İlk Derece Mahkemesi · Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1386 E. 2025/1291 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1386
- Karar No
- 2025/1291
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/ KARAR NO : 2025/
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA İHBAR OLUNAN :
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/12/2024 KARAR TARİHİ : 18/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi özetle; Müvekkili, deri üretiminde kullandığı kimyasal maddeleri davalı firmadan temin etmekte olup, ödemelerini cari hesap çerçevesinde nakit, çek ve senet yoluyla gerçekleştirmiştir. 11.12.2023 tarihinde 300.000 TL bedelli bir çek, 11.03.2024 tarihinde ise üç adet toplam 30.000 USD tutarında senet düzenleyerek davalıya verdiğini, Davalıdan alınan kimyasal yağlardan ... kullanıldıktan sonra müvekkiline ait derilerde bozulmalar ve yağ kusmaları meydana geldiğini, müvekkilinin başvurusu üzerine 24.06.2024 tarihli Deri Numuneleri ... Deri Ürünleri Araştırma Geliştirme San. ve Tic. LTD. ŞTİ'nin analiz raporunda sorunun kimyasaldan kaynaklandığı açıkça belirtildiğini, Müvekkili, bu durumu aynı gün davalıya bildirildiğini, davalı firma sorumluluğu kabul etmediğini, müvekkiline kusur atfetmeye çalıştığını, müvekkili, kullanılmayan kimyasal ürünleri 18.07.2024 tarihli irsaliye ile iade ettiğini ve 29.07.2024 tarihli 221.052,93 TL tutarında iade faturası düzenlediğini, davalı, müvekkilinden aldığı çek ve senetleri iade etmeyip icra takibi başlattığını, müvekkilinin bu nedenle hem ticari faaliyetleri zarar gördüğünü, hem de büyük miktarda deri hammaddesi kullanılamaz hale geldiğini, müvekkili ... ... Üniversitesi’ne başvurarak ek analiz yaptırdığını, burada da ... kimyasalının derideki kusura sebep olduğu doğrulandığını, Tüm bu delillere rağmen davalı firma zararı karşılamadığını, Davalıdan alınan ayıplı kimyasalların da içinde olduğu ürünlerin ödemesi için firmaya yukarıda tarihleri ve tutarları belirtilen çek ve senetler olduğunu, bu çek ve senetlerin iadesi beklenirken müvekkili ... 2 Genel İcra Dairesi 2024/ ... 1 Genel İcra Dairesi 2024/... E. Sayılı icra takipleri, ihtiyati haciz işlemleri ile karşı karşıya kaldığı, ayıplı kimyasal ürünlerin kalanlarının devamının kullanılması halinde tüm derilerin telef olması riski sebebi ve satıcı firmanın satmış olduğu ürünlerde oluşabilecek ayıplarda ürünlerinin sorumluluğunu almaması sebebiyle, elinde kalan davalıdan almış olduğu tüm kimyasal ürünleri 18.07.2024 tarihli irsaliye ile firma çalışanı ... 'e davalının işyeri adresinde iade ettiğini, 29.07.2024 tarihli 221.052,93 TL ‘lik iade faturası düzenlediğini, ayıplı kimyasalların kullanılmasından kaynaklanan 300.000 desimetre kare ... Deri, 120.000 desimetrekare astarlık deri hammaddemiz kullanılamaz hale geldiğini, arabuluculuk görüşmelerinin sonuç vermediğini beyanla davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; “Davacı, müvekkilinden satın aldığı kimyevi maddelerin ayıplı olduğunu, derilerde dalgalanma yaptığını ileri sürerek 221.052,93 TL iade ve maddi zarar talebinde bulunduğunu, iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacı, müvekkilinden kimyasal maddeler satın aldığını, karşılığında 300.000 TL’lik çek ve üç adet 10.000 USD bedelli senet verdiğini, Çek ve senetlerin ödeme tarihinden önce hiçbir ayıp bildirimi yapılmadığını, yalnızca ödeme zamanı gelince ayıp iddiası ortaya atıldığını, davacının borçtan kurtulma amacını gösterdiğini, davacının dayandığı analiz raporları da geçersiz olduğunu, ... Deri ...’nin e-posta yoluyla bildirdiği sonuçlar bilimsel olmadığını, çelişkiler içerdiğini ve resmi rapor niteliği taşımadığını, Ayrıca analizi yapan kişinin uzmanlığı belirsiz olduğunu, ... Üniversitesi Kimya Bölümünden alınan ... raporu da deri konusunda ihtisas sahibi olmayan bir bölüm tarafından yapıldığını ve teknik olarak hatalı olduğunu, geçerliliği olmadığını, Asıl yetkili merci ... Üniversitesi Deri Mühendisliği Fakültesi olduğunu, müvekkili taraf defalarca buradan rapor alınmasını önerdiğini, ancak davacı bu talebi yerine getirmediğini, davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünler dava dışı ... Deri Kimya’dan temin edildiğini ve aynı ürünler birçok başka deri firmasına satıldığını, Bu firmalardan hiçbir şikâyet gelmediğini, Hatta davacının iade ettiği ürünler başka firmalara yeniden satıldığını, onlar da sorunsuz şekilde kullandığını, ürünlerde ayıp olmadığını kanıtladığını, davacı tarafından iade faturası olarak ileri sürülen 221.052,93 TL de doğru olmadığını, düzenlenen fatura 18.07.2024 tarihli ve 209.121,05 TL bedelli olduğunu, Üstelik bu tutar davacının cari hesabından mahsup edildiğini, davacı aslında ödeme yapmadığı bir bedelin iadesini talep ettiğini, beyanla davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizde açılan işbu dava yıp iddiasından kaynaklı olarak düzenlenen iade faturası ile ayıplı ürün bedeline yönelik alacak ile menfi zararlara ilişkindir. Dava konusu uyuşmazlık hakkında teknik değerlendirmenin yapılması amacı ile dosya bilirkişiye tevdi edilerek rapor tanzim edilmiştir. Düzenlenen 15/10/2025 tarihli raporda "Davaya ve incelemeye konu edilen ürünlerin/derilerin davalı firmadan alınan yağlar ile işleme tabi tutulduğu, deri üzerinde meydana gelen beyaz tabakanın, ... Laboratuvarının analiz sonuçlarından anlaşılacağı üzere ... yağlarının kullanılması sonucu yağ kusması görülen kısımlardaki yağın, üretimde kullanılan orijinal yağla tam olarak aynı kimyasal yapıya sahip olmadığı, bu durum, üretim sırasında yağlama aşamasında kullanılan yağların karışımı, kimyasal değişimi veya homojen karışmaması, proses sıcaklığı, kurutma koşulları, pH farklılıkları veya emülgatör uyumsuzluğu gibi faktörlerden nedeniyle oluşmuş olabileceği yani hatalı prosesten kaynaklandığı, Davaya konu edinilen ayıplı ürünler/deriler incelendiğinde beyaz lekelenmeler, yağ kusmaları, beyaz mumsu bir tabaka olduğu, Beyazlamanın yağlanmadan sonra olduğu düşünüldüğünde yağlama öncesi emülsiyon homojenizasyonun düzgün olmayabileceği, emülsiyon sisteminin tam homojen olmaması veya yüksek elektrolit (tuz) konsantrasyonu nedeniyle yağ damlacıklarının büyüyerek deri yüzeyine göç etmesi sonucunda olabileceği, veya kurutma işlemi yavaş, kademeli ve ısı kontrollü yapılması gerektiğinden (maksimum 50 °C).kurutma işleminde problem olabileceği, Flote içerisindeki elektrolit miktarı önemli olduğundan; yüksek tuz oranı emülsiyon dengesini bozarak yağ çökmesini artıracağı, Aşırı yağlama veya yağ giderme (degreasing) işleminin yetersiz yapılması sonucunda üretim sürecine bağlı yağlama ve proses kontrol hatası olabileceği, Dava konusu derilerin tamamının görsellerden de anlaşılacağı üzere kullanılamaz durumda olduğu, Raporun ilgili kısımlarında detaylandırılmakta olunan ilgili hesaplamalar neticesinde; davaya konu edinilen ayıplı üretim/hizmet neticesinde davalı firmanın ürünlerin satılamamasından kaynaklanan zararı ortalama olarak 46.500 USD olduğu " tespit edilmiştir. Dava, taraflar arasında gerçekleşen ticari alım-satım ilişkisine konu mallardaki gizli ayıp nedeni ile davacının uğradığını iddia ettiği zararlar ile satışa konu malın iadesi ile bedelin tahsiline yönelik tazminat davasıdır.Davacı taraf davalı taraftan almış olduğu kimyasal maddelerin deri üzerinde kullanılması sonucunda deride dalgalanmalar meydana geldiğini ve derilerin kullanılamaz hale gelmiş olması sebebi ile satışa konu ve davacı tarafça iade edilen kimyasal maddeler için düzenlenen iade faturası doğrultusunda alacak ve derilerin kullanılamamasından ötürü maddi zarar tazminatı talep etmiştir. Davalı tarafça satışa konu ürünlerde herhangi bir ayıp olmadığı iddiası ile davanın reddini savunmuştur.Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır.6102 sayılı TTK. 23. maddesinde ise; “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir. Ticari satış, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan satıştır. Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı madde hükümlerine tâbi olup, ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında 6102 sayılı TTK. 23/1-c madde hükmünde düzenlenmiştir.6098 sayılı TBK. ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur.6098 sayılı TBK. 222. maddesinde ise; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK. 23/1 maddesinde; Maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir.6098 sayılı TBK. 223/2 madde hükmüne göre; alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. maddesi incelendiğinde; Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme seçimlik haklarına sahiptir.Yine madde hükmüne göre; satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. " hükümleri mevcuttur.Genel açıklamalar ışığında somut duruma bakıldığında, çözümlenmesi gereken temel uyuşmazlığın satışa konu kimyasal maddelerde ayıp bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak davacının ayıptan doğan haklarını kullanıp kullanamayacağı noktasında toplandığı görülmektedir.Bu hususta teknik değerlendirmenin yapılması amacı ile kimya mühendisi ve tekstil mühendisi eşliğinde ürünlerin üzerinde kullanıldığı derilerin yerinde gözlemlenmesi ve teknik değerlendirmenin yapılması amacı ile keşif icra edilmiş, keşif zaptında davacı tarafça kullanıldığı belirtilen 4 farklı kimyasal üründen numunelerin temini için ilgili kurumlara müzekkere yazılmış ve bu hususta bilirkişiler de yetki verilmiştir.Yapılan keşif, ürünlerin teknik analizlerinin yapılması için gönderilen laboratuvardan gelen test sonuçları ve dosya kapsamındaki delillerin değerlendirilmesi ile düzenlenen 15/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle, analize gönderilen ürünlerde tespit edilen yağlar ile davalı tarafça davacıya satışı gerçekleştirilen yağların aynı kimyasal yapıya sahip olmadığı, bu durumda ürünlerde meydana gelen sorunun satışa konu yağlardan değil, üretim aşamasına ilişkin bazı teknik hatalardan kaynaklandığı rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunda bir derinin üretim sürecine ilişkin tüm aşamaların nelerden ibaret olduğu, hangi aşamalarda hangi işlemlerin yapıldığı detaylıca belirtilmiş, bu aşamalarda davacı tarafça yapılan hataların neler olabileceği rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunda davacı tarafça üretmin hangi aşamasında hangi teknik hatanın yapıldığı net bir şekilde ortaya konamamış ise de, meydana gelen sorunun üretim aşamasındaki hatadan kaynaklı olarak meydana geldiği net bir şekilde ortaya konmuş, (kaldı ki bu hususta ayıp iddiası davacı tarafça ileri sürülen bir husus olup TMK 6 ve HMK 190. Maddelerine göre bu hususun ispatı külfeti de davacı taraf üzerindedir) bilirkişi raporunda somut durumla alakalı teknik verilerin ortaya konmuş, tartışılmış olması, meydana gelen/gelebilecek durumlar hakkında neden sonuç ilişkisi içerisinde ve gerekçeli olarak düzenlenmiş olması hususları göz önüne alındığında iş bu rapora itibar etmek gerekmiş, bu rapora göre davalı tarafça satılan ürünlerde ayıp tespit edilemediğinden, davacının ayıptan kaynaklı olarak dava konusu ettiği taleplerin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Yapılan masrafların davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar yasasına göre alınması gereken 15.168,43TL harçtan peşin alınan 3.792,11 TL'den mahsubu ile eksik yatan 11.376,32TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davalının bu dava sebebiyle yaptığı yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre red nedeniyle belirlenen 45.000,00 TL'nin davacıdan alınarak kendilerini vekil ile temsil ettiren davalılara ödenmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalan kısmın, 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 47. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/11/2025
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır