Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/720 E. 2026/1217 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/720
- Karar No
- 2026/1217
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/720 KARAR NO : 2026/1217
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/03/2026 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2021/164 Esas DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 08/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/05/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: MAHKEMECE: "...,Mahkememizin 06/03/2026 tarihli duruşmasında verilen (1) numaralı ara kararı gereğince dava dosyası günsüz olarak ele alınarak yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davalı vekili 06/03/2026 tarihli duruşmada ihtiyati tedbirin kaldırılmasını istediklerini belirtmiştir. Aynı duruşmada davacı vekili ihtiyati tedbirin kaldırılması isteğinin reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkememiz dosyası incelendiğinde; davalı vekilinin 02/06/2023 tarihli dilekçesiyle ihtiyati tedbir kararının HMK'nın 396. maddesine göre kaldırılmasına karar verilmesini istediği ve mahkememizce "...'ın üzerine atılı bir diğer suç olan yağma suçu ile ilgili kararın kesinleşmediği, koşullarda bir değişikliğin bulunmadığı" gerekçesiyle isteğin reddine ilişkin 09/06/2023 tarihli ara kararının oluşturulduğu görülmüştür. Yapılan değerlendirme sonucunda; davalı vekili her ne kadar "müvekkilinin gerek yağma gerek tefecilik suçları sebebiyle beraat ettiğini ve bu kararların kesinleştiğini" ileri sürerek ihtiyati tedbirin kaldırılmasını istemiş ise de İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nin CMK'nın 223/2 maddesi uyarınca verilen beraat kararı mahkememizi bağlamayacağından hali hazırda mahkememizce davacı tarafın bildirdiği deliller toplanmakta olduğundan ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılması durumunda davacının ileride telafisi imkansız zararı oluşabileceğinden koşullarda bir değişiklik bulunmadığından isteğin reddine karar vermek gerekmiştir," gerekçesi ile; "Davalı vekilinin 06/03/2026 tarihli duruşmada ileri sürdüğü ihtiyati tedbirin kaldırılması yönündeki isteğinin reddine,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Tüm usul kurallarının hiçe sayılarak hukuk yargılamasının davacının istediği ve amaçladığı yönde yapılmasının, müvekkilinin adil yargılanma hakkını zedelediğini ve alacağına kavuşmasına da engel olduğu için maddi alanında da ayrıca telafisi güç zarara sebep olduğunu, yerel mahkemenin artık bekletici mesele yaptığı- ceza yargılaması sonucu verilen beraat kararına geçen hukuki olgu (tefecilik fiilinin gerçekleşmediği) ve yağma suçunun gerçekleşmediğine ilişkin maddi vakıalarla (tehdit fiilinin gerçekleştiği iddia edilen otelden tarafların gülerek çıktıkları vs.) bağlı olduğunu, dolayısıyla, bu hususların tekrar yargılama ve tartışma konusu yapılması ve davacının usule aykırı şekilde tanık deliline başvurmasına cevaz verilmesi ve " davacı tarafın bildirdiği delillerin toplandığı " gerekçesiyle ihtiyati tedbirin kaldırılması talebimizin reddine karar verilmesi açıkca hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın gösterdiği delillerin niteliği, sunmuş olduğu delil dilekçesi ve ceza yargılanmasında dinlenmediğini ifade ettiği tanıkların ismini bildirmesinin davayı genişletme ve değiştirme yasağının ihlali niteliğinde olduğunu, davacının iddiasını değiştirmesi ve genişletmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, davacının iddiasının, dava konusu bononun tefecilik sebebiyle bedelsiz olduğu ve keşide edilir iken de tehdit yoluyla alındığına ilişkin olup, maddi gerçeği aramaya dönük yapılan ceza yargılaması ile bu iddianın araştırıldığını ve bu iddialar ve suçlamaların gerçek olmadığının ceza mahkemesi kararı ile kesinleştiğini, davacının bu aşamada sunduğu delil dilekçesi ile iddialarını değiştirip, genişletmekte ve dava konusu ile ilgisiz çekler, dekontlar, tanık anlatımları vb. delil sunarak, tefecilik olgusunu ve yağma-tehdit iddiasını tekrar tartışma konusu yaptığını beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin taleplerinin reddine dair kararın kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep :İhtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkindir. HMK'nın 341/1. maddesinde "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." denilerek ilk derece mahkemelerince verilen kararlardan hangilerine karşı istinaf kanun yoluna başvurulabileceği açıklanmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.03.2013 tarih ve 2013/444 Esas 2013/4848 Karar sayılı, 04.06.2013 tarih ve 2013/8345 Esas 2013/11632 Karar sayılı, 24.09.2013 tarih ve 2013/13228 Esas 2013/16450 Karar sayılı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2013 tarih ve 2013/25812 Esas 2013/20072 Karar sayılı kararları ile yerleşik diğer içtihatlarda da belirtildiği üzere; ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen kararlar ile yokluğunda ihtiyati tedbir kararı verilen kişinin itirazı üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilecektir. Gerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda gerekse Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ara kararlarına karşı kanun yoluna başvuru kabul edilmemiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir hakkında verilen kararlara karşı ancak belli durumlarda istinaf yoluna başvurulabilecektir. HMK'nın 394. maddesinde "(1)Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz.(2) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. (3) İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler. (4) İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. (5) İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz." denilmek suretiyle ihtiyati tedbir kararına itirazın usulü ve itiraz uyarınca yapılacak yargılama ve verilecek kararlar açıklanmıştır. Aynı Kanun'un 396. maddesinde "(1) Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. (2) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır." düzenlemesine yer verilmiş olup bu düzenleme uyarınca talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına karar verilmesi halinde itiraza ilişkin usulün kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. Maddede, kanun yoluna başvuru imkanını düzenleyen 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmadığı görülmektedir. HMK'nin 396. maddenin gerekçesi ise; "İhtiyatî tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasını düzenleyen bu maddede de, yukarıda belirtilen iki maddedeki ortak yönler dikkate alınarak itiraza ilişkin benzer hükümlere ayrıca atıf yapılmıştır. Ancak, itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması hakkındaki fıkraya ya da yeniden verilen tedbir kararına atıf yapılmamıştır. Zira, hâl ve şartların değişmesi, hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı bir husustur. Ayrıca, aynı yargılama süreci içinde, bir çok kez hâl ve şartlarda değişiklik olması sebebiyle, tedbirde değişiklik yapılması veya kaldırılması, bu yönde talepte bulunulması ya da talebin reddi söz konusu olabilir. Her talepten sonra verilecek karar hakkında kanun yoluna başvurulması, ihtiyatî tedbirler için kanun yoluna başvurulmasında istenen amacı da sağlamayacaktır. Kanun yolunun açılmış olmasının amacı, ihtiyatî tedbirlerle ilgili temel hukukî ve prensip hatalarının önüne geçmektir. Bu sebeple, ihtiyatî tedbirin reddi ve ihtiyatî tedbire itiraz üzerine verilen kararlar için kanun yolu imkânı getirilmiştir." şeklindedir. Dolayısıyla, durum ve koşulların değişmesi nedeni ile verilen kararlar hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı kararlar olduğundan, bu kararlara karşı kanun yolunun kapalı olması ön görülmüştür. Nitekim, yargılama süresince her yeni durumda talebin yinelenerek karar verilmesi halinde sürekli kanun yoluna başvuru imkanı tanınması, kanun yolundan beklenilen amaçtan uzaklaşılması sonucunu doğuracaktır. Şüphesiz, durum ve koşulların değişmesi sebebiyle yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilecektir. Bu durum karşısında ilk derece mahkemesince verilen ve istinaf istemine konu edilen ara karar, HMK'nın 396. ve 341. maddeleri uyarınca tarafların yüzüne karşı verilmiş ilk ara karar mahiyetinde olmayıp değişen durumdan dolayı ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin reddine yönelik sonraki ara karar mahiyetinde olduğundan bu ara kararlara karşı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulamaz. Yukarıda anılan sebeplerle davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurma talebinin 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1 maddeleri uyarınca istinaf yolu caiz olmadığından usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/03/2026 tarih, 2021/164 Esas sayılı ara kararı istinaf kanun yoluna başvurulabilen kararlardan olmadığından davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341. ve 352. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafça yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcı ve 2.002,00 TL istinaf kanun yolu başvurma harcının talebi halinde yatırana iadesine, 3-İstinaf kanun yoluna başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, 4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 352/1 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2026