İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1423 E. 2025/1181 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/1423
Karar No
2025/1181
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2022/ KARAR NO : 2025/

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av.

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/12/2022 KARAR TARİHİ : 19/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine ... 20.İcra Müd. 2022/... esas sayılı dosyasında 01.05.2021 vade tarihli 01.03.2021 tanzim tarihli 2.200.000,00 TL bedelli senede dayanılarak icra takibi yapıldığını, takip konusu senedin davalı ve eşinin kendisine kumpas kurması nedeniyle manevi ve maddi cebir altında müvekkilinin iradesi sakatlanarak elde edildiğini, müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığını belirterek, icra takip dosyasına yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalının %100 tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Takip dayanağı senedin kambiyo senedi olup müvekkilinin davacıya(borçlu) verdiği borç para karşılığında düzenlendiğini, davacının(borçlu) bonodaki imza ve kayıtları inkar etmeyip temelde bir hukuki ilişkinin ve borcun varlığını kabul ettiğini, bu durumda TMK'nın 6. ve HMK'nın 191. maddesi uyarınca doğal olarak senedin zorla imzalatıldığının ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının hukuki dayanaktan yoksun haksız ve yersiz davasının reddine, ihtiyati tedbire ilişkin ara kararının kaldırılmasına, kötü niyetli davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR: İcra dosyası, tanık beyanı, vs. KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME : Dava, ... 20. İcra Müdürlüğünün 2022/... E. sayılı dosyasında takibe konulan 2.200.000,00 TL bedelli senetten dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığı hususuna ilişkindir.Mahkememizce davacı tanıklarının dinlenilmesine karar verilmiştir.Davacı tanığı ... duruşmada; "Ben ...'in yanında yardımcı olarak çalışmaktayım. Aynı zamanda köylüm olur. ...'i de davacının yanına sık sık gelip gittiği için tanırım. Davalı ... Seyyar emlakçı olarak tabir edebileceğimiz işi yapmaktadır, eşi ... hanımla birlikte sık sık davacının yanına gelir, abi şurda arsa var şurda tarla var, şeklinde alıma aracılık yaparlardı, 1.000,00 TL'ye muhtaç insanlardı. Davacıya aldırdıkları yerler karşılığında komisyon alırdı, bu miktarda az önce dediğim gibi 1.000,00 TL gibi basit rakamlardı, ancak en son satın aldırdığı yere hakkı olmamasına rağmen kendisine fazlaca 5.000,00 TL vermiştir, yine bir gün davacının tarlasında çalıştığımız sırada davacı bana davalının eşinin kendisini evine çağırdığını söyledi ve o gün kendi aracıyla beni evime bıraktından sonra davalının hanımı ...'nın evine gitti. Sabah işe geldiğimde davacıyı düşünceli bir halde görünce ne olduğunu sordum, davacı bana kumpas kurdular, video çekmiş, eşi elinde bıçakla içeri girdi bana zorla senet imzalattılar dedi, o sırada yanımızda ... isimli arkadaş da vardı onu da yanımıza çağırdık, kendi aramızda yaptığımız istişare de ...'yı arayıp para teklif edelim senedi bize teslim ettsinler diye konuştuk, ...'yı aradık ... telefonu açmadı, bir saat sonra ..., ...'in telefonuna dönüş yaptı, ... konuşmaları duymamız için telefononu megafonunu açtı ve ...'ya bana kumpas kurdunuz zorla senet imzalattınız kocanla birlikte dedi, ...' da telefonda ...'a hitaben kocamın neden böyle bişi yaptığını bilmiyorum, senedini ben getireceğim sana dedi, aynı gün içinde bir müddet sonra ... gene ...'ı aradı senedin avukatta gedip avukattan alabilirsin dedi. Davacının davalılardan borçlanmaya ihtiyacı yoktur, davacı zengin sayılabilecek duruma sahiptir, davalıların ekonomik durumu kötüdür, 1000 TL'ye muhtaç insanlardır" şeklinde tanıklık beyanında bulunmuştur.Davacı tanığı ... duruşmada; " Davacı ... benim köylüm olur, kendisi ile ihtiyacım olduğunda borç para alma, borç gübre alma gibi ilişkilerim olmuştur, ... beni aradı kendi evine çağırdı, burada bana ...'ın kendisini evine çağırdığını, evine gittiğinde ...'in evin bir odasına saklanıp, kendisine bıçak zoruyla senet imzalattırıldığını, senedin rakam kısmının kendisine zorla yazdırıldığını söyledi, hatta kendisine zorla senet imzalattırıldığı sırada evin dışında da 5-6 kişinin beklemekte olduğunu söyledi, biz yanımızda ... da olduğu halde istişare ettik ve ...'yı telefonla arayıp ikna etmeye karar verdik, ...'ın ilk aramasına ... cevap vermedi, yaklaşık 45 dakika sonra ... dönüş yaptı, telefon görüşmesinde ... telefonun sesini megafona verdi, ...'ya hitaben beni kumpasa getirdiniz dedi, ... da senet ben de dönüşde bırakırım dedi, ... ...'ya senedi getirirsen sana 200.000 TL veririm dedi, bu şekilde ilk görüşme sonlandı. Yaklaşık 1 saat sonra ..., ... tekrar aradı, ... bu ikinci görüşmede senedi avukata verdiklerini onla görüşmesi gerektiğini söyledi ve ayrıca bu olanları ...'ın eşine anlatmakla tehdit etti. Aynı gün davacı avukatını aradı ve gidip savcıya şikayetçi oldular. Davacının ekonomik durumu gayet iyidir, gayrımenkulleri vardır, davalıların ekonomik durumunun iyi olmadığını biliyorum, hatta bu olaylardan bir kaç ay önce davacının Karacabey ilçesinde bulunan bir arazisinin satılmasına aracı oldular ve 5000 TL komisyon aldılar, daha sonra araştırdığımızda davalı ve eşinini Isparta da dolandırıcılık eylemlerinde bulunduktan sonra bursaya geldiklerini duyduk" şeklinde tanıklık beyanında bulunmuştur.Tanık ... talimat mahkemesi duruşmasında; " Davalı ... eşim olur ama şu anda aramızda boşanma davası sürmektedir, ben şu anda ailemle birlikte Isparta ilinde yaşamaktayım, eşimden ayrı yaşıyoru m.Davacı ..., ... iline bağlı ... Köyü'nde yaşamaktadır, kendisi çiftçilik yapar, aynı zamanda emlak alır satar. Benim ablam da emlakçı olduğu için, davacı ile yıllar öncesinden tanışıyoruz. Yanlış hatırlamıyorsam 2022 yılı içerisinde ... ili merkezinde Karaman Mahallesi'nde bulunan evimde yalnızdım, o sırada eşim evde değildi, saat 22:00-23:00 sularındaydı, kapı çalındı, ben de eşimin geldiğini düşünerek kapıyı açmıştım, çünkü o sırada eşim gelmek üzereydi, eşimin gelme saati olduğu için kapı deliğine bakmadan direkt kapıyı açtım, karşımda davacı ... vardı, elinde rakı şişesi vardı, kapıyı açar açmaz beni ittirerek içeri girmeye çalıştı, ben karşı koymaya çalışsam da onun gücü karşısında karşı koyamadım ve içeri girdi, beni ittirmeye devam ederek odaya doğru sürükledi, içerideki bu itişme kakışma en az 10 dakika sürdü, ben kaçmaya çalışsam da bana izin vermedi, yaklaşık 10 dakika sonra eşim eve geldi, zaten davacının eve girmesi sırasında dış kapı açık kalmıştı, eşim içeri girdiğinde, ben davacının sakinleşmesini sağlayarak evden kaçma amacındaydım, bu nedenle oturup davacının sakinleşmesini bekliyordum, eşim içeri girip bizi görünce "siz burada ne yapıyorsunuz" dedi, davacıya yönelik olarak "sen ne biçim bir şerefsiz insansın" dedi, davacı da "ben bir şey yapmıyorum" tarzında bir şeyler söyledi ve kaçmaya çalıştı, ben de ikisi arasında kötü sonuçlanacak bir şey olmasın diye eşimi tutmaya çalıştım, bu sırada davacı da bizim evden kaçtı. Yanlış hatırlamıyorsam ertesi günü davacı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundum, yanlış hatırlamıyorsam aynı hafta içerisinde eşim de bana karşı zina nedeniyle boşanma davası açtı. Bu olaydan önce, eşimle davacının birlikte iş yaptıklarını biliyordum, eşim bana, davacı ile ortak bir gayrimenkul aldıklarını veya alacaklarını, buna istinaden davacı ...'ın kendisine yani eşime bir senet verdiğini bana söylemişti, miktarını bilmiyorum. Bu olaydan önce de geçmiş bir zamanda eşim, benim kasada bulunan altınlarımı almıştı. Bazen ben eşime, altınlarımı ne zaman vereceğini sorduğumda o da, davacıdan alacaklı olduğunu ve senedi olduğunu, onu tahsil ettiğinde altınlarımı vereceğini söylüyordu, senet miktarı hakkında bilgi sahibi değilim. Yukarıda bahsetmiş olduğum davacı ile birlikte aramızda geçen olaydan sonra ve eşim zina davası açmadan önce, eşim avukata gitmiş, beni de çağırdılar ben de gittim, orada boşanma konusunu konuştuk, konuşmanın arasında eşimin, avukatına yönelik olarak, "...'in senedini de icraya koyacağım" demişti. Eşimin, davacıdan alacaklı olduğunu önceden de biliyordum, çünkü kendileri birlikte iş yaparlardı" şeklinde tanıklık beyanında bulunmuştur. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/ sor sayılı dosyasında; müşteki ... tarafından şüpheliler ... ve ... aleyhine mağduru senet vermeye mecbur etmek suretiyle yağma, şantaj suçlarından yapılan şikayet üzerine Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.Dava, hile ve cebir iddiasına dayalı kambiyo senedine yönelik menfi tespit davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için gerekli ve uygulanması gereken hukuki kurum ve kuralların ne olduğunun tespitinde yarar vardır. Karine, sözlük anlamı bakımından karışık bir iş veya sorunun anlaşılmasına ve çözümlenmesine yarayan durum, ipucu, belirtidir. En genel anlamıyla karine, bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olgunun çıkarımıdır. Dolayısıyla karine, bilinen bir olaydan, bilinmeyen diğer bir olayın veya hukuki durumun varlığı veya yokluğu sonucunun çıkarılmasına olanak vermektedir. Genel olarak karineler, fiili ve kanuni olmak üzere iki grupta toplanmaktadır. Bu bağlamda, fiili karineler, bir hukuk kuralı ile bağlı olmaksızın, hâkimin insanlar ve yaşam konusunda ortaya çıkan tecrübe kurallarından yararlanarak belli olmayan olaylar hakkında sonuç çıkarmasına yaramaktadır. Bu yönüyle fiili karineler, hâkimin kanaat edinmesine yardımcı olmaktadır. Görüldüğü üzere, fiili karinelerin temelinde tecrübe kuralları (yaşam deneyi kuralları) yatmaktadır ().Fiili karinenin her şeyden önce usul hukukuna özellikle de ispat hukukuna ait olduğu kabul edilmektedir. Fiili karineler somut ihtilaflarda gereklidir, iddia edilen bir olayın gerçekten o tarz ve şekilde olup olmadığını anlamak için somut olaylarda ispat zorluklarında hâkime yardım eder. Fiili karineler mahkeme pratiğinde tipik görünümlerini genel yaşam tecrübelerinde bulurlar. Doğrulukları somut olayda hâkim tarafından değerlendirilir ().Nitekim ... da kararlarında tecrübe (yaşam deneyi) kurallarına dayanmakta ve bu konuda genellikle “hayatın olağan akışı” kavramını kullanmaktadır (... Kurulunun 21.04.1982 tarihli ve 1979/ E., 1982/ K.; 17.12.2003 tarihli ve 2003/... E., 2003/ K.; 06.06.2007 tarihli ve 2007/ E., 2007/ K.; 08.12.2010 tarihli ve 2010/ E., 2010/ K.; 12.09.2012 tarihli ve 2012/ E, 2012/ K.; 28.03.2014 tarihli ve 2013/ E., 2014/ K. sayılı kararları). Delillerin gösterilmesi ve bunun hâkim tarafından ispat vasıtası olarak kabulünden sonraki aşamada delillerin değerlendirilmesi gündeme gelmektedir. Kural olarak (kanunda gösterilen istisnalar dışında), hâkim delilleri serbestçe değerlendirecektir.Bu kapsamda delillerin takdiri, hâkimin vicdani kanaatinin esas olduğu bir aşamayı ifade etmektedir ().Öte yandan hem 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (eTTK), hem de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri, poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (eTTK. m.690, 730, TTK m.778,818). Yukarıda yapılan açıklamalar, dosya kapsamı itibariyle taraflar arasındaki maddi ve hukuki olguların gerçekleşme biçimi, kambiyo hukuku ilkeleri ve hayatın olağan akışı kavramı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davaya konu kambiyo senedindeki imzanın davacıya ait olarak düzenlendiği, senette herhangi bir tahrifat bulunmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Ancak davacı, senedin bir borca ilişkin olmadığını, davacının, davalının ikametinde, davalının eşi ile oturur iken davalının eve gelmesi üzerine, maddi ve manevi cebir ile davalı tarafından senedin kendisinden alındığını ileri sürmüştür.Davalı ; olaya ilişkin savcılık dosyasında verdiği ifadede, nakden düzenlenmiş bononun, davacıya verdiği 225.000 USD, 500.000 TL ile 120 gram altın karşılığı düzenlendiğini belirtmiştir. Davalının eşi olan, tanık ... da alınan ifadesinde, davanın dayanağı olarak, davacı tarafça gösterilen kendisi ile davacının olduğu, eve davalının gelmesi sonrası yaşanan vakıayı doğrulamış, ancak bonoya ilişkin davacının iddiasını doğrulamamış, davacı ile davalının ortak iş yaptıklarını, eşi olan davalının kendisinin altınlarını aldığını, ne zaman iade edeceğini sorduğunda, davacıdan alacaklı olduğu senedi tahsil edince iade edeceğini söylediğini beyan etmiştir.Dava dilekçesi ekinde, sunulan ... kayıtlarında, davacı , davalı ve davalının eşinin arasında dava konusu edilen olaya ilişkin , davalının eşinin , davacıya gönderdiği mesajların bulunduğu, dava konusu senede ilişkin davalının eşi ...'ın , davacının yönelttiği soruya cevap vermediği görülmüştür.Diğer yandan, davalının, bahse konu olaydan ötürü , eşine zina nedenine dayalı boşanma davası açtığı anlaşılmaktadır.Tarafların ekonomik sosyal durumunun tespiti, davacının, bononun düzenlenmesinin davalının ekonomik sosyal durumu ile bağdaşmadığına ilişkin iddiaları bakımından, davalının hesabı olan bankalara yazılan yazılarda, davalının banka hesaplarının bir çoğunda işlem olmadığı yacda hesap bakiyesinin 0 olduğu, diğer yandan, davalının adına kayıtlı taşınmaz bulunmadığı gibi, borçlu olduğu çok sayıda icra dosyasının bulunduğu; buna karşılık davacının , çok sayıda taşınmazının bulunduğu görülmüştür.Davalının savcılık dosyasındaki ifadesinde, nakden düzenlenen bononun ihdas nedenine ilişkin yukarıda yer verilen ifadesindeki, bono bedelinin bir kısmının yabancı para, bir kısmının ise TL olarak verilen para, diğer kısmının ise altın olarak verildiğine dair beyanı kısmen talil niteliğindedir.Bononun ihdas nedenin taliline ilişkin hukuki çerçeveyi açıklamak gerekirse; Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 691/1).Bonoda şekil şartları TTK'nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir ().Yerleşik ... içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve ... ).Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK'nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. HMK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK'nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir.O halde yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalının, bononun ihdas nedenini kısmen de olsa talil ettiği; böylelikle ispat yükünü kendi üzerine aldığı, yukarıda belirtilen şekilde, davalının üzerine kayıtlı taşınmaz bulunmadığı gibi, banka hesaplarında para olmadığı, ayrıca hakkında çok sayıda derdest icra dosyası olduğu, davacının ise adına kayıtlı birden çok taşınmaz bulunduğu, davacı, davalı ve eşi arasında gerçekleşen tarafların vakıa olarak müşterek kabulünde olan , ancak senet ile ilgisi bakımından farklı olarak beyan bulundukları olayın meydana geldiği tarih ile bononun düzenleme tarihi ve bononun takip konusu edildiği tarih, tanık beyanları , tarafların ekonomik sosyal durumu birlikte değerlendirildiğinde, kolluktaki talil içerikli beyanı nedeni ile ispat yükü altında bulunan, davalının, ispat yükünü yerine getiremediği, dosya kapsamına göre, hayatın olağan akışına aykırılık da teşkil eden talil içerikli beyanın alacağın varlığının kabulü için yeterli olmadığından, davanın kabulü ile davacının, davalıya, takip ve takibe dayanak ava konusu bono nedeni ile borçlu olmadığına ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın kabulüne, davacının ... 20. İcra Md.'nün 2022/... esas sayılı dosyasında takibe konulan 2.200.000,00 TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, 2-Harçlar yasası gereği alınması gereken 150.282,00-TL harçtan peşin alınan 46.640,17-TL harcın mahsubu ile bakiye 103.641,83-TL harcın davalıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü yazılı 819,50-TL yargılama gideri ile peşin alınan 46.640,17-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı yararına ölçümlenen 326.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde taraflarca yatıralan avansın kullanılmayan kısmının HMK 333.md.uyarınca yatıranlarına iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... olmak üzere Başkan ...'ın muhalefetiyle karar verildi. 19/11/2025

Başkan ... ¸E-imzalıdır. (Muhalif) Üye ... ¸E-imzalıdır. Üye ... ¸E-imzalıdır. Katip ... ¸E-imzalıdır.

MUHALEFET ŞERHİ :

Dava kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır.Dava konusu senette edinme sebebi olarak nakden yazılıdır. Bilindiği üzere kambiyo senetleri illetten mücerrettir. Yani senet lehdarı senedin edinme sebebini açıklama yada ıspatla yükümlü değildir. Dolayısıyla ıspat yükü borçluda olup, senet borçlusu senet bedelini ödediğini veya senedin geçersizliğini ancak yazılı delillerle ıspat edebilir.Tanıkla ıspatı mümkün değildir. Bu nedenle dinlenen tanık beyanlarının davanın halline bir katkısı yoktur. Aksi takdirde tanık anlatımları ile kıymetli evrak hükümsüz hale getirilebileceğinden yasa da son derece önem verilen ve ticari hayatın vazgeçilmezi olan kambiyo senetleri hükümsüz hale gelir ki bu da ticari hayatın durmasına sebep olur. Yine Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikayet neticesinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilerek kesinleşmiş olduğundan davacı borçlu olmadığını bu yolla da ispat edememiştir. Davacı vekilinin 03/03/2023 tarihli dilekçesinde atıfta bulunduğu 4.HD nin 16/06/2021 tarihli kararı tasarrufun iptali davasında verilen bir karar olup, bilindiği üzere bu dava türünün yargılama usulü ve ispat şekli farklı olduğundan bu karar emsal olarak kabul edilemez. Davacının atıf yaptığı ... nun 18/06/2019 tarihli genel kurul kararı ise muhalefetle alınan bir karar olup,bu kararın aksine birden fazla genel kurul ve daire kararları da bulunduğundan bu genel kurul kararı da emsal olarak alınamaz. Bu nedenlerle ispat yükü kendisinde olan davacı imzası kendisine ait olan senetten dolayı borçlu olmadığını ıspatlayamadığından davanın reddine karar verilmiştir.

Başkan ... ¸E-imzalıdır.

Atıf: Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1423, K. 2025/1181, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/bursa-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-1423-e-2025-1181-k-5e49585a12c5