Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2026/16 E. 2026/125 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/16
Karar No
2026/125
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/16 Esas

KARAR NO: 2026/125 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

ESAS NO: 2025/84 D.İş Esas - 2025/84 Karar

TARİHİ : 04/11/2025 (Ek Karar Tarihi)

DAVA: İhtiyati Tedbir

KARAR TARİHİ: 22/01/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Talep eden vekili talep dilekçesi ile; Müvekkili şirketin İç Anadolu Bölgesinin en büyük un üreticilerinden birisi olduğunu, aleyhe tedbir istenilen ...nın tahıl, yağlı tohum ve yem ham maddelerinden oluşan ürünlerin yurt dışından tedariğini ... ise liman hizmetleri ve bu sektörlerle bağlantılı olan taşımacılık alanında faaliyet gösterdiğini, taraflar arasında uzun yıllardır süregelen ticari ilişki kapsamında ithal edilen değişik kalitedeki buğdayların müvekkil şirket tarafından satın alındığını ve alımı gerçekleşen buğdayların çoğunlukla ... ... depolarında müvekkil şirkete teslimi gerçekleşene kadar depolandığını, üç şirket arasında 2021 yılından itibaren yoğun bir şekilde gelişen ticari ilişki 2024 yılının Ağustos ayına kadar sorunsuz şekilde ilerlediğini ancak 2024 Ağustos döneminden sonra ...ve ... ...'ın üzerine düşen sözleşmesel sorumlulukları gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle taraflar arasında bir takım problemler meydana geldiğini, müvekkil şirketin sözleşme kapsamında ödemeyi taahhüt ettiği 4.260,000 USD tutarındaki ödemeyi 7 farklı ödeme şeklinde yaparak tüm ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiğini, ... Gıda'nın gerek sözleşme gereği gerekse 07/02/2024 tarihli mail ve devir yazısı kapsamında taahhüt ettiği buğdayın tamamını oluşturan 20.000 ton buğdayı ne yazık ki 2024 yılı Ağustos-Eylül-Ekim-Kasım-Aralık aylarında müvekkil şirkete teslim edemediğini, 23/01/2025 tarihli mutabakat mektubu ile ortak uzlaşıya varıldığını, mutabakatnamede ... Gıda'nın müvekkil şirkete 15.807,920 kilogram borcu olduğunun belirtildiğini, bizzat ...yetkilileri tarafından paylaşılan mutabakatnamede müvekkil şirketin sözleşmesel alacağının %75'ine arada geçen 75 günlük sürede ulaşılamadığını gösterdiğini, 23/01/2025 ve 24/01/2025 tarihlerinde müvekkil şirket imza yetkilisi tarafından ...ile şirket merkezinde iki defa görüşme gerçekleştirildiğini, ... ... hissedari ve imza yetkilisi ile bir çok kere telefon görüşmesi gerçekleştirildiğini, ... ...'a ......... Noterliğinden ....../01/2025 tarihinde keşide edilen ... yevmiye numaralı ihtarname ile yükümlülüklerinin hatırlatıldığını, ihtarname ile temerrüt olgusunun gerçekleştiğini, bir kez daha hatırlatıldığını ve sürecin sulh ile çözülmesi adına son bir toplantı talep edildiğini, ... Gıdaya keşide edilen ihtarnamenin tebliğini takiben ... Gıdanın resmi şekilde dönüş yaparak 04/02/2025 tarihinde saat 14;30'da müvekkil şirket yetkililerini şirket merkezinde resmi görüşmeye çağırdığını, gerçekleştirilen toplantıda buğday teslim borcunun en kısa sürede gerçekleşeceğine dair herhangi bir umut oluşmadığını, ...ve ...Nakliyatın her ikisinin de gerçekleşen son toplantıyı takiben 10 gün geçmesine rağmen hukuki yükümlülüklerini yerine getirme noktasında somut adımları atmamasının müvekkil şirketin ihtiyati tedbir talep ederek haklarını korumak adına geçici hukuki koruma talep etmeye zorunlu bıraktığını, yaklaşık ispat şartının somut olayda gerçekleştiğini, ... Gıda'nın mal kaçırma kastıyla hareket ettiğini gösterir makul şüphelerin olduğunu, bu nedenlerle aleyhine tedbir talep edilen şirketlerin aleyhine talep ettikleri ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; HMK'nın 389. Maddesi gereğince tahkim yargılamasının sonuna kadar ...ve ... ...'a ait bulunan 15.089.560 kg buğdayın üçüncü kişilere rızaen devir ve temlikinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ihtiyati tedbir sonrası rızaen devir ve temliki önlenen 15.089.560 kg buğdayın HMK'nın 389. Maddesi gereğince tahkim yargılamasının sonuna kadar yediemin deposuna teslimini ve muhafazasına karar verilmesini, tedbir kararının buğdayın üçüncü kişilere devredilip bir daha temin edilememesi riski bulunduğundan karşı taraf dinlenilmeden verilmesini, müvekkili şirket tarafından ihtiyati tedbire konu 20.000 ton buğday için 4.260.00 USD nakden ödenmiş olduğu ve ödenen bedelin halen aleyhine tedbir talep edilen ... Gıda'da bulunması nedeniyle ilave veya başka bir teminat olmaksızın ihtiyati tedbir kararı verilmesini, Mahkeme aksi kanaatte ise mahkeme tarafından uygun görülecek makul düzeydeki teminatın yatırılması sonrasında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ 14/02/2025 TARİH VE 2025/84 D.İŞ ESAS - 2025/84 KARAR SAYILI KARARI İLE;

''......Taraflar arasındaki 18/01/2024 tarihli Mal Alım-Satım Sözleşmesi nin 11. Maddesinde uyuşmazlıkların çözümü konusunda... merkezi ........ kurallarına göre İstanbul da tahkim çözümü benimsenmiş ise de,bu durum HMK md 389 gereğince tarafların ihtiyati tedbir istemesine yasal olarak engel değildir. Mahkememizce ibraz edilen belgelerle yasal koşulların ve yaklaşık ispatın gerçekleştiği takdir edilmekle, ihtiyati tedbir talebinin teminatsız (tedbir istenen buğday emtiasının bedelinin ödenmiş olması ve mülkiyetinin devir edildiği, tasarruf yetkisinin ... a ait olduğu konusundaki yazılı belge gereğince) olarak kabulüne karar vermek gerekmiştir. ''Gerekçesi ile;

''1-İhtiyati tedbir talebinin teminatsız olarak kabulüne,

HMK'nın 389. Maddesi gereğince tahkim yargılamasının sonuna kadar ...... AŞ ve ... ... AŞ de bulunan 15.089.560 kg buğdayın üçüncü kişilere rızaen devir ve temlikinin önlenmesine, İhtiyati tedbir sonrası üçüncü kişilere rızaen devir ve temliki önlenen 15.089.560 kg buğdayın HMK'nın 389.Maddesi gereğince tahkim yargılamasının sonuna kadar yediemin deposuna teslimi ve muhafazasına karar verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı ...... A. Ş. vekili tarafından itiraz edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ ..../04/2025 TARİH VE 2025/...... D.İŞ ESAS - 2025/...... KARAR SAYILI EK KARARI İLE;

'' İhtiyati tedbir talep eden ... ... Anonim Şirketi vekili tarafından... Merkezi nezdinde 28.02.2025 tarihinde ... numaralı hakem dosyası açılmıştır. 6100 sayılı HMK 397/4 maddesi: "İhtiyati tedbir dosyası asıl dava dosyasının eki sayılır" hükmünü içermektedir.

İhtiyati tedbire itirazın... Merkezi'nin ... numaralı hakem dosyasında değerlendirilmesi HMK 394/2 maddesince yasa gereğidir.

Bu nedenle aşağıdaki şekilde itirazın değerlendirilmesi bakımından mahkememiz dosyasının İstanbul Tahkim Merkezi'nin ... numaralı hakem dosyasına gönderilmesine karar verilmiştir.'' gerekçesi ile,'' 1-HMK 397/4 md gereğince ihtiyati tedbire itirazın hakem heyetince değerlendirilmek üzere dosyanın gönderilmesine,'' karar verilmiştr.İhtiyati tedbire itiraz eden ...... A. Ş. vekili 09/10/2025 tarihli 2. itiraz dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin uzun süredir büyük montanlı ticari işler gerçekleştirdiğini ve sektöründe oldukça bilinen saygın bir şirket olduğunu, ihtiyati tedbir talep eden davacı şirket ise buğday ürünlerini işleyerek un haline getiren ve satışını gerçekleştiren bir firma olduğunu, dava konusu uyuşmazlığa dek davacı şirket ile onlarca ticari iş yaptığını ve her iki tarafında bu işlemlerden büyük montanlarda kar ederek çıktığını, taraflar arasında 18/01/2024 tarihinde bir mal alım satım sözleşmesi imza edildiğini ve bu sözleşme kapsamında müvekkilinin 20.000 MT ithal buğdayı davacı şirkete teslim etmeyi ve ...'un ise bunun karşılığında müvekkil şirkete 4.260.000 USD ödeme yapmayı üstlendiğini, ifa tarihleri ise ...için Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında 4000'er MT buğday teslimi ... için ise 26/01/2024 te 1.260.000 USD ödemesi 07/02/2024 ise 3.000.000.00 USD ödemesi olarak kararlaştırıldığını, 26/01/2024 de ek protokol imzalandığını, ek protokol ile ...ithalatın açılmasından sonra teslimi taahhüt ettiği 11.000 mt ithal buğdayı ithalatın açıldığı ilk aydan başlamak kaydıyla her ay 4.000 MT olarak 3 ay içerisinde teslim etmeyi üstlendiğini, ek protokolde de davacının istediği gibi daha kaliteli buğday teslim edileceğine yer verildiğini, daha kaliteli ve fiyatı yüksek olan buğdayın aynı fiyata teslim edileceği kararlaştırıldığını, sözleşme bedeli olarak toplam 4.260.000,00 USD olarak kararlaştırılmış ise de davacı tarafından ödemenin Türk Lirası olarak ödendiğini bu ödemenin USD cinsinden ödenmediğini, dahilde işletme rejimi kapsamında idare tarafından alınan 21 Haziran 2024 - 19 Mart 2025 tarihleri arasında devam eden ithalat yasağı kararının varlığı sebebiyle müvekkil şirket sözleşme konusu ithal buğdayı teslim edemediğini, ... Gıda'nın söz konusu ithalat yasağından önce ... ile olan ticari ilişkisi kapsamında büyük montanlı ithalatlar gerçekleştirdiğini, imzaladığı tüm sözleşmelerde yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, müvekkil şirketin somut uyuşmazlıkta sözleşme konusu buğdayı teslim edememesinin sebebinin mücbir sebep niteliğindeki ithalat yasağı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin mücbir sebepler başlıklı 7. Maddesinin hükmünü bilmesine rağmen davacının ithalat yasağı devam ederken tahkime başvurduğunu ve mahkemeden 14/02/2025 tarihinde haksız ve kötü niyetli şekilde ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, davacının ihtiyati tedbir talep dilekçesinde hiç bir şekilde taraflar arasındaki 26/09/2024 tarihli ek protokolden bahsetmediğini, noterlik ihtarnamesi ile kabul etmiş olmalarına rağmen bilinerek ve istenerek kötü niyetle bu anlaşmanın yok sayıldığını ve mahkemeyi yanıltma girişiminde bulunulduğunu, mahkemece verilen ihtiyati tedbir talebinin kabulü kararına itiraz edildiğini, taraflar arasındaki ...... sayılı tahkim dosyasına MTK hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesiyle birlikte hakem kurulu MTK 6. Madde uyarınca ihtiyati tedbir hakkında itiraza bakmaya yetkisiz olduğunu belirtmiş ve itirazı değerlendirecek mercinin Türk Mahkemeleri olduğunu işaret ederek ara karar verdiğini, davacının talebine ve ihtiyati tedbir kararına karşı itirazlarımız daha önce mahkemece ve sonrasında tahkim dosyasında sunulmuş olmakla birlikte yetkili mercinin mahkeme olduğu ortaya çıktığından bu itirazları bir kez daha sunduklarını, davaya konu olaydaki vakıanın sözleşmede mücbir sebep olarak düzenleme altına alındığını, söz konusu ihtiyati tedbir kararının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmek suretiyle verildiğini, hukuka aykırı kararın süresi geçmesine rağmen haksız şekilde icra edildiğini, davacı şirketin kötü niyetli davranışlarını söz konusu ihtiyati tedbir kararına ilişkin İstanbul ......... İcra Dairesinin ........sayılı icra dosyasında da sürdürdüğünü, davacı şirketin hukuka aykırı talepleri ve icra dairesinin ihmalleri sonucunda haksız şekilde şirketin banka hesaplarına haciz işlendiğini, tüm bu hukuka aykırılıklar şirketin itibarını etkilediğini ve şirketin işleyişini sekteye uğrattığını, davacı şirketin bütün depolarda yaptığı araştırma neticesinde müvekkil şirkette ithal buğdayı olmadığının ortaya çıktığını, davacı şirketin buna rağmen kötü niyetli şekilde icra dairesi memuru vasıtasıyla müvekkil şirketin merkezine geldiğini, sonuç olarak hakkında tedbir kararı verilen depolarda ithal buğday bulunmadığı sabit olduğundan ihtiyati tedbir talebine ve iş bu kararın devam etmesinde hukuki yarar bulunmadığının anlaşıldığını, davacının müvekkil şirketin mal kaçırdığına ilişkin iddiasının herhangi bir somut bilgiye dayanmadığını, bu iddiaların hiç bir şekilde gerçeği yansıtmadığını, bu nedenlerle müvekkil şirket aleyhine mahkemece verilmiş olan 14/02/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, yargılama masraflarının davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İhtiyati Tedbir Talep Eden ... ... Anonim Şirketi vekili beyan dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirket adına yapılan ihtiyati tedbir başvurusunun Mahkememizin 2025/..... D.İş E., 2025/..... D.İş K. sayılı kararı ile kabul edildiğini, davalı ...... A.Ş. vekilinin ihtiyati tedbir kararından 1.5 ay sonra 25.03.2025 tarihinde itiraz ettiğini, itirazın duruşmalı olarak incelenmesine karar verildiğini, murafaa duruşması neticesinde mahkemece 17.04.2025 tarihli Ek Karar’ı ile “HMK 397/4 md gereğince ihtiyati tedbire hakem heyetince değerlendirilmek üzere dosyanın gönderilmesine” şeklinde bir hüküm kurarak dosyadan el çekildiğini, ihtiyati tedbir hakkında karar verme yetkisinin sayın Hakem Heyeti’ne tanındığı belirtilmesine karşın davalı tarafından bu hususta yaklaşık 5 ay sonra, 10.09.2025 tarihi itibariyle Hakem Heyetine ihtiyati tedbirin kaldırılması amacıyla başvuruda bulunulduğunu, taraflar arasındaki tahkim yargılaması 28.02.2025 tarihli Tahkim Talebi Dilekçeleri ile başlatıldığını, o tarihten bu yana da devam etmekte olduğunu, ............ sayılı tahkim dosyasında hakem kurulunun ihtiyati tedbire ilişkin yetkisizlik yönündeki 6 numaralı ara kararı sonrasında davalının tedbir talebinin kaldırılmasını talep ettiğini, davalı tarafından, ihtiyati tedbir dosyasına taraf olarak eklenmelerinden yaklaşık 40 gün sonra, 27.03.2025 tarihinde, karara karşı itiraz kurumuna başvurulduğunu, Hakem Heyeti’nin bu konuda karar vermeye yetkili olduğunun öğrenildiği tarihten itibaren 5 ay sonra da Hakem Heyeti’ne itirazda bulunulduğunu, davalının, davacı ile arasındaki ticari ve sözleşmesel ilişkiden doğan sorumluluklarını önemsemediği gibi kendisi aleyhine işletilen hukuki prosedürleri de dikkate almadığını, ihtiyati tedbir kararına ilişkin itirazlarını huzurdaki tahkim yargılamasında değerlendirilmesi gerektiğine hükmedilmiş olmasına rağmen davalı tarafından bu hususta ancak 10.09.2025 tarihi itibariyle mahkememize itiraz edildiğini, davalı tarafından her dilekçelerinde mutlak suretle ifade edildiği üzere sektörün öncüsü konumunda bulunan ve faaliyet alanının büyük montanlı işlerini icra eden bir firmanın, ticari faaliyetlerine istinaden verilmiş bir ihtiyati tedbir kararına karşı kayıtsızlığının hayatın olağan akışı içerisinde anlamlandırılabilmesinin tek yolu davalının paravan şirketler aracılığı ile ticari faaliyetini devam ettiriyor oluşu olduğunu, huzurdaki yargılamaya davalı tarafından sunulan dilekçede ifade edilenin aksine taraflar arasında imzalanan ve/veya üzerinde mutabık kalınan herhangi bir ek protokol bulunmamakta olduğunu, sadece davalının kaşe ve imzasını içerir 26.09.2024 tarihli Ek Protokol Müvekkil Şirket'i bağlamamakta ve tarafımızca herhangi bir hüküm ifade etmemekte olduğunu, davalının da davacı şirketin imzasını ve kaşesini içerir herhangi bir evrak sunamamakta olduğunu, davalının ihtiyati tedbir kararının, kendilerinin cevap dilekçeleri beklenmeksizin, taraflarına hiçbir tebligat yapılmaksızın verildiğini ve kendilerinin hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini beyan ettiğini, ancak itirazlarını 5 ay gibi bir süre sonra yaptıklarını, HMK’nın 390. maddesi “Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir.” şeklinde düzenlendiğini, davalı ... GIDA’nın mal kaçırma kastıyla hareket ettiği yönündeki makul şüpheyi destekleyen gelişmelerin, ihtiyati tedbir kararının devam etmesi gereğini ortaya koymakta olduğunu, Tahkim yargılamasına sunulması sonrasında tahkim yargılamasının seyrini etkileyecek ve müvekkili Şirketin haklılığını ortaya koyacak son derece önemli gelişmeler oluştuğunu, ...ile birlikte kurduğu hukuka ve ticari teamüle aykırı organizasyon nedeniyle aralarında müvekkili Şirketin de bulunduğu birçok şirketi zarara uğratan ... ...’ın ortağı ve imza yetkilisi ... ......Derneği ve LinkedIn platformunda yaptığı paylaşımlarla içerisinde ... Gıda, ... ve ...’nun da bulunduğu bir ekibi, işbu davanın seyrini de etkileyecek yasa dışı faaliyetlerde bulunduğunu belirterek kamuoyu ile paylaşıldığını, ... ......, ...Anonim Şirketi’nin, stok yönetiminde dolandırıcılık yaptığını ... Derneği’ne ait whatsapp grubunda beyan ederek ilgili dernekten istifa ettiğini, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde gerek ihtiyati tedbirin uygulanmasına konu icra dosyalarında gerekse de işbu tahkim dosyasında ısrarlı bir şekilde ...ve ... ...’ın paravan şirketler aracılığıyla içerisinde müvekkili Şirketin de bulunduğu üçüncü kişileri zarara uğratmak kastıyla kötü niyetli bir şekilde hareket ettikleri beyan edildiğini, buna karşın imkanların kısıtlılığı nedeniyle bu iddiaların ispatı zaman zaman mümkün olamadığını, buna karşın ... ...... tarafından yapılan paylaşımlar, ... Gıda’nın hangi saikle hareket ettiğini ve ticari anlayışını nasıl konumlandırdığını ortaya koyması açısından çok önemli olduğunu belirterek İhtiyati tedbir kararına karşı ileri sürmüş olduğu itirazlarının reddine, İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/....... D.İş E., 2025/..... D.İş K. sayılı kararı ile vermiş olduğu ihtiyati tedbir kararının devamına, dosyanın resen incelenmesi sonucunda ortaya çıkacak nedenler dikkate alınarak, aleyhine tedbir talep edilen ...... Anonim Şirketi'nin ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik olarak sunduğu itirazın mahkememizen itirazı değerlendirmeye görevli olmaması nedeniyle HMK'nın 394/2. Maddesi uyarınca reddedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin tamamının aleyhine tedbir talep edilen ...... Anonim Şirketi'ne yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 04/11/2025 tarih ve 2025/84 D.İş Esas - 2025/84 Karar sayılı ek kararında;

"......Taraflar arasında 18.01.2024 tarihinde bir Mal Alım-Satım Sözleşmesi imzalandığı ve bu sözleşme kapsamında ...... A.Ş. 'nin 20.000 MT "ithal buğdayı" ...'a teslim etmeyi ve ... ... A.Ş.'nin ise bunun karşılığında ...... A.Ş. 'ne 4.260.000,00 USD ödeme yapmayı üstlendiği, İfa tarihleri ise ...için Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında 4000'er MT buğday teslimi, ... için ise 26.01.2024'te 1.260.000 USD ödemesi, 07.02.2024'te ise 3.000.000,00 USD ödemesi olarak kararlaştırıldığı, 26.09.2024 tarihli Ek Protokol imzalandığı, bu Ek Protokol ile, ... Gıda, ithalatın açılması sonrasında teslimi taahhüt ettiği 11.000 mt ithal buğdayı; ithalatın açıldığı ilk aydan başlamak kaydıyla, her ay 4.000 mt olarak 3 ay içerisinde teslim etmeyi üstlendiği, davacı tarafından her ne kadar, bakiye kalan buğdayın 15.089.560 kg olduğu ileri sürüldüğü, bu rakamların doğru olmadığı, ...... A.Ş teslimi gereken bakiye tutar çok daha azı olduğu, yine sözleşmee bedeli olarak toplam 4.260.000,00-USD olarak kararlaştırıldığı, davacı ... ... A.Ş. tarafından ödemenin yapıldığı, ancak sözleşme konusu "ithal buğday" ın ihtiyati tedbir kararından önce ve sonra, ayrıca tahkim yargılamasının devam ettiği süre içinde davalı tarafça temin edilerek davacıya teslim edilmediği tarafların kabulündedir.Getirtilerek incelenen... Merkezi nezdinde 28.02.2025 tarihinde ... numara ile açılan tahkim davasının devam ettiği anlaşılmıştır. Tüm safahat gereğince davacı ... ... AŞ nin HMK 389 md gereğince korunacak hukuki yararının devam ettiği anlaşılmış olmakla itirazın reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile,

''1-İtirazın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden ...... A. Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İhtiyati tedbire itiraz eden ...... A. Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin değerlendirmelerinin isabetsiz ve eksik olduğunu, kararının gerekçesiz olduğunu, davacı şirketin hukuki yararının devam ettiğine dair hatalı kanaatin dayanağının açıklanmadığını, mücbir sebep konusundaki açıklamalarına yönelik herhangi bir açıklama yapılmadığını ve kanaat bildirilmediğini, istinaf konusu kararın bu yönden de eksik olduğunu, müvekkil şirket aleyhine haksız hukuki şekilde konulan ihtiyati tedbirde, davacı şirket ...'un herhangi bir hukuki yararı bulunmadığını, ancak ilk derece mahkemesinin gerekçesiz olarak ve soyut bir ifadeyle davacının hukuki yararının bulunduğuna ve itirazımızın reddine karar verdiğini, sırf bu sebeple dahi ilk derece mahkemesinin hukuka aykırı kararının kaldırılması gerektiğini, Taraflar arasındaki sözleşmeye göre ithalat yasağı / kısıtlamasının mücbir sebep olarak belirlendiğini, mücbir sebepten etkilenen tarafın yükümlülüklerinin askıya alınacağının açıkça düzenlendiğini, davacı şirketin mücbir sebebe dayanılamayacağına yönelik iddialarının hiçbirinin gerçeği yansıtmadığını, söz konusu iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu uyuşmazlık bakımından “Dahilde İşleme Rejimi” kapsamında buğday ithalatının yasaklanması / kısıtlanmasının şüphesiz bir şekilde mücbir sebep teşkil ettiğini, somut uyuşmazlık konusu sözleşmenin “Mücbir Sebep” başlıklı 7. maddesinde de mücbir sebeplerden biri olarak; “hükümet müdahale ve kuralları ve mevzuat, yetkili adli makamların emir ve kararları”nın sayıldığını, söz konusu ithalat yasağı / kısıtlamasından sektördeki birçok aktör gibi davacı şirketin de haberdar olduğunu, taraflar arasında kabul edilmiş 26.09.2024 tarihli Ek Protokol m. 2.2’de ve davacı şirket tarafından müvekkil şirkete gönderilen Beyoğlu ...... Noterliğinin .....01.2025 tarihli ve ..... yevmiye numaralı ihtarnamesinde müvekkil şirketin teslimatı gerçekleştirmemesinin sebebinin ithalat yasağı / kısıtlaması olduğunun açıkça kabul edildiğini, Müvekkil şirketin mücbir sebebe dayanamayacağı iddiasının açık sözleşme hükmü karşısında anlam ifade etmediğini, bu sebeplerle davacının talebinin haksız olduğunu, haksız bir talebe ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, Taraflar arasında borcun konusunu dönüştürmeye yönelik hiçbir sözleşme yapılmadığını, hatta davacı şirketin bu yönde bir talebinin hiçbir zaman olmadığını, aksine mücbir sebep olan ithalat yasağı / kısıtlaması sonucu taraflar arasında imzalanan Ek Protokol’de dahi borcun konusunun belirli özellikleri ve nitelikleri bulunan “ithal buğday” olarak belirlendiğini, hal böyleyken “borç Sözleşme’de yazılı spektleri olan ithal buğdaydan çıkmış ve yeryüzünde telef olması imkânsız olan “buğday” a dönmüştür” şeklindeki iddianın kabul edilemez olduğunu, nitekim talep üzerine ve müvekkil şirketin iyiniyetiyle birkaç seferlik yerli buğday teslim edilmiş olmasının, tarafların sözleşme konusunu tümden değiştirmeye yönelik açık iradesinin bulunmadığı da dikkate alındığında, sözleşme konusu borcun niteliğini değiştiremeyeceğini, Söz konusu ihtiyati tedbir kararının hukuki dinlenilme hakları ihlal edilmek suretiyle verildiğini, üstelik işbu hukuka aykırı kararın süresi geçmesine rağmen haksız şekilde icra edildiğini, söz konusu ihtiyati tedbir kararının taraflarının cevap dilekçesi beklenmeksizin ve taraflarına hiçbir tebligat yapılmaksızın verildiğini, taraflarının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, Davacı şirketin limandaki depolarda tedbir kararının gereğini yapmasına rağmen .....03.2025 tarihinde icra dairesi memuru vasıtasıyla müvekkil şirketin merkezine geldiğini, müvekkil şirketin merkezinde tedbir konusu buğdayın olmasının mümkün olmadığını bilmesine ve tedbir kararının süresi geçmiş olmasına rağmen salt müvekkil şirkete rahatsızlık vermek amacıyla, şirketin merkezine icra memuru vasıtasıyla geldiğini, tedbir konusu yaptıkları buğdayın şirketin merkezinde olmayacağını bilmesine rağmen davacının bu hakkını kötüye kullandığını, yalnızca bu sebeple dahi tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, Davacı şirketin kötü niyetli davranışlarını söz konusu ihtiyati tedbir kararına ilişkin icra dosyasında da sürdürdüğünü, davacı şirketin hukuka aykırı talepleri ve icra dairesinin ihmalleri sonucunda haksız şekilde şirketin banka hesaplarına haciz işlendiğini, tüm bu hukuka aykırılıkların şirketin itibarını etkilediğini ve şirketin işleyişini sekteye uğrattığını, Kabul anlamına gelmemek şartıyla, söz konusu ihtiyati tedbir kararının “15.089.560 kg buğdayın üçüncü kişilere rızaen devir ve temlikinin önlenmesine” dair verildiğini, buna rağmen davacının haksız bir şekilde tüm bankalara müzekkere yazılmasına yönelik talepte bulunduğunu, ihtiyati tedbir kararının kapsamının dışına çıkıldığını ve müvekkil şirketin banka hesaplarına haciz koyulduğunu, haklı talepleri üzerine söz konusu hacizler kaldırılmışsa da bu durumun davacının kötüniyetli davrandığı gerçeğini değiştirmediğini, ayrıca buğday için verilen teminatlar için -şayet varsa- müvekkil şirketin banka hesaplarına “tedbir işlenmesi”nin ihtiyati tedbir kararının içeriği ve kapsamı dikkate alındığında hukuka aykırı olduğunu, sonuç olarak haksız ve hukuka aykırı şekilde verilen ihtiyati tedbir kararının yine haksız ve hukuka aykırı şekilde icra edildiğini, sonuç olarak haksız ve hukuka aykırı şekilde verilen ihtiyati tedbir kararının yine haksız ve hukuka aykırı şekilde icra edildiğini, haksız şekilde verilen, davacının hiçbir hukuki menfaati bulunmamasına rağmen icra edilen ve herhangi bir işlevi olmayan ihtiyati tedbirin halihazırda sekiz aydır devam etmekte olduğunu, hukuka aykırı ihtiyati tedbir kararının ivedilikle kaldırılması gerektiğini, Davacı şirketin bütün depolarda yaptığı araştırma neticesinde müvekkil şirkette ithal buğdayı olmadığının ortaya çıktığını, davacı şirketin buna rağmen kötü niyetli şekilde icra dairesi memuru vasıtasıyla müvekkil şirketin merkezine geldiğini, sonuç olarak hakkında tedbir kararı verilen depolarda ithal buğday bulunmadığı sabit olduğundan ihtiyati tedbir talebinde ve işbu kararın devam etmesinde hukuki yarar bulunmadığının anlaşılmadığını, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin ithalat yasağı / kısıtlaması sonrası davacı şirket ile birtakım görüşmelerin sürekli olarak gerçekleştirildiğini ve talepleri üzerine müvekkil şirketin merkezinde davacının ağırlandığını, söz konusu durum kendilerine tüm açıklığıyla aktarıldığını, hatta kendilerine şirket kayıtlarının da sunulduğunu, ancak müvekkil şirket ithalat yasağı / kısıtlaması nedeniyle ifa edemeyeceği izah edilmesine rağmen davacı şirket yetkililerinin "...buğdayı olmasına rağmen bize buğday satışı gerçekleştirmiyor." düşüncesine kapıldığını ve yapılan anlaşma tekliflerine yanaşmadıklarını, yine tüm gerçekliğiyle ve somut belgelerle yaptıkları açıklamalara rağmen davacı şirketin ilgili - ilgisiz depolara ilişkin söz konusu haksız ihtiyati tedbir talebi kararını aldığını ve icra memurları vasıtasıyla ilgili ilgisiz tüm depoları incelediğini, Davacının haksız şekilde ihtiyati tedbir talep ettiği depolardan birinin de dava dışı ...... Anonim Şirketi’ne ait olduğunu, söz konusu depoda müvekkil şirkete ait olduğu iddia edilen 8740 kg buğday bulunduğunu, öncelikle buğdayın müvekkil şirkete ait ve sözleşme konusu türden buğday olduğunun kesinlik taşımadığını, ancak herhangi bir kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının söz konusu buğdaylar üzerinde ihtiyati tedbir talep etmediğini, buna rağmen icra dairesinin dikkatsizce davrandığını ve ihtiyati tedbir işlemlerine devam ettiğini, çeşitli kurumlara yazılar yazıldığını, davacının bu duruma karşı yine kötü niyetli şekilde sessiz kaldığını, daha sonra söz konusu durum icra dairesince anlaşılmışsa da tüm bu sürecin, söz konusu ihtiyati tedbir kararının ve icrasının haksız şekilde yürütüldüğünü ve davanın herhangi bir hukuki menfaati bulunmadığını ortaya koyduğunu, Sonuç olarak davacının kötüniyetle ve ticari hayatın teamülüne aykırı yürüttüğü tüm bu süreç sonunda bütün depolarda müvekkil şirkete ait buğday olmadığının tespit edildiğini, bu doğrultuda HMK 389/1 hükmü uyarınca aranan ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını, nitekim ihtiyati tedbir talebinde gerek bu talep sonucu alınan haksız ihtiyati tedbir kararının devamında herhangi bir hukuki yarar bulunmadığının açık olduğunu, halihazırda icrası devam eden ve hiçbir hukuki gereklilik taşımamasına rağmen müvekkil şirketin ticari faaliyetlerini ve mülkiyetini dilediğince kullanmasını kısıtlayan ihtiyati tedbir talebinin kaldırılması gerektiğini, tahkim yargılamasının henüz sonuçlanmamış olduğunu, haksız olarak verilen ihtiyati tedbir kararının ... Gıda’nın ticari faaliyetlerini ciddi biçimde sekteye uğratmakta olduğunu, şirketin sürdürülebilirliğini ve nakit akış dengesini olumsuz yönde etkilediğini, Davacının müvekkil şirketin mal kaçırdığına ilişkin iddiasının herhangi bir somut bilgiye dayanmadığını, işbu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacı şirketin ihtiyati tedbir talep ederken müvekkil şirketin ortaklık yapısını sebep göstererek müvekkil şirketin tüzel kişilik perdesinin arkasında saklandığını, bağlantılı şirketler üzerinden mal kaçırıldığına dair makul şüphe bulunduğunu, piyasadan aldıkları birtakım duyumlar ile ... Gıda'nın farklı farklı şirketler üzerinden iş ve işlemlerini yapmaya devam ettiğini ancak kendilerine olan borçlarını bir türlü ödemek istemediğini ve başkaca şirketlere olan borçlarını da ödemediğini iddia ettiğini, bu iddiaların tamamının asılsız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkil şirketin pay sahipliği yapısının ne şekilde olduğu, tüzel kişilik perdesinin arkasına saklandığını gösterir bir durum olmadığını, piyasadan elde ettiklerini iddia ettikleri birtakım duyumların, müvekkil şirket ile davacı şirket arasındaki hukuki uyuşmazlığa veya “mal kaçırma” iddialarına delil teşkil etmesinin mümkün olmadığını, Şirketin ortaklık yapısının konuyla ilgisizliği bir yana, müvekkil şirketin faaliyet gösterdiği sektörün en büyük şirketlerinden biri olduğunu, büyük çaplı ithalat işlemleri gerçekleştirdiğini, kaldı ki somut uyuşmazlığa kadar müvekkil şirketle uzun süre ticari ilişki sürdüren davacı tarafın da bunu bildiğini ancak kötü niyetli davrandığını, davacı şirketin gerçek durumu bilmesine rağmen müvekkil şirketin mal kaçırma gayesinde olduğuna yönelik iddialarının her iki şirketin ortak ticari geçmişine ve aralarındaki dürüstlük ilişkisine hakaret niteliği taşıdığını, idarenin kararı gereği 21 Haziran 2024'ten geçerli olmak üzere 15 Ekim 2024 tarihine kadar ithalat yasağının olması ve 15 Ekim 2024 tarihinden itibaren ise ithalat kısıtlamasının olması nedeniyle, buğday ithal edilemediğini, 26.09.2024 tarihli Ek Protokol'de buğdayın tesliminin ithalatın açılması şartına bağlandığını, ihtiyati tedbirin kanuni şartlarının oluşmadığını, yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığını, ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirketin “mal kaçırması” gibi bir ihtimalin olmadığını, ihtiyati tedbirde hukuki yarar bulunmadığını, söz konusu ihtiyati tedbir kararına itirazlarının reddine ilişkin kararın ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi ek kararının kaldırılarak ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, ihtiyati tedbir kararına itirazın reddi yönünde verilen mahkeme ek kararının kaldırılarak, itirazlarının kabulüne karar verilmesi istemine ilişkindir. Somut olayda; talep edenin alıcı, muterizin satıcı olduğu taraflar arasında 18/01/2024 tarihli ''Mal Alım-Satım Sözleşmesi '' başlıklı sözleşme imzalandığı, bu sözleşme kapsamında ..........A.Ş. 'nin 20.000 MT "ithal buğdayı" ...'a teslim etmeyi ve ... ... A.Ş.'nin ise bunun karşılığında ...... A.Ş. 'ne 4.260.000,00 USD ödeme yapmayı üstlendiği, talep eden talep dilekçesi ile; sözleşmede belirtilen mal bedelinin ödenmesine rağmen ... Gıda'nın, 15.089.560 kg buğday teslim borcunu ifa etmediğini belirterek ... Gıda'nın antrepo ve depolarında; ... ve iştirak halinde bulunan yabancı sermayeli şirketler üzerinde 100.000 tonun üzerinde buğday tuttuğu, kendisiyle bağlantılı şirketlere ait kuru yük gemileri üzerinden de buğday ticaretini sürdürdüğü ve Irak, Cezayir ve başkaca yabancı ülkeler ile buğday ticareti yapmaya devam ettiği, yaptığı araştırmalarda, ... Gıda'nın İskenderun ilinde yer alan depo ve antrepolarda bizzat kendisine ait 35.000 tonun üzerinde buğdayın olduğunun tespit edildiğini, açılacak dava öncesinde ... Gıda'ya ait olduğu tespit edilen buğdayın15.089.560 kg ağırlığındaki kısmı üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi ...../02/2025 tarih ve 2025/...... D.İş Esas - 2025/...... Karar sayılı kararı ile;İhtiyati tedbir talebinin teminatsız olarak kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı ......... A. Ş. vekili tarafından 25/03/2025 tarihli dilekçe ile itiraz edilmiştir.İlk derece mahkemesi ..../04/2025 tarih ve 2025/... d.iş esas - 2025/..... karar sayılı ek kararı ile; HMK 397/4 md gereğince ihtiyati tedbire itirazın hakem heyetince değerlendirilmek üzere dosyanın gönderilmesine, karar verilmiş ve bu kararın istinaf edilmediği anlaşılmıştır. İhtiyati tedbir talep eden ... ........Anonim Şirketi vekili tarafından... Merkezi nezdinde 28.02.2025 tarihinde ... numaralı hakem dosyası ile; Davalı'nın Sözleşme'nin ilgili maddelerini ihlal ettiğinin tespitine; Davalı'nın Sözleşme'nin 2.1. maddesinde belirtilen ve teslim taahhüdünü yerine getiremediği 15.089.560 kg buğdayın Davacı'ya aynen teslimi, 15.089.560 kg buğdayın Davacı'ya aynen tesliminin mümkün olmaması halinde toplamda vergiler hariç USD 5.281.346 (Beş Milyon İki Yüz Seksen Bir Bin Üç Yüz Kırk Altı Amerikan Doları) bedelin işbu dava tarihi itibariyle ve fiili ödeme gününe kadar işleyecek ticari işlere uygulanacak en yüksek ticari faiz ile birlikte Davalı'dan tahsil edilmesi talebiyle dava açılmıştır. ........ tahkim dosyasından Hakem heyetince verilen 02/10/2025 tarihli 6 nolu ara karar ile; '' ....MTK hükümlerinin uygulandığı işbu davada ihtiyati tedbir kararının kaldırılması konusunda Hakem Kurulunun yetkisinin bulunmaması nedeniyle Davalı'nın İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/.... D. İş sayılı dosyasında verilen ...02.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına yönelik talebinin reddedilmesi yasal bir zorunluluktur, '' gerekçesi ile; Davalının İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/..... D. İş sayılı dosyasında verilen 14.02.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına yönelik talebinin reddine, karar verildiği, bu karar üzerine muterizin İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/.... D. İş sayılı dosyasına 09/10/2025 tarihli 2. İtiraz dilekçesi ibraz edilerek ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talep edilmiş ve mahkemece itiraz değerlendirilerek istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın "ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz" başlıklı 394/2. maddesinde ihtiyati tedbir kararına karşı kararı veren mahkemeye itiraz edilebileceği düzenlenmiş, 6100 Sayılı HMK'nın 394. Maddesinin 2.fıkrasına eklenen ek cümlede ise (28.07.2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanunun 42.maddesi ile değişik ) "esas hakkında dava açıldıktan sonra itiraz hakkında bu davaya bakan mahkemece karar verilir, " düzenlemesi getirilmiştir. HMK'nın 414/5 maddesinde; ''Mahkemenin verdiği ihtiyati tedbir kararı, hakem veya hakem kurulu tarafından değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir,'' hükmü düzenlenmiştir.İhtiyati tedbir kararına itirazı incelemeye kararı veren mahkemenin görevli bulunduğuna ilişkin kuralın tek istisnası, ihtiyati tedbire konu alacakla ilgili esas hakkında bir dava açılması halidir. İhtiyati tedbir kararından sonra esastan dava açılması halinde ihtiyati tedbire itirazın asıl davaya bakan mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere göre, Türk mahkemeleri tarafından verilen ihtiyati tedbir kararları hakkındaki itirazın, asıl davaya bakan Türk mahkemeleri tarafından karara bağlanacağı, ayrıca Milletlerarası Tahkim Kanununun tanımladığı anlamda yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklar hakkında mahkemenin verdiği ihtiyati tedbir kararına itirazın hakem heyetince karara bağlanacağı anlaşılmaktadır. Buna göre yabancılık unsuru içeren MTK hükümlerinin uygulandığı tahkim dosyasında ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararına itirazın hakem heyetince değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır.6100 Sayılı HMK'nın 389/1 fıkrası uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yine 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.Somut olayda, talep eden vekili tarafından talep dilekçesine ekli delillere göre HMK. 390 maddesi uyarınca yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu, karşı taraf vekilince ileri sürülen itiraz ve istinaf sebeplerinin yargılamayı gerektirdiği ve açılan tahkim davasında tartışılıp değerlendirilmesi gerektiğinden mahkemece ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazın reddine dair yönelik verilen ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği anlaşılmış olup, itiraz eden vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-İtiraz eden vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden muteriz tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden muteriz tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin muterizden tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden muteriz üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/01/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2026/16, K. 2026/125, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-13-hukuk-dairesi-2026-16-e-2026-125-k-54d906bc5967