Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/933 E. 2026/1219 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/933
Karar No
2026/1219
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/933

KARAR NO: 2026/1219

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 12/02/2026

NUMARASI: 2024/800 Esas - 2026/127 Karar

DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekili ile davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile dava dışı sigortalısı arasında ... poliçe numaralı .... Şti. adına sigortalandığını, hasarın meydana gelmesine sebebiyet veren .... A.Ş.'ye ait ... nolu Liman ve Terminal İşletmeleri Sorumluluk Sigorta Poliçesi (...sigorta) ile davalı ...A.Ş. Tarafından sigortalandığını, maddi hasar konu olay 06/11/2023 tarihinde ... Sok. No:... / ... adresinde ... AŞ' ye ait ... ... .... Şti'ne ait ... 16 ton forklift iş makinasına çarpma sonucu maddi hasara sebep verdiğini, hasarla ilgili olay tarihi ve saatinde .... A.Ş. Operatörü, .... A.Ş. vardiya amiri ve .... Şti. yetkilisi görgü tanığı olarak hasar tutanağı imzaladığını, müvekkili şirket tarafından meydana gelen hasar nedeniyle ... hasar dosyası açıldığını, yapılan ekspertiz incelemesi sonucu ve.... Sigortası Genel Şartları uyarınca müvekkili şirket tarafından 18.04.2024 tarihinde dava dışı .... Şti'ne 1.740.230,82-TL ödeme yapıldığını, davasının tam kabulü ile müvekkili şirketin alacağı olan 435.057,71-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, müvekkili sigorta şirketine ödenmesine karar verilmesini, dava neticesinde alacağının imkansız hale gelmemesi adına dava sonuçlanıncaya kadar davalının taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulması için şimdilik 435.057,71-TL alacak kadar ihtiyari haciz konulmasını, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirkete ... numaralı Liman ve Terminal İşletenleri Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile 31/12/2022 - 2023 vadesi kapsamında sigortalı olduğunu, mezkur poliçe kapsamında Yıllık Maksimum Limit 1.000.000,00-USD ile sınırlı olduğu, her bir olay ve/veya hasarda; - 50.000 USD ye kadar gerçekleşen hasarlarda 3.500 USD - 50.001 USD ile 100.000 USD arasında gerçekleşen hasarlarda 7.500 USD - 100.001 USD-1.000.000 USD arasında gerçekleşen hasarlarda 10.000 USD tenzili muafiyet uygulanacağını, müvekkili sigorta şirketi tarafından dava konusu hasar bedeli davacıya dava öncesinde ödenmiş olduğundan haksız ve mükerrer talepleri içeren davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirkete başvurusu üzerine hasar dosyası kapsamında ekspertiz çalışması sonucu 20.09.2024 tarihinde 1.186.331,66 TL tazminatın davacıya ödendiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte kusur oranı ve olayın gerçekleşme şeklinin tespit ettirilmesi gerektiğini, iddia edilen hasarın gerçek zarar olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, ayrıca zarar miktarının fahiş olduğunu, bütün bu nedenlerle, hasar tazminatının sigortalıya tam ve gereği gibi ödenmiş olduğundan iş bu davanın reddini, sigortacılık kanunu genel şartları ve diğer mevzuat gereği eksper raporu ile tespit edilen bedelin doğruluğunun kabulünü, haksız ve fahiş olan maddi tazminat talebinin ve davanın reddini, maddi tazminat miktarının tespiti yönünden mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "yapılan yargılama sonucundaki tüm delillere, alınan bilirkişi raporuna, incelenen hasar dosyalarına göre; Mahkememiz dosyasına Makine Mühendisi ve Sigorta Hukuku Uzmanından oluşan Bilirkişi Heyeti tarafından sunulan 12/05/2025 tarihli bilirkişi raporu ile ... Makine Mühendis Öğretim Üyeleri'nden oluşan bilirkişi heyeti tarafından sunulan 09/01/2026 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlerin birbiri ile uyumlu olduğu ve dava konusu kazada ... operatörü ...'ın kazanın meydana gelmesinde %100oranında kusurlu olduğu, forklifti park eden forklift sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığı tespit edilmiştir. Dosya kapsamında davacı sigorta şirketine sigortalı ve ... tipi, ... model forkliftin meydana gelen hasar nedeniyle toplam hasar bedelinin 1.740.230,82 TL olduğu, davalının davacı sigorta şirketine davadan önce 1.186.331,66 TL ödediği anlaşılmıştır. Mahkememize sunulan bilirkişi raporlarında forkliftin toplam hasar bedelinin 1.740.230,82 TL olduğu belirtilmiş olup ekspertiz raporu ile hasarlı parçaların kazanın oluşumuyla uyumlu olduğu anlaşıldığından davacının bakiye talebine ilişkin isteminin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı sigorta şirketinin rücu talebini davalı sigorta şirketine ilettiği ve davalı tarafça yapılan kısmi ödeme tarihinde davalının temerrüte düştüğü sonucuna varılarak davanın kabulü ile; dava konusu 435.057,71 TL tazminatın kısmi ödeme tarihi temerrüt tarihi olduğundan ödeme tarihi olan 20/09/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden ( poliçe limiti ile sınırlı olarak) alınarak davacıya verilmesine , ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda davacı şirket tarafından sigortalıya 18.04.2024 tarihinde ödeme yapılmış olup, bu tarih itibarıyla alacak muaccel hale gelmiş ve davalı taraf zarardan haberdar olacak konumda bulunmuş olup bu nedenle faiz başlangıcının kısmi ödeme tarihine değil, sigortacının ödeme tarihine göre belirlenmesi gerektiğini, mahkemenin, davalı tarafın kısmi ödeme tarihini esas almak suretiyle faiz başlangıcını gereksiz biçimde ileriye taşıdığını, oysa davalı tarafın sonradan yaptığı kısmi ödemenin, bakiye alacağın varlığını ortadan kaldırmadığını, gibi faiz başlangıcını da ödeme tarihine ileriye taşımayacağını, tersine, kısmi ödeme ancak o tarihe kadar işlemiş faiz ve asıl alacak hesabında mahsuba konu olabileceğini, fakat davacının açık talep ettiği ve dosya ile ispatlanan daha erken faiz başlangıç tarihini bertaraf etmeyeceğini, asıl alacağın kabul edilmiş olması karşısında, BAM tarafından yeniden delil toplanmasına gerek olmaksızın, mevcut dosya kapsamı üzerinden kararın yalnızca faiz başlangıcı yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasının mümkün olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın faiz başlangıç tarihi yönünden kaldırılmasını ve davanın talep sonucunda olduğu gibi kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece daha evvel yapılan ödememizin neye dayandığı ve hangi kusur oranına istinaden yapıldığı dikkate alınmamış, eksik ve hatalı bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, bilirkişi raporu ile atfedilen %100 kusurun kabulünün mümkün olmadığını, forkliftin yanlış park yerinde duruyor olması kazaya sebebiyet vermediğinden %75 kusur üzerinden ödeme yapıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte kusur oranının ve olayın gerçekleşme şeklinin tespit ettirilmesi gerektiğini, davalının şirket tarafından dava konusu hasar bedeli davacıya dava öncesinde ödenmiş olduğundan haksız ve mükerrer talepleri içeren davanın reddi gerektiğini, 5684 sayılı kanun’un 22. maddesi uyarınca tespit edilen gerçek hasar tazminatı ödenmiş olduğundan davalı şirket üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiş olup haksız davanın reddi gerektiğini, 20.09.2024 tarihinde 1.186.331,66-TL tazminat davacıya ödendiğini, hal böyle iken, davalı tarafından davacıya yapılan tazminat ödemesi bulunduğunu, davacı taleplerini kabul anlamına gelmemekle birlikte, iddia edilen hasarın gerçek zarar olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, kaldı ki, talebe konu zarar miktarı fahiş olduğunu, sigortalı ile davalı şirket, sigortalıya ödenecek tazminat miktarında mutabık kalmış ve bunun üzerine davalı şirket kararlaştırılan ödemeyi zamanında yapmış, borcu sona eren davalının firma temerrüde düşmediğini, mahkemece hükme esas alınamayacak ve eksik inceleme ile hazırlanmış bilirkişi raporuna göre davalı şirketi haksız şekilde tazminat ödemeye mahkum etmiş olması hukuka ve usule uygun olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, sigortacı tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin halefiyet ilkesi gereği liman sigortasından tahsili istemli tazminat, davasıdır.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, liman sahasında iş makineleri arasında meydana gelen kazada kusur durumu ve hasarın tutarı noktasındadır.

06/11/2023 tarihli olay tespit tutanağına göre,06/11/2023 tarihinde ... markalı ... manevra esnasında ... ait ... numaralı forklift kabinine çarparak zarar vermiştir.

... numaralı forklift 11/04/2022-2026 tarihleri arasında ... ile davacı ... A.Ş. tarafından sigortalanmış ve hasar bedeli sigortalı ... 18/04/2024 tarihinde 1.740.230,82 TL olarak ödenmiştir.

Zarara neden olan vincin ait bulunduğu ... A.Ş. tarafından işletilen liman sahasındaki liman işletme faaliyetleri davalı ... Şirketi tarafından 31/12/2022-2023 tarihleri arasında sigortalanmıştır.

Davalı tarafından dava konusu hasara ilişkin olarak davacıya 20/09/2024 tarihinde 1.186.331,00 TL ödendiği ihtilafsızdır. Ayrıca, davalı sigortanın muafiyet kısmı olan 118.841,45 TL davalının sigortalısı ... A.Ş. Tarafından ödendiği davacının kabulündedir.

Davacı tarafça, davalı sigorta şirketi tarafından hatalı kusur değerlendirmesi yapılarak eksik ödeme yapıldığı iddiasıyla eksik ödenen tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyet raporlarında davaya konu hasara neden olan kazanın meydana gelmesinde ... operatörünün tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafça forkliftin hatalı parkettiği iddiasıyla kisir tespitine itiraz edilmiş ise de, olay tespit tutanağı, olay yerine ait fotoğraflar, ... operatörünün yazılı beyanı, aynı yerde park halinde sıralı başka forkliftlerin de bulunması hususları değerlendirildiğinde, vinçe yakın mesafede park halinde bulunan forklifte çarpmamak için gerekli önlemleri almayan ... operatörünün tam kusurlu olduğu yönündeki tespitte bir isabetsizlik bulunmadığından davalının söz konusu itirazı yerinde görülmemiştir. Davacılının kabul ettiği kusur oranı ile ödeme ve muafiyet tutarına göre hasar tutarı bakımından taraflar arasında ihtilaf söz konusu değildir. Hasar tutarından davalının ödemesi ve muafiyet tutarı tenzil edildiğinde davalının 435.057,71 TL üzerinden davacıya karşı sorumluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince bu tutar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 1427/2. maddesine göre, sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. Anılan maddenin 4. fıkrasına göre de, borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.

Davacı tarafça davalı sigorta şirketine daha önce başvurulduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulmamış olması nedeniyle, ilk derece mahkemesince de belirtildiği gibi davalının kısmen sigorta tazminatını ödediği tarihte temerrüte düştüğünün kabulü gerekir. Bu nedenle davacının faiz başlangıç tarihine ilişkin itirazı yerinde değildir.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 7.294,70 TL harcın, alınması gerekli olan 29.718,79 TL harçtan mahsubu ile bakiye 22.424,09 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

4-Taraflarca tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/933, K. 2026/1219, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-933-e-2026-1219-k-163418ee9559