı idarenin sorumluluğunun bulunduğu, maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, yaşanan olay karşısında hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu raporunda idarenin hizmet kusurunun olmadığının belirtildiği, manevi tazminatın ağır hizmet kusuru bulunması halinde hükmedilecek bir tazminat olduğu, dava konusu olayda idarenin fiili ile istenmeyen netice arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, temyize konu kararın kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare yanında müdahil tarafından, manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği, dava konusu olayda kusurlu ve kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazmini gereken bir husus bulunmadığından kısmen kabul yönündeki kararın hatalı olduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca ve davalı idare yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminata ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 23/03/2015 tarihinde motosiklet kazası geçirmesi sonucu 112 ekiplerince saat 17.36’da Nazilli Devlet Hastanesi acil servisine getirildiği, sağ bacak diz altı ampüte halde gelen davacının ilk müdahalesi yapılarak hayati fonksiyonlarının stabilize hale getirildiği, ameliyatının teknik olarak Nazilli Devlet Hastanesinde yapılmasının mümkün olmaması sebebiyle ileri tetkik ve tedavi merkezinin bulunarak reimplantasyonunun yapılması amacıyla 112 ile yapılan nakil görüşmeleri sonrasında GATA Hastanesinin davacıyı kabul etmesi üzerine davacının Ankara’ya götürülmek üzere Nazilli’den İzmir Adnan Menderes Havaalanına ambulansla götürüldüğü, saat 23.41’de havalimanında ambulans uçağa teslim edilerek Ankara’ya götürüldüğü, GATA Hastanesinde 24/03/2015 tarihinde, saat 01.30 sularında acil operasyona alındığı ve reimplantasyon yapıldığı, günlük pansuman ve takibinin yapıldığı, 26/03/2015 tarihinde ayak kanlanmasının bozulması üzerine acil ameliyatla damarlarda kontrol yapılarak akımın devam ettiğinin gözlendiği, ancak takibinde nekroz bulguları gelişerek 28/03/2015 tarihinde davacının onamı da alınmak suretiyle sağ diz altı amputasyon ameliyatının uygulandığı, organ kaybının meydana gelmesinde tıbbi uygulama hatasının söz konusu olduğu ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Olayda idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunca düzenlenen... tarih ve ... karar numaralı raporda; "Alt ekstremite travmatik amputasyonlarında reimplantasyonun (kopan uzvun yerine dikilmesi) tedavi yöntemlerinden biri olduğu, motosiklet kazası gibi amputatın kirli olduğu türde yaralanmalarda reimplantasyon cerrahisinin fonksiyonel başarı şansının daha düşük olduğunun tıbben bildindiği, reimplantasyon için Sağlık Bakanlığınca belirlenmiş nöbetçi merkezlerin bulunduğu, Op. Dr. ...’ın ve Aydın 112 Biriminde çalışan sağlık personelinin kaza sonrası ilk 6-8 saatlik süre içerisinde reimplantasyon seçeneğine yönelik gerekli organizasyon için girişimlerde bulunduğu ve kaza anından itibaren 8,5 saat sonra reimplantasyon ameliyatının yapıldığı, dolayısıyla Dr. ...’ın ve Aydın 112 Biriminde çalışan sağlık personelinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği" yönünde görüş bildirilmiştir. İdare Mahkemesince anılan rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, tarafların ve davalı idare yanında müdahilin istinaf başvuruları da reddedilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli olması ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ıztırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ıztırabı giderecek bir oranda olması gerekmektedir. Temyiz konusu karar ile, ... İdare Mahkemesinin manevi tazminatın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin istinaf istemlerinin reddine karar verilmişse de dava konusu olayda, olayın gerçekleşme şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre yetersiz olduğu, duyulan elem ve ıztırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı ve manevi tazminat isteminin tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, Bölge İdare Mahkemesince davacının manevi tazminat isteminin kısmen reddi sonucunu doğuracak şekilde verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idare ve davalı idare yanında müdahilin temyiz istemlerinin REDDİNE, davacının temyiz isteminin kısmen REDDİNE, kısmen KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminata yönelik kısmının ONANMASINA, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/02/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2021/3680, K. 2025/659, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2021-3680-e-2025-659-k-ebba2527c453