Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2019/10905 E. 2023/6864 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2019/10905
Karar No
2023/6864

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2019/10905 Karar No : 2023/6864 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bankası A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN_KONUSU: Davacı tarafından; davalı Banka bünyesinde bulunan hesaplarında banka adı önündeki "T.C." ibaresinin kaldırıldığı belirtilerek, bu ibarenin yeniden konulması yolundaki başvurusunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem ile 2012 yılı logo değişikliğine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda; .... İdare Mahkemesince, Danıştay Onuncu Dairesinin 08/01/2015 tarih ve E:2014/2143, K:2015/14 sayılı uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idari yargının görevinde olduğuna ilişkin bozma kararına uyularak, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:.. sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davalı tarafından; kurumları özel sermayeli bankalarla aynı hukuki hükümlere tabi olduğundan idare vasfını taşımadığı, bu sebeple uyuşmazlığın adli yargı mercilerince çözümlenmesi gerektiği, banka ticaret unvanında herhangi bir değişikliğin meydana gelmediği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davalının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin REDDİNE, 2. Dava konusu işlemlerin iptali yolundaki .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/11/2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X) - KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (a) bendinde, idari işlemler hakkında; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından iptal davası açılabileceği belirtilmiştir. İdarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için "menfaat ihlali"ni, subjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir. İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin; ancak bu idari işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi hâlde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur. Dosyanın incelenmesinden; davacının, davalı banka bünyesinde hesabının bulunduğu, banka tarafından verilen mevduat defterinde T.C ibaresinin yer almadığından bahisle banka adı önündeki "T.C." ibaresinin yeniden konulması yolundaki başvurusunun reddine ilişkin işlem ile 2012 yılı logo değişikliğine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının sadece banka bünyesinde hesabının bulunması dava konusu işlemlerle, davacının menfaatinin ihlal edildiği sonucunu doğurmayacağından davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2019/10905, K. 2023/6864, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2019-10905-e-2023-6864-k-a58ed9811db5