Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2025/437 E. 2025/464 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/437
Karar No
2025/464
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/437

KARAR NO: 2025/464

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 01/11/2024

NUMARASI: 2024/61 Esas - 2024/749 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/04/2025

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, SGK'lı olarak çalışıyor olduğu dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihtiyacı olması üzerine davalıya ait online satış platformu olan "...com.tr" üzerinden 17.07.2023 tarihinde biri beyaz ve diğer ise siyah renk olmak üzere 2 adet "... 128GB 4GB Ram 6.1 inç 12MP" akıllı cep telefonu sipariş ettiğini, telefonların fiyatının 1 adeti için 22.919,00 TL olarak belirlenmiş olduğunu, sipariş edilen bu 2 adet telefonun toplam fiyatının 45.838,00 TL olduğunu, ödemenin dava dışı ... isimli şirkete ait ... kredi kartı ile yapıldığını, telefon siparişlerinin müvekkiline ait şahsi hesap üzerinden sipariş edildiğinden dolayı, online olarak verilen sipariş ve ödeme sonrası oluşturulan Mesafeli Satış Sözleşmesi ile Mesafeli Satış Sözleşmesi Ön Bilgilendirme Formuna müvekkilinin alıcı sıfatı ile taraf olduğunu, müvekkilinin davalı ile yapılan bu alışverişte tüketici niteliğini haiz olduğunu, telefon siparişlerinin 17.07.2023 tarihinde bu şekilde sipariş edilmesinden ve ödemenin sipariş tarihinde kredi kartı aracılığıyla eksiksiz olarak yapılmasından sonra müvekkilinin, ödemesi yapılarak sipariş edilen telefonların teslim edilmesini beklemeye başladığını, davalı tarafa ait online alışveriş platformunun siparişlerin takip edilebileceği kısmında, davalı tarafından sipariş edilen akıllı telefonların tahmini olarak 31.07.2023 tarihinde kargoya teslim edileceğinin yazdığını, 31.07.2023 tarihinin üzerinden günler geçmesine rağmen telefonların kargoya teslim edilmemesi ve telefonların müvekkilin eline geçmemesi üzerine davalı tarafın müşteri hizmetleri ile iletişime geçildiğini, devamında sorunun hukuki yollara başvurulmasına gerek kalmaksızın çözüleceği inancı ile bir süre daha beklendiğini, tüm çabalara rağmen sipariş edilen telefonların bu zamana kadar müvekkile teslimi sağlanmadığı gibi telefonlar için ödenen bedelin iadesi de söz konusu olmadığından ödenen toplam bedel olan 45.838,00 TL'nin müvekkiline iade edilmesi amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu bildirerek, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen dosyaya cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Somut olay yönünden yapılan değerlendirmede; davacının, çalıştığı dava dışı şirketin ihtiyacı nedeniyle online satış ile iki adet telefon sipariş ettiği, dava dışı şirket adına üyelik açılamadığından kendi adına üyelik açarak siparişin oluşturulduğu, ürünlerin ise davalı tarafından teslim edilmediği gerekçesi ile ödenen bedelin iadesi için talepte bulunmuş ve iadesine karar verilmesi istenen ödemenin ise dava dışı şirket ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. nin hesabından yapıldığı görülmüştür. Her ne kadar dosyaya sunulan satış sözleşmesinde davacı taraf olarak görünmekte ise de; davaya konu ürünlerin dava dışı şirketin kullanımı için satın alındığının dava dilekçesi içeriğinde beyan edildiği , ödemenin de dava dışı şirketin hesabından yapıldığı, bu hali ile davalının telefonları teslim etmemesi durumunda dava dışı şirket aleyhine sebepsiz zenginleşeceği, dava dışı şirket tarafından yapılan ödemeler nedeniyle davacının malvarlığında azalma olduğundan bahsedilemeyeceği, dolayısıyla davacının iade alacaklısı durumunda olmadığı kanaatine varılmış (aynı mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2022/3189 E., 2023/2098 K. Sayılı ilamı aynı yöndedir) açıklanan nedenlerle davacının davasının aktif husumet nedeniyle reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin her ne kadar "satış sözleşmesinin tarafı davacı taraf ise de icra takibi ile iadesi istenen bedelin dava dışı şirkete ait kredi kartından ödenmiş olması sebebiyle davacının iade alacaklısı olamayacağını, sebepsiz zenginleşme hususunun dava dışı şirket aleyhine gerçekleştiğini ve dolayısıyla davacının iade alacaklısı olamayacağını" gerekçe olarak göstermişse de bu değerlendirme hukuken hatalı olduğunu, dava konusu ürünlerin dava dışı şirketin ihtiyaçları için alınmış olmasının sözleşmenin tarafının kim ve sözleşmeden dolayı dava açma hakkının kime ait olduğu açısından önemli olmadığını, huzurdaki davanın sebepsiz zenginleşmeye dayanılarak değil, sözleşmeye aykırılık nedeniyle ikame edildiğini, davacının davalı ile ikame edilmiş olan sözleşmeye dayanarak telefonların teslim edilmemiş olması sebebiyle sözleşme bedelinin iadesini talep ettiğini, mesafeli satış sözleşmesinde dava açma hakkının, sözleşmenin tarafına ait olduğunu, bu durumda, sözleşmenin tarafı olan alıcının, satıcıya karşı dava açma hakkı olduğunu, sözleşmenin tarafı olan davacının da huzurdaki davayı ikame ettiğini, davalı tarafın icra takibine konu edilen telefonları teslim ettiğini iddia etmemekte ya da telefonların davacıya teslim edildiğine dair bir belge sunmadığını, davacının telefonları sipariş ettiği, ödemesini yaptığı ve telefonların davacıya teslim edilmemiş olduğunu, bu durumda başkaca araştırma yapılmasına gerek bulunmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile istinaf başvurusuna konu bu kararın verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hukuka aykırı bu kararın kaldırılarak haklı davamızın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava; davacının davalı satıcıdan çalışmış olduğu dava dışı şirkette kullanmak üzere satınaldığı 2 adet cep telefonunun teslim edilmemiş olması nedeniyle davalıya ödenen bedelin iadesi istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. Davanın ilk olarak açıldığı İstanbul 3. Tüketici Mahkemesince; davacının satım sözleşmesini kişisel ihtiyacı için yapmadığı, kanunun aradığı anlamda tüketici sayılmayacağı ve işlemin tüketici işlemi sayılamayacağı gerekçesi ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kararın istinaf edilmeden kesinleşmesi üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesince ise ödemenin dava dışı şirkete ait kredi kartından yapıldığı, sözleşmenin davacı ile kurulsa da telefonların dava dışı şirketin kullanımı için satın alındIğının dava dilekçesinde beyan edildiği, sebepsiz zenginleşmenin dava dışı şirket aleyhine oluştuğu gerekçeleri ile davacının aktif husumeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece davalının davacı aleyhine sebepsiz zenginleşmediğinden bahisle aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de; sebepsiz zenginleşme ikincil (talî) nitelikte olup mal varlığındaki azalmanın başka aslî nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. Başka bir anlatımla aynı olayda; aynî haktan (istihkak davası), zilyetlikten, sözleşmeden, sözleşme benzeri hukukî ilişkiden veya haksız fiilden kaynaklanan bir talebin ileri sürülmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanı bulamayacaktır. Taraflar arasında sözleşme ilişkisi mevcutken uyuşmazlığın; sebepsiz zenginleşme kurallarına göre değil, sözleşme hukuku çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. ( Emsal Yargıtay HGK'nın 1966/T-1728 E. - 6 K., 2007/18-330 E. - 2007/350 K., 2010/13-93 E, 2010/88 K., 2020/3-338 E. 2022/1194 K. sayılı ilamları) Somut olayda ilk derece mahkemesince dava sebepsiz zenginleşme olarak nitelenip aktif husumet yönünden reddedilmiş ise de; dava satım sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Satım sözleşmesinin de davacı ile yapılmış olmasına göre davacının eldeki davada aktif husumetinin bulunduğu, uyuşmazlığın taraflar arasındaki satım sözleşmesi hükümlerince çözüme bağlanması gerekirken, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak aktif husumet bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir. 6100 sayılı HMK 2. Maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu düzenlemeye göre malvarlığı hakları ile şahıs varlığı haklarına ilişkin davalarda genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri olup özel görevli mahkemelerin görevleri özel düzenlemeler ile belirlenmektedir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, 5.maddesinde Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olması durumunda ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı İçerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. 6502 sayılı yasanın 73. Maddesinde; ''Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.'' düzenlemesine yer verilmiştir.6502 sayılı yasanın 83/2 Maddesi "taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanasını engellemez." düzenlemesini içermektedir. Somut olaya gelindiğinde taraflar arasında uyuşmazlığa dayanak " Mesafeli satım sözleşmesi" nin kurulduğu, davacının satım konusu ürünleri kişisel kullanımı için değil çalıştığı şirketin işlerinde kullanmak üzere işi ve mesleği için satın aldığı, sözleşmenin davacı ile davalı arasında kurulduğu ancak davacını 6502 sayılı yasanın 3. Maddesinde düzenlenen tüketici sıfatını taşımadığı gibi işlemin tüketici işlemi de olmadığı bu haliyle davayı görmeye tüketici mahkemelerinin görevli olmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme satım sözleşmesi olup TTK da düzenlenen hususlardan olmadığı gibi TTK da düzenlenen diğer mutlak ticari davalardan da olmadığı, davacının tacir olmadığı ve sözleşmenin her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlıkta olmadığı anlaşılmakla dava nispi ticari davada olmadığı, yine az yukarıda 3. Grup olarak belirlenen ticari davalardan da olmadığı anlaşılmakla davanın Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanında olmadığı da anlaşılmakla 6100 sayılı HMK 2. Maddesi gereği davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun HMK'nın 114/1-c bendinde mahkemenin görevli olması ve HMK'nın 115/2. Maddesinde de, mahkemece giderilmesi mümkün olmayan bir dava şartı noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir. HMK'nın 115/1. Maddesine göre ise, mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Buna göre HMK'nın 355. Maddesi uyarınca yapılan istinaf incelemesi sonunda, istinaf başvurusunun kabulü ile görevsiz mahkemece verilen kararının kaldırılmasına ve dairemizce görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının, HMK.'nun 353(1)a-3 uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA,1- Kararı veren mahkemenin görevsiz olması nedeniyle HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2- HMK'nın 20. Maddesi uyarınca, taraflardan birinin, görevsizlik kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf incelemesine konu kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile İHTARINA, 3-HMK.'nun 331/2 maddesi uyarınca harç ve istinaf aşaması dahil yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama harç ve giderlerinin davanın açıldığı mahkemece karara bağlanmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca istinaf incelemesine konu kararı veren İlk Derece Mahkemesince taraflara resen tebliğine, 5-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istem halinde kendisine iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361(1)g. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 10/04/2025

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2025/437, K. 2025/464, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-43-hukuk-dairesi-2025-437-e-2025-464-k-3203693cdb7a