Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/522 E. 2026/1191 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/522
- Karar No
- 2026/1191
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2025/522
KARAR NO: 2026/1191
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 05/11/2024
NUMARASI : 2016/1171 Esas - 2024/791 Karar
DAVA : (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ: 20/05/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacıar vekilinin dilekçesinde özetle: 02/09/2013 günü sürücü ..., yönetimindeki ... plakalı otomobili ile İstanbul ili, Sultangazi ilçesi, 1. Cebeci caddesini takiben Eski Edirne Asfaltı istikametine sağ şeritten seyredip 2540, Sakak kavşağını hemen geçtiği sırada, önlerinde duran bir minibüsü sollayarak geçmesi sonucu, bu esnada minibüsten inip karşıdan karşıya geçmek üzere bu minibüsün önünden sol şeride ilerleyen yaya ... ve elini tuttuğu çocuk yaya ...' a otomobilinin sağ ön kısmıyla çarpması sonucu müvekkilleri ...'ın yaralandığını belirterek davacı ... için geçici iş göremezlik nedeni ile oluşan zararı için şimdilik 500 TL, tedavi süresince hem kendisi ve hem de oğlu için yapmış olduğu ilaç masrafları, tedavi ve yol giderleri için şimdilik 500 TL, maddi tazminat müvekkil ... için düzgün ve akıcı konuşma yetisini kaybetmiş olması, kalıcı olarak dil oynatma sıkıntısı meydana geldiğini ve konuşma bozukluğu çekiyor olması ve bu hususun henüz küçük yaşta olan müvekkilin hem eğitimine ve hem de hayatına ve kazancına menfi olarak yansıyacak olması nedeni ile oluşacak olan maddi zararların tazmini için şimdilik 1.000 TL, davacı ...'ın kendi yaralanmasından dolayı 10.000 TL manevi tazminat, oğlu ...'ın yaralanmasından dolayı 10.000 TL, müvekkil ...'ın kendi yaralanmasından dolayı 20.000 TL, müvekkil ... eşi ...'ın yaralanması nedeni ile 5.000 TL, oğlu ...'ın yaralanmasından dolayı 10.000 TL olmak üzere toplam olarak şimdilik 2.000,00 TL maddi ve 55.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hesaplanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketi için maddi tazminat açısından poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...'un vekilinin cevap dilekçesinde özetle: davanın zamanaşımına uğradığını, Gaziosmanpaşa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/414 E sayılı dosyasından yargılama devam etmekte olup, henüz kusur raporu ve adli tıp raporu alınmadığını, hastane kayıtlarına göre kaza sonrası ciddi bir yaralanma söz konusu olmadığını, davacılarda bir rahatsızlık varsa bunun kazayla arasındaki illiyet bağının kurulması gerektiğini, maddi tazminat talebi bakımından bir kişinin maddi zararı varsa bir tanedir, aynı zararı birden fazla kişinin talebi uygun olmadığını, manevi tazminat talebi bakımından bir eylemden ve yaralanmadan bu kadar farklı açılardan manevi tazminat talebi hukuki olmadığını, yaralanmadan dolayı, ölümlü kazalarda olduğu gibi mirasçıların da tazminat talep etmesi mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...Ş. vekilinin cevap dilekçesinde özetle: davacı dava yoluna gitmeden önce sigorta şirketine başvuru yapmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun KTK'nın 85/1. ve trafik poliçesi genel şartlarının 1. maddesinden doğan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu, maluliyet raporu alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik gideri geçiçi ve sürekli iş göremezlik dönemine ait tedavi giderlerinden müvekkil şirket sorumlu tutulamayacağını, davacıların iddiasının aksine burada sorumluluk bizzat ... ya ait olduğunu, davacıların talep ettiği ulaşım masraflarının (yol gideri) ZMMS poliçesi teminatı kapsamına girmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkil şirketin manevi tazminat yönünden gerek karayolları trafik kanunu gerekse ZMMS poliçesi gereğince sorumluluğu bulunmadığını, müvekkil şirket sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü dava tarihinde muaccel hale geldiğini, bu sebeple mahkemenizce faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faiz dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesine talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabul kısmen reddine; Davacılardan ... yönünden açılan maddi tazminat davası bakımından karar verilmesine yer olmadığına; Davacı ... yönünden açılan manevi tazminat davası bakımından davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, Davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile oğlu ...'ın yaralanması bakımından 10.000,00 TL ve kendi yaralanması bakımından ise 2.000,00 TL manevi tazminatın 02.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; Davacı ... yönünden açılan manevi tazminat davası bakımından davalı ... aleyhine açılan davanın reddine; Davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile oğlu ...'ın yaralanması bakımından 10.000,00 TL ve eşi ...'ın yaralanması bakımından ise 1.000,00 TL manevi tazminatın 02.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; Davacı ... bakımından; geçici iş göremezlik tazminatı olarak 706,21 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 623.469,03 TL ve bakıcı gideri nedeniyle 2.298,38 TL olmak üzere toplam 626.473,62 TL'nin (davalı ... yönünden teminat limiti olan 250.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalı ... yönünden kaza tarihi olan 02/09/2013 tarihinden, davalı ... yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacı ...'a verilmesine; Davacı ... yönünden açılan manevi tazminat davası bakımından davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile yaralanması bakımından 20.000,00 TL manevi tazminatın 02.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak davacı ...'a verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 2016 senesinde açılan davada o günün şartları ile talep edilen manevi tazminat tutarlarının zaten sekiz senelik yargılama süreci sonrası yetersiz kaldığını, mahkemece manevi tazminat taleplerinin bir kısmını reddetmesi hukuka da hakkaniyete de aykırı olduğunu, vekalet ücretlerinin hatalı belirlendiğini, davalı ... şirketinden manevi tazminat talebi bulunmadığından lehine vekalet ücreti verilmesinin hatalı oludğunu belirterek istinaf talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur bilirkişi raporu alınmadığını, ceza davasında alınan kusur raporu ile yetinildiğini, ceza dosyasında yapılan kusur incelemesi hatalı olup hukuk davasını bağlamadığını, ...'ın doğuştan beri hastanede tedavi gördüğü, hastalığının kazayla ilgisi bulunmadığı, geçmişe dönük olarak kullandığı ilaçların ve gördüğü tedavilerin ...'dan sorulmasını talep edilmesine rağmen ... kayıtları dosyaya girmediğini, ... kayıtlarının dosya girmediğinin ATK raporu ile de sabit olduğunu, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, karar bu yönüyle de hatalı olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının kalıcı maluliyeti bulunmadığını, dosyada bulunan ATK raporları arasında çelişki olduğunu, bu çelişkinin giderilmesini talep ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bakiye ömür süresi TRH 20l0 yaşam tablosuna göre ve %10 artırım ve iskonto uygulanarak hesaplama yapıldığını, müvekkil şirketin sorumluluğunun KTK'nın 85/1. ve trafik poliçesi genel şartlarının 1. maddesinden doğan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu, meydana gelen kaza nedeniyle başvurucunun talep ettiği geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderinden müvekkil şirket sorumlu tutulamayacağını, bu hususta sorumluluk Sosyal Güvenlik Kurumuna ait olduğunu, sorumluluğu kabul anlamına gelmemekle birlikte kararda müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu oranında vekalet ücretine hükmedilmediğini, davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından; 02/09/2013 tarihinde davalı ... şirketine ZMMS sigortalı davalı sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın yaya olan davacılar ... ve elini tuttuğu çocuğu ...'a çarpması meydana gelen trafik kazasında davacıların yaralandığı ve bu yaralanmaları nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettikleri anlaşılmıştır.
Kusura ilişkin istinaf talebi bakımından değerlendirme yapıldığında; Mahkemece alınan 10/09/2018 tarihli kusur bilirkişi raporuna göre sürücü ...'un %75, yaya olan davacının ise %25 oranında kusurlu olduğu, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı Gaziosmanpaşa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/414 Esas sayılı dosyasına sunulan trafik bilirkişi raporuna göre davalı sürücü ...'un asli derecede, yaya olan davacının ise tali derecede kusurlu olduğu bildirilmiştir. Bu durumda Ceza mahkemesine sunulan kusur raporu ile kaza tespit tutanağının birbiri ile örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü anlaşıldığından kusura ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
TBK'nın 54. maddesiyle KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileştirme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici iş göremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçeyle üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalı ... vekilinin sigorta şirketinin, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk dairesinin 2023/12431 Esas - 2025/23675 karar sayılı kararı).
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alınarak davacı için TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "progresif rant" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerektiğinden Mahkemenin hükme esas aldığı hesap raporunda da; TRH-2010 Yaşam Tablosu ve bilinmeyen
dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine
göre yapılan hesaplamadaki raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir.
Uyap'tan alınan davacıların ... kaydına göre olay tarihi itibari ile ... kayıtları ve dolayısıyla 5510 sayılı Kanunun 4/1,a,b,c, bentlerine tabi çalışmaları olmadığı (kaldı ki davacı ...'ın ise kaza tarihinde 7 yaşında olduğu) ve bu nedenle rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılamayacağı anlaşıldığından bu yöne ilişkin istinaf yerinde değildir.
İlk Derece Mahkemesince ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan davacı ... hakkında alınan 23/03/2023 tarihli maluliyet raporunda; "...Kurulumuzun 29/11/2021 tarih ... karar numaralı müzekkeresi ile olay tarihi olan 02/09/2013 tarihinden önceki tıbbi belgelerin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına sorularak teminen gönderilmesinin istendiği ancak dosyada bulunamadığı, olay tarihli kraniyal tomografide sol frontal lob anteriorda fokal kontüzyon izlendiği ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalının 22/09/2022 tarihli raporunda 08/09/2022 tarihinde çekilen Kranyal MR’ında patolojik bulgu izlenmediğinin kayıtlı olduğu, dolayısıyla mevcut belgeler ile küçükte saptanan konuşma bozukluğu ile bahse konu trafik kazası yaralanması arasında illiyet kurulamadığı, önceki müzekkerelerimizde istenen olay öncesine ait Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Nöroloji Kliniklerine ait tüm tıbbi belgelerin teminen gönderilmesi halinde dosyanın tekrar değerlendirilebileceği cihetiyle mevcut belgelere göre;
...’ın 02/09/2013 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının 03/08/2013 tarih, 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında kullanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak: E cetveline göre %10.3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceği, iyileşme (işgöremezlik) süresi içerisinde 3 ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği" yönünde görüş bildirilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya raporunda, 23/03/2023 tarihli maluliyet raporuna göre tazminat belirlenmiştir. Ancak davacı çocuğun kaza öncesinde de konuşma bozukluğu bulunduğu iddia edildiğinden ve hükme esas alınan maluliyet raporunda eksik tedavi evrakları nedeniyle çocukta oluşan konuşma bozukluğunun kaza ile illiyet bağı konusunda kesin bir kanaat bildirilemediğinden davacı ...'a ait kaza öncesi hastane kayıtları getirtilmeden, raporda davacı ... için % 10.3 maluliyet oranının hangi organı ya da vücut bölgesine ait olduğu da açıkça belirtilmediğinden yetersiz maluliyet raporuna itibar edilerek eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, öncelikle ATK 2. İhtisas Kurulu'nca düzenlenen 23/03/2023 tarihli maluliyet raporunda da vurgulandığı üzere davacı ...'a ait kaza öncesi hastane kayıtlarının tamamının getirtilmesi, davacılar vekiline bu hususta mehil verilmesi, tedavi evraklarının temininden sonra ATK 2. İhtisas Kurulu'dan davacı ...'a ait gerek kaza öncesi ve gerekse kaza sonrası hastane kayıtları incelenerek ve muayenesi yapılarak davacı ...'ın kazaya bağlı yaralanması nedeniyle kaza öncesi var olan hastalığı da nazara alınarak ve yaralandığı vücut bölgesi ve uzuvlarına göre kalıcı işgöremezlik durum ve oranının ne olduğu ve tespit edilecek maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığı konularında, dosya içerisinde bulunan tedavi evrakları ile dosyada mevcut olan taraflarca sunulan delilleri de irdeler biçimde denetime elverir nitelikte maluliyet raporu alınması ve tespit edilecek maluliyet oranına göre hükme esas alınan rapor tarihi itibariyle aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır.
Davacılar vekili dava dilekçesi ile maddi ve manevi tazminat taleplerini tüm davalılara yönelttiği anlaşılmakla davalı ... bakımından reddedilen manevi tazminat davası için davalı ...Ş. maktu lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Ancak davacı ...'ın kaza sebebi ile yaralanması bakımından talep ettiği 10.000 TL manevi tazminatın 2.000,00 TL'si kabul edildiği halde kabul edilen kısmı aşacak şekilde davalılar lehine vekalet ücreti belirlenmesi ile davacı ... lehine hükmedilen 97.971,04 TL vekalet ücretinin sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle tazminata orantılı olarak sorumlu olacağının belirtildiği halde açıkça hesaplanarak yazılmamış olması doğru olmamıştır.
Manevi tazminatın belirlenmesinde kriterlerden biri de yaranan kişilerin maluliyet oranlarıdır. Daire kararının kapsam ve şekline göre; Maluliyet oranları konusunda bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu ve çelişkinin giderilmesi için rapor alınması gerektiğinden maluliyet durumu netleşmeden manevi tazminatın belirlenmesi eksik incelemeye dayalı olduğundan manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülmüştür.
Kabule göre: Sigorta Şirketleri iflas haline geçseler dahi bu durumdaki şirketlerin borçları 3. kişiler yararına 5684 sayılı Kanunun 14. maddesi ile teminat altına alınmıştır. Diğer bir söylemle sigorta şirketi iflas haline gelse dahi davacıların alacaklarını ... Hesabı'ndan tahsil etme imkanına sahip olduklarından ayrıca davalı ... şirketinin 18/10/2019 tarihli ve 30922 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulunun denetimi altında olduklarından mal kaçırma ihtimali de bulunmadığından, davalı ... şirketinin tüm ticari hayatını engelleyecek şekilde malvarlığına ihtiyati haciz konulması doğru olmayacağından davalı ...Ş. vekilinin bu yöndeki istinaf talebi de yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Davacı, davalı ..., davalı ...Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/05/2026