Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/52 E. 2025/2941 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/52
Karar No
2025/2941
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/52

KARAR NO : 2025/2941

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 18/11/2025

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; dava dışı ...c. Ltd. Şt tarafından, Bakırköy 14. İcra Dairesinin ....) dosyası ile müvekkili şirket ve işbu davada ki davalı aleyhine icra takibi ikame edildiğini, müvekkili şirket tarafından ilgili icra takibine ilişkin Bakırköy 3. Asliye Ticaret 2014/1331 E. dosyası ile menfi tespit davası ikame edildiğini, akabinde müvekkili Şirket aleyhine, dava dışı...td. Şti'nin alacaklı müvekkili şirket ve davalının ünvanlarının yer aldığı iş ortaklığı kaşesinin üzerine müvekkili şirket yetkilerinin imzası olmadan 16.07.2014 tanzim 31.10.2014 vade tarihli 340.541,00-TL bedelli senedin tahsili için İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/860 Değişik İş dosyası ile ihtiyati haciz kararı alındığını, bu kararın İstanbul 23.İcra Müdürlüğü .... Sayılı dosyası ile esasa geçildiğini, müvekkili şirketin taşınır ve taşınmaz mallarına haciz uygulandığını, müvekkili şirket tarafından bu icra takibine ilişkin de İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1413 E. Sayılı dosyası menfi tespit davası ikame edildiğini ve ikame edilen iki menfi tespit davasının bu dosya üzerinde birleştirildiğini, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1413 E. Sayılı dosyası Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2021/8807 E. 2023/2507 K. Sayılı ilamı ile müvekkil şirket aleyhine kesinleştiğini, akabinde Bakırköy 14. İcra Dairesinin ....) dosyasına müvekkili şirket tarafından ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin Bakırköy 14. İcra Dairesinin 2... dosyasında borçlu konumda R...c. Ltd. Şti'nin de olmasına rağmen tüm borç miktarı olan 363.312,16-TL'yi müvekkili şirketin ödediğini, oysa ki, mahkeme kararıyla sabit hale geldiği üzere iş ortaklığı nedeniyle oluşan borçta müvekkili şirket kadar davalı şirkettin de sorumlu olduğunu, akabinde müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine İstanbul 27.İcra Müdürlüğü ...E. Sayılı dosyası ile icra takibi ikame edildiğini, davalı işbu icra takibine kötü niyetli olarak itiraz ettiğini belirterek davanın kabulü ile, davalıdan bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ve ferileri ile birlikte tahsili amacıyla İstanbul 27. İcra Müdürlüğü ...E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, haksız ve kötü niyetli davalı aleyhine, alacağın %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde ; bahse konu icra takibinde her ne kadar takibe dayanak belge olarak ödenen bedelin rücusu gösterilmişse de işbu belge tek başına delil teşkil edemeyeceği gibi davacı yanın işbu ekstrede müvekkilinin vermediği iddia edilen hizmete ilişkin herhangi bir açıklaması ve beyanının olmadığını, müvekkilinin bu borçtan sorumlu olduğuna ilişkin herhangi bir hizmet sözleşmesi, fatura ve sevk irsaliyesi bulunmadığını, davalının usule ve hukuka aykırı, hukuki dayanaktan yoksun, icra dosyasında müvekkilin sorumlu olduğu bedelin tarafına rücusunu talep etmiş ise de davacının bu talebi hukuki olmadığı gibi haksız olduğunu, bu bağlamda taraflar arasında akdedilen sözleşmede rücuya yönelik herhangi bir hükmün de söz konusu olmadığını, davacının adi ortaklık sözleşmesindeki şartlara da riayet etmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte adi ortaklıkta ortaklar, ortaklık borçlarından birinci dereceden ve kendi malvarlıkları ile sorumlu olduğunu, ortakların, ortaklığın üçüncü kişilere karşı olan borcu nedeniyle malvarlıkları ile ve sınırsız olarak sorumlu olduklarını, borç iddiasının zaman aşımı süresi dolduğunu, ortakların borçtan müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ;Taraflar arasındaki iş ortaklığı sözleşmesi, vergi ve defter kayıtlarından; taraflar arasında bir adi ortaklık sözleşmesinin bulunduğu, bu ortaklık kapsamında iş yapıldığı, dava konusu senedin de adi ortaklık konusu iş nedeniyle düzenlenip verildiği tarafların kabulünde olduğu anlaşılmıştır. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişiler vasıtası ile inceleme yaptırılmasına karar verildiği, adi ortaklık tarafından ibraz edilen 2014 yılına ait yevmiye defterlerinin yasal süreler içerisinde tasdiklerinin yaptırıldığı, davalı tarafından cari muavin kayıtlarının sunulduğu, taraflar arasında 31/12/2013 tarihli iş ortaklığı sözleşmesinin bulunduğu, davacı ile davalı arasında 31/12/2013 ile 30/06/2014 tarihleri arasında faaliyetine devam eden bir adi ortaklık bulunduğu, davacı hakkında yapılan takibin 16/07/22014 tanzim 31/10/2014 vade tarihli 340.541,00 TL bedelli senetten kaynaklandığı, dosya muhteviyatında bulunan 18. ATM dosyası ile senet alacaklısı dava dışı ... Petrol Şirketi nezdinde ticari alacaklar hesabında adi ortaklığın takip edildiği, dosyada bulunan cari muavinden 31/10/2014 vade tarihli 340.541,00 TL bedelli senedin dava dışı şirket nezdinde 20/07/2014 tarihli 1253 no.lu yevmiye maddesi ile adi ortaklıktan olan alacağından düşüldüğü, adi ortaklık tarafından borcuna karşılık dava dışı şirkete verildiği, borcun adi ortaklık borcu olduğu, TBK 627. Maddeye göre; "Ortaklardan birinin ortaklık işleri için yaptığı giderlerden veya üstlendiği borçlardan dolayı diğer ortaklar ona karşı sorumlu olurlar." Tüm dosya kapsamına göre, takibe konu alacak davacı ile davalının oluşturduğu adi ortaklığın borcuna ilişkin olduğu, adi ortaklığı ortağı olan davalı yerine davacının ödeme yaptığı anlaşıldığından takip tarihi itibariyle 31/10/2014 vade tarihli 340.541,00 TL bedelli senetten dolayı davacının davalıdan 181.655,00 TL alacaklı olduğu " gerekçesiyle ;Davanın KABULÜNE, İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyasında, takibe itirazın iptaline, takibin 181.655,00 TL alacak üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı, davalı vekili istinaf etmiştir.Davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; Cevap dilekçemizdeki tüm hususlar delilli olmasına, raporda da bu hususların sabit hale gelmesine rağmen, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi usule ve hukuka aykırı olup, ilgili kararın kaldırılması gerekmektedir. Şöyle ki;1- Bahse konu icra takibinde her ne kadar takibe dayanak belge olarak ödenen bedelin rücusu gösterilmişse de işbu belge tek başına delil teşkil edemeyeceği gibi davacı yanın işbu ekstrede Müvekkilin vermediği iddia edilen hizmete ilişkin herhangi bir açıklaması ve beyanı yoktur. Davacı şirket eğer müvekkil şirketin kendilerine borçlu olduğunu iddia ediyor ise de müvekkil şirket ile aralarında ki ticari ilişkiyi ispat etmelidir. Her ne kadar davacı tarafından Müvekkilden adi ortaklıktan kaynaklı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna ilişkin iddia ile icra takibi başlattı ise de Müvekkilin bu borçtan sorumlu olduğuna ilişkin herhangi bir hizmet sözleşmesi, fatura ve sevk irsaliyesi bulunmamaktadır. 2-) Davacının usule ve hukuka aykırı, hukuki dayanaktan yoksun, icra dosyasında Müvekkilin sorumlu olduğu bedelin tarafına rücusunu talep etmiş ise de davacının bu talebi hukuki olmadığı gibi haksızdır. Bu bağlamda taraflar arasında akdedilen sözleşmede rücuya yönelik herhangi bir hüküm de söz konusu değildir. Davacı bu hususla alakalı herhangi bir derç sunamamış olup mahkeme dosyası kapsamında tanzim ettirilen raporda bilirkişinin "dosyaya sunulu adi ortaklık sözleşmesi bulunmadığından TBK m. 1 hükmü gereğince tarafların “karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları ile” hangi sözleşme hükümlerini kararlaştırdıklarının bilenemediği" şeklindeki tespiti ile de sabittir. Bu bağlamda davacı taraf bu bedeli müvekkilden talep edemeyecektir. Zira sözleşmede rücu edilebileceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmaktadır.3-) Davacı taraf adi ortaklık sözleşmesindeki şartlara da riayet etmemiştir. Kabul anlamına gelmemekle birlikte Adi ortaklıkta ortaklar, ortaklık borçlarından birinci dereceden ve kendi malvarlıkları ile sorumludur. Sorumluluğun oranı ile ilgili olarak TBK md 638/3 ‘te; “Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar.” şeklinde ifade edilmiştir. Ortaklar, ortaklığın üçüncü kişilere karşı olan borcu nedeniyle malvarlıkları ile ve sınırsız olarak sorumludurlar. Yani ortaklığa karşı koymuş oldukları katılma payları ile değil, bütün malvarlıkları ile sınırsız sorumluluk söz konusudur.

4-) Yine ortaklar borçtan müteselsilen sorumludur. Burada sözleşmeden değil, doğrudan doğruya kanundan doğan bir sorumluluk söz konusudur. Bu nedenle alacaklılar, alacağın tamamını ortakların tamamından veya her birinden talep ve tahsil edebilir. Bu noktada özellikle belirtmek gerekir ki; müteselsil sorumluluk sadece hukuki işlemlerden (sözleşmelerden) değil; işletmenin elektrik, su, işçi, borçlarından sorumlulukta da diğer tüm sorumluluklarından da geçerlidir. Adi ortaklıkta ortakların borçları; ortaklığa katılım payı ödeme, işlerini özen ve sadakatle yapma ve bir ortağın ortaklık işleri için yaptığı giderlerin diğer ortaklar tarafından karşılanmasıdır. Ortakların adi ortaklıktaki kazanç ve zarara katılma paylarına ilişkin bir belirleme yapılmamış ise ortakların eşit olarak sorumlu olması esastır. Ancak TBK md 623/2 hükmüne göre, “Sözleşmede ortakların kazanç veya zarara katılım paylarından biri belirlenmişse bu belirleme, diğerindeki payı da ifade eder.” Yani bir ortağın ortaklığa konu işten elde edeceği kar belli ise oluşan zarardan da aynı ölçüde sorumlu olması esastır. 5-) Davacı ve müvekkil şirketlerin ile adi ortaklığa ilişkin ticari defterlerin incelendiğinde müvekkilin işbu adi ortaklığa daha fazla sermaye koyduğu, adi ortaklığın borçlarını da bizzat kendisi tarafından ödendiği hususları göz önünde bulundurulduğunda müvekkil şirketin davacıdan alacaklı hale geldiği sabit olmuştur. tüm bu deliller dosyada mevcut olmasına rağmen hiçbir delil yerel mahkemece değerlendirilmemiştir. Kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkeme dosyasında tanzim ettirilen bilirkişi raporunda yapılan "Davalı taraf ise adi ortaklıkta daha fazla sermaye koyduğunu davacıdan alacaklı olduğunu, belirlenen bedelin dava konusu alacak değerinden mahsubunu talep etmektedir. Davalı kayıtlarında adi ortaklıktan 188.817,94 TL alacaklı olduğu görülmektedir. Adi ortaklık kayıtlarında 2014 yılı kapanış kaydında davalı şirkete 338.833,45 TL borçlu olduğunun görüldüğü," şeklindeki tespitle davacı şirketin müvekkil şirkete borçlu olduğu, ayrıca müvekkilin adi ortaklıktan alacaklı olduğu sabit olmuştur. Bu sebeple davalı bir an için dava konusu borç oluştuğu varsayılsa dahi yapılacak mahsup ile borcunun kalmayacağı sabit hale gelmiştir. ... Yerel mahkeme, dava dosyası kapsamında tanzim ettirdiği rapora itibar etmemiş ve aksi kanaatte karar vermiştir.

6-) Bu durumda müvekkil, sözleşmeye aykırı davranıldığından davacıdan alacaklı hale gelmiş ve bu husus dosyadaki raporla da sabit hale gelmiştir. bu sebeple kabul anlamına gelmemekle birlikte bilirkişi tarafından yapılmış hesaplama sonucunda belirlenen bedelin dava konusu alacak değerinden takas mahsubunu talep etmiş olmamıza rağmen, mahkemece işbu talebimizin değerlendirilmemiş olması, gerekçeli kararda dahi bahsetmemiş olması hususları da göz önünde bulundurulduğundan salt bu yönüyle dahi kararın kaldırılması gerekmektedir. Müvekkilin davacıdan alacaklı olduğu raporla sabittir. yerel mahkeme tarafından salt icra takibinden kaynaklı davanın kabul edilmesi yersiz, haksız, mesnetsiz ve her türlü hukuki dayanaktan yoksundur." şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.

HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava , itirazın iptali talebine ilişkindir.Davanın dayanağı olan İstanbul 27.İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasında ; 181.655,-TL nin tahsili için (rücu alacağı oludğu belirtilerek) takip yapılmış, davalı-borçlunun itirazı üzerine ilamsız takip durmuştur.Mahkemece yargılamada mali müşavir ve nitelikli hesap uzmanında oluşan bilirkişi kurulundan alınan raporda özetle; verilerek davacı ve davalı defter ve belgeleri üzerinden inceleme yapıp taraflar arasında bir adi ortaklık bulunup bulunmadığı, bu adi ortaklık kapsamında adi ortaklığın borcundan dolayı davacı hakkında yapılan takip nedeni ile davacının yaptığı ödemenin, adi ortaklığa ait bir borç olup olmadığı, bu ödemeden dolayı davacının, davalıdan talep edeceği bedelin takip tarihi itibari ile ne kadar olduğuna dair rapor düzenlenmesinin istenildiği, bilirkişi heyeti 10/08/2024 tarihli raporlarında; Mali inceleme neticesinde: dosyada bulunan taraflar arasında akdedilmiş 31.12.2013 tarihli bir İş Ortaklığı Sözleşmesi bulunduğu, 01.06.2015 tarihi Atışalanı Vergi Dairesi yazısından 1180200749 vergi kimlik nolu bir iş ortaklığı kurulduğu, davacı ile davalı arasında 31.12.2013 ile 30.06.2014 tarihleri arasında faaliyetine devam etmiş bir adi ortaklık bulunduğu, dava dışı ...td.Şti. kayıtlarında ödenmeyen senedin adi ortaklıktan alındığı, adi ortaklık nezdinde ise 320.02.067 nolu ticari borçlar hesabında 16.07.2014 tarihinde mezkur senedin ...Şti “ne verildiği dolayısıyla davacı hakkında yapılan takibe konu senedin adi ortaklık borcu olduğu, adi ortaklığın borcundan dolayı davacı hakkında yapılan takip nedeni ile davacının yaptığı ödemenin adi ortaklığa ait bir borç olduğu, adi ortaklığın 2014 yılı mizanında dönem zararı 768.417,85 TL yazılı olup zararın ortaklara dağıtımına ilişkin 1332 nolu yevmiye maddesinde her bir ortak için 384.208,93 TL zararın 232 iştiraklerden alacaklar hesabına dağıtıldığı, takip tarihi itibariyle 31.10.2014 vade tarihli 340.541,00-TL bedelli senetten dolayı davacının davalıdan 181.655,00 TL alacaklı olduğu, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı olduğu tutardan adi ortaklığın zararının dikkate alınıp alınmaması gerektiğinin takdirinin mahkemede olduğu, davalı taraf ise adi ortaklıkta daha fazla sermaye koyduğunu davacıdan alacaklı olduğunu, belirlenen bedelin dava konusu alacak değerinden mahsubunu talep ettiğini, davalı kayıtlarında adi ortaklıktan 188.817,94 TL alacaklı olduğu görüldüğünü, adi ortaklık da 2014 yılı kapanış kaydında davalı şirkete 338.833,45 TL borçlu olduğunun görüldüğü, davalı şirket ile adi ortaklık kayıtları karşılaştırıldığında her iki muavin defter kayıtları arasında önemli miktarda farklar olduğu görülmüş olup mutabakatsızlık 2024 öncesi ve 2024 yılındaki kayıtlardan kaynaklandığı, adi ortaklıkta 2014 yılında 494 hareket bulunurken davalı kayıtlarında 113 adet hareket bulunduğu, davalı kayıtlarında olmayan yaklaşık 380 kayıt adi ortaklık kayıtlarında bulunduğu, bu nedenle mutabakatsızlığın nedeninin somut olarak tespiti mümkün olamadığı, adi ortaklık kayıtlarında görünen davalı alacak tutarının davacının ödediği tutarda mahsup edilmesi kanaati oluşması halinde, adi ortaklığın davalıya olan 338.833,45 TL borcunun sözleşme gereği % 49'nun 166.028,39 TL'nin (338.833,45 x %49) davacı payı olduğu, davacının talebi olan 181.655,00 TL'den adi ortaklığın kayıtlarında bulunan davalıya olan borcundan davacı payı olan 166.028,39TL “nin mahsup edilebileceği, Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: “taraflar arasında bir adi ortaklık bulunup bulunmadığı; adi ortaklığın borcundan dolayı davacı hakkında yapılan takip nedeni ile davacının yaptığı ödemenin, adi ortaklığa ait bir borç olup olmadığı; bu ödemeden dolayı davacının, davalıdan talep edeceği bedelin takip tarihi itibari ile ne kadar olduğu ” hususunda yukarıdaki mali inceleme neticesinde taraflar arasında adi ortaklığın bulunduğu; adi ortaklığın borcundan dolayı davacı hakkında yapılan takip nedeni ile davacının yaptığı ödemenin adi ortaklığa ait bir borç olduğu; takip tarihi itibariyle 31.10.2014 vade tarihli 340.541TL. bedelli senetten dolayı davacının davalıdan 181.655TL. alacaklı olduğu kanaatine varıldığı, adi ortaklık sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu m.620/1 hükmünde “Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.” şeklinde düzenlenmiş olup her bir ortağın açık (sarih) veya örtülü (zımni) irade açıklamasının diğer ortaklara varması ile sözleşmenin kurulacağı; Türk Borçlar Kanunu'nda adi ortaklık sözleşmesi açısından herhangi bir geçerlilik şeklinin düzenlendiği; bu nedenle Türk Borçlar Kanunu m. 12 hükmü uyarınca adi ortaklık sözleşmesinin kural olarak herhangi bir şekle tabi olmadığı; sözlü şekilde de kurulabileceği; mali inceleme neticesinde taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesinin kurulduğu “Kazanç ve zarara katılma tespit edildiğinden adi ortaklıktaki bir ortağın, diğer ortağın sorumluluğuna gidebilmesi için TBK m. 620 vd. hükümlerinin incelenmesi gerekeceği: "Kazanç ve zarara katılma" üst başlıklı TBK m. 623/1 hükmünün “Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir.” şeklinde olduğu; dosyaya sunulu adi ortaklık sözleşmesi bulunmadığından TBK m. | hükmü gereğince tarafların “karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları ile” hangi sözleşme hükümlerini kararlaştırdıklarının bilenemediği; dolayısıyla TBK m. 623/1 hükmüne göre değerlendirme yapılacağı; davacının üçüncü kişiye ödediği miktarın yarısı (kanunda eşit sorumluluk ilkesi kabul edildiğinden) bakımından davalıya rücu edebileceği yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. .Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre ; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1413 Esas - 2017/861 Karar sayılı dosyasında ;Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/1331 E sayılı dosyasının bu dosya ile birleştirildiği, asıl ve birleşen dosyada davacıların .... A.Ş., davalıların ...e Tic. Ltd. Şti. olduğu, davanın Menfi Tespit davası olduğu, Bakırköy 14. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına konu edilen senetler sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ile %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece asıl vle birleşen davanın davacının aktif husumet ehliyeti olmaması nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ;Bakırköy 14. İcra Dairesi ...E sayılı dosya örneği dosyamız arasına alınmış, yapılan incelemesinde; Alacaklı ...Tic.Ltd Şti tarafından borçlular Re Tur Turz. Oto. Ltd. Şti. Ve ... Ortaklığı ve Re Tur Turz. Oto. Ltd. Ve Şti. Aleyhine 150.429,90 TL toplam alacak üzerinden icra takibine geçildiği, icra takibinin senede bağlı olarak yapıldığı anlaşılmıştır.

Adi ortaklıkta ,ortakların 3. kişilere karşı sorumluluğu TBK 638. maddede düzenlenmiştir.Adi ortaklıkta ,ortaklar arasında müteselsil borçluluk durumu mevcuttur.Müteselsil borçluların alacaklıya karşı dış ilişkide borcun tamamından sorumlu olmaları ,iç ilişkide sözkonusu olmayıp,borcun tamamını ifa eden müteselsil bir borçlu diğer borçlulara rücu hakkına sahiptir.Adi ortaklık sözleşmesinde borcun nasıl paylaşılacağına ilişkin düzenleme olup olmadığı değerlendirilmelidir.Sözleşmede düzenleme yoksa ve ayrıca bu konuda bir anlaşıma yapılmamışsa,ortakla borcu eşit olarak paylaşacaklardır.TBK 167/2 maddesi uyarınca iç ilişkide kendisine düşen paydan fazlasını ödeyen borçlu diğer müteselsil borçlulara rücu hakkına sahiptir.Mahkemece ,taraflar arasındaki iş ortaklığı sözleşmesi, vergi ve defter kayıtlarından; taraflar arasında bir adi ortaklık sözleşmesinin bulunduğu, bu ortaklık kapsamında iş yapıldığı, dava konusu senedin de adi ortaklık konusu iş nedeniyle düzenlenip verildiği,takibe konu alacak davacı ile davalının oluşturduğu adi ortaklığın borcuna ilişkin olduğu, adi ortaklığı ortağı olan davalı yerine de davacının ödeme yaptığı anlaşıldığından takip tarihi itibariyle 31/10/2014 vade tarihli 340.541,00 TL bedelli senetten dolayı davacının davalıdan 181.655,00 TL alacaklı olduğu şeklindeki kabul ve takdirinde hata bulunmamaktadır.Böylece ,mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,

Alınması gereken 12.408,85 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 3.102,21 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.306,64 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)

İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/52, K. 2025/2941, T. 18.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-52-e-2025-2941-k-e94a540c07a7