Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/77 E. 2026/77 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/77
Karar No
2026/77
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/77 - 2026/1631 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/77 KARAR NO : 2026/1631

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26.06.2025 NUMARASI : 2021/554 Esas - 2025/374 Karar

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVACILAR : 1-... - .... : 2-... - ... VEKİLİ : Av. ... - ...

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : 1-... - ... VEKİLİ : Av. ... - ...

DİĞER DAVALILHAR : 2-...SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : 3-...- ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle) BAŞVURU TARİHİ : 25.11.2025 - 17.12.2025 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 20.01.2025 KARAR TARİHİ : 09.09.2026 İLAM YAZIM TARİHİ : 10.09.2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacılar vekili dava dilekçesinde; 13.07.2021 tarihinde meydana gelen yaralamalı ve ölümlü trafik kazasında davacının annesini kaybettiğini, kazaya neden olan ... plakalı aracın sürücüsü davalı ... hakkında taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma sebebi ile Kocaeli CBS'de soruşturma dosyası açıldığını, dilekçe ekinde yer alan kaza tespit tutanağına göre davalı tarafın tam kusurlu olduğunu, yine kazada...'in de ağır yaralandığını, davalı ...'ün kazaya nedeni olan ... plakalı aracın sürücüsü ve maliki, ...'in ise kazaya neden olan ... plakalı aracın kazanın meydana geldiği tarihte aracı sigorta ettiren sigortalı olduğunu beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik davacı ...için 1.000 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminat ile davacı ... için 1.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketine başvuru tarihi ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde, öncelikle yetkisizlik itirazları bulunduğunu, davacıların yaşları itibari ile destekten yoksun kalma zararlarının bulunmadığını, zarar görenlerin öncelikle sigorta şirketine başvurmaları gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ...cevap dilekçesinde, kazaya karışan ... plakalı aracın 13.07.2021 tarihinde saat 13.11’de Ankara 48. Noterliği 07213 yevmiyeli araç satış sözleşmesi ile diğer davalı ...’e satıldığını, ... ... Sigorta’da yaptırılan 124769110 poliçe nolu 28.07.2021 başlama , 29.12.2021 bitiş tarihli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin 13.07.2021 tarihinden hemen sonra kazadan çok önce tazmin edilen zeylname ile iptal edildiğini, davanın pasif dava ehliyeti yönünden reddi gerektiğini beyan etmiştir. İlk derece mahkemesince, davacıların davalı ...'e karşı ikame ettikleri maddi tazminat davasının pasif husumet yokluğundan reddine, davacıların davalı ...'e karşı ikame ettikleri manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğundan reddine, davacı ...tarafından davalılar sigorta şirketi ile ...'e karşı ikame ettiği destekten yoksun kalma tazminatı davasının sübut bulmadığından reddine, davacı ...tarafından davalı ...'e karşı ikame ettiği manevi tazminat davasının kabulü ile, 150.000 TL manevi tazminatın 13/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı...'dan alınarak davacıya ödenmesine, davacı ... tarafından davalılar sigorta şirketi ile ...'e karşı ikame ettiği geçici iş göremezlik, daimi iş göremezlik ve tedavi giderlerine ilişkin maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, davacı ... tarafından davalı ...'e karşı ikame ettiği manevi tazminat davasının kabulü ile, 150.000 TL manevi tazminatın 13/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı .... 'dan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Maddi tazminat alacakları bakımından poliçe limitiyle sınırlı olarak ödenen miktar itibariyle sigorta yönünden kısmen feragat ettiklerini, buna rağmen mahkeme tarafından ... yönünden maddi tazminat alacaklarının tamamından vazgeçtikleri yönünde hatalı hukuki değerlendirilme yapıldığını, mahkeme tarafından alınan aktüerya bilirkişi raporunda belirlenen bedel üzerinden ıslah ettiklerini, destekten yoksun kalma tazminatını talep edebilecek kişilerin, vefat eden kişinin bakmakla yükümlü olduğu veya fiilen destek sağladığı kişiler olduklarını, davacı ...'in her ne kadar müteveffa annesinin bakmakla yükümlü olduğu kimse olmasa da, kaza tarihinden önce müteveffa annesine ait İstanbul Bahçelievlerde aynı konutta birlikte ikamet ettiklerini, annesinin fiili desteğini almakta iken yaşanan kaza nedeniyle vefat eden annesinin kaza tarihinden önce çekmiş olduğu ihtiyaç kredisi nedeniyle yansıma zarar olarak kredi borcunun geri ödemelerinin bu davacı üzerine kaldığını, davacıların kamuda memur olduklarını, ülke ekonomik şartlarına göre yüksek maaş almaları, kazanın niteliği ve davalının tam kusurlu oluşu, tarafların ekonomik durumu nedeniyle hükmolunan manevi zararın dahi dava tarihinde talep olunan miktarla karar tarihindeki yaşanan enflasyon miktarı dikkate alındığında oldukça düşük kaldığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dosyada alınan kusura ilişkin ATK raporunu kabul etmediklerini, mahkemenin karar verirken ceza dosyasındaki kusur değerlendirmesini dikkate almadığını, manevi tazminatın hakkaniyet ve ölçülülük ilkelerine aykırı biçimde fahiş olduğunu, olay yerinde keşif yapılmadığını, davalı ... yönünden pasif husumet yönünden verilen ret kararının eksik araştırma neticesinde verildiğini, poliçenin kaza tarihinde yürürlükte olup olmadığı hususlarında ciddi çelişkiler olduğunu, tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanıp karşılanmadığı ve ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Dava, destekten yoksun kalma tazminatı ile trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, 13.07.2021 tarihinde, davacı ...'in sevk ve idaresindeki davacı ... ve davacı sürücü...'ın annesi ...'in yolcu olarak bulunduğu araç ile davalı ...'ün sürücüsü ve maliki olduğu davalı sigorta şirketi nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigortalı araç çarpışmış, davacı .... ın annesi vefat etmiş, davacı ... yaralanmıştır. 1-Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta iseler yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir. Somut olayda, davacı ... 'ın kaza tarihinde 45 yaşında ve evli olduğu bu durumda mahkemece davacının destek zararının olmadığı kabul edilerek destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin davanın reddi kararının yerinde olduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. 2-Kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında davalıya kural ihlali verilmiş, davacı sürücüye kural ihlali verilmemiştir. Kazaya dair yürütlen ceza soruşturmasında trafik bilirkişisinden alınan rapor ile yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu Trafik ihtisas Dairesinden alınan raporlarda da davacı sürücünün kusursuz olduğu belirtilmiş davalı sürücü asli kusurlu bulunmuş, bu rapora yani davalı sürücünün asli kusuruna göre davalının taksirle ölüme ve yaralanmaya sebep olma suçundan cezalandırılmasına dair verilen kararın istinaf aşamasında olduğu , henüz kesinleşmediği Uyap sisteminden yapılan sorgulamada anlaşılmıştır. Dosyamızda ilk derece mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda da kazanın oluşumunda davalı sürücüye %100 oranında kusur verilmiştir. Kaza tespit tutanağı,ceza dosyasında alınan trafik bilirkişisi ve ATK raporu ile uyumlu mahkemece hükme esas alınan ATK raporundaki kusur oranı dairemizcede olayın oluş şekline uygun bulunduğundan davalı yanın kusura ilişkin istinaf istemi yerinde görülmemiştir 3-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. Dosya kapsamından aracın kaza tarihinde ancak kaza saatinden önce davalı ...tarafından diğer davalıya noterde düzenlenen araç satış sözleşmesi ile satıldığı anlaşıldığından davalı ...aleyhine açılan davanın pasif husumetten reddine karar verilmesi de doğru bulunmuştur. 4-Ancak mahkemece maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dairemizce doğru bulunmamaştır. Şöyleki müteselsil sorumluluğa ilişkin hukuki sonuçlar BK'nun 61, 62, 106, 155, 162, 163, 166, 168. maddelerinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca müteselsil sorumluluğun bazı hukuki sonuçları vardır. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (BK 162/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. (BK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. (BK163/1). Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (BK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. (BK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur. (BK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1.maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan 2918 sayılı KTK madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar açıklamalar ışığında dosya kapsamı incelendiğinde somut olayda; davacının davalı aracın sigorta şirketi ile yargılama devam ederken 20.11.2023 tarihli ibraname ile 330.000 TL asıl alacak olmak üzere toplam 406.000,00 TL üzerinden (net ödenen 392.375,00 TL) anlaşmaya varıldığı, ödeme karşılığında sigorta şirketi ve sigortalısını ibra ettiğini belirttiği ve sigorta şirketi yönünden davadan feragat ettiği anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere maluliyet oranı tespit edildikten sonra sigorta şirketinin ibra karşılığı davacıya yaptığı ödemenin zararı tamamen karşılamaması halinde işleten poliçe limitini aşan miktarda zarar varsa limiti aşan kısımdan sorumlu olacaktır. (aradaki poliçe ilişkisi nedeniyle) Eğer limitin altında bir zarar varsa işleten ibra nedeni ile bu oranda sorumluluktan kurtulmuş olacaktır. Davalı araç sürücüsü ise poliçe ilişkisinin tarafı olmadığı ve haksız fiil sorumlusu olarak sürücünün sigorta şirketine rücu hakkı sözkonusu olmadığından, sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme kadar davalı sürücünün borcu sona erecek, sigorta ödemesinin üstünde kalan zarar miktarından ise sürücünün sorumlu olacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken bu durum dikkate alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 4. HD 2024/10932 E.2025/8640 K.) 5-Yine kabule göre 6111 sayılı Kanun ile Karayolları Trafik Kanunu'nda yapılan değişiklik gereği, trafik sigortacısının sorumluluğunun son bulduğu belgeli tedavi giderleri yönünden, trafik sigorta poliçesi gereği sigortacısına prim ödeyerek sorumluluğunu aktaran araç işleteni ile işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu araç sürücüsünün de sorumluluğunun son bulduğu gözetilmelidir. Bu yönün gözetilmemiş oluşu da eksik inceleme mahiyetindedir. Açıklanan tüm bu maddi ve hukuki vakıalar karşısında mahkemece; davaya konu edilen tedavi giderlerinden, KTK'nun 98. maddesinde 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik gereği, SGK'nın sorumluluğunda bulunan ve bulunmayan tedavi giderlerinin belirlenmesi için, konusunda uzman doktor bilirkişiden denetime elverişli, ayrıntılı, gerekçeli bir rapor alınarak SGK'nın sorumlu olduğu tedavi giderlerinin saptanması; 6111 sayılı Kanun gereği SGK'nın sorumluluğunda olmayan tedavi giderleri ile belgesiz tedavi giderleri ile ibraname ve feragat beyanı dikkate alınarak sigorta ödemesinin üstünde kalan zarar miktarından davalı sürücünün sorumlu tutulması; Kanun gereği SGK'nın sorumluluğu kapsamında olan tedavi giderleri için red kararı verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. İlk derece mahkemesinin yaptığı yargılama, hükmüne esas aldığı bilirkişi raporu ve verdiği kararda tespit edilen ve yukarıda 4 ve 5 numaralı bentlerde belirtilen eksiklik ve hatalar, dairemizce H.M.K'nun 353/1-a-6 maddesi kapsamında "uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli bazı delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması" olarak nitelendirildiğinden taraf vekillerinin sair istinaf itirazları değerlendirilmeksizin istinaf istemlerinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yukarıda değinilen eksiklikler giderilip, sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ İLE, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.06.2025 tarih 2021/554 esas, 2025/374 karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Peşin alınan istinaf karar harcının talebi halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafların istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine, 5-Harcanmayan istinaf gider avansının yatıran tarafa iadesine, 6-Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 10.09.2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/77, K. 2026/77, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-77-e-2026-77-k-3ac9fed94393