Bölge Adliye Mahkemesi · Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/925 E. 2025/1034 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/925
- Karar No
- 2025/1034
- Karar Tarihi
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 29/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 26/02/2025 NUMARASI : ... Esas
DAVACILAR: 1- ...... 2- ...... VEKİLLERİ: Av... DAVALILAR: 1- ...... VEKİLİ : Av... 2- ...... TALEP : İhtiyati Tedbir Kararı Verilmesi İSTİNAF KARAR TARİHİ : 29/05/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 29/05/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacılar vekilinin 26/02/2025 tarihli ihtiyati tedbir talepli dilekçesi ile özetle; Dosyadan alınan 22.01.2025 tarihli aktüerya hesabında ...... ve ...... için sigorta limitlerinin üzerinde hesaplamalar yapıldığını, bir an için davanın lehlerine sonuçlanmış olması halinde dahi davalı sigorta şirketinin ödemekle sorumlu olduğu rakam talep etmiş oldukları maddi - manevi tazminatı karşılamaya yetecek miktarda olmadığını, bu sebeple kararın beklenmesi halinde müvekkillerinin çok büyük kayıpları olacağını, somut olayda ise 22.01.2025 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda yaklaşık 42 milyon civarı tazminat çıktığını, davalıların 300.000 bin TL'lik teminat mektubu ile 44 araç ve 17.900 m2 tarlanın üzerindeki tüm hacizlerin kaldırılmasına karar verildiğini, yaşanılan trafik kazasının ağırlığı da göz önünde bulundurulduğunda dava sonuçlanana kadar, müvekkillerin haklarını koruyan hiçbir geçici hukuki koruma yöntemi ortada kalmadığını, bu nedenlerle haklı davalarının dava dilekçelerindeki gibi kabulünü, davalılar ...... ve ...... San. ve Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı araç ve taşınmazlarına HMK. Madde 389 ve devamı hükümleri uyarınca mahkememizin 29/01/2025 tarihli adli yardım kararı da göz önünde tutularak teminatsız şekilde dava dilekçesindeki talepleri oranında ihtiyati tedbir şerhi konulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan alınarak taraflarına verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...... Şirketi vekilinin 20/02/2025 tarihli itiraz dilekçesi ile özetle; Öncelikle henüz alacağı ispatlanmamış eldeki davada verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin Mahkeme tarafından kurulan ara karar gereği, 252.000,00TL ihtiyati haciz bedelini, Banka Teminat Mektubu sunmak suretiyle ifa etmek istediğini, müvekkili şirket tarafından Mahkeme'nin kararı doğrultusunda Banka Teminat Mektubu'nun sunulmasına karar verilmesini talep ettiği müvekkili aleyhine tatbik edilen haksız ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını, ihtiyati haciz kararının banka teminat mektubu sunulmak suretiyle yerine getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesi 25/02/2025 tarihli kararında özetle; "Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükmü, icra dosyası, Yüksek Mahkeme ilamları ve somut olay bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Mahkememizin 14/02/2025 Tarihli ara kararı ile davacılar vekilinin, talep etmiş olduğu ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verildiği, davacılar vekili tarafından ihtiyati haciz kararının infazı için yasal süre içerisinde T.C. Konya.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasıyla takibe geçildiği, davalı ...... Şirketi vekili tarafından 300.000,00TL tutarlı, 25/02/2025 Tarih ve ...... Sayılı numaralı ...... Bankasına ait teminat mektubu sunulduğundan Mahkememizin 14/02/2025 tarihli ara kararı gereğince "davalılardan ...... Şirketinin gerek elindeki gerekse üçüncü şahıslardaki taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarının, 252.000,00TL alacağa yetecek kadar kısımlarının İHTİYATEN HACZİNE." kısmı yönünden ihtiyati haczin devamında talep edenin bir hukuki yararı kalmadığı anlaşılmakla Mahkememizin 14/02/2025 tarihli ihtiyati haciz kararının "davalılardan ...... Şirketi 'nin gerek elindeki gerekse üçüncü şahıslardaki taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarının 252.000,00TL alacağa yetecek kadar kısımlarının İHTİYATEN HACZİNE." kısmının kaldırılmasına, ihtiyati haczin teminat mektubu üzerinde devamına karar verilerek; Mahkememizce verilen 14/02/2025 tarihli ihtiyati haciz kararının davalılardan ...... Şirketi yönünden KALDIRILMASINA, İHTİYATİ HACZİN ...... Şirketi vekili tarafından Mahkememizce ibraz edilen "300.000,00TL tutarlı, 25/02/2025 Tarih ve ...... Sayılı numaralı ...... Bankasına ait teminat mektubu" üzerinde DEVAMINA, T.C. Konya.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına müzekkere yazılarak Mahkememizin 14/02/2025 tarihli ara kararı gereğince "davalılardan ...... Şirketi 'nin gerek elindeki gerekse üçüncü şahıslardaki taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarının, 252.000,00TL alacağa yetecek kadar kısımlarının İHTİYATEN HACZİNE." kısmının kaldırıldığının bildirilmesine," şeklinde; İlk derece mahkemesi 26/02/2025 tarihli kararında özetle; "Dava konusu uyuşmazlıktan kasıt davalı adına kayıtlı aracın veya gayrimenkullerin mülkiyetinin taraflar arasında çekişmeli olmasıdır. Davacının amacı trafik kazası neticesi yaralanmasına sebebiyet suçunu işlediği iddiasıyla uğramış olduğu manevi tazminat alacağını güvence altına almaktır. Mahkemece, yukarıdaki açıklamalar göz önünde bulundurulduğunda ihtiyati tedbir talebinin reddi kararı doğru olup, bu karara karşı istinaf başvurusu yerinde değildir." denilmiştir. Anılan amir kanun hükmü, Bölge Adliye Mahkemesi ilamı ve somut olayımız bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Somut olayda üzerine tedbir kararı konulması istenilen araçlar ve taşınmazların uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşılmakla yasal şartları oluşmadığından tedbir talebinin reddine karar verilerek Mahkememizde oluşan vicdani tezahürü olarak; DAVACILAR VEKİLİNİN İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİNE. " şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili 25/02/2025 tarihli ara karara yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ......'in yaşamı boyunca bakıcıya ihtiyaç duyacağını ve %100 oranında engel oranı belirlendiğini, müvekkili ......'in ise köprücük kemiğinde, kolunda, kasık bölgesinde, kaburgalarında ve dişlerinde ağır derecede kırıklar oluştuğunu, ......'in alınan raporlara göre sürekli iş göremezlik oranının %9,3 olduğunun ortaya çıktığını, mahkemece verilen ara karar neticesinde borçlunun mallarını kaçırmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkillerinin mağduriyetinin telafisi mümkün olmayacak şekilde artacağını, bu sebeple müvekkillerinin alacağını güvence altına alabilmek için ileri sürülen ihtiyati haciz taleplerinin reddine ilişkin kararın kaldırılarak ihtiyati hacze karar verilmesini talep etmişlerdir. Davacılar vekili 26/02/2025 tarihli ara karara yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece verilen 26/02/2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalılar adına araç ve taşınmaz tespit edildiğini ve ihtiyati haciz işlemi uygulandığını ancak davalı şirket tarafından 25/02/2025 tarihinde alınan 300.000,00 TL'lik teminat mektubunun dosyaya sunulduğunu ve ihtiyati hacizleri kaldırdığını, 22/01/2025 tarihli aktüerya hesabında ...... ve ...... için sigorta limitlerinin üzerinde hesaplamalar yapıldığını, davanın kabul olması halinde davalı sigorta şirketinin ödemekle sorumlu olduğu rakamın talep edilen maddi ve manevi tazminatı karşılamaya yetecek miktarda olmayacağını, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, harici edinilen bilgilere göre davalı şirketin birden çok organik bağlı şirketlerinin olduğunu, davalı şirketin kuvvetle muhtemel ihtiyati hacizler kaldırıldıktan sonra mevcut bulunan taşınır ve taşınmazları diğer şirketlere devredeceğini, mahkemece verilen 26/02/2025 tarihli ara kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. 1-Mahkeme verilen 25/02/2025 tarihli ara kararın incelenmesinde; Uyuşmazlık ihtiyati haciz kararının kaldırılması kararına karşı davacı vekilinin itirazına ilişkin kararın yerinde olup olmadığı noktasındadır. HMK'nın 396 ıncı maddesinki "Durum ve Koşulların Değişmesi Sebebiyle Tedbirin Değiştirilmesi Veya Kaldırılması" konusunda verilen karar karşı kanun yolu kapalı olduğundan, kanun koyucunun kanun yolunu öngörmediği bir karara karşı, kanun yolu incelemesi yapan istinaf mahkemesince karar verilmesine de yasal imkan bulunmamaktadır. İhtiyat-i haciz talebinin reddine ilişkin karara karşı başvurulacak kanun yolu İİK'nın 258/3 maddesinde, kabulüne ilişkin kararlara karşı başvurulacak kanun yolları ise İİK'nın 265. maddesinde düzenlenmiş olup kanunda ihtiyati haciz kararının kaldırılması, değiştirilmesi ve düzeltilmesi halinde müracaat edilecek yasa yolunun ne olduğu gösterilmemiştir. İhtiyat-i haciz, ihtiyati tedbir gibi geçici bir hukuki koruma tedbiridir. Bu nedenle ihtiyat-i haciz ile ilgili olarak hüküm bulunmayan hallerde niteliğine aykırı düşmedikçe 6100 sayılı HMK’nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş bulunan ihtiyat-i tedbir kurumuna ilişkin yasa maddelerinin kıyasen uygulanması gerekir. Bu cümleden hareketle ihtiyati tedbirin kaldırılması veya değiştirilmesine ilişkin ara kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulması mümkün değildir. Zira,ihtiyati tedbir talebinin reddi üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği gibi (HMK m. 391/1), ayrıca yokluğunda ihtiyati tedbir kararı verilen kişinin itirazı üzerine verilen karara karşı da istinaf yoluna başvurulabilecektir. Hukuk Muhakemeleri Kanununda ara kararlarına karşı kanun yoluna başvuru kabul edilmemiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir hakkında verilen kararlara karşı ancak belli durumlarda istinaf yoluna başvurulabilecektir. Nitekim, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 396. maddesinde durum ve koşulların değişmesi sebebiyle ihtiyati tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararın istinaf edilemeyeceği aslında kanun koyucunun da açık ve bilinçli bir tercihidir. Zira durum ve koşulların değişmesi sebebiyle itiraz hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanununun 396. maddesinin ikinci fıkrasında, 394. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarının kıyasen uygulanacağı açıkça belirtilmiştir. Bu şekilde 394. maddenin üçüncü fıkrasına yapılan atıf ile üçüncü kişilerin de itiraz edebileceği, dördüncü fıkraya yapılan atıf ile de itirazın şekli ve incelenmesinin kıyasen uygulanacağı düzenlenmiştir. Dikkat edilirse kanun yoluna başvuru imkanını düzenleyen 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmamıştır. Madde gerekçesinde de belirtildiği gibi ihtiyati tedbir kararı verildikten sonra, mevcut olan durum ve koşulların dava sırasında birden fazla değişmesi mümkün olabilir ve her seferinde itiraz edilebilir, her itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yoluna başvurulması, ihtiyati tedbir kararlarına karşı başvurulması öngörülen istinaf yolundan beklenen amacın tam tersine bir sonuç doğuracaktır. Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilecektir. Bu kapsamdaki kararlar ara karar niteliğindedir ve esas hükümle birlikte istinafı kabildir. Kaldı ki, bu kararı istinaf mahkemesi verdiği takdirde, istinaf mahkemesi kararlarına karşı itiraz kanun yolu öngörülmemiş, HMK 361. madde gereğince temyiz yolu açık tutulmuş olmakla birlikte, HMK'nın 362 inci maddesinin 6 bendi gereğince "Geçici Hukuki Korumalar Hakkında Verilen Kararlara" karşı temyiz yolu kapalı olduğundan, istinaf mahkemesince bu karar verildiği takdirde, HMK'nın 395 inci maddenin 3. fıkrasında yapılan atıf nedeniyle HMK'nın 394/3 üncü ve 4 üncü maddesi gereği itiraz imkanı da bulunmayacak ve tarafların verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurma (itiraz) olanağı elinden alınmış olacaktır. Bu nedenle, kararın kesin olması halinde ilk derece mahkemesince bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarih 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararının kıyasen uygulanması yoluyla Dairemizce de karar verilebileceğinden, HMK nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonunda davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin usulden reddine; 2-Mahkeme verilen 26/02/2025 tarihli ihtiyati tedbire yönelik verilen ara kararın incelenmesinde; İhtiyati tedbir hukukumuzda geçici hukuki koruma olarak düzenlenmiştir. HMK'nın 389.maddesinde; ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır” hükmünü taşımaktadır. Davanın açılması ile hüküm arasında geçen zaman içinde dava konusunun çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir.(Pekcanıtez H.; Atalay O.; Özekes M., Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, 13. Basım, Ankara 2012, S. 873) HMK’ nun 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, genel bir ihtiyatî tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. Bu bakımdan İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Ancak, özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Bu bakımdan ; ihtiyati tedbir, aynı uyuşmazlık konusu olan taşınır veya taşınmaz malların,hak ve uyuşmazlıkların devrinin önlenmesi, dava sonuna kadar aynen muhafaza edilmesi veya bir tehlike yahut zararın önlenmesi amacıyla 6100 sayılı HMK'nun 389 vd. maddelerinde öngörülen durumlarda başvurulan bir yol olup ihtiyati tedbirde, hakkında tedbir kararı alınan şey, esasen asıl davanın konusudur. Somut olayda, davacılar vekili ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur. Yukarıdaki açıklamalara göre davalı adına kayıtlı olan araç ve gayrimenkullerin HMK 389. maddesi kapsamında dava konusu uyuşmazlığı oluşturduğunun kabulü mümkün değildir. Dava konusu uyuşmazlıktan kasıt davalı adına kayıtlı aracın veya gayrimenkullerin mülkiyetinin taraflar arasında çekişmeli olmasıdır. Davacının amacı trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat alacağını güvence altına almaktır. Yukarıdaki açıklamalar göz önünde bulundurulduğunda ilk derece mahkemesince üzerine devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir konulması talep edilen araç ve gayrimenkuller taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığından tedbir talebinin reddi kararına yönelik davacı vekilinin itirazın yerinde olmadığı anlaşılmakla, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına,vakıa mahkemesi hakiminin dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davacılar vekilin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esastan reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacılar vekilinin 25/02/2025 tarihli ara karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği USULDEN REDDİNE, 2-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacılar vekilinin 26/02/2025 tarihli ihtiyati tedbire ilişkin ara karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 3-Davacı tarafça adli yardım talepli istinaf edildiği anlaşıldığından davacı taraftan alınması gereken 1 adet istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile (1.683,10 TL), 1 adet istinaf maktu karar harcının (615,40 TL) mahkemece yapılacak yargılama sonunda dikkate alınmasına, 4-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan masrafların davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, HMK nun 352. maddesi gereği KESİN nitelikte olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oybirliğiyle karar verildi.29/05/2025
... Başkan ... e-imzalı ... Üye ... e-imzalı ... Üye ... e-imzalı ... Katip ... e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.