Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/701 E. 2025/993 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/701
- Karar No
- 2025/993
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/701 Esas
KARAR NO: 2025/993
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 17/03/2025
NUMARASI: 2024/957 Esas, 2025/189 Karar
DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
KARAR TARİHİ: 10/07/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin balonlu naylon üretim, streç film ve çeşitli plastik ambalaj ürünlerini yarı mamulden mamule çevirme ve diğer ambalaj ürünlerinin imalatında faaliyet gösterdiğini, 31/10/2024 tarihi itibarı ile 8 çalışanının olduğunu, gerek şirket faaliyetlerinde meydana gelen daralma ve gerekse ülke ve dünya ekonomisinde meydana gelen daralmalar sebebiyle müvekkili şirketi kısa ve orta vadede kredi ve çeklerini ödeme güçlüğü içerisine düşürdüğünü ve nakit akışının bozulması neticesi ile karşı karşıya bıraktığını, gelinen noktada ise borçların vadelere yayılmaksızın ödenemeyeceği anlaşıldığından vade konkordatosunu içeren konkordato teklifinde bulunulmasının zorunlu hale geldiğini, tasdik kararı tarihinden itibaren (2026 yılı başından itibaren 2029 yılı sonuna kadar) toplam 48 ay içinde ve 3'er aylık taksitlerle adi alacaklılar %20 faiz oranı ve rehinli alacaklılar için kendiliğinden işleyen faiz oranları eklenmek suretiyle garameten ödeme yapılmasının hedeflendiğini, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerini ve alacaklılara yapılacak ödemeleri, ticari faaliyetlerden elde edilecek gelirler, şirket ortaklarının yatıracakları sermaye artırımı ödemeleri, banka mevcudu, kasa mevcudu ve alacaklardan yapılacak tahsilatlar ile gerçekleştireceğini, iflas halinde, rehinli ve imtiyazlı alacaklılar alacaklarının tamamına sahip olacakken bunların dışında kalan diğer alacaklıların alacaklarının ancak %53’üne kavuşabileceğini belirterek müvekkili şirket bakımından geçici mühlet verilmesine, Mahkemece öngörülen gerekli tedbirlerin alınmasına, kesin mühlet verilmesine, akabinde konkordato talebinin kabulü ve tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; dosyada yer alan belgeler ve komiser heyeti tarafından sunulan raporlar birlikte değerlendirildiğinde, İİK'nun 297/3 madde hükümleri gereğince borçlu davacı şirketin komiserlerin ihtarlarına aykırı davrandığı ve İİK'nun 292/b madde hükmü gereği konkordatonun başarıya ulaşamayacağı belirlendiğinden bahisle koşulları bulunmayan konkordato isteminin reddi ile, borca batık olan davacı şirketin iflasına dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 03/03/2025 tarihli komiser raporunda belirtilen hususlara yönelik itirazları dikkate alınmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 31/12/2024 tarihi itibariyle şirketin rayiç değerli özvarlıkları toplamının (-) 34.720.653,47 TL olduğu belirtilmiş ise de bu hususa itiraz ettiklerini, kayden yer alan stokların neredeyse %20’sinin fiili olarak mevcut bulunduğu belirtilmiş ise de, 31/10/2024 bilanço ile konkordato başvurusunda bulunulmuş olup o tarihten itibaren üretilen malzeme nedeniyle hammaddelerin kullanıldığını ve stokların azaldığını, fabrikanın ayakta olduğunu ve üretime devam ettiğini, müvekkili şirket tarafından ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ye keşide edilen çeklerin gerçekten de fabrika binasının tadilatı ve mülk alımı için verildiğini, ancak firmanın yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve faktoring firmalarına dağıtması nedeniyle işbu çeklerin ortaya çıktığını, raporda çek keşide edilmesi alacaklıların haklarını ihlal edici eylemler olarak değerlendirilmiş ise de, müvekkili şirketin herhangi bir alacaklısına üstünlük tanımasının veya diğerlerinden ayrıcalıklı davranmasının söz konusu olmadığını, bu husustaki tespitlere itiraz ettiklerini, müvekkili şirket üretimine devam ettiğinden bütün alacaklıların alacaklarına kavuşacağını, müvekkili şirketin nakit girdisi (satışlar ve mali tablolarda yer alan alacak kalemleri) toplamının 273.082.857,00 TL olarak projeksiyon edildiğini, diğer taraftan nakit çıktısının ise (-) 212.950.000,00 TL olarak projeksiyon edildiğini, müvekkili şirket tarafından ihtiyaç olunması halinde artırılacak 25.000.000,00 TL sermayeye ek olarak 25.000.000,00 TL daha sermaye artışının 2029 senesi içerisinde yapılmasının planlandığını, dışarıdan sağlanacak bu ek sermaye artışının, dışarıdan ortak bulunması suretiyle tedarik edileceğinin, bulunamaması halinde şirket ortağı tarafından yerine getirileceğinin öngörüldüğünü, müvekkili şirketin işletmenin kayıtlı değerlerine göre hazırlanmış bulunan 2024/Ekim dönemine ait bilançosuna göre sahip olduğu nakit toplamının 452.120,00 TL olduğunu, konkordato projesinde belirtilen iyileştirme faaliyetleri kapsamında şirketin faaliyetine devam ettiğini, şirketin iflas etmesi halinde, rehinli ve imtiyazlı alacaklılar alacaklarının tamamına sahip olacakken bunların dışında kalan diğer alacaklıların alacaklarının ancak %53’üne kavuşabileceğini, ttüm bu hususlar dikkate alınmadan iflas kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Talep, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, yetkili olan asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde davacı şirket vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamından, Mahkemenin 18/12/2024 tarihli tensip ara kararı ile, bu tarihten itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, 17/03/2025 tarihli duruşmada ise koşulları oluşmadığından bahisle konkordato talebinin reddi ile davacı şirketin iflasına karar verilmiştir.Davacı şirketin konkordato ön projesinde, tasdik kararı tarihinden itibaren (2026 yılı başından itibaren 2029 yılı sonuna kadar) toplam 48 ay içinde ve 3'er aylık taksitlerle adi alacaklılar %20 faiz oranı ve rehinli alacaklılar için kendiliğinden işleyen faiz oranları eklenmek suretiyle garameten ödeme yapılması teklif edilmiştir.Konkordato komiser heyeti geçici mühlet dönemine ilişkin sunduğu 03/03/2025 tarihli raporunda, şirketin 19.12.2022 tarihi itibari ile 6.000.000,00 TL olan sermayesinin tamamının ödendiğini, rayiç bilançoda şirketin aktiflerinin toplamı 28.665.279,73 TL, borçlarının toplamı 63.385.933,20 TL, rayiç özvarlığının ise (-) 34.720.653,47 TL olarak hesaplandığını, bu değerlere göre şirketin borca batık durumda olduğunu, şirketin sermaye artırımından 25.000.000,00 TL kaynak hedeflediğini, dosyaya sunulan makul güvence veren denetim raporunda sermaye artırım kaynağı olarak şirket yetkilisine ait taşınmazın gösterildiğini, taşınmazın rayiç değerinin 3.535.000,00 TL olarak hesaplandığını, ancak taşınmazın üzerinde bankalar lehine tesis edilen ipotek (3.100.000,00 TL) ve hacizler (3.000.000,00 TL) bulunduğunu, bu nedenle taşınmaza alıcı bulunabilmesi pek mümkün görülmediği gibi taşınmazın değerinin, sermaye artırımı için hedeflenen tutarın neredeyse 1/8'ine tekabül ettiğini, bu taşınmaz dışında sermaye artırımının nasıl finanse edileceğini gösteren herhangi bir belge ve bilgi de sunulmadığını, taşınmazın sermaye artırımına başlanacağı belirtilen 2026 yılında en iyi ihtimalle 6 milyon TL ile satılması mümkün görülmekle birlikte sermaye artırımından planlanan 25 milyon TL'lik kaynak girişinin en az 19 milyon TL'lik kısmının inandırıcılığının bulunmadığını, bundan başka şirketin mevcut stokların azaltılması suretiyle 5.000.000 TL kaynak sağlanmasını hedeflediğini, konkordato ön projesinde, Ekim 2024 tarihi itibariyle kayden 18.553.166,00 TL olarak yer alan stokların rayicinin de 18.553.166,00 TL olarak gösterildiğini, yani şirketin 18.553.166,00 TL rayiç değere sahip stokların seviyesini düşürerek 5.000.000,00 TL kaynak sağlanacağını belirttiğini, ancak güncel durumda şirketin kaydi stokları 17.689.481,27 TL iken bu stokların rayicinin 3.237.723,25 TL olduğunu, bu durumun şirketin stoklarının gerçeği yansıtmadığını gösterdiğini, her ne kadar uygulamada kaydi stokların fiili olarak birebir bulunmamasına sıkça rastlanılmakta ise de, bu şirketteki farkın olağanüstü olduğunu, kayden yer alan stokların neredeyse %20'sinin fiili olarak mevcut olduğunu, ayrıca fiili olarak yalnızca 3.237.723,25 TL tutarında stok bulunduğundan stok seviyesinin düşürülerek kaynak sağlanmasından bahsetmenin mümkün gözükmediğini, verilen sipariş avanslarından da 24.053.470,00 TL kaynak sağlanacağının belirtildiğini, verilen sipariş avansları hesabında yer alan tutarın 16.498.000,00 TL'lik kısmının ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait olduğunu, borçlu şirketin, bu şirkete keşide ettiği toplam çek tutarının 20 milyon TL olduğunu ve bunun 16.498.000,00 TL'lik kısmının "Verilen Sipariş Avansları" hesabına kaydedildiğini, şirketin, bu çekleri mülk alımı ve faaliyet gösterilen fabrika binasının tadilatına ilişkin verdiğini ileri sürdüğünü, oysa kiralık olan fabrika binasının tadilatıyla ilgili çek düzenlendiğinin belirtilmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca çeklerin düzenlenme amaçlarının birinin de mülk alımı olduğu söylenmekte ise de hangi mülke ilişkin çek keşide edildiğinin açıklanmadığını, ortada çeklerin veriliş amacıyla ilgili yazılı bir anlaşmanın dahi mevcut olmadığını, borçlu şirketin, bu çeklerin faktoring firmalarında bulunduğunu, bu nedenle geri alınamadığını belirttiğini, heyetlerince söz konusu çeklerin fabrika tadilatı ve mülk alımına istinaden düzenlendiği beyanlarının gerçekçi bulunmadığını, çeklerin görünüş itibariyle hatır çekine benzediğini, aktif toplama göre bu denli yüksek meblağ içeren bu çeklerin ortada hiçbir yazılı anlaşma bulunmadan düzenlenmesinin, basiretli bir tacirden beklenen hareket olmadığını, bu nedenle sipariş avanslarında kaynak olarak şirkete döneceği belirtilen bu tutarın kaynağa dönüşebileceği konusunda en ufak somut bir delilin sunulmadığını, buna göre geçekleştirilebilirliği bulunmayan kaynak hedeflerinin toplamının 40.498.000,00 TL olduğunu, bu tutarın ise, projede gösterilen kaynakların neredeyse yarısına tekabül ettiğini, projede öngörülen diğer kaynakların tamamının sağlanabileceği kabul edilse dahi, gerçekleştirilebilirliğinin bulunmadığı belirtilen kaynak hedefi tutarının toplamının büyüklüğünün konkordato projesinin başarıya ulaşmasını imkansız kıldığını, ayrıca şirketin kaydi olarak yer alan stoklarının yalnızca %20'sinin fiili olarak bulunması ve şirketin kiralık olarak faaliyet gösterdiği fabrika binasının tadilatı ve mülk alımı ile olarak ... İnşaat firmasına toplamda 20 milyon TL tutarında çek keşide ettiğini beyan etmesi, ancak çeklerin veriliş amacına ilişkin olarak yazılı bir sözleşme dahi olmamasının, şirketin, alacaklıların haklarını ihlal edici muamelelerde bulunduğunu gösterdiğini, 31/12/2024 tarihi itibariyle şirketin rayiç değerli özvarlıklarının toplamının (-) 34.720.653,47 TL olduğunu, dosyaya sunulan konkordato ön projesinin başarıya ulaşmasının hiçbir şekilde mümkün olmadığını, borçlu şirketin iflası koşullarının oluştuğuna kanaat getirilmesi halinde, İİK m.308, f.2'de yer alan hükme istinaden tasfiye şeklinin basit veya adi tasfiye usulüne göre yapılmasına da karar verilmesinin gerekeceğini, buna göre şirketin 3.237.723,25 TL rayiç değerli stoğunun ve 4.652.093,21 TL rayiç değerli taşıtlarının bulunması, tasfiye masraflarını karşılayacak düzeyde mal bulunduğunu gösterdiğinden tasfiyenin adi tasfiye usulüne göre yürütülmesine karar verilebileceğini belirtmişlerdir.Uyuşmazlık, konkordato projesinin başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığı, buna göre kesin mühlet şartlarının oluşup oluşmadığı ve iflas kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.Konkordato talep eden borçlu, ön projede, faaliyetine devam etmek ve konkordatoyu başarılı kılmak için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını mutlaka açıklamalıdır. Bu çerçevede, ön projede, özellikle, konkordato mühleti içinde işletme sermayesinin nasıl sağlanacağı açık ve net bir şekilde gösterilmelidir. Öte yandan, alacaklılara ödeme yapılabilmesi için gerekli mali kaynağın nasıl elde edileceği açıklanmalıdır; bu çerçevede, ortakların yeni sermaye getirmeleri veya sermayeyi karşılıksız tamamlamaları, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, -güç olmakla birlikte- işletmenin bir bankadan kredi bulması gibi yöntemler ilk akla gelenlerdir (Yen Konkordato Hukuku, Öztek.., sh.185) İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt). Somut olayda, davacı şirketin konkordato ön projesinde yer verdiği konkordato kaynaklarına yönelik yapılan değerlendirme sonucunda sunulan komiser heyeti raporunda, 85.584.977,00 TL olarak öngörülen kaynak hedefinin mevcut stokların azaltılması, sermayenin arttırılması ve verilen sipariş avansları ile sağlanması planlanan 40.498.000,00 TL'lik kısmının gerçekleştirilebilirliğinin bulunmadığı ve bu hususun da konkordato projesinin başarıya ulaşmasını imkansız kıldığı belirtilmiştir. O halde gerçekleşme ihtimalinden söz edilemeyecek bu miktar, hedeflenen toplam kaynak miktarının neredeyse yarısına tekabül etmekte olup tolere edilebilir nitelikte değildir. Bu hale göre davacı şirketin sunduğu konkordato projesinin başarı olasılığının bir başka deyişle borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmakla konkordato talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu hususun tespitinden sonra ise davacı şirketin iflasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunup bulunmadığının denetlenmesi gerekir. "...Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024/1521 Esas 2024/1969 Karar sayılı ilamı). İİK'nun 287/5. ve 288/1. maddeleri yollaması ile geçici mühlet içinde uygulanacak olan İİK'nun 292. maddesinde, iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir. Bu durumlardan birisi de aynı maddenin "b" bendinde; konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hali olarak düzenlenmiştir. Somut olayda davacı şirketin konkordato projesinin başarıya ulaşma imkanının bulunmadığı tespit edildikten sonra şirketin borca batık olduğu da gözetildiğinde Mahkemece şirketin iflasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Zira 31/12/2024 tarihi itibariyle şirketin rayiç değerli özvarlıklarının toplamının (-) 34.720.653,47 TL olduğu ve buna göre şirketin borca batık durumda olduğu komiser heyeti raporu ile tespit edilmiş olup raporda, borcu batıklık konusunda yeterli ve gerekli inceleme ile değerlendirmelerin yapılarak borca batıklığın usulünce tespit edildiği anlaşılmıştır. Ayrıca Yargıtay HGK'nın 2022/(15)6-387 Esas, 2022/695 Karar sayılı kararında, İcra ve İflas Kanunu'nun 292/son maddesi hükmünün emredici nitelikte olduğu ve bu hüküm uyarınca konkordato talep eden şirket hakkında geçici mühlet kararının kaldırılması ile iflâs kararının verilmesinin gerektiği durumlarda, konkordato talep eden borçlu şirketin duruşmaya davet edilerek dinlenmesi gerektiği belirtilmiş olup bu doğrultuda kendisine tebligat yapılan davacı şirket yetkilisinin duruşmada hazır bulunarak beyanlarının alındığı ve İİK'nun 308/2 maddesi uyarınca, tasfiye şeklinin belirlendiği de anlaşılmakla Mahkemece davacı şirketin iflasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/957 Esas, 2025/189 Karar sayılı ve 17/03/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İİK'nun 293/son fıkrasının atfı ile aynı Kanunun 164. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10/07/2025