Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/732 E. 2026/1081 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/732
- Karar No
- 2026/1081
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2026/732 Esas
KARAR NO:2026/1081
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:KÜÇÜKÇEKMECE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/04/2026 (Ara karar)
NUMARASI:2026/24 ESAS 2026/285 KARAR
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:02/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili, talep dilekçesinde özetle;Küçükçekmece İcra Dairesi'nin... sayılı icra takip dosyasına konu olan 680.000,00 USD bedelli bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, imzanın müvekkiline ait olduğu tespit edildiği takdirde ise böyle bir imza atma iradesi olmadan, iradesi fesada uğratılarak, davalı ve onunla işbirliği halinde olan 3. kişilerin, büyük ihtimalle müvekkiline bir trafik kazası tutanağı imzalatıyormuş gibi yaparak , tutanağın altına yapıştırdığı başka bir kağıda imzasını attırıp, sonra da bilgisayar ortamında bu imzalı kağıdın bonoya dönüştürüldüğünü, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun olmadığını, Küçükçekmece 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2025/86 esas sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda senedin davacının imzasından yararlanarak oluşturulduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin herhangi bir bonoyu imzalamadığını, bu sebeplerle Küçükçekmece İcra Dairesi'nin... sayılı icra takibinin tedbiren durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/24 Esas sayılı 15/04/2026 ara kararı; "...Mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirmede; talep dilekçesinin içeriği ve davacı vekilinin 15/04/2026 tarihli duruşmadaki beyanları dikkate alındığından davacının hak ve menfaatlerinin bu aşamada korunmasına dair talebin yerinde olduğu değerlendirilmektedir. Bunun yanında, ihtiyati tedbirin geçici hukuki koruma sağlamaya yönelik bir müessese oluşu ve yaklaşık ispat kuralının uygulanması gerektiği hususları da dikkate alındığında, yaklaşık ispat durumunun bu aşamada sağlandığının kabulü gerekmektedir. Bu bakımdan mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebi ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağının somut olayda muhtemel olduğu kanaatine varılarak ihtiyati tedbir talebinin takdiren teminatsız olarak kabulüne karar vermek gerekmiştir.
KARAR:(Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;) 1-Davacı vekilinin ihtiyat tedbir talebinin, HMK 209, 389 ve devamındaki maddeleri uyarınca bilhassa Küçükçekmece 4. İHM'nin 2025/86 esas sayılı dosyasına sunulan ATK rapor içeriği nazara alınarak tedbiren teminatsız olarak KABULÜ ile, Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takibinin DURDURULMASINA, 2-Kararın Küçükçekmece İcra Dairesi'ne gönderilmesine,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Kararın kendilerine tebliğ edilmediğini, davanın menfi tespit davası olup, davacı taraf dava dilekçesi ile birlikte icra takibinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını talep ettiğini, Yerel mahkemece daha önce verilen ara kararda açıkça; İİK m.72/3 uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulamayacağı gerekçesiyle tedbir talebi reddedildiğini, Bu kararın istinaf incelemesinden geçtiğini ve hukuka uygun bulunarak davacı tarafın istinaf başvurusu esastan reddedildiğini, mahkemece, hiçbir hukuki veya fiili değişiklik bulunmamasına rağmen, bu kez yalnızca “yaklaşık ispat” gerekçesiyle; icra takibinin durdurulmasına karar verdiğini, kararın açıkça İİK 72/3 hükmüne aykırı olduğunu, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir yoluyla hele ki teminatsız şekilde takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini, özel kanun niteliğindeki İİK hükümlerini, genel kanun niteliğindeki HMK hükümlerine göre öncelikli olarak uygulanmak zorunda olduğunu,davacı tarafın hukuken elde edebileceği tek geçici korumanın İİK m.72/3 son cümlesi gereğince icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbir olduğunu, mahkemenin, tedbir kararına gerekçe olarak başka bir icra hukuk gibi dar yetkili mahkemeden alınan daha ilk rapor olan ve heyet raporu dahi olmayan ve itiraz aşamasında bulunan ATK raporunu gösterdiğini, raporun eldeki dosyada alınmış bir bilirkişi raporu olmadığını, henüz tarafların itirazlarına açık olup kesinleşmediğini, rapora ilişkin değerlendirme tamamlanmadığını, uyuşmazlık konusu hususların halen İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde itiraz/şikayet aşamasında derdest olduğunu, Kesinleşmiş herhangi bir tespit bulunmadığını, Teknik incelemeyi ortaya koyacak heyet bilirkişi raporu dahi mevcut olmadığını, Mahkemece ihtiyati tedbirin teminatsız olarak kabulüne karar verilmiş olması da ayrıca hukuka aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, menfi tespit davasıdır.Dairemiz önüne gelen uyuşmazlık ise mahkemece verilen 15/04/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına yöneliktir.Davacı tarafından imza inkarı ve sahtelik iddiasıyla ihtiyati tedbir talepli menfi tespit davası açıldığı,Mahkemece 15/04/2026 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından ara karar aleyhinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.HMK'nın 341/1 maddesi gereğince ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi ile karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları ile karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itirazlar üzerine verilen kararlar istinafa tabidir.Açık düzenleme karşısında somut olay değerlendirildiğinde; İstinafa konu ihtiyati tedbir ara kararının dosya üzerinden verildiği, HMK'nın 394/1. maddesi uyarıca kararın öncelikle itiraza tabi kararlardan olduğu, itiraz kanunyolu tüketilmeksizin doğrudan istinaf kanun yoluna başvurulamayacağı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddi gerekmiş, söz konusu dilekçenin itiraz dilekçesi olarak değerlendirilmesi bakımından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1- 6100 sayılı HMK.'nın 341/1, 352. maddeleri gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin USULDEN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin sunmuş olduğu dilekçenin ilk derece mahkemesince itiraz dilekçesi olarak değerlendirilerek gerekli usuli işlemlerin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
3-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.02/07/2026