İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/816 E. 2018/1504 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/816
- Karar No
- 2018/1504
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2018 KARAR NO : 2018 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : VEKİLİ : Av. ... DAVALI : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/06/2018 KARAR TARİHİ : 22/11/2018 KARAR YAZIM TARİHİ : 29/11/2018 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı aleyhine Bursa 16. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile yürüttükleri icra takibine davalı tarafça itiraz edildiğini ve takibin durdurulmasını istediğini, Borçlunun itirazları haksız olup, borçlu itirazında kötü niyetli olduğunu, Borçlunun yetki itirazları yerinde olmadığını, Söz konusu alacağın bir para borcu olduğunu, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun “İfa yeri” başlıklı 89. maddesine göre “para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.” İcra ve iflas kanununun yetkiye dair hükümlerinde de takibin Bolvadin’de açılmasını gerektirecek bir hüküm bulunmadığını, Kaldı ki icraya konu alacağın davalı borçlu ile davacı alacaklı müvekkili şirket arasında aktedilmiş olan 02.02.2016 tarihli "Atıksu Arıtma Tesisi Yapım Sözleşmesi" başlıklı sözleşmeden kaynaklı olup sözleşmenin 14. Maddesinde; "ihtilafların hallinde Bursa Mahkemeleri yetkilidir " denilerek taraflar yetkili mahkemeyi belirlediklerini, müvekkilinin; davalıya 02.02.2016 tarihli "Atıksu Arıtma Tesisi Yapım Sözleşmesi" başlıklı sözleşmesi ile faturaları ekte sunulan Atıksu Arıtma Tesisi'nin tasarımını, Elektrik-mekanik ekipmanlarının teminini, montajını ve tesisin işletmeye alınmasını gerçekleştirmiş ancak alacağınının sözleşmeden doğan KDV miktarı olan 27.900,00TL sinin 26.900,00 TL sini alamadığını, Davalının itiraz ettiği meblağı ödediğine dair bir ibraname sunduğunu ancak bu ibraname sözleşmede belirtilen KDV 'siz asıl alacak bedeline ait olup KDV kısmı için herhangi bir ödeme yapılmadığını, Müvekkilinin sözleşmenin tüm şartlarını yerine getirdiğini, davalı borçlu şirket ise 155.000,00 TL lik ödemeyi yapmış ancak sözleşmede belirtilen K.D.V İstisna Sertifikasını temin edemediğini ve müvekkiline ibraz edemediğini, Bu sebepten müvekkili şirket ekte sunulanz faturada da görüleceği üzere önceki KDV siz faturayı düzelterek düzeltilmiş şekliyle KDV içinde yeni bir fatura düzenlediğini, Dolayısıyla da KDV farkından dolayı 27.900,00 TL alacaklı konuma geçtiğini, Daha sonra davalı şirketten müvekkilinin hesabına 7.000,00 TL havale gelmiş müvekkili 1.000,00TL alacaklı olduğu 27.900,00 TL den 1.000,00 TL sini mahsup ettikten sonra 6.000,00 TL sini iade ettiğini ve cari alacağı 26.900,00 TL kaldığını, davalı tarafça borcun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine Bursa 16. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı şirketin itirazı sonrası takip durduğunu, itirazın haksız ve yersiz olduğunu, davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket yetkilisi cevap dilekçesinde özetle: Sahibi olduğu şirketin merkezinin Bolvadin olduğunu, bu olayda davacı ile yapılan ve bundan sonra verilen ibraname ile hükümsüz kalan sözleşmenin bu davada yetki tayini imkanı kalmadığını ve sözleşmenin hükümsüz olması nedeniyle buna dayanarak açılan davanın haklı bir dava olmadığını, bu nedenle davanın yetki yönünden reddi ile yetkili Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Bolvadin Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, dava dilekçesinde belirtildiği üzere fatura kesildiğini ve fatura bedelinin ödendiğini, 2016 yılında KDV siz olarak kesildiği belirtilen faturadan kaynaklanan bir mali sorumluluğun söz konusu olmadığı gibi KDV siz fatura kesen firmanın bu hareketinin şirketi bağlayıcı yönü olmadığını, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların beyanı, Bursa 16. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyası, yazılan müzekkere cevapları. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı davalı aleyhine ilamsız takip talebinde bulunmuştur. İcra Dairesi tarafından davalı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri 19/03/2018 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı tarafından yasal süre içinde 21/03/2017 tarihinde yetkiye ve borca itiraz etmiştir. Bilindiği üzere yetkili icra dairesinde takip yapılması, itirazın iptali davasının koşullarından biridir. Borçlu icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğine göre, mahkemece, borçlunun icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelenmelidir. (HGK 20.03.2002 tarih, 13/241-208 sayılı kararı) Zira; itirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra dairesinde geçerli bir takibin yapılmış olması şartına bağlıdır. İtirazın iptali davasında icra müdürlüğünün yetkisi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 50. Maddesinde düzenlenmiştir. İcra ve iflas Kanunun 50. Maddesinde "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. icra mahkemesi*1* tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur. İki icra mahkemesi*1* arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." yetkiye ilişkin düzenlemede kıyasen Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunun yetkiye dair hükümlerinin uygulanması öngörülmüştür. 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 04/02/2011 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. Anılan 6100 sayılı yasanın 447/2. Maddesine göre "Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır." Hukuk Usulu Muhakemeler Kanununa yapılan atıfların HMK' ya yapılmış gibi sayılması öngörülmüştür. O halde somut olayda, davacı ile davalı arasında ticari ilişkinin 02/02/2016 tarihli Atıksu Arıtma Tesisi Yapım Sözleşmesinden kaynaklanan KDV alacağına ilişkin olduğu, yapılan sözleşmenin eser sözleşmesi olup işin davalı iş verenin işyeri olan Bolvadinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan eser sözleşmelerinde yetkili mahkeme genel yetki kuralınca davalının ikametgahı veya sözleşmenin ifa edildiği yerdir. 818 Sayılı Borçlar Kanununun 73.mad. Ve 6098 Sayılı TBK'nın 89.maddesin de düzenlenmiş olan alacaklının ikametgahı mahkemesinin yetkili olması hususu para alacakları için getirilmiş bir düzenlemedir. Yani para alacaklarında ifa yeri alacaklının ikametgahıdır. Para alacakları ise, karz akdinden doğmaktadır. Bu nedenle, bu maddenin eser sözleşmelerinde uygulanması mümkün değildir (Yargıtay 15.Hukuk Dairesi 11/10/2012 tarih 2011/6415 E.-2012/6394 ve 24/01/2013 tarih 2012/973 E.-2013/345 karar sayılı emsal içtihatlar). Dolayısıyla somut olayda işin Bolvadinde yapıldığı ifa yerinin Bolvadin olduğu ve davalının ikametgahınında Bolvadin olduğundan, Bolvadin İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğu sabit olup ve taraflar arasındaki sözleşmede de icra müdürlüğünün yetkili olduğuna dair yetki şartı veya yetki sözleşmesi düzenlenmediğinden davalının Bursa İcra Müdürlüğünün yetkisine yönelik itirazın usulune uygun yasal sürede yapıldığından yetkiye itirazın kabulune ve dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davalının icra takibine yapmış olduğu yetki itirazının kabulü ile icra dairelerinin yetkisinin dava şartı olduğundan davanın dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 35,90 TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 459,38 TL'den mahsubu ile artan 423,48 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Kararın niteliği gereği davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Her ne kadar davalı vekili olduğunu söyleyen Av. Abdurrahman Hicazi Babalık' ın duruşmaya katılmış ise de duruşma gününe kadar ve duruşma gününde de dava dosyası ve icra dosyasına vekaletname sunmadığından, yetki itirazınında dava şartı olduğu her aşamada değerlendirileceğinden kararın niteliği gereği davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına, 5-HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/11/2018 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır