Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/598 E. 2026/1635 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/598
Karar No
2026/1635
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/598 KARAR NO : 2026/1635

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/04/2025 NUMARASI : 2025/193 Esas 2025/315 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 01/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/07/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin şuan ticari anlamda iflas aşamasına gelmiş olup geçmişte dayanıklı tüketim malları, mobilya, küçük ev aletleri, plastik züccaciye gereçleri ticareti yaptığını, işbu geçmiş ticaretine binaen davalıdan mal teslimatı gerçekleşeceği inancıyla müvekkil tarafından davalı şirkete, ...Bank...Şubesi 2.000.000-TL bedelli 31/06/2024 keşide tarihli E1-8833367 seri numaralı çek/kambiyo senedinin avans çeki olarak verildiğini, ancak davalı şirket tarafından ticaretlerine konu mallar müvekkilime teslim edilmediğini, müvekkil malların teslim edilmemesinden dolayı üçüncü kişilere vermiş olduğu taahhütleri de yerine getiremediğinden dolayı mağdur olmuş ve zarara uğradığını, öte yandan malların teslim edilmemesi nedeniyle müvekkil mağdur olduğu gibi aynı zamanda vermiş olduğu çekin başka cirantalara cirolanmış olması sebebiyle gelinen tarihte karşılıksız çek şikayetleri ile karşı karşıya kaldığını, davaya konu çekin son hamili olan ...bank A.Ş. tarafından müvekkil aleyhine İzmir 4. İcra Ceza Mahkemesi 2024/199 E. sayılı dosyası ile karşılıksız çek şikayetinde bulunulduğunu, müvekkil aleyhine, İzmir Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2024/61241 E. sayılı icra takibine de girişildiğini, müvekkil şirketçe davalı yan ile anlaşmalarına binaen tüm vecibeler yerine getirildiği halde davalı taraf edimlerini yerine getirmediğini, dolayısıyla müvekkilin herhangi bir hizmet, mal vs. almaksızın işbu çekler yönünden borçlu olduğunun kabulü mümkün olmadığını, sırf davalı tarafın hukuka aykırı eylemleri nedeniyle müvekkil cezai müeyyide ve hapis tehdidi altında olduğunu, huzurdaki dosyada yargılama kapsamında alınacak bilirkişi raporu ile de haklılık durumu sübut bulacağını, dava konusu talebe ilişkin olarak arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş ise de taraflarca anlaşma sağlanamadığını beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Dava dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmemiştir. MAHKEMECE: "...Dava, kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekilince 28/02/2025 tarihli dava dilekçesi ile adli yardım talebinde bulunulmuş, mahkememizce verilen 03/03/2025 tarihli ara karar ile adli yardım isteminin reddine karar verilmiştir. Akabinde davacı vekilince 03/03/2025 tarihli karara itiraz edilerek, mahkememiz dosyası 06/03/2025 tarihinde adli yardım reddi kararına itirazın incelenmesi amacıyla İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiş, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/03/2025 tarih ve 2025/65 D.İş sayılı kararı ile davacı vekilinin yapmış olduğu adli yardım talebinin reddi kararına itirazın reddine karar verilmiştir. Mahkememizce davacı vekiline çıkartılan 12/03/2025 tarihli muhtırada, 615,40 TL başvurma harcı, 34,155,00 TL peşin harcı mahkememiz veznesine yatırması için iki haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde duruşma günü beklenmeksizin dosyanın işlemden kaldırılacağının ve tebligat ve diğer işlemlerde kullanılmak üzere 3.200,00 TL gider avansını mahkememiz veznesine yatırması için iki haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde duruşma günü beklenmeksizin davanın usulden reddedileceğinin davacı vekiline ihtarının yapıldığı, ancak verilen kesin süreler içerisinde davacı vekilince ilgili harç ve gider avanslarının yatırılmadığı, mahkememizce davacı vekiline 6100 sayılı HMK'nın 120/2. maddesi uyarınca verilen ve kesin olan sürenin yeterli, emredilen işlerin, gerekli ve yapılabilir nitelik taşıdığı, ayrıca süreye uyulmamasının sonuçlarının açıkca anlatıldığı, gider avansının dava şartı olduğu, dava şartlarının her aşamada mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, buna göre davacı vekilinin kendisine tanınan kesin süre içerisinde gider avansını yatırmadığı, dava konusu edilen uyuşmazlık ile ilgili esasa ilişkin hiç bir işlemin şu aşamada yapılmadığı, dava dilekçesinin karşı tarafa tebliğ dahi edilmediği bu sebeple vekalet ücreti takdirine de yer olmadığı anlaşılmakla, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.'' gerekçesi ile; HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-)Davanın USULDEN REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, dava dilekçesinde de ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, ticari anlamda iflas aşamasına gelmiş durumda olduğunu, davaya dayanak olan ve davalı tarafa mal teslimatı karşılığında avans olarak verilen 2.000.000 TL bedelli çekin de bu ticari faaliyetler kapsamında düzenlendiğini, ancak davalı tarafın, hiçbir mal teslimatı yapmadığı gibi, çeki tedavüle sokarak müvekkilinin daha da zor duruma düşmesine sebep olduğunu, müvekkilin içinde bulunduğu bu ağır ekonomik koşullar nedeniyle, dava açarken adli yardım talebinde bulunulduğunu, ancak bu taleplerinin önce yerel mahkeme tarafından 03/03/2025 tarihinde, itirazları üzerine ise İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 10/03/2025 tarihinde reddedildiğini, adli yardım taleplerinin temelinde yatan mali imkansızlığın talebin reddedilmesiyle ortadan kalkmadığını, akabinde mahkemece, 12/03/2025 tarihli muhtıra ile taraflarına toplamda 34.770,40 TL harç ve 3.200,00 TL gider avansını yatırmaları için için iki haftalık kesin süre verildiğini, müvekkili şirketin fiilen iflas durumunda olması sebebiyle, bu meblağların verilen kesin süre içerisinde temin edilmesi ve yatırılmasının fiilen imkansız hale geldiğini, yerel mahkemenin, müvekkilinin bu somut ve belgeli mali durumunu göz ardı ederek, salt şekli bir usul kuralını katı bir biçimde uygulamasının, Anayasa ile güvence altına alınan "hak arama hürriyeti" ve "adil yargılanma hakkı"nın özünü zedelediğini, bu durumun, özellikle mahkemeye erişim hakkının sınırlandırılmasına neden olduğu gerekçesiyle çeşitli bireysel başvuru kararlarına konu olduğunu ve anayasa mahkemesinin ihlal kararları verdiğini, davacı şirket üzerine ticari araç bulunduğundan bahsedilmişse de araç takyidatının incelenmediğinin anlaşıldığını, bahsi geçen araç üzerinde takribi olarak aracın ederinin 50 katı tutarında haciz bulunduğunu, bu haliyle ekonomik olarak hiçbir getirisi bulunmayan bir aracın kayden müvekkili şirket mülkiyetinde görünüyor olmasının, müvekkilin borçlarını karşılayabileceği veyahut adli yardımdan faydalanmasına engel olacak derecede bir maddi varlık olduğu anlamına gelmediğini, karşılıksız kalan bir edim nedeniyle verilen çek yüzünden, müvekkilinin hem cezai yaptırım tehdidi altında olduğunu, hem de aleyhine icra takibi başlatıldığını, nitekim yerel mahkeme kararında da belirtildiği üzere, dava dilekçesinin davalı tarafa tebliğ dahi edilmediğini, davanın esasına ilişkin hiçbir inceleme yapılmadığını, bu durumun, maddi gerçeğe ulaşma ve adaleti tesis etme amacı taşıyan yargılamanın, en başında şekli bir engele takılarak sonuçsuz kalmasına neden olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava:menfi tespit istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Dairemizce davacının istinaf yoluna başvururken talep ettiği adli yardım talebi değerlendirilmiş, Dairemizin 20/01/2026 tarihli ara kararı ile adli yardım talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekilince adli yardım talebinin reddine itiraz edilmesi üzerine dosya itirazı incelemekle görevli İzmir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. HD nin 23/02/2026 tarih 2026/1 D.iş sayılı kararı ile süresinden sonra verilen itiraz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Bu karardan sonra dosya istinaf harçlarının yatırılması için mahalline geri çevrilmiştir. Davacı vekilince istinaf harçları tamamlanmıştır. Davacının istinaf ettiği karar mahkemenin usulden red kararının istinafı üzerine verdiği istinaf başvurusunun reddi kararıdır. Mahkemece davacı vekiline muhtıra çıkartılarak istinaf harcını yatırması ihtar edilmesine rağmen yatırılmamıştır. Dolayısıyla mahkemece verilen istinaf başvurusunun reddi kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/04/2025 tarih, 2025/193 Esas ve 2025/315 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 8.539,00 TL'nin mahsubu ile fazla yatırılan 7.807,00 TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/598, K. 2026/1635, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-598-e-2026-1635-k-e898ee141588