Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1572 E. 2026/1510 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1572
- Karar No
- 2026/1510
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1572 KARAR NO : 2026/1510 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/02/2026 NUMARASI : 2026/72 E. - 2026/91 K.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Fikir ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/02/2026 tarih ve 2026/72 Esas - 2026/91 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı, 50.212,98-TL telif alacağı için davalı şirket aleyhine Ankara 27. İcra Dairesinin 2022/5420 Esas sayılı dosyasında genel haciz yolu ile takip başlattığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, oysa, müvekkilinin daha önce davalı şirket aleyhine Ankara 29. İcra Dairesi nezdinde 2019/10434 Esas numarası ile takip yaptığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, müteakiben Ankara 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/815 Esas sayılı dosyasında açtığı itirazın kaldırılması davasının kısmen kabul edildiğini, bu karara karşı davalı tarafça istinaf başvurusu yapılması üzerine, alacağın dayanağı sözleşmelerin İİK'nın 68/1. maddesi kapsamında olmadığı gerekçesiyle İcra Hukuk Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddedildiğini, bunun üzerinde davalı şirketin yaptığı ödemenin iadesini talep ettiğini, haciz yoluna başvurup tahsilat yaptığını, müvekkilinin yine davalı şirket aleyhine Ankara 22. İcra Dairesi nezdinde 2019/14758 Esas numarası ile takip başlattığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, müteakiben Ankara 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/1115 Esas sayılı dosyasındaki itirazın kaldırılması talebinin dayanak telif sözleşmesinin İİK'nın 68/1. maddesi kapsamında bir belge niteliğinde olmadığı ve alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle reddedildiğini, istinaf başvurusunun ise miktar bakımından reddedilerek takibin sonuçsuz kaldığını, böylece alacağının tahsil edilemediğini, her iki icra dosyasında da itirazın iptali davası açılması için 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği için ve dava ticari nitelikte bir dava sayıldığından arabulucuya başvurma şartı arandığından yeni bir takip başlatmak mecburiyeti hasıl olduğunu, yeni açılan takibin her iki icra takip dosyasını da kapsadığından mükerrerlik itirazının geçersiz olduğunu, takibe konu telif sözleşmelerinde yazar olarak şahsına ödenecek telif miktarının ne olduğunun ve ne zaman muaccel olacağının açıkça belirtildiğini, nitekim Ankara 1. İcra Hukuk Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda alacak hesaplamasının yapıldığını, fakat temerrüt faizinin hesaplanmadığını, borçlu şirketin kendisine takip tarihi itibariyle faiziyle birlikte 50.212,98-TL'lik borcunun olduğunun kendi imzasını taşıyan sözleşmeler ve yaptığı banka ödemeleriyle sabit bulunduğunu ileri sürerek, borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, %20 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının itirazın iptalini istediği icra takibinde bahsedilen alacaklar yönünden muhtelif defalar icra takibi başlattığını, dosyaların halen derdest olması nedeniyle hukuka aykırı mükerrer tahsilat yapmaya çalıştığını, davacının Ankara 29. İcra Dairesinin 2019/10434 Esas ve Ankara 22. İcra Dairesinin 2019/14758 Esas sayılı dosyalarında itirazın iptalini istemesi gerekirken, mükerrer takip başlatarak, Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2022/5420 esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptalini istemesinde hukuki yararın bulunmadığını, derdestlik itirazında bulunduklarını, yine Ankara 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/117 sayılı Esasında kayıtlı davacı tarafından açılan tecavüzün refi ve tazminat davasının derdest olduğunu, bu davada da davacının bu sözleşmelerden kaynaklı maddi tazminat talep ettiğini, bu yönden de derdestlik itirazında bulunduklarını, Ankara 29. İcra Dairesinin 2019/10434 Esas sayılı dosyasına 23/11/2020 tarihinde taraflarınca 43.000,44-TL yatırıldığını, BAM kararı sebebiyle bu bedelin iadesinin istenildiğini, ancak şu ana kadar 14.351,61-TL'nin geri alınabildiğini, halen 28.648,83-TL'nin (faiz hariç) davacının uhdesinde olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte ödenmiş olan ve davacı uhdesinde kalan 28.648,83-TL (faiz hariç) bedel geri ödenmeksizin aynı alacak için yeni bir icra takibi yapılmasında ve itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın bulunmadığını, bu tutarın takas ve mahsubunun gerektiğini; taraflar arasında imzalanmış bulunan telif sözleşmelerine istinaden eksik ödemenin söz konusu olmadığını, davacıyla öncelikle 22/06/2015 tarihinde "..." isimli esere ilişkin sözleşme yapıldığını, bu sözleşmeye göre alınan bandrollerin matbaa tarafından kaybedildiğini, buna ilişkin 22/08/2015 tarihli tutanak tutulduğunu, ... ekinde ilan edildiğini, bandrol kaybı sebebiyle baskının tamamlanmadığını ve piyasaya sürülmediğini, dolayısıyla sözleşmenin 4. maddesine göre telif ücreti tahakkukunun da söz konusu olmadığını, bandrol kaybı sebebiyle müvekkilinin durumu yazara bildirerek yeni sözleşme ile yeniden bandrol alınmasının istendiğini ve 28/08/2015 tarihli sözleşme imzalanarak baskı yapıldığını, piyasaya sürüldüğünü, kitabın 2 defa basım ve 2 defa piyasaya sürülmesinin söz konusu olmadığını, davacıya durumun zamanında izah edilerek 2. sözleşme yapılmış ise de aradan geçen zaman zarfında oluşan husumet ve diğer davalar sebebi ile davacının haksız iddialarla sebepsiz zenginleşmeye yönelik olarak icra takibi başlattığını ve davalar açtığını savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece eldeki davaya konu telif alacağının, davacının Ankara 22. ve 29. İcra Müdürlüklerinde başlattığı takiplere konu telif alacaklarının toplamından oluştuğu, aynı alacak için Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2022/5420 Esas sayılı dosyasında yeni bir takibi başlattığı, ancak İİK'nın 68/1. maddesinin itirazın kaldırılması davası açılması için öngörülen 6 aylık hak düşürücü süreye ilişkin "Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz." şeklindeki son cümlesinin, itirazın iptali davaları için de kıyasen uygulanacağı, bu durumda alacaklı itirazın tebliğinden itibaren ne altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve ne de bir yıl içinde mahkemeden itirazın iptalini istemezse, artık bundan sonra aynı alacak için yeni bir ilamsız takip yapamayacağı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 18.12.2019 tarih ve 2016/8239 E.-2019/5403 K. sayılı kararının da bu yönde olduğu, açıklanan nedenle davalı vekilinin, derdest takip bulunduğu ve davacının eldeki davaya konusu takibi başlatmakta hukuki yararının bulunmadığına ilişkin usuli itirazının yerinde bulunduğu, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın HMK m.115/2 hükmü uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı istinaf başvuru dilekçesinde, davalı vekilinin, dava öncesi zorunlu dava şartı olan Arabuluculuk sürecinde gerçekleştirilen toplantıya "Geçerli bir vekaletname sunmaksızın" katıldığını, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-11 amir hükmünün "Geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilemez." şeklinde olduğunu, davalı vekilinin geçerli bir vekaletname sunmaksızın masada yer almasının, Yargıtay içtihatları gereği "Toplantıya katılmamak" hükmünde olduğunu, yerel mahkemenin arabuluculuk tutanağındaki bu hayati eksikliği ve amir kanun hükmünü gözden kaçırarak, davalı lehine 50.212,98 TL vekalet ücreti takdir etmesinin ve tüm giderlerini şahsına yüklemesinin hatalı olduğunu, mahkeme kararında AAÜT Madde 7/2'ye açık aykırılık teşkil edecek şekilde maktu yerine, 50.212,98 TL nispi ücret verildiğini, zira davanın "Dava Şartı Noksanlığı (Hukuki Yarar)" sebebiyle usulden reddedildiğini, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT Madde 7/2'de "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde (...) maktu ücretlere hükmolunur." hükmünün bulunduğunu, ayrıca 6325 S.K. m. 18/A-11 uyarınca bugüne kadar dosyaya ödenmiş olan; bilirkişi ücretleri, tebligat giderleri, tarafına tahakkuk ettirilen karar harcı ve arabuluculuk ücreti ile işbu istinaf giderlerinin tamamının "yargılama giderlerinden sorumlu olan" davalı taraftan alınarak tarafına iadesine karar verilmesinin gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının talepleri doğrultusunda kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, 5846 sayılı FSEK'dan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalı şirket vekilinin 07.04.2022 tarihli arabuluculuk toplantısına katılıp, arabuluculuk son tutanağını imzaladığı, 22.07.2008 tarihli vekaletnamesini de sunarak işbu davada davaya cevap verdiği, dolayısıyla mahkemece 6325 SK.'nın 18/A-13.maddesi ile AAÜT 3 ve 7/2, 13/1.maddesi uyarınca hükmedilen maddi tazminat tutarını geçmeyecek şekilde vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı (Yargıtay 11. HD'nin 2021/8116 E.- 2022/72 K.) anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alınan harcın mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/09/2026 tarihinde HMK 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/09/2026
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...