Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/613 E. 2026/770 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/613
- Karar No
- 2026/770
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/613 Esas
KARAR NO:2026/770
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:03/12/2025
NUMARASI:2015/1211 Esas, 2025/1059 Karar
DAVANIN KONUSU:TAZMİNAT (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
KARAR TARİHİ:21/05/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket nezdinde grup sağlık sigortası ile sigortalı olan ...'nın 03/09/2014 tarihinde ... plaka sayılı araç içinde seyir halindeyken ... plakalı araç sürücüsü ve işleteni davalı ...'nun kusuru ile meydana gelen trafik kazasında zarara uğrayarak tedavi gördüğünü, tedavi sebebiyle müvekkilinin 18/11/2014 tarihinde 4.900,00 TL ödeme yaparak halefiyet hakkını kazandığını, davalı sigorta şirketinin aracın ... sigortacısı olduğunu, davalıların meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu belirterek 4.900,00 TL tedavi giderinin kaza tarihi olan 03/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde; 6111 sayılı yasa gereği dava konusu tazminat talebinden...'nın sorumlu olduğunu, bu düzenleme ile müvekkilinin sorumluluğunun sona erdiğini, can sigortalarında halefiyet prensibi gerekli olmadığından davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerektiğini, her durumda müvekkilinin sorumluluğunun polçede belirtilen limit ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kanun ve ilgili mevzuat uyarınca davacıya karşı bir sorumluluğunun bulunmadığını, talep hakkının halefiyet yoluyla davacıya geçmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından sağlık sigortası kapsamında yapılan ödemenin müvekkilinden talep edilemeyeceğini, trafik kazası sebebiyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin SUT kapsamında karşılandığını, iş göremezlik, maddi-manevi tazminat ve bakıcı giderlerinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, ödeme tarihinden itibaren ticari avans faizi talebinin yasal dayanağının olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... mirasçıları vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'nun davadan önce 03/09/2014 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu vefat etmesi sebebiyle davaya taraf olma ehliyeti sona erdiğinden davanın reddi gerektiğini, ayrıca vefat sırasında tereke borca batık olduğundan müvekkillerinin mirası hükmen reddetmiş sayılacağını, bu nedenle davanın müvekkillerine yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece Mahkemesi 03/12/2025 tarihli kararı ile; davacı sigorta şirketi tarafından sunulan belgelerden tedavi giderlerine ilişkin giderlerin trafik kazasına bağlı olarak oluşan hasarla illiyet bağlantısının olduğu, bu konuda herhangi bir itirazın da olmadığı, buna göre söz konusu tedavi giderlerinin ... kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, trafik kazası nedeniyle sunulan tedavi, tıbbi malzeme, ilaç, refakatçi ve yol giderleri gibi sağlık hizmet bedellerinin Sağlık Uygulama Tebliğ kapsamında ... tarafından karşılanması gerektiği,... tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinden ise zarar sorumlusu sıfatıyla davalı sigorta şirketinin sorumluğu olacağı gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulüne, davalılar ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın mirasın hükmen reddi nedeniyle reddine; 4.900,00 TL tedavi giderinin 18/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılar SGK ve ... Sigorta'dan alınarak (davalı ...'nun 1.352,61 TL'den sorumlu olması kaydıyla) davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.Karar, davalı ... vekili tarafından yasal süresinde istinaf edilerek ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle müvekkili yönünden kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Dava, davacı sigortacının trafik kazasında yaralanan sigortalısı için ödediği tedavi giderinin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.6100 sayılı HMK'nun 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar gösterilmiştir. Buna göre maddenin 2. fıkrasında, miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu, 3. fıkrasında, alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirleneceği, 4. fıkrasında ise, alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın, istinaf yoluna başvuramayacağı düzenlenmiştir.02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile HMK'nun 341. maddesinin 2. fıkrası değiştirilmek suretiyle 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesin hale getirilmiş ve aynı yasanın 44. maddesi ile HMK'ya eklenen ek madde 1 ile de kesinlik sınırı olan 3.000,00 TL'nin her yıl yeniden değerleme oranında artışa tabi olduğu kabul edilmiştir. HMK'nun Ek 1. maddesinin 2. fıkrası "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." şeklinde düzenlenmişken 04/06/2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi ile "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir. Somut davada, kararın verildiği 03/12/2025 tarihi itibariyle yürürlükte olan 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi ile getirilen değişiklik gereği parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı 21/12/2015 tarihindeki miktarın esas alınması gerekir. Buna göre dava 2015 yılında açılmış olup yeniden değerleme sonucunda 2015 yılı için kesinlik sınırı 1.500,00 TL olmuştur.HMK'nun 352. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda karar verilecek haller sayılmış olup bu hallerden birisi de kararın kesin olması olarak gösterilmiştir. İstinaf kanun yoluna başvuru olanağı bulunmayan kesin nitelikteki kararlara ilişkin olarak HMK'nun 346/1 maddesi uyarınca mahkemesince bir karar verilebileceği gibi Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebileceği belirtilmiştir.Bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler de dikkate alındığında somut olayda, davacı sigortacının, trafik kazasında yaralanan sigortalısının tedavisi için düzenlenen 07/11/2014 tarihli ve 9.799,99 TL bedelli fatura karşılığında 18/11/2014 tarihinde yaptığı 4.900,00 TL ödemenin tahsili talebi ile bu davayı açtığı, mahkemece verilen karar ile hüküm altına alınan 4.900,00 TL'nin 1.352,61 TL'sinden davalı ...'nın sorumlu tutulduğu, buna göre istinaf talebinde bulunan davalı ... yönünden kabulüne karar verilen 1.352,61 TL'nin, dava tarihi itibariyle HMK'nun 341. maddesinde belirtilen kesinlik sınırının (1.500,00 TL) altında kalması sebebiyle ortada istinafı kabil bir karar bulunmadığı ve davalı ...'nın istinaf hakkının olmadığı anlaşılmakla karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 341. ve 352. maddeleri uyarınca usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı ... vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru talebinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341/2 ve 352/1-b bentleri gereğince miktar yönünden REDDİNE,
2-Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davalı... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352 ve 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.21.05.2026