Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/378 E. 2026/1341 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/378
- Karar No
- 2026/1341
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/378 - 2026/1341 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/378 KARAR NO : 2026/1341
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17.07.2024 NUMARASI : 2021/478 Esas 2024/621 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1 - VEKİLİ : Av.
: 2 - VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 10.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 10.09.2026
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.12.2019 tarihinde ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza nedeniyle davalılardan ... hakkında Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesi 2020/1117 E. sayılı dosyası üzerinden kamu davası açılmış olup dosya derdest olduğunu, davacının dava konusu trafik kazasında kusuru bulunmadığını, kaza sonrası davacının birçok yerinde kırıklar tespit edildiğini, tedavisine başlandığını, istirahat süreci boyunca bakıma muhtaç hale geldiğini, psikolojik olarak ciddi anlamda etkilendiğini, davacının zararlarının tazmini amacıyla 09.07.2021 tarihli dilekçe ile davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, ancak bu başvurunun sonuçsuz kaldığını, zorunlu arabuluculuğa başvuru yapıldığını ancak müzakerelerde bir anlaşmaya ulaşılamadığını belirtilerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 150,00-TL tedavi masrafı, bakıcı gideri, yol masrafı, 50,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50,00-TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, olmak üzere toplam 250,00-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının trafik kazası nedeniyle duyduğu acı, elem, ızdırap için 10.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faizi ile davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.05.2024 tarihli dilekçesi ile geçici işgöremezlik tazminatını 1.414,64-TL olacak şekilde artırmıştır. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, başvuru şartını yerine getirilmediğini, maluliyet oranının kesin ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğini, tazminat tutarının TRH-2010 tablosu esas alınarak %1,8 teknik faiz uygulanarak hesaplanması gerektiğini, davacının taleplerine konu geçici iş görmezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve SGK üzeri tedavi giderine ilişkin talepler trafik poliçesi teminatı dışında olduğunu, uyuşmazlığa konu kazada başvuranın müterafik kusuru bulunması nedeniyle tazminattan indirim yapılmasını, soruşturma ve kovuşturma dosyasının celp edilerek uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespitini talep ettiklerini belirtilerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava açmadan önce davalı yönünden arabuluculuk başvurusu yapılmadığını, davacının kazadan kaynaklı her hangi bir yaralanmasının mevcut olmadığını, dava konusu kaza ile davacının iddia ettiği zararları arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; mahkemenin davaya bakmaya yetkili ve görevli olduğu, davalının başvuru dava şartına ilişkin eksik olduğu iddia edilen evrak yargılama aşamasında tamamlanabileceği, dava belirsiz alacak davası olarak açılacağından davalı itirazının yerinde olmadığı, kusur bilirkişisinin 05.04.2022 tarihli raporunda ... plakalı araç sürücüsü ...'ın % 100 oranında tam kusurlu, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'nın ise kaza öncesinde emniyet kemeri kullanımına ilişkin durumun kaza tespit raporuna göre belirsiz olarak işaretlendiği görülmekle beraber ancak sürücünün emniyet kemeri kullanmadığına dair dosya muhtevasında herhangi bir bilgi ve belge olmadığından müterafik kusura ilişkin durumun takdirinin mahkemeye ait olduğunun ve kazanın meydana gelmesinde başkaca etkenin bulunmadığının bildirildiği, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 07.03.2022 tarihli raporda davacının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla bedensel engel oranın % 8 olduğu, sürekli olduğu ve sekel halini aldığını, kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 1 (bir) ay olduğunu, tıbbi iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, Ankara Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden alınan 08.09.2022 tarihli raporda davacı sürücü ...’nın emniyet kemeri takıp takmadığıyla ilgili somut herhangi bir tespit bulunmadığının anlaşıldığını, davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve değerlendirilmesinin takdiri mahkemeye bırakıldığını, müterafik kusur dikkate alınmadan sürücülerin, kazanın oluşumundaki kusur durumu gözetilerek irdelenen olayda ...plaka sayılı otomobil sürücüsü ...’ın % 100 oranında kusurlu, ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...’nın kusursuz olduğunun bildirildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu’nun 13.12.2023 tarihli raporunda davacının 10.12.2019 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde kişinin tüm vücut engellilik oranının % 0 olduğunu, iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 3 haftaya kadar uzayabileceği bildirildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Üst Kurulu’nun 14.09.2023 tarihli raporunda davacı ...’nın 10.12.2019 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında engelliliğine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan kişinin tüm vücut engellilik oranının % 0 olduğunu, iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 3 haftaya kadar uzayabileceğini, bir başkasının sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı bildirildiği, aktüer bilirkişiden alınan 28.04.2024 tarihli raporda davacı lehine 1.414,64-TL geçici iş göremezlik tazminatı hesaplandığını, adli tıp raporuyla davacının engel oranı sıfır olarak belirlendiği için davacının sürekli maluliyetine ilişkin maddi zararının bulunmayacağı değerlendirilerek sürekli malüliyet zararı hesaplaması yapılmadığı, davalı ... tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalanan ...plakalı aracın hususi otomobil olduğunun tespit edildiği, sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri ile tedavi masrafı ve yol masrafı talepleri yönünden davacının sürekli malüliyet tazminatı alacağının bulunmadığı tespit edildiğinden ve davacı vekilince tedavi masrafı ve yol masrafı taleplerine ilişkin davadan feragat edildiği, davacının meydana gelen yaralanması ve niteliği, sürekli maluliyetinin bulunmaması ile TBK'nın 56. maddesi dikkate alındığında manevi tazminatın şartları oluşmadığı belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile 1.414,64-TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı sigorta yönünden 05.01.2021 temerrüt tarihinden, diğer davalı ... yönünden 10.12.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; manevi tazminat talebi hakkında verilen karar fazlaya ilişkin talebin reddine ilişkin kısım içerisinde değerlendirilmiş ise de manevi tazminat alacağı tek başına asli bir talep olduğundan manevi tazminatın kabulü veya reddi ile ilgili değerlendirmenin açık ve net olarak belirtilmesi gerektiğini, manevi tazminatın kabul veya reddi hususunda ek karar verilmesi talep edilmiş ise de bu talebin de 10.09.2024 tarihli ek karar ile reddedildiğini, davaya konu kaza sonrası davacının hastaneye kaldırıldığını, yapılan tetkikler sonucu birçok yerinde kırıklar tespit edildiğini, boyun kırığı ve incinmesi yaşayan davacının üç ay süreyle koruyucu sünger takılarak tedaviye başlanıldığını, toplamda kırk dört gün istirahat raporu verilen davacının bu süreçte bakıma muhtaç hale geldiğini, duyduğu fiziksel ve duygusal acı, elem ve ızdırap sonucu geceleri uyumakta zorlandığını, manevi tazminat talebinde kalıcı iş göremezliğin meydana gelmesinin aranmadığını, kişinin yaralanması/vücut bütünlüğüne karşı ihlalin gerçekleşmiş olmasının yeterli olduğunu, ATK raporlarına göre davacının geçici iş göremezlik süresinin 3 hafta olduğunun tespit edildiğini, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının istinaf başvurusunun yerinde olmadığını, yapılan yargılama neticesinde geçici iş görmezlik tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu kaza sebebi ile davacının malüliyet oranının % 0 olduğunun tespit edildiğini, Ankara 65. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/298 E. - 2021/259 K. Sayılı dosyasında dava konusu kaza sebebi ile herhangi bir yaralanması olmadığından cezalandırılmasına yer olmadığına karar verildiği, davacının varsa şikayetlerinin kazadan bağımsız olarak önceden mevcut bulgular olduğu zira davacının şikayetleri ile dava konusu trafik kazası arasında illiyet bağı kurulamadığını, davacının mevcut durumunun kaza öncesi ve/veya aradan geçen zaman zarfında yaşa bağlı olarak ortaya çıktığını, davacının talep ettiği geçici iş görmezlik tazminatının reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davanın trafik kazası nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğradığını ileri süren davacının sürücü ve işletenin hukuki sorumluluğu ile zorunlu mali mesuliyet sigorta ( ZMMS ) poliçesi kapsamında sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi giderleri ile manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davacının geçici iş görmezlik zararına ilişkin maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin diğer taleplerin reddine karar verilmiştir. 1. Dava konusu olaya ilişkin Ankara 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/298 Esas sayılı dava dosyası kapsamında yapılan yargılamada her ne kadar sanık davalı sürücü ...'ın ...'ya yönelik eylemi sebebiyle de cezalandırılması talep edilmiş ise de ...'nın bir yaralanmasının tespit edilememiş olması ve yaralandığın dair bir beyanının da bulunmuyor olması sebepleriyle cezalandırılmasına yer olmadığına karar verildiği, istinaf başvurusu üzerine ilk derece mahkemesinin katılan ...'nın olayda yaralanmadığı gerekçesi ile verdiği cezalandırılmasına yer olmadığına dair kararın aynı Yasanın 272/1.maddesi anlamında hüküm niteliğinde olmadığı dolayısıyla istinaf yasa yoluna başvurulmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmakla dosyanın incelenmeksizin ilk derece mahkemesine iadesine karar verildiği, bu kararın karar tarihi olan 10.11.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Söz konusu karar 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinde sayılan hükümlerden değildir. Bu durumda davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir. Hukuk hakimi, ceza kararları karşısında kusurun varlığı ve derecesi, zarar miktarının tayini yönünden bağımsızdır. Maddi olgunun belirlenmesi yönünden ise cezalandırılmasına yer olmadığına kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından, hukuk hakimini bağlamayacağının kabulü gerekir. Bu nedenle, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Geçici iş göremezlik tazminatı, trafik kazası sebebiyle meydana gelen yaralanmalar neticesinde kişinin iyileşme süresince çalışamayacak durumda olması halinde talep edilebilen bir tazminat türüdür. Bu kapsamda, mahkemece hükme esas alınan ve davacının maluliyetine esas teşkil eden ve dosyadaki mevcut maluliyet raporları arasındaki çelişkiyi gideren Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından hazırlanan 14.09.2023 tarihli rapor ile belirlenen olay tarihinden itibaren 3 hafta geçici iş göremezlik süresi üzerinden 28.04.2023 tarihli aktüerya hesap bilirkişi raporu ile davacının bu dönemde % 100 oranında malül bulunduğu dikkate alınarak yapılan hesaplama doğrultusunda belirlenen geçici iş görmezlik tazminatın hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Açıklanan bu hukuki ve maddi vakıalar ile toplanan tüm deliller karşısında; hükme esas alınan maluliyet ve aktüerya hesap raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacının sekel mahiyetinde bir arızası tespit edilmediğinden 10.12.2019 tarihindeki trafik kazasına bağlı maluliyet oranının % 0 olduğunun tespit edilmiş olmasına, davacının mevcut yaralanması nedeniyle yalnızca geçici iş görmezlik zararı bulunmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, aşağıda belirtilen hususlar dışındaki sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 4. 6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerekir. TBK'nın 56/1 kapsamında, manevi tazminat talebi açısından, bedensel zararın kanıtlanması yeterli olup, ayrıca sürekli maluliyetinin meydana gelmiş olması aranmamaktadır. Kaza neticesinde maluliyetin meydana gelip gelmediği, maluliyet oranı takdir edilecek manevi tazminatın miktarında nazara alınır. Kaza neticesinde davacının, sürekli engeli oluşmamış ise de mevcut tedavi evrakları çerçevesinde, kazaya bağlı yaralanması halinde bu hususu esas alınarak manevi tazminat miktarı takdir edilebilir. Bu itibarla, somut olayda hükme esas alınan maluliyet raporu muvacehesinde, meydana gelen kaza nedeniyle davacın C4-5 ve C5-6 düzeylerinde dejeneratif diskopatiler, subaraknoid mesafede daralma ve minimal kord basısı oluşacak ve bu nedenle olay tarihinden itibaren üç hafta süre ile geçici iş göremezlik oluşacak şekilde yaralandığı sabit olup, davacının mevcut bu yaralanmasına karşılık bir huzur duygusunun oluşabilmesi için kazanın meydana geliş şekli, tespit edilen kusur durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacı üzerinde etkisi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki paranın alım gücü ile yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde uygun bir manevi tazminat takdir edilmesi gerekir. O halde, davacının maruz kaldığı acı ile hakkaniyet ilkesi gözetilerek, manevi zararın karşılığı olarak takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 10.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sürücü ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi, gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. 5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde, mahkeme kararlarının tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve Hukuki sebepleri, hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini, hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını, gerekçeli kararın yazıldığı tarihi içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2007/14-778 E, 2007/611 K, 01.04.2008 gün ve 2007/38353 E. - 2008/7142 K.). Davacı vekili dava dilekçesinde, maddi ve manevi tazminat talebinide bulunmuş ise de mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile 1.414,64-TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı sigorta yönünden 05.01.2021 temerrüt tarihinden, diğer davalı ... yönünden 10.12.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, HMK'nın 297/2. maddesine uygun şekilde hükmün sonuç kısmında davacıların talepleri ayrı ayrı değerlendirilerek tazminatların ayrı ayrı sıra numarası verilerek denetime uygun ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde her bir talep yönünden hüküm kurulması gerektiği halde, denetime imkan tanımayacak ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde red edilen talepler yönünden yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş ise de bu husus dosyanın geldiği safahat, usul ekonomisi ve istinaf incelmesi neticesinde yeniden karar verilecek olması nedeni ile kaldırma nedeni yapılmamıştır. Bu durumda, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.b2.maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; I-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, II-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; 1-a) Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 1.414,64-TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı sigorta yönünden 05.01.2021 temerrüt tarihinden, diğer davalı ... yönünden 10.12.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat istemi yönünden fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, b) Maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 175,05 TL ile ıslah harcı olan 23,31 TL'nin düşümü ile kalan 229,24 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, c) 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul oranına göre 1.148,40 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen, bakiye kısmın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, d) Davacılar tarafından yatırılan toplam 198,36 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, e) Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Karar Tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.13/1 uyarınca 1.414,64 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, f) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/3. maddesi gereğince gereğince davalı lehine hükmedilecek olan maddi tazminat vekalet ücreti davacı vekiline hükmedilen vekalet ücretini geçemeyeceğinden reddolunan miktar bakımından davalı ... AŞ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Karar Tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/3. maddeleri gereğince hesap ve takdir olunan 200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı... AŞ'ye verilmesine, g) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/3. maddesi gereğince gereğince davalı lehine hükmedilecek olan maddi tazminat vekalet ücreti davacı vekiline hükmedilen vekalet ücretini geçemeyeceğinden reddolunan miktar bakımından davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Karar Tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/3. maddeleri gereğince hesap ve takdir olunan 200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, h) Davacı tarafından yapılan ve UYAP sisteminde kayıtlı toplam 4.439,20-TL yargılama giderinin (Hastane masrafı dahil) kabul oranına göre hesaplanan 3.862,10-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 2-a) Davacının manevi tazminat davasının KABULÜ ile 10.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 10.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine b) Manevi tazminat davası yönünden alınması gereken gereken 683,10-TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, c) Manevi tazminat yönünden davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m. 10 uyarınca hesaplanan ve takdir olanan 10.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırına iadesine,
III - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 310,00-TL yargılama gideri ile 1.169,40-TL istinaf başvuru harcı olmak üzere toplam 1.479,40-TL'nin davalı ...'dan tahsil edilerek davacıya verilmesine, 3-Davalı ...'dan istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 855,20-TL harçtan peşin alınan toplam 427,60-TL'nin mahsubu ile geriye kalan 427,60-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 10.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.