Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/726 E. 2025/748 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/726
Karar No
2025/748
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:17/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ:10/06/2025 DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:17/09/2025

İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ... ve ...' in ... Turizm İnşaat Tic. A.Ş. Ortaklarından olduğunu, kendilerinin %25' er hisselerinin sahibi olduğunu, diğer %50 hissedarın ise ... olduğunu, birkaç gün önce müvekkilinin Web tapu üzerinden inceleme yaparken tesadüfen ilgili şirkete ait taşınmazın kaydı üzerinde intifa hakkı şerhi olduğunu görünce şaşırdığını, ilgili şirket ve sahibi olduğu tek otel olan ... Hotel & Spa açısından büyük bir taahhüt/mal kaybı riski taşıdığını öğrendiğini, yaklaşık 1 yıldır olumsuz ve güven kırıcı tavırları sebebiyle sağlıklı iletişim kurulamayan ...' ten bilgi alınamayacağını bilen müvekkilinin işbu dava yoluna ivedilikle başvurulmasını talep ettiğini, yapılan harici araştırmalar neticesinde şirket ana sözleşmesine iyi niyetli tacir teamüllerine ve ticaret hukuku temel ilkelerine açıkça aykırı biçimde, örtülü biçimde şirketin ve tek ve ana mal varlığı olan ilgili otelin yok pahasına devredilmeye çalışıldığının anlaşıldığını, bunu yaparken de tapudan açıktan satamadığından olsa gerek 100 yıllık intifa hakkı vererek hileli yollara tevessül edildiğinin anlaşıldığını, dava dışı sözde diğer şirketin sahibi ve tek yetkilisi ile aralarında şirketleri adına yaptıkları sözleşmeyle şirketin otelini ... Turizm Tic. A.Ş.isimli şirkete sözde intifa hakkı vererek devretmeye kalktığını, hatta bunu tapu kayıtlarına şerh verdirdiğinin anlaşıldığını, kaldı ki tapuya verilmiş şerhten de görüleceği üzere ilgili taşınmazın / otelin üzerinde banka rehin ve kredisi bulunduğunu, ilgili şirket ve yetkilisinin Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarında incelendiğinde 31/07/2024 tarihinde kurulduğunun, sermayesinin sadece 1 milyon TL olduğu, şirket tek yetkilisinin ise dava dışı ... olduğunun görüldüğünü, bu fason kurulduğu açıkça ortada olan şirketin yetkilisi olan ...' nun ise diğer davalı ...' in baldızı olduğunu, anılan sözleşme ile şirketin ve tüm gelirinin baldızı üzerinden aslında kendisine kaçırılması sürecinde ne kadar milyon euroluk bir kayıp yaşandığının bilinmediğini, davalının yönetim kurulu başkanı olarak münferiden yetkili sıfatının ve yetkilerinin kullanılmasının şirket ve davacı müvekkilleri açısından çekilmez hale geldiğini, davalının şirketin mahvına sebep olacak şekilde fakat kendisinin ve baldızının adına kurdurduğu şirketin lehine olacak biçimde tapu kayıtlarındaki şerhle somut olarak ortaya konulan muvazaalı sözleşmenin ve butlana tabi işlemleri nedeniyle mahkemenin acil müdahalesine ihtiyaç olduğunu beyanla davanın kabulü ile öncelikle TTK m235,345,613,626,630 maddeleri gözetilerek turizm sezonunun başlama üzere olması, davalının yönlendirmesi ve imzalarıyla iyi niyetli veya kötü niyetli şahıs/şirketlerin fiilen oteli, işletmesini ve tüm yönetimi bedelsiz veya göstermelik düşük bedellerle devralması riskinin yüksek olması ayrıca bu ihtimalde de açılacak başka davaların uzun yallara şamil olması, sorumluların aleyhine sonradan açılan tazminat davalarının fiilen infaz kabiliyetinin düşük olduğu da bilindiğinden kötü niyetli davalının uyap sms bilgi sisteminde işbu davadan haberdar olur olmaz yeni başka zararlandırıcı işlemlere tevessül edeceğinden şüphelendiklerinden davalı hakkında ivedilikle tensiple birlikte dava tarihinden geçerli olmak üzere bu konuda esas hakkında karar verilinceye kadar ihtiyati tedbir kararıyla şirketi münferiden temsil ve imza yetkilerinin sınırlandırılmasına, akabinde TTK 393,395,395 vs maddelerindeki tüm yükümlülüklerini ihlal eden davalı hakkında ... Turizm inşaat Ticaret Anonim Şirketinde münferiden yetkili yönetim kurulu başkanı olarak yetkili ve sorumlu bulunan davalı ...' in yönetim kurulu başkanlığından azli ile şirketi münferiden temsil ve imza yetkilerinin kaldırılmasına, şirketin tek önemli mal varlığı olan ... Hotel & Spa otelini, YK kararı veya Genel Kurul Kararı olmadan ... Turizm Ticaret A.Ş. İsimli şirkete sözde intifa hakkı vererek devretmeye kalkan hatta bunu tapu kayıtlarına şerh verdirdiği taraflarınca yeni anlaşılan yaklaşık ispat şartını yerine getirdikleri bu hususlarda ivedilikle esas hakkında karar verilene kadar şirketin temsili ve yönetimi için kayyum atanmasına, ilgili kararın ticaret sicil müdürlüğünce tescil ve ilanına, ... Turizm inşaat Tic. A.Ş.' nde münferiden yetkili yönetim kurulu başkanı olarak sorumlu ve yetkili bulunan davalı ...' in imzasıyla davalı ... Turizm Tic. A.Ş. Lehine imzalanmış intifa hakkı içerikli butlanla sakat sözleşmenin TTK 391 vd maddeleri gereğince tümüyle batıl olduğunun tespitine ve ilgili kararın gereği tapudaki intifa hakkına yönelik şerh veya şerhlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 05/06/2025 tarihli talep dilekçesinde özetle; daha önceki dilekçelerinde davalı ...' in şirketin yönetim kurulu başkanı sıfatına haiz iken bu görevinin sona erdiğini, 23/05/2025 tarihli Genel Kurul ile ...' in yeniden göreve seçilmediğini ve imza yetkisinin ortadan kalktığını, yeniden seçilemeyeceğini bilen ortak ...' in bu tarihe denk gelecek şekilde ... Hotel&Spa isimli otel üzerine baldızı adına kurulan yeni şirket lehine tesis edilen uydurma intifa hakkı ile oteli kullanılamaz hale getirdiğini, davalı ...' in baldızının şirketi olan davalı ... Turizm Ticaret A.Ş.lehine tesis edilen intifa hakkı işlemine yönelik işlemin hileli ve muvazaalı olduğunu belirttiklerini, davalı ... ve ...' nun emniyette ifade verdiklerini, ...' in emniyette verdiği imzalı ifadesinde kurulan yeni şirketin ve yapılan işlemin muvazaalı olduğunu, imza boşluğu olması durumunda ...' in kontrolüne geçmesi için yapılan muvazaalı işlemler olduğunu açıkça ikrar ettiğini, bu beyanlarla da davalı ... şirketi lehine tesis edilen intifa hakkına ilişkin işlemin esasen gerçek bir ticari anlaşma olmadığının bir kez daha açıklığa kavuştuğunu, verilen tüm ifadelerin iddialarını doğruladığını, görüleceği üzere davalının imzalı ifadesiyle de tesis edilen bu işlemin açıkça muvazaalı olup aynı zamanda yönetim kurulunca böyle bir karar alınmadan, genel kurulca onaylanmadan yapılan bu işlemin TTK ve SPK' nın ilgili hükümleri gereğince kesin hükümsüz olduğunu, gelinen aşamada daha önce talep edilen tedbir taleplerinin kabulünün elzem hale geldiğini, zira işlemin muvazaalı olduğu davalının imzalı beyanıyla sabit olduğunu ve araştırılacak başka bir hususunda kalmadığını beyanla davalı ...' in emniyette verdiği imzalı ifadesinde kurulan yeni şirketin ve yapılan işlemin muvazaalı olduğunu, imza boşluğu olması durumunda ...' in kontrolüne geçmesi için yapılan muvazaalı işlemler olduğunu açıkça ikrar etmesi ve bu beyanlarla da davalı ... şirketi lehine tesis edilen intifa hakkına ilişkin işlemin esasen gerçek bir ticari anlaşma olmadığının bir kez daha açığa çıkması karşısında müvekkili şirketin pay sahiplerinin ve de alacaklıların telafisi imkansız zarara uğramasının önlenmesi amacıyla işbu davada verilecek karar kesinleşinceye kadar ivedilikle; kanuna aykırı intifa sözleşmesine binaen 01/06/2025 tarihinde davalı şirket lehine gerçekleştirilmesi öngörülen zilyetlik devri işleminin tedbiren durdurulmasına, intifa hakkında ilişkin sözleşmenin yürürlüğünün tedbiren durdurulmasına, dava açıldıktan sonra yapılan 23/05/2025 tarihli toplantı neticesinde yeni yönetim oluşturulamadığından, dava dilekçesindeki tedbir taleplerinin de kabulü ile şirkete kayyum atanmasına, tedbir kararlarının tapu ve ilgililere tebliğine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece 10/06/2025 tarihli ara karar ile; "... davacılar davalı yönetim kurulu başkanının azli ve intifa hakkı sözleşmesinin muvazaa/ butlan malul olduğunun tespitine ve kaldırılmasına karar verilmesi davada zilyetlik devri işleminin tedbiren durdurulmasına, intifa hakkında ilişkin sözleşmenin yürürlüğünün tedbiren durdurulmasına, şirkete tedbiren kayyum atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Kayyımlık müessesesi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun İkinci Kitabının üçüncü kısmında düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda kayyıma ilişkin hükümler sınırlı sayıda yer almıştır. Bununla birlikte, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda 1. maddesinde “Türk Ticaret Kanunu, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır.” denilmiştir. Böylece, kanun koyucu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda kayyım atanmasına dair ayrı hükümlere yer vermeyi gerek görmemiş, mükerrerlik ile karmaşa oluşturmamak için, genel bir yollama ile Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri ticaret şirketlerine, dolayısıyla bir ticaret şirketi türü olan anonim şirketlere de uygulanmasına imkan tanımıştır. Manavgat Tapu Müdürlüğü' nden gelen yazı cevabı incelendiğinde dava konusu Antalya ili Manavgat ilçesi Sorgun Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz ile ilgili olarak davaya konu intifa hakkının 09/08/2024 tarihi itibari ile tapuya şerh olunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece mevcut bir durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın veyahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecek olması, ihtiyati tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunluluğu bulunması, tedbir kararının geçici bir hukuki koruma olması, asıl dava sonunda ulaşılacak sonuca varılmasını sağlamak amacıyla kullanılamayacak olması, davayı esastan çözer mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemeyecek olması nedenleri ile zilyetlik devri işleminin tedbiren durdurulmasına, intifa hakkında ilişkin sözleşmenin yürürlüğünün tedbiren durdurulmasına talebinin reddi gerekmiş; Anonim şirketlerde görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine dair bir hüküm bulunmaması nedeniyle yönetim kurulunun yeni yönetim seçilene kadar olağanüstü ve acil durumlar için görevlerine devam edeceklerinin kabulü gerekmesi, bu nedenle, yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin bitmesiyle şirketin kendiliğinden organsız kaldığından söz edilemeyecek olması nedenleri ile şirkete tedbiren kayyımı atanması talebinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Manavgat Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... ticaret siciline kayıtlı ... MERSİS Nolu ... Turizm İnşaat Ticaret Anonim Şirketinin %25'şer hissedarları olan müvekkilleri ... ve ...'in toplamda %50 hissedar olduklarını, kalan %50 hissedarın ise davalı ... olduğunu, şirket hissedarları arasında ticari işlerin yürütülmesinde doğan uyuşmazlık sebebiyle kopukluklar yaşanmaya başlandığını, ...'in yönetim kurulunda münferiden yetkili(vekaletname) olması sebebiyle diğer ortaklardan bağımsız şekilde hareket etmeye başladığını, müvekkili ...'in tesadüfen Web Tapu üzerinde inceleme yaparken davacı ... Turizm İnşaat Ticaret Anonim Şirketi adına kayıtlı tek malvarlığı olan ... Hotel & Spa 'ın taşınmaz kaydı üzerinde "intifa hakkı '' şerhi konulduğunu öğrendiğini, ilgili işleme ilişkin tapu evrakları incelendiğinde ... Turizm İnşaat A.Ş adına 08/08/2024 tarihinde ... yetkili belgesi ile ... tarafından ... Turizm Ticaret A.Ş adına 08/08/2024 tarihli ... yetki belgesi ile ... imzasıyla davacı şirkete ait otel üzerinde yıllık 1,3 milyon TL 'ye (Toplamda 133.802.000,00 TL ) 100 yıllık intifa hakkı tesis edildiğinin öğrenildiğini, ilgili işlemin yapılabilmesi için şirket genel kurulunun yönetim kuruluna yetki vermesi gerekirken davalı ...'in diğer ortakların haberi olmaksızın iyi niyetli tacir teamüllerine ve ticaret hukuku temel ilkelerine açıkça aykırı biçimde, şirketin tek malvarlığı olan otelin yok pahasına devredilmeye çalışıldığının anlaşıldığını, davalı ...'in oteli tapu üzerinde satamayacağı için 100 Yıllık İntifa hakkı tesis ederek hileli şekilde şirketi zarara uğrattığını, tapu kayıtlarına göre davalı ... tarafından lehine intifa hakkı tesis edilen şirketin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... nolu ticaret siciline kayıtlı VD:... ... Mersis Nolu ... Turizm Ticaret A.Ş olduğunu, bu şirketin sahibi ve tek yetkilisinin ... olduğunun anlaşıldığını, davacı şirketin tek malvarlığının başkaca bir şirkete hayatın ve ticaretin teamüllerine aykırı olacak şekilde devrinin kabulünün mümkün olmadığını, davacı şirkete kayyum atanması için gerekli nedenlerin varlığının oluştuğunu, şirket hisselerinin oranları eşit olduğu göz önünde bulundurulduğunda ne Genel Kurulda ne de Yönetim Kurulunda karar almasının mümkün olmadığını, yıllar sürebilecek dava süreci boyunca şirketin alması gerektiği önemli kararları hiçbir şekilde almasının mümkün olmayacağını, şirketin fesih tehlikesi ile karşı karşıya kalması an meselesi olduğundan dolayı şirketin selameti düşünülerek ivedilikle tedbiren yönetim kayyımı atanması ve hukuka aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Talep, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması isteminden ibarettir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, görev süresi dolsa dahi yönetim kurulunun yeni yönetim kurulu seçilinceye kadar görevinin devam ettiği ve şirkette organ boşluğunun oluşmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 17/09/2025 ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/726, K. 2025/748, T. 17.09.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-726-e-2025-748-k-cba9d2725d30