Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2040 E. 2026/1395 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2040
- Karar No
- 2026/1395
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2026/2040
KARAR NO: 2026/1395
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : (Kapatılan) İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 12/6/2026
NUMARASI: 2026/57 (E) - 2026/506 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 17/9/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...AŞ'ye ait, davalı ...AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı sürücüsü davalı ...'un yönetimindeki ... plakalı aracın, sürücüsünün kusurlu davranışlarıyla müvekkili davacı...'ya ait ... plakalı motosiklete çarpması sonucu meydana gelen kazada, davacıya ait ... plakalı motosikletin ağır hasar görerek pert olduğunu ileri sürerek, zarar tespit edilerek, belirsiz alacak davası niteliğinde 1.000 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ..., ...AŞ ve ...AŞ vekilleri cevap dilekçelerinde, davanın reddini savunmuşlardır.
İlk derece mahkemesinin davanın açılmamış sayılmasına ilişkin 21/3/2025 gün ve 2024/259 (E) - 2025/281 (K) sayılı kararının davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 30/12/2025 gün ve 2025/1139 (E) - 2025/1971 (K) sayılı kararıyla kaldırılmasının ardından sürdürülen yargılamada, uyarıyla verilen kesin süreye karşın davacı tarafından bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, dosya kapsamında ispata elverişli başkaca somut kanıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davaca vekili dilekçesinde özetle; tebligattaki üst yazıda bilirkişi ücretinin 2 haftalık süre içinde yatırılması gerektiğine ilişkin herhangi bir yazı bulunmadığını, Yargıtay kararlarına göre kesin süre olsa dahi tahkikat bitene kadar bilirkişi ücretinin yatırılması durumunda mahkeme tarafından kabul edilmesi gerektiğini, ilgili Yargıtay ve bölge adliye mahkemesi kararlarında kesin süre içinde bilirkişi ücreti yatırılmasa dahi son oturumdan önce bilirkişi ücretinin yatırılması durumunda davanın uzamamasına neden olunmadığı ve bu nedenle ret kararının verilmesinin de doğru olmadığının belirtildiğini, kaza nedeniyle kullanılmaz hale gelen aracın eski haline gelmesi, gelemeyecekse kazadan önceki bedeline ilişkin zararın talep edildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
HMK'nin "Sürelerin belirlenmesi" başlıklı 90'ıncı maddesinde, "Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler." biçiminde düzenlemeye yer verilmiştir. Aynı Kanunun 94'üncü maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir.
Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez.
Yukarıdaki düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, kanun ya da hâkim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Bu nedenle, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konulan kesin süre kuralı HMK'nin amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.
Ayrıca hâkim tarafından kesin süre verilirken, kesin süreye konu işlemin tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması, verilen sürenin amaca uygun, işlemin yapılmasına elverişli ve makul bir süre olması, yapılması gereken iş veya işlemlerin ayrıntılı bir şekilde açıklanması ve yapılması gereken işlemin verilen kesin sürede yapılmaması halinde, kesin sürenin sonuçlarının tarafa açıklanması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda ne şekilde karar verileceğinin açıkça bildirilmesi veya gerektiğinde buna ilişkin açıklamanın yer aldığı davetiyenin tebliğ edilmesi zorunludur.
Başka bir anlatımla kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının, yasaya ve içtihatlara uygun biçimde oluşturulması, duraksamaya neden olmayacak biçimde açık olması gerekir. Eldeki davada, ilk derece mahkemesinin 27/1/2026 gün ve 2026/57 (E) sayılı duruşma hazırlık tutanağı ara kararıyla, "dosyanın alanında uzman Makine Mühendisi bilirkişiye tevdii ile tarafların tüm iddia ve savunmalarını karşılar davacıya ait motosiklette meydana gelen zarar yönünden varsa davacı tarafın alacak kalemlerinin tespiti ile hesaplanmasının istenilmesine, bilirkişinin emek ve mesaisine karşılık 10.000,00 TL ücret takdirine, bu aşamada 10.000,00 TL delil avansının davacı tarafça 2 haftalık kesin süre içerisinde ikmaline, aksi halde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verileceğine, tebliğle birlikte ihtarın yapılmış sayılmasına" karar verilmiş; anılan ara kararının davacı vekiline 8/2/2026 günü elektronik tebligat yoluyla tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, davacıya delil avansı yatırması için iki haftalık kesin süre vermiş olmakla birlikte, davacı vekiline, işlemin verilen kesin sürede yapılmaması durumunda, mevcut kanıtlara göre karar verileceğinin açıkça bildirilmediği anlaşılmıştır. Bu itibarla ilk derece mahkemesi tarafından verilen kesin sürenin sonucu açık biçimde belirtilmediğinden, davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6'ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
3-İstinaf başvurusu için yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istekte bulunulması durumunda ilk derece mahkemesince yatıran tarafa geri verilmesine,
4-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf kanun yolu başvurusundan ötürü davacı... tarafından sarf edilen yargılama giderinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,
6-İstinaf incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 353/1-a ve 362/1-g maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.17/9/2026