İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/662 E. 2019/538 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/662
Karar No
2019/538
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2018 KARAR NO : 2019 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : .. VEKİLİ : Av. . DAVALI : DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/05/2018 KARAR TARİHİ : 01/04/2019 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2019 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Hayvancılık Tar. Ürün. Nak. İth. İhrc. San ve Tic. Ltd. Şti tarafından müvekkili ... aleyhine 200.000,00-TL bedelli bir adet bonoya dayalı olarak icra takibine girişildiğini, müvekkilinin takip alacaklısı şirkete böyle bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespiti ile bonoda yazılı miktar olan 200.000,00-TL nin %20 si üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya yazılı cevap verilmediği gibi sözlü oturumlara da katılmamıştır. KANITLAR: Bursa 9. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası, tanık beyanları, vs. KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME : Dava; Bursa 9. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasından dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine yönelik menfi tespit davasıdır. (İİK 72.md) Dinlenen tanık ...; "Davacıyla beraber çalışmışlığımız oldu. uzun zamandır tanırım. Davacı çiftçilik yapmaktadır. ...'ı çiftçilik yaptığım için tanırım. Davacı ile ...'ın çalıştığını biliyorum. Davacı, ...'dan 22 veya 23 top damlama aldığını biliyorum. (70 dekara yetecek kadar) Mithat bu alışverişe istinaden boş senet aldığını biliyorum. işin gereği buydu herkes için geçerliydi. senetleri icraya verdi. kendi bildiği gibi doldurdu. ben bunları ...'ın kendi ağzından duydum. bunları gördüm ve duydum. bunların haricinde bir durum var mı yok mu bilmiyorum. onların kendi arasında olan bir mevzudur. ...'ın kendi domateslerinin toplanmasını yarım bırakarak şehri terk ettiğini biliyorum. Tahahüttü olan herkesi zor durumda bıraktı. Bana göre herkese borçları var. Alacağı olduğunu zannetmiyorum." Tanık ...; " Ben Karacabey'de ikamet ederim ve çiftçilikle uğraşırım. Davalı şirkette geçmişte ortaklık yaptım. Davalı şirket Tigem'den kiraladığı arazilerin bir kısmını köylü ile anlaşıp masrafını kendi karşılamak kaydı ile köylülere tarım ürünü ürettirip karını bölüşür. Davacı ile de böyle bir ticari ilişkileri vardı. Diğer köylülerin yapıldığı gibi davacıdan da böyle bir boş senet teminat amacı ile alındı. Davalı şirketin işleri bozulunca davacı ve diğer köylülerin hiç bir borçları olmamasına rağmen borç senetleri doldurularak takibe kondu. Ayrıca davalı şirket ile dava dışı ... Tarım Ltd. Şti.'nin sahipleri aynı olup ... isimli kişidir." şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir ‘gayeye’ ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, senedin teminat senedi olduğunu ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve 2003/19-781 E., 2003/768 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir. Davacı, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir. 6100 Sayılı HMK m. 201 gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların yazılı delillerle ispatlanması gerekir. Davacı keşideci, bonoda yer alan imzasını inkâr etmiş değildir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğunun kabulü gerekmektedir. Davacı tarafından da dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre senedin teminat fonksiyonun kalmadığı ve bedelsizlik iddiasını yazılı deliller ile kanıtlaması gerekirken, iddialarını ispata yarar herhangi bir yazılı delil sunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı gerekçeye göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar yasası gereği alınması gereken 44,40-TL harçtan peşin alınan 3.415,50-TL harcın mahsubu ile arta kalan bakiye 3.371,10-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde taraflarca yatıralan avansın kullanılmayan kısmının HMK 333.md.uyarınca yatıranlarına iadesine Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı yanın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/04/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/662, K. 2019/538, T. 01.04.2019, www.arakarar.com/karar/bursa-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-662-e-2019-538-k-084fc8182799