Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/781 E. 2026/956 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/781
- Karar No
- 2026/956
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/781 - 2026/956 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/781 KARAR NO : 2026/956
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/12/2024 NUMARASI : 2023/781 ESAS - 2024/785 KARAR
DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'ne Karayolu Motorlu Araçlar ZMS (Trf) Sigorta Poliçesiyle sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'in 26/12/2019 tarihinde tamamen kusurlu olarak yaya konumundaki davacı ...'a çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek, sürekli iş göremezlik tazminatı için 1.000,00 TL, geçici bakıcı gideri için 10,00 TL olmak üzere toplam 1.010,00 TL tazminatın davalı sigorta şirketinden alınmasına karar verilmesini istemiş, 01/11/2024 tarihli talep artırım dilekçesinde sürekli iş göremezlik talebini 390.000,00 TL'ye, geçici bakıcı gideri zararı talebini 4.376,04 TL' ye arttırdığını bildirmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının olduğunu, müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, olayda davacının kusuru olduğunu ve maluliyeti bulunmadığını, davacıya SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, işlemiş avans faizi talebinin hukuka aykırı olduğunu, davanın sigortalı sürücü ...'e ihbar edilmesi taleplerinin bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 26/12/2019 tarihinde davalı Sigorta Şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, yaya olan davacıya çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacının vücut engel oranı %5, bakıcı ihtiyaç süresi 2 ay, tıbbi iyileşme süresi 6 ay olacak derecede yaralandığı, ... plakalı araç sürücüsünün olay yeri kavşağa yaklaşırken aracının hızını azaltması ve kavşak girişinde aracının hızını kavşak içi koşullarına göre ayarlayarak kavşak içine dikkatli ve tedbirli olacak şekilde girmesi, bu bağlamda kavşak başında seyrine göre sağından soluna doğru yolun karşısına geçmeye çalışan davacı yayaya da geçiş önceliği tanıması gerekirken, sürücünün aksine hareketle kontrolsüz ve tedbirsizce seyri ile, kavşak başından/girişinden karşıdan karşıya geçmekte olan yaya davacıya fren tedbiri ile de çarpmaya engel olamadığı kazanın oluşumunda %75 oranında kusurlu olduğu, yayaların yolun karşısına geçecekleri yerler yaya geçitleri, okul geçitleri ve kavşak başları/kavşak giriş ve çıkışları olup, her ne kadar davacı yaya bu anlamda kendisine geçiş öncelikli olan olay yeri kavşak başından/kavşak girişinden yolun karşısına geçiyor ise de, yayanın yola girmeden önce yolu kontrol etmesi, trafiği ve kendi can güvenliğini tehlikeye düşürmeden karşıya geçmesi gerekirken, yaya davacının bu anlamda dikkatsiz ve tedbirsizce yola girerek solundan gelen ... plakalı aracın yakınlık ve hızını da dikkate almadan aracın darbesine maruz kaldığı olayda %25 oranında kusurlu olduğu, kusur oranları ve davacının maluliyetine göre yapılan hesaplamada davacının sürekli iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının 426.973,19 TL, bakıcı gideri nedeni ile oluşan maddi zararının 4.376,04 TL olduğu, ancak sigorta poliçesinin sakatlanma halinde şahıs başına azami teminat limitinin 390.000,00 TL olması nedeni ile sürekli iş görmezlik tazminatının bu miktarla sınırlandırılması gerektiği, poliçenin sağlık gideri olarak ayrıca 390.000,00 TL maddi teminat sağlaması nedeni ile 4.376,04 TL geçici bakıcı giderinin bu teminat kapsamında kaldığı anlaşıldığından; “Davanın kabulü ile 390.000,00 TL sürekli iş görmezlik tazminatı ile 4.376,04 TL geçici bakıcı giderinin 16/08/2023 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ” karar verilmiş; karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; davalı tarafın istinafının reddi gerektiğini, ancak mahkeme kararının faiz başlangıç tarihi ve türünün hatalı olduğunu faizin kaza tarihinden ve avans faizi olması gerektiğini belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının MÖHUK 48. madde gereğince teminat yatırmadığını, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne verilen kusur durumunun doğru olmadığını, maluliyet raporunun yetersiz olduğunu, davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığından temerrüt gerçekleşmediğini bu nedenle temerrüt tarihinden faize karar verilmesinin de doğru olmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle davacının sürekli iş görmezlik ve bakıcı gideri zararının tazmini istemine ilişkindir. Yerel Mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davacı vekili ve davalı vekilinin tarafından istinaf edilmiştir. Filistin Devleti vatandaşı olduğu anlaşılan davacının yaralanması nedeniyle maddi tazminat talep edilmiş, yerel mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Türk Hukuku'nda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 48. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114/1-ğ maddesi uyarınca, teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir. MÖHUK’un 48/2 maddesinde ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır. Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, Kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17. maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. Yine, "Yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları" düzenleyen 5484 Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 88. maddesinde; "(1)Uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaftır. (2) Başvuru sahibine, başvurusu reddedilen veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilere sağlanan hak ve imkânlar, Türk vatandaşlarına sağlanan hak ve imkânlardan fazla olacak şekilde yorumlanamaz." düzenlemesi getirilmiş ise de, ilgili düzenlemede aynı Yasa kapsamında, "geçici koruma" kapsamında bulunanların istifade edebilmesi "uluslararası koruma statüsünde" olması halinde mümkün görülmektedir. Eldeki dosyada, davacının Filistin Devleti vatandaşı olup, dosya kapsamından, mahkemece davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Kanun’un 48. maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir (Yargıtay 4 HD’nin2023/2855E. 2025/1050K.). Bu sebeple ilk derece mahkemesi tarafından, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, HMK'nın115/2. maddesi gereğince teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulüne, HMK'nın 353/1-a-(4). maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, teminata ilişkin dava şartı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davacının tüm, davalının sair istinaflarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 24/12/2024 tarihli 2023/781 Esas - 2024/785 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a- (4). maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden taraflara iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-İİK'nın 36.maddesi gereğince, Ankara 7. Genel İcra Dairesinin 2025/18961 Esas sayılı dosyasına yatırılan 750.000,00 TL bedelli teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, 6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
*Bu belge 5070 sayılı Kanun maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.