Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/106 E. 2026/78 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/106
Karar No
2026/78
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:11/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ:01/12/2025 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:11/02/2026

İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davalı borçlu müvekkil gibi birçok nakliye firmasına ödemesi gereken nakliye bedellerini ödemediğini, davalının bu şekilde sürekli şirket değiştirerek piyasaya borçlandığı öğrenildiğini, davalının taşınır/taşınmaz mallarına banka hesaplarında bulunan paralara ihtiyati tedbir kararı verilmesini, öncelikle iş bu davanın kabulü halinde dava sonunda müvekkil şirketin davalıdan alacağı miktarın sonuçsuz kalma ihtimali bulunduğundan, davalı adına kayıtlı bulunan banka hesaplarının, araçların ve taşınmazlarının üzerine ihtiyaten haciz konulmasını, davalı şirket müvekkil şirketin telefonlarına cevap vermediğini, davalıya ait olan araç ve gayrimenkullere ivedilikle teminatsız olarak ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... Davacı yanın ihtiyati tedbir talebi yönünden yapılan değerlendirmede; İhtiyati tedbir, mahkeme tarafından asıl hukuki korunma talebi (dava) hakkında kesin hüküm verilinceye kadar devam eden, tarafların durumlarında ya da dava konusu hak veya şeyde meydana gelebilecek zararları önleme amacına hizmet eden, geçici nitelikte bir hukuki korumadır. İhtiyati tedbirin amacı, asıl hukuki korunma talebinin sonucunu güvence altına almaktır. İhtiyati tedbir kararı ancak “uyuşmazlık konusu şey hakkında” verilebilir. Bunun anlamı, ihtiyati tedbirin ancak dava konusu hakkında veya diğer yargılama türlerinin konusunu oluşturan şeyler veya hak bakımından verilebilmesidir. (Antalya B.A.M 2020/946 E. 2020/837K.) Dolayısıyla davalının malvarlığı uyuşmazlığın konusu değildir. HMK'nın 389 ve izleyen maddelerine göre uyuşmazlık konusu olmayan mal varlığı değerleri üzerine ihtiyati tedbir konulması mümkün olmadığından davacı tarafın tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı yanın ihtiyati haciz talebi yönünden yapılan değerlendirmede;2004 sayılı İİK'nın 257. maddesi uyarınca; alacağının vadesi gelmiş (alacak muaccel) ve alacak rehin ile güvence altına alınmamış ise, alacaklı mahkemeye başvurarak ihtiyati haciz kararı verilmesini isteyebilir (İİK m. 257/1). Bu halde alacaklı, mahkemede yalnız alacağın varlığını, vadesinin geldiğini ve alacak için bir rehin bulunmadığını ispat etmekle yetinecektir, alacaklının başka bir hususu ispat etmesine gerek yoktur.Alacağının vadesi henüz gelmemişse (alacak müeccel ise), alacaklı kural olarak borçlunun mallarına ihtiyati haciz konulmasını isteyemez. Ancak alacaklı borçlunun belli bir ikametgahının bulunmadığını, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklanın haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispat ederse, ihtiyati haciz kararı verilebilir. Fatura tek taraflı bir belge olup, tek başına bir alacağın varlığını ve borcun ödenmediğini göstermez. Fatura ile birlikte faturaya konu mal veya hizmetin sunulduğunun da yaklaşık ispat kurallarına göre, ispatına ilişkin delil ve belgelerin sunulması gerekir. Somut olay bakımından yapılan incelemede, talep eden vekilinin talep dilekçesinin ekinde faturalar haricinde, başkaca delil ve belge ibraz edilmeden, ihtiyati haciz talep ettiği anlaşılmaktadır. İhtiyati haciz, ihtiyati tedbir koruma tedbirlerinin özel bir çeşidi olup İİK 257. maddesinde düzenlenmiştir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK'nın 258.maddesinde yer verilen yaklaşık ispat şartlarının gerçekleşmiş olması aranmaktadır. Davacının talep ettiği alacağına ilişkin alacak istemi ve miktarı, dava konusu alacağın oluşup oluşmadığı, talep dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde, ihtiyati haciz müessesesi bakımından alacağın kesin varlığının tespitinin yargılamayı gerektirdiği, faturanın tek taraflı bir belge olduğundan tek başına bir alacağın varlığını ve borcun ödenmediğini yaklaşık ispata elverişli olmadığı, bu nedenle muaccel bir alacağın varlığı hususunun yaklaşık olarak ispat edilemediği kanaatine varıldığından, ihtiyati haciz talebinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davanın kabulü halinde dava sonunda müvekkili şirketin davalıdan alacağı miktarın sonuçsuz kalma ihtimali bulunduğundan davalı adına kayıtlı bulunan banka hesaplarının, araçların ve taşınmazlarının üzerine ihtiyaten haciz konulmasını talep ettiklerini, davalı şirketin, müvekkili şirketin telefonlarına cevap vermediğini, şifaen öğrenildiği üzere hizmet karşılığı kendisine kesilen fatura tutarlarının ödenmesinden imtina ettiklerini, piyasaya oldukça borçlandıklarını, aynı zamanda alacaklılardan mal kaçırma kastı ile hareket edildiğini, buna ilişkin tüm delillerin sunulduğunu, mahkemece faturanın tek taraflı belge olması alacağın varlığını ve borcun ödenmediğini göstermemesi nedeniyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş ise de, bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, faturanın alacağın varlığına delalet teşkil edebileceği Yargıtay kararlarında da belirtildiğini, satıcı tarafından düzenlenen fatura alıcı tarafından itiraza uğramadan alınmış, kabul edilmiş ve defterlere de işlenmiş ise de, artık davacı tarafça teslim hususunda bir ispat faaliyetinin yürütülmesinin gerekmediğini, teslim karinesinin işlemeye başlayacağını ve davacının malı veya hizmeti teslim ettiğinin kabulü gerektiğini, malın teslim edilmediği veya sair sebeplerle borcun bulunmadığının artık davalı borçlu tarafından ispatlanmasının gerektiğini, davalı tarafından borcun ödendiğine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığını, Antalya Defterdarlığı Antalya Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen 16/04/2025 tarihli yazı cevabından davalının müvekkili tarafından düzenlenen faturaları kayıtlarına işlediğinin anlaşıldığını, usulüne uygun tebligata rağmen davalı tarafından davaya cevap verilmediğini, delil sunulmadığını, bu aşamada müvekkilinin haklılığının sabit olduğunu, bu açıklamalar doğrultusunda davalı adına kayıtlı bulunan banka hesaplarının, araçların ve taşınmazlarının üzerine teminatsız olarak ihtiyaten haciz konulmasını, aksi kanaat oluşmuş ise teminatlı olarak ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Talep, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılarak ihtiyati haciz kararı verilmesi isteminden ibarettir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davacı vekilinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, İİK'nın 258/2. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı hususunda mahkemeye kanaat uyandırıcı delillerin sunulması gerekmekte olup, takipte alacaklı tarafından açılan itirazın iptali davasında davacının alacağının olup olmadığı varsa miktarının, yargılama sonunda belirlenebileceği, ara kararın hukuka uygun olduğu anlaşılmış olmakla; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 11/02/2026 ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2026/106, K. 2026/78, T. 11.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-106-e-2026-78-k-54b602a494b9