Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1711 E. 2026/1711 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1711
- Karar No
- 2026/1711
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1711 - 2026/1507 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1711 KARAR NO : 2026/1507 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/06/2026 NUMARASI : 2026/241 E. - 2026/234 K.
DAVANIN KONUSU : Marka Devir Sözleşmelerinin Hükümsüzlüğü (Muvazaalı İşlem)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/06/2026 Tarih ve 2026/241 Esas - 2026/234 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...Limited Şirketi'nin %40 oranında hissedarı olduğunu, şirket yetkilisi ...'ın ise %60 hisseye sahip bulunduğunu, ... Şirketinin, müvekkilinin babası ... tarafından, o dönem çalışanları ..., ..., ..., ... ve ... adına kurulduğunu, ...'ın şirket kurulduğundan itibaren şirketin yetkili müdürü olduğunu, şirketin gayri resmi sahibinin müvekkilinin babası ... olduğunu, şirketin üretim yaptığı fabrika ve içindeki makinelerin de yine müvekkilinin ailesine ait ... Şirketine ait bulunduğunu, yıllardır ...'nın ürettiği malların satışını ve pazarlamasını ...'in yaptığını, şirket hisselerinin ortakların şahsi sorunları nedeniyle sürekli el değiştirdiğini, en son 2022 yılında müvekkilinin kuzeni ...'ın evlendiği eşi bankacı olunca, kendisinde bulunan %60 hisseyi şirket müdürü ...'a devrettiğini, ...'ın şirket hisselerini devrettiksen sonra, ...'ın şirketin işleyişini değiştirdiği gibi şirketin mal varlığını azaltmaya başladığını, şirketin üretimini yaptığı malların satışı ve pazarlamasını başka şirketlere verdiğini, tarafların uzun süre anlaşma çabaları neticesinde 04.06.2025 tarihinde şirketin %40 hissesini müvekkiline devrettiğini, ancak müvekkilinin hiçbir şekilde şirket ortağı olarak görülmediğini, kar payı dağıtımı yapılmadığı gibi genel kurul toplantısı dahi yapılmadığını, şirketin faaliyet gösterdiği fabrikadan da taşınma kararının aldığını, müvekkili ile diğer hissedarın birlikte çalışmalarının imkansız hale geldiğini, şirket müdürünün sorumluluğu ve şirketten çıkarılma davası açılacağını, ancak müvekkilinin ailesi ve şirket için çok önemli olan, davalı ...'ya ait markaların, şirket yetkilisi ... tarafından 21.05.2026 tarihinde kötü niyetle diğer davalı şirkete muvazaalı olarak devredildiğini, ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi sahibi ...'ın, ...'da sigortalı ve üst düzey çalışan olan ...'nün eniştesi olduğunu, devirlerin çok değerli olan şirket markalarının şirketten ve müvekkilinden kaçırılması, şirketin muhtemel tasfiyesi sonrası marka haklarının yine ...'nın sahip olacağı şirkete devredilmesi amacı ile yapıldığını, davalı ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin yeni bir şirket olup, bu markaların tamamını alacak ekonomik gücünün bulunmadığını, TBK madde 19 gereğince dava konusu markaların devrine ilişkin sözleşmenin hükümsüz olduğunu ileri sürerek, 2025/071292, 2025/071288, 2025/071281, 2025/069698, 2025/069138, 2025/069127, 2019/003898, 2016/45503, 2015/08867, 2015/00479, 2015/00477, 2014/103785, 2013/107119, 2012/78587, 2009/49346, 2009/47025, 2009/47024, 2008/73367, 2007/35387, 2007/35386, 2007/31572, 2007/07542, 2003/31225 tescil numaralı ve "..." ibareli markaların, davalı ... Sanayi Ticaret Limited Şirketine devrine ilişkin 21.05.2026 tarihli marka devir sözleşmelerinin hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dosya üzerinden yapılan incelemeye dayanılarak, 6769 ve 5846 sayılı Yasanın amaç ve kapsamı göz önünde bulundurulduğunda, davanın içeriğine göre, anılan Yasalar kapsamında belirtilen davalardan olmadığı, markaya tecavüz, markanın haksız kullanımı, haksız rekabet yaratması, iltibas, benzerlik, karıştırma vs. gibi markanın kullanımından kaynaklanan bir uyuşmazlığın bulunmadığı, eldeki davada uyuşmazlığın; markanın markasal yönüne değil mal varlığı olarak devri ve muvazaalı mal kaçırma iddiası vakıasına dayandığından, Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin görev alanına giren bir olgunun varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın Ticaret Mahkemesi görevi kapsamında olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine dayalı dava şartı yokluğundan usulden reddine, görevli mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 6769 sayılı SMK gereğince markanın mülkiyetinin el değiştirmesi veya bir markanın sicilden silinmesi durumlarının sıkı şekil şartlarına bağlı bulunduğunu, bu nedenle marka devrine ilişkin tüm hukuki işlemlere bakma görevinin, ihtisas mahkemeleri olan Fikri ve Sınai Mahkemelerine ait bulunduğunu, nitekim SMK 156/1 maddesinde "Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir....." denildiğine göre, marka devrinin hükümsüzlüğü davasına da Fikri ve Sınai Mahkemelerinin bakmasının gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak talepleri doğrultusunda kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka devir sözleşmelerinin muvazaa hukuki nedenine dayalı olarak iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı vekili muvazaa hukuki nedenine dayalı olarak davalılar arasındaki marka devir sözleşmelerinin iptalini talep etmiş, mahkemece davanın markanın markasal yönüne değil mal varlığı olarak devri ve muvazaalı mal kaçırma iddiası vakıasına dayandığından, Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin görev alanına giren bir olgunun varlığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Oysa marka devir sözleşmesinin 6769 sayılı SMK'nın 148. maddesinde düzenlenen hukuki işlemlerden olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Sözleşme ile devrine karar verilen haklar da SMK'nın 2/1-ı maddesinde belirtilen, sınai mülkiyet hakları kapsamında kalan marka haklarıdır. SMK'nın 1/2. maddesinde de bu Kanun'un; marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin başvuruları, tescil ve tescil sonrası işlemleri ve bu hakların ihlaline dair hukuki ve cezai yaptırımları kapsadığı belirtilmiştir. Bu durumda davacının aktif dava ehliyetinin olup olmadığının, sözleşmelerin maddede yazılı geçerlik şartlarını taşıyıp taşımadıklarının ve iptallerinin gerekip gerekmediğinin incelenip değerlendirilmesi görevinin de 6769 sayılı SMK'nın 156. maddesi uyarınca bu konuda ihtisas mahkemesi olarak görev yapan Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesine ait olduğu açıktır. Yargıtayın marka devir sözleşmelerinin muvazaa hukuki nedenine dayalı iptaline dair emsal uygulaması dahi bu yöndedir (Yargıtay 11. H.D.'nin 21.01.2015 tarih ve 2014/18602 E.- 2015/795 K., 02.07.2014 tarih ve 2013/16535 E.- 2014/12744 K., 24.12.2013 tarih ve 2013/15463 E.- 2013/23476 K.). Bu durum karşısında mahkemece, marka devir sözleşmelerinin iptaline ilişkin somut uyuşmazlığı görüp incelemeye de Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu kabul edilerek işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, Dairemizce HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 09/06/2026 gün ve 2026/241 Esas - 2026/234 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-İstinaf kararının neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 4-Davacıdan peşin olarak alınan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-İstinaf kararının tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkemesince yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 11/09/2026 tarihinde HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.