İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/926 E. 2019/433 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2017/926
Karar No
2019/433
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017 KARAR NO : 2019 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI :... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/07/2017 KARAR TARİHİ : 12/03/2019 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/04/2019 Mahkememize Bursa Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas ve ... Kararında verilen görevsizlik kararı üzerine tevzi edilen İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dilekçesinde özetle; Müvekkil firma ile davalı firma arasında 12/09/2015 - 29/12/2015 tarihli araç kira sözleşmesi imzalandığını, davalı firmanın bir kısım ayların kira bedellerini ödemediği ve araçları hasarlı olarak iade ettiğini, bunun üzerine kira bedelleri ve gelen cezalar ile toplam 18.311,00 TL yi ödemediğinden Bursa 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalının takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının haksız yere yaptığı itirazın iptali ile davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili şirket tarafından herhangi bir araç kiralama sözleşmesi imzalanmadığını, davacının delil listesinde bulunan sözleşmede müvekkili şirketin hiçbir surette kaşesi ve imzasının bulunmadığını, müvekkili şirketin icra takibine ve davaya konu sözleşmenin tarafı olmadığını, yetkisiz temsilcinin yapmış olduğu herhangi bir sözleşmenini tüzel kişiliğinin bağlanamayacağının mutlak olduğunu, hal böyle iken müvekkili şirket aleyhine açılan işbu davanın icra takibinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, ikinci cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan dilekçeleri, Bursa 2. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyası, araç kiralama sözleşmesi, fatura, taraflar arasındaki yazışmalar, SGK kayıtları, kolluk araştırması, HGS, OGS, KGS geçişlerini gösterir çizelge, emsal Yargıtay kararları, yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından faturaya dayalı olarak 18/05/2016 tarihinde ilamsız takip talebinde bulunmuştur. İcra Dairesi tarafından davalı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri 30/05/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı tarafından yasal süre içinde 06/06/2016 tarihinde borca itiraz etmiştir. Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır. Tarafların ticari defterleri talep edilmiş davalı tarafça ibraz edilen ticari defteler bir mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Mali müşavir bilirkişinin 11/07/2018 tarihli raporunda özetle: Taraflar arasında her iki tarafın da karşılıklı imzaladığı yazılı bir sözleşme bulunmadığını, dava konusu sözleşmeler incelendiğinde 12/09/2015 tarihli 0137 nolu 12/09/2015-11/12/2015 tarihleri arasında aylığı 5500 TL olan aracın kiralanması ile alakalı olup, kiracı kısmında ... isminin ve kimlik bilgilerinin yer aldığı davalının unvan ve kaşesinin sözleşmenin hiçbir yerinde yer almadığının görüldüğünü, sözleşmede aracın davalı şirket adına kiralandığını gösteren bir ibare bulunmadığını, 18/03/2015 tarihli 0275 nolu sözleşmede de yine aynı şekilde kiracı kısmında ...'ın adı soyadı kimlik bilgilerinin yer aldığını, davalı şirketin sözleşmenin hiçbir yerinde isminin geçmediğini,sözleşmenin 18/03/2015-17/06/2015 tarihleri arasında aylığı KDV dahil 3600 Tl olan araç kiralaması ile ilgili olduğu ve 15/04/2016 tarihinde uzatma tarihinin bulunduğunun tespit edildiğini, davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir belgenin dosyada mevcut olmadığını, davacının takip öncesi işlemiş faiz talebinin geçerliliğinin bulunmadığını mütalaa edilmiştir. Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması için dosya İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış olup, davacı tarafın ticari defterleri bir mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Mali müşavir bilirikşinin 06/09/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Davacı tarafından incelemeye sunulan 2016 yılı ticari defterlerin 6102 sayılı yeni TTk ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulduğunu, davalı yanın icra takibine itiraz dilekçesinde takibe konu faturadan dolayı borçlarının bulunmadığı yönde itirazlarının bulunduğu, faturalar üzerinde yapılan incelemelerde ise fatura muhteviyatının araç kiralama bedeli olduğu, faturaların bedelinin ödenmemiş yani açık fatura olduğu, faturaların davacı yan ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturanın eksiksiz teslim eden bölümünde ... ismi ve imzası bulunduğu, eksik teslim alan bölümde ... ismi ve imzası bulunduğunu, davacı yanın davalı yandan 18.311,00 TL asıl alacaklı olduğu mütalaa edilmiştir. O halde toplanan delillerden somut olayda, davacı tarafından motorlu araç kiralama sözleşmesine dayalı olarak düzenlenen araç kiralama bedellerine dair fatura alacağı olduğu ileri sürülmüş, davalı ise davacı ile motorlu araç kiralama sözleşmesi ilişkisi kurulmadığını, sözleşmeyi düzenleyen ...' ın davalının çalışanı ve yetkilisi olmadığını savunmakla borcu inkar etmiş olup uyuşmazlık, taraflar arasında motorlu araç kiralamaya dair akti ilişkinin kurulup kurulmadığı ve davalı ...' ın düzenlediği sözleşme ve imzalanan faturanın davalıyı bağlayıp bağlamadığı noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere 4721 sayılı TMK'nın 6. Maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 190. Maddesine göre "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " akdi ilişkinin kurulduğu, hizmetin yerine getirildiğinin ispat yükü davacı taraftadır. HMK' nın 200. Maddesine göre ise " Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. " hukuki işlemlerin yapıldığı tarihteki değeri 2500 TL geçtiği takdirde senetle ispat olunması zorunludur. Dolayısıyla somut olayda uyuşmazlık konusu miktar itibariyle davacı tarafından davalı ile motorlu araç kiralama sözleşmesi kurulduğunun yazılı ve kesin deliller ile ispat edilmesi zorunludur. Davacı tarafından sunulan kira sözleşmesinin İstanbul BAM 35. Hukuk Dairesinin 2017/813 Esas ve 2017/1025 Karar sayılı kaldırma kararında vurgulandığı üzere davalı tarafından imzalanmadığı, davalının taraf olmadığı gibi sözleşmeyi ve faturayı düzenleyen ...' ın davalı şirketin yetkili temsilcisi olmadığı ve yapılan SGK ile kolluk araştırmasında da davalının çalışanıda olmadığından sözleşmenin davalıyı bağlamayacağı açıktır. Öte yandan davacı tarafından düzenlenen faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ve davacı tarafından yemin delilinden vazgeçtiği anlaşılmakla, faturaya dayanak sözleşmenin ispat edilemediği, faturanın sadece davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmasının sözleşmenin kurulduğunu göstermediği gibi faturada teslim alan ...' ın davalının çalışanı olmadığı anlaşılmakla, yazılı ve kesin deliller ile taraflar arasında akti ilişkinin ispat edilmediğinden davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebi yönünden, davacının icra takibi başlatmasında kötü niyetli olduğunun ispat edilmediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın subut bulmadığından reddine, 2-İİKnun 67 maddesi gereğince davalı lehine kötü niyet tazminatının koşulları oluşmadığından reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 44,40 TL nispi karar ve ilam harcın peşin alınan 223,67 TL'den mahsubu ile bakiye 179,27 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kararın niteliği gereği üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/03/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır. Hakim ... ¸e-imzalıdır.

Atıf: Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/926, K. 2019/433, T. 12.03.2019, www.arakarar.com/karar/bursa-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2017-926-e-2019-433-k-151d439989f8