Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/660 E. 2026/723 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/660
- Karar No
- 2026/723
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/660
KARAR NO:2026/723
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:27.01.2026 tarihli Ara Karar
NUMARASI:2024/501 Esas
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında, davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ... şirketi 27/01/2023 tarihinde kurulmuş olduğunu şirket müdürlüğünü 03/05/2023 tarihine kadar davalı ... yürüttüğünü, hali hazırdaki şirket yetkilisi müdürü ...'nın ise 03/05/2023 tarihinde 500.000,00 TL bedel karşılığında şirketin yarı hissesini davalı ...'den Şanlıurfa ... Noterliği'nde taraflar arasında yapılan Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi yapılarak satın aldığını, böylelikle şirketin %50 hissesinin 03/05/2023 tarihinden itibaren şirketin aktifine ve pasifine ilişkin tüm hak ve borçlarıyla birlikte ...'ya geçtiğini, müvekkili şirketin tüm alacak ve haklarını davalının payını satması üzerine yarısının ... diğer yarısının ise ...'ya olacak şekilde geçtiğini, akabinde müvekkili şirketin, şirket yetkilisi / müdürü olarak...'yı tayin ettiğini, ...'nın ... Şirketi'nin yarı hissesini aldıktan sonra şirketin diğer yarı hisse sahibi olan ... ile karar alarak 18/05/2023 tarihinde müvekkili şirketin adının ... olarak şirket ortaklarınca değiştirildiğini, davalı ... 03/05/2023 tarihinden 26/05/2023 tarihine kadar müvekkili şirketin işletmekte olduğu restorana ait olup ... hesabına gelen tüm paraları gerek kendi hesabına gerekse de başka kişilere transfer ettiğini, müvekkili şirket yetkilisinin aynı zamanda şirketin yarı hisse sahibi ...'nın 26/05/2024 tarihinde şirket isminin değiştirildiğini ve kendisinin yetkili kılındığını hesabının yönetim yetkisinin kendisinde olduğunu bildirmek üzere bankaya gittiğinde bu durumu fark etmediğini, zira davalının şirketteki tüm hak ve yetkileri sonlandığından davalının banka hesabını kullanarak paraları kendisine ve başkasına transfer edeceğini şirketi zarara katacağını müvekkilinin bilmediğini, davalı müdürlük görevini ifa ettiği sıralarda da müvekkili şirketi kusurlu fiilleriyle doğrudan zarara uğrattığını, şirkete ait kasada para bulunmasına rağmen şirketin borçlarını zamanında ödemediğini, şirkete ait olan gelirleri kötü niyetle iktisap ettiğini ,şirketin kara geçmesine çalışmak bir yana tamamen şirketi borca soktuğunu, müvekkili restoranda açık bir zarar olduğunu anlayamadığını bu nedenle şirketin borçlarını ödemek adına şirket ortaklarından ...'ın şirkette sahip olduğu yarı hisseyi satarak şirket borçlarını kapattığını, yaklaşık olarak 3 aylık bir süre önce yani 01/05/2024 tarihinde müvekkili şirketin restoranının neden zarar ettiğini araştırmaya başladığını, şirket müdürü ...'nın Şanlıurfa merkezde bulunan ... bankasına giderek ... Şubesinde bulunan şirkete ait banka hesap dökümünü talep ettiğini ve bunun neticesinde davalının müdür olduğu dönemlerde hiçbir şekilde şirket adına ödeme yapmadığı şirkete gelen paraları kendi lehine kullandığı, şirketin ödemelerini yapmayarak şirketi borca soktuğu ve de davalının şirkete ait banka hesabının pay devri tarihi olan 03/05/2023 tarihi ile müdür ...'nın işbu banka hesabını kapattığı tarih olan 26/05/2023 tarihine kadar olan süreçte ... tarafından mobil bankacılık hesabının kesintisiz bir şekilde kullanıldığını, para transferlerinin ... tarafından yapıldığını ve de gelen tüm paraların davalı tarafından hırsızlandığını öğrendiğini, müvekkili şirketçe davalı hakkında Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı hakkında 2024/29129 numaralı soruşturma başlatıldığını iddia ederek, İhtiyatı haciz talebinin kabulünü, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin işleyen ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince ihtiyati haciz talebinin değerlendirildiği 29.08.2024 tarihli ara kararıyla; "...Vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir.Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; İİK.’nun 257 maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir.Somut olayımızda; Davacının taleplerinin yargılama aşamasında yapılacak değerlendirme ve bilirkişi raporları ile tam ve somut şekilde belirlenebileceği ile bu aşamada davacının talebinin yargılamayı gerektireceği gözetilerek yaklaşık ispat koşulunu sağlamayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş olup..." gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dairemizin 2024/1651 Esas, 2024/1616 Karar ve 14.11.2024 tarihli kararı ile HMK'nın 353/1.a.4 hükmü uyarınca kaldırılıp, talep hakkında yeniden karar verilmek üzere dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.Davacı vekilinin 21.01.2026 tarihli ihtiyati haciz talebine dair dilekçesinde özetle; kök ve ek bilirkişi raporunda davalı tarafından yetki devrinden sonra zimmete para geçirme değerlendirilerek para çıkışlarının bulunduğunun tespit edildiğini, yetki devrinden sonra mobil bankacılık üzerinden yapılmaları nedeniyle iddiaların destekler nitelikte olduğunu, davalının 03.05.2023 tarihinden sonra davalıya doğrudan yapılan ödeme yanında yetki devri sonrasında şirket hesaplarından üçüncü kişilere yöneldiği anlaşılan çok sayıda yüksek tutarlı transfer işleminin bulunduğunun tespit edildiğini, üçüncü kişilere para aktarmış olması halinde sorumluluk koşullarının oluşacağının tespit edildiğini iddia ederek, İİK'nın 257. maddesi gereğince teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 27.01.2026 tarihli ara kararında; "...mahkememizdeki dava şirket yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası olup, mahkememizce bilirkişi incelemeleri yaptırılmış ise de, alınan kök ve ek raporlarda bu aşamaya kadar şirketin uğradığı zarara ilişkin net bir rakam belirlenememiş olup, dosyanın bulunduğu aşama ve dosyada bulunan bilgi ve belgeler uyarınca alacağın varlığı ve miktarı hususlarında yaklaşık ispat koşullarının henüz gerçekleşmemesi sebebiyle..." davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermiştir.
Bu ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
İhtiyati haciz talep edilmiş olmasına rağmen mahkeme tarafından ara karar ile reddedildiğini, her ne kadar yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği belirtilmiş ise de raporlar göz önünde bulundurulduğunda gerçekleşmiş olduğunun açıkça anlaşıldığını, bilirkişi raporlarında net zararın miktarının hesaplanmamış olmasının yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmediği anlamına gelmeyeceğini, soruşturma dosyası, banka kayıtlarına ve diğer delillere rağmen yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle verilen ret kararının hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını, ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 664. maddesi delaleti ile 553 vd. maddeleri gereğince limited şirket eski yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi,HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalı şirket müdürünün 03.05.2023 tarihinde hisselerini devredene kadar şirket müdürü olduğunu, gerek müdürlük döneminde gerekse müdürlük dönemi sonrası 03.05.2023 - 26.05.2023 tarihleri arasında davacı şirket hesabındaki paraları gerek kendi lehine gerekse başkaları lehine transfer ederek boşalttığını, şirketi zarara uğrattığını iddia ederek yöneticinin sorumluluğuna ilişkin hükümler gereğince tazminat talep etmiş ve esas dava içerisinde ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur. Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin ret edilmesi ve Dairemizce kararın mahkeme heyetinin oluşmasındaki usule dair eksiklik nedeniyle kaldırılması sonrasında davacı vekili bilirkişi raporları ile birlikte yeniden ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Davacı delilleri arasında, 03.05.2023 tarihli limited şirket pay devri sözleşmesi ve banka kayıtları ile birlikte Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/27138 Soruşturma dosyasına yer vermiştir. Davalı ise iddiaları kabul etmeyerek tamamın varsayıma dayandığı savunmasında bulunmuştur. Bilirkişi rapor ve ek raporu sonrasında davacı ihtiyati haciz talebini yenilemiştir. Mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden talep reddedilmiştir. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir. Davacı tarafça her ne kadar dosyaya ibraz edilen kök ve ek rapor sonucunda; ihtiyati haciz talebi yenilenmiş ise de İİK'nın 258. maddesinde düzenlendiği şekilde söz konusu delillerin yargılama aşaması dikkate alındığında kanaat getirecek deliller olarak kabulü mümkün görülmemiştir. Diğer taraftan, dava dilekçesinde; dava değeri fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 1.000,00 TL olarak belirtilmiş ve bu bedelin tahsili istenmiştir. Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebine ilişkin 21.01.2026 tarihli dilekçesinde; herhangi bir miktara yer verilmediği gibi dava değerinin ıslah edildiği veya buna ilişkin harcın karşılanmış olduğuna dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belgede mevcut değildir. Öncelikle davacı tarafça ihtiyati haciz talebine dair miktarın açıkça belirtilip söz konusu miktar yönünden kanaat getirici delillerin dosya içerisine ibrazı gerekmektedir. Bu nedenlerle mahkeme gerekçesinde yer verilen bilirkişi raporunda net bir rakamın belirlenemediği ifadeleri yerinde olmamakla birlikte sonuca etkili görülmediğinden talep tarihi itibariyle şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin ret kararının usul ve yasaya uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen 27.01.2026 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 16.04.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.