Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1206 E. 2026/1221 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1206
Karar No
2026/1221
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1206 Esas

KARAR NO: 2026/1221

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ARA KARAR TARİHİ: 03/07/2026

NUMARASI: 2026/359 Esas

İHTİYATİ TEDBİR İSTEYEN

TALEP: İHTİYATİ TEDBİR

KARAR TARİHİ: 24/09/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili kooperatifin davalı kooperatifler birliğinin üye kooperatiflerinden biri olduğunu, kooperatifler birliğinin 2025 yılı Olağan Genel Toplantısının 26.03.2026 tarihinde yapıldığını, ancak toplantı gün ve gündeminin onbeş gün önceden üyelere tebliğ edilip edilmediğinin belirsiz olduğunu; gündemin 6. maddesinin eksik ve yanıltıcı bilgi taşıdığını; üye kooperatif adına toplantıya katılan delegelerin usulüne uygun seçilip seçilmediğinin ve toplantıya katılan bakanlık temsilcisinin usulüne uygun talep edilip edilmediğinin belli olmadığını; gündemin 4. maddesinde yönetim ve denetim kurulunun ibrasına karar verildiğini, kararda bir yandan maddenin hem oybirliği ile kabul edildiği, diğer yandan anılan üyelerin oy kullanmadıkları şerhinin bulunmasının çelişkili olduğunu; gündemin 6. maddesi ile birlik adına kayıtlı hisselerin kooperatif adına tapuda tescili ve bu amaçla yönetim kuruluna yetki verilmesine karar verilmişse de, tescil yetkisinin yönetim kuruluna verilmesinin, belirlilik ilkesine aykırılık ve gündem dışı kararın karara bağlanması neden hukuka aykırı olduğunu; 7. madde ile arsa alım ve satım fiyatı belirlenmiş olup, alım satım tutarı arasındaki fahiş farkın incelenmesi gerektiğini; 9. madde ile ortaklıktan çıkarma kararının görüşüldüğünü, tutanağa geçen ...temsilcisinin, -kooperatifin ortaklıktan ayrılma başvurusuna rağmen talebinin kabul edilmediğine- dair beyanının üyelerin haklarının çiğnendiğine işaret ettiğini; 10. madde ile huzur hakkı ve aidat kararları alındığını, huzur hakkının makul ve orantılı olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, aidat ve katkı payı tutarının önceden yapılmış herhangi bir mali analiz olmadan kabul edildiğini; 11. madde ile kooperatifin merkezinin taşınmasına karar verilmişse de, kiraya ilişkin yükümlülükler, sözleşme koşulları ve üye kooperatifler üzerinde etkileri açıklanmadan alınan kararın hukuka aykırı olduğunu; hazirun cetvelinin usulsüzlüğü, delege seçimlerinin eksikliği ve gündem bildiriminin yetersizliği hususlarının ortakların asgari bilgilendirme ve katılım haklarını zedelediğini ileri sürerek öncelikli genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine, aksi halde iptaline, tedbiren 6. ve 7. madde kapsamında tapu işlemlerinin yargılama süresince durdurulmasına ve genel kurul kararlarına dayanılarak gerçekleştirilen tüm işlemlerin askıya alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesi 03.07.2026 tarihli ara kararı ile; davacı yanın haklılık durumunun yargılamayı gerektirdiği, dosyaya sunulu bilgi ve belgeler incelendiğinde mevcut delil durumu itibariyle yaklaşık ispat koşulunun henüz gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Karar yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; her davanın niteliği itibarıyla yargılamayı gerektirdiğini; çağrı usulüne aykırılık, hazirun cetveli ve delege seçimlerindeki usulsüzlükler, hazirun cetvelinin usulüne uygun oluşturulmaması, ibra yasağının ihlali ve muğlak ve sınırsız yetki devrine dair hukuka aykırılıkların davalının belgelerinden anlaşılabileceğini, tedbir kararı verilmemesi hâlinde telafisi imkânsız zararların doğacağını, genel kurul kararlarının en kritik bölümününün 244 ... . Parsel ve ... Ada ... Parsel sayılı taşınmazlar başta olmak üzere, kooperatifin temel malvarlığını oluşturan taşınmazlar üzerindeki tescil ve devir yetkilerinin oluşturduğunu, tedbir talebinin reddinin, davalı yönetime bu işlemleri yargılama süresince serbestçe gerçekleştirme imkânı tanıdığını, taşınmazların üçüncü kişilere devri veya üzerlerinde ipotek, intifa gibi aynî hakların tesisi hâlinde, davanın sonunda verilecek iptal kararının fiilen infaz kabiliyetini yitireceğini, tedbir kararı verilmesi hâlinde davalının uğrayabileceği herhangi bir zarar bulunmadığı gibi, dava sonunda davalı haklı çıkarsa mevcut durumun aynen korunmuş olacağını, buna karşılık tedbir verilmemesi hâlinde müvekkilin uğrayacağı zararın geri döndürülemez nitelikte olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve kararların ve özellikle 6. madde kapsamındaki tescil ve yetki devri işlemlerinin icrasının yargılama sonuna kadar durdurulmasına, ... ada ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazlar başta olmak üzere, anılan genel kurul kararlarına istinaden yapılacak her türlü tapu tescil ve devir işleminin, teminatsız olarak veya takdir edilecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:

Dava, davalı kooperatif genel kurulunun kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti, aksi halde iptali istemine ilişkindir.

Dava dilekçesinde aynı zamanda, kararların tedbiren yürütmesinin durdurulması istenmiştir.

Mahkemece, ihtiyati tedbir şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.

İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun onuncu kısım birinci bölümde geçici hukuki korumalar üst başlığı ile, ihtiyati tedbirin şartları ise 389. maddede düzenlenmiştir. Maddede, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakınca yahut ciddi bir zarar doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için Yasanın düzenlediği şartların varlığı gerekli olmakla birlikte, şartların varlığı halinde bir davada her konuda ihtiyati tedbir kararı verilmemekte yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilmektedir.

Tedbir talep eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır (HMK. m.390/3). İspat ölçüsü ise, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında hakim, iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu sebepledir ki ihtiyati tedbire karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır.

Somut olayda, kooperatifin 22.03.2026 tarihli genel kurulda alınan kararlara dayanılarak gerçekleştirilen tüm işlemlerin askıya alınmasına ve 6. ve 7. madde kapsamındaki tescil işlemlerinin yargılama süresince durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Ancak tedbir talebiyle yürütülmesinin geri bırakılması talep edilen kararlar incelendiğinde, bu maddelerin yürütülmesinin, hangi nedenlerle kooperatif açısından telafisi imkansız zararlar doğuracağına ilişkin somut nedenler sunulamadığı, kararın kooperatifin genel işleyişini sağlamaya dönük içeriğinin dışında, tedbiren uygulanmalarının durdurulmasını gerektirecek ve gecikme sebebiyle doğabilecek ciddi bir sakıncanın ne olduğu konusunda yeterli delil bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca genel kurulun 6. nolu gündem maddesi; birlik üyesi kooperatife tahsisli, birlik adına kayıtlı hisselerin, ilgili kooperatifler adına tescil edilmesi hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesine, 7 maddesi ise; arsa alım ve satım fiyatının belirlenmesine ilişkin olup, anılan kararların tedbiren yürütmesinin durdurulmasını gerektiren şartların bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemenin tedbiren yürütmesinin geri bırakılması talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebini reddetmesinde hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/... Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen .../07/2026 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1206, K. 2026/1221, T. 03.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1206-e-2026-1221-k-d3537dd55493