Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/285 E. 2025/384 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/285
Karar No
2025/384
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/285

KARAR NO: 2025/384

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/11/2024

ESAS NO: 2024/71

KARAR NO: 2024/1023

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/02/2025

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:27/02/2025

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/11/2024 tarih ve 2024/71 Esas 2024/1023 Karar sayılı ilamına karşı ,davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı şirket tarafından davalılar aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak takip dayanağı senet konusu borcun tamamımın ödenmesine karşın haksız şekilde takip yapılmış olup, söz konusu senede ilişkin ödenen tutarların yeniden davacıya yüklenmesi sonucu işbu dava ile davacının yapmış olduğu ödemelerin ve takibe konu borcu olmadığının tespiti gerekmekte olduğunu, davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişki mevcut olup, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi kurulmuş olduğunu, Davalı şirketin söz konusu ticari ilişkiden kaynaklı olarak 200.000,00 TL bedelli senedi davacıya verdiğini, Takip dayanağı senet bedelinin tamamı davacı tarafından alacaklıya ödenmiş olduğunu, 13.02.2023 tarihinde 50.000,00 TL, 50.000,00 TL, 50.000,00 TL, 50.000,00 TL ve 50.000,00 TL alacaklıya ödeme yapılmış olup, dekontlar ekte sunulduğunu, ayrıca sunulmuş olan muavin defterinden de anlaşılacağı üzere davacının takip konusu senedi ilişkin hiçbir borcu olmadığı gibi 6.653.140,62 TL alacağı bulunmakta olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2015/1733 E. 2015/13470 K. Sayılı ilamının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, tarafların ticari defter ve kayıtlarının kontrol edilmesi durumunda takibe konu senet bedelinin ödendiği gibi davalı tarafın davacıya borçlu olduğu ve davalı tarafından hukuka aykırı ve mesnetsiz bir şekilde takibe geçilmiş olduğu görülecek olduğunu, davacı tarafından senet bedelinin tamamını ödemesine rağmen davalı tarafça başlatılan icra takibi ile mükerrer tahsilat yapılmaya çalışılmakta olduğunu, davacıların davalıya maddi anlamda herhangi bir borcu kalmamakla birlikte takibin dayanağının da ifa edilmiş olduğunu, ayrıca davalının kötü niyetli olarak bu takibi yapmasından ötürü İİK. md.170 gereğince; aleyhine, alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ettiklerini, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını, açıklandığı üzere borcun tamamını kapatmış bulunması haklı gerekçeleri olması ve somut durumdan da anlaşılacağı üzere borcun olmadığını gösteren açık deliller ve hukuki sebeplerin yanında; senet bedelinin tamamının ödenmiş olması dolayısıyla; davacıların daha fazla mağdur olmaması ve ileride telafisi mümkün olmayacak zararların meydana gelmemesi için öncelikle ve evrak üzerinde yapılacak inceleme ile teminatsız olarak takibin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini mahkeme aksi kanaatte ise gösterilecek teminat mukabilinde takibin dava sonuna kadar durdurulmasına, devamında ise haklı davamızın kabulünü talep ettiklerini belirterek, hukuka ve kanuna aykırı, kötü niyetli olarak yapılan icra takip dosyasındaki alacağa ilişkin olarak öncelikle ve ivedilikle dosya üzerinden teminatsız olarak durdurulmasına, mahkeme aksi kanaatte ise gösterilecek teminat mukabilinde takibin dava sonuna kadar durdurulmasına, sonrasında yapılacak yargılama neticesinde menfi tespit davasının kabulü ile takibin iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.

DAVALI VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE:

Dava dilekçesinde belirtilen hususların somut gerçeklikten uzak ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde takibe konu senede ilişkin ödemenin yapılmadığı izahtan vareste olduğunu, nitekim davacı tarafın sunmuş olduğu dekontlar "cari hesap ödemesi" açıklamasıyla ödenmiş olup aksi kabulle takip konusu senede ilişkin ödeme olduğunun kabulü mümkün olmadığını, somut olayda davacı tarafça "açıkça senede atıf yapılmayan", "cari hesap ödemesi" açıklamasını havi ve muavin defterde de senetlere ilişkin yapıldığına dair tek bir ibare içermeyen belgelerle borçlu olunmadığının tespiti talep edilmekte olduğunu ancak yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince de takibe konu senede atıf yapmayan ödemelerin senet borcundan mahsup edilmesi açıkça kıymetli evrak niteliğindeki senetlerde soyutluk ilkesini ihlal edeceği sabit olduğunu, bu nedenle davacı tarafın iddialarının kabulü de mümkün olmadığını, “Borçlu tarafından alacaklının hesabına yatırılan paranın açıkça takip konusu senet için olduğuna dair bir açıklama -dekonta bu senede yapılmış bir atıfbulunmaması halinde, yaıtırlan paranın senet bedelinden mahsup edilemeyeceğini”(12. HD. 7.6.1995 T. 8415/8437) denildiğini, davacı taraf borcun ifa edildiğini öne sürmekteyse de ifa, bir alacağın ödeme yoluyla sona ermesi hali olduğunu ancak davacı tarafın sunmuş olduğu belgeler incelendiğinde açıkça senede atıf yapılmadığı ve takip konusu senede ilişkin ödemeye dair "yazılı delil" ibraz edilmediği sabit olduğunu, HMK ilgili hükmü gereğince "senede karşı senetle ispat" külfeti altında bulunan davacının cari hesap ilişkisine ilişkin yapmış olduğu ödemelerin senet borcuna istinaden olduğu iddiası hukukilikten uzak olduğunu, özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16/04/2019 tarihli ve 2017/12-338 E., 2019/465 K. Sayılı ilamı ile 22/06/2021 tarihli ve 2017/12-357 E., 2021/824 K. Sayılı ilamlarında benimsendiği üzere ödeme belgesinde açıkça senedin vade, tanzim tarihi ve miktarına açık bir şekilde atıf yapılması gerekmekte olduğunu, yine davacı tarafın davalı firma ile olan borç ilişkisini inkar etmediğini, senetteki imzaya da herhangi bir itirazı bulunmamakta olduğunu, bu bağlamda senede ilişkin borç ilişkisini ikrar ettiği anlaşılan davacı borçlunun yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince imzayı kabul eden davacı borçlunun ödeme yaptığını yazılı delille ispatlaması gerekmekte olduğunu, takibe konu bono, lehtara kayıtsız şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içermekte olduğunu ancak davacı tarafın borcu itfa ettiğine dair somut herhangi bir delil ibraz etmemiş olduğunu, bu haliyle borçlu, borcun varlığını kabul etmekle birlikte borcun itfa edildiğini ileri sürüyorsa bu iddiasını ispat etmesi gerektiğini, davacı taraf senet bedelinin vadesinden önce banka aracılığıyla yapılan ödemeler gereğince ödendiğini iddia etmekteyse de ödeme belgesi açıklamaları dikkate alındığında yapılan ödemeler açıkça cari hesap ilişkisine atıf içermekte olduğunu, davacı tarafın iddiasının aksine TBK 102. Maddesi gereği ödeme belgesinde kanunen geçerli açıklama yapılmamış olması veya makbuzda bir açıklık bulunmaması halinde ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılabilecek olduğunu, bu durumun aksine "cari hesap ödemesi" olduğuna dair açıklama içeren ödeme dekontlarının takip konusu borçtan mahsubu mümkün olmadığını, davacı taraf ise senede ilişkin ödeme yaptığını ispatlayamadığını, davacı taraf mezkur ödemeleri cari hesap ilişkisinden kaynaklı ve davalı firmaya olan faturadan kaynaklı borçlarına ilişkin ödemiş olduğunu, keza bu hususun ödeme belgelerinde de açıkça belirtilmiş olduğunu, tek taraflı tutulan muavin defter ve ticari defterlerin delil olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığını, nitekim ticari defterlerin tek taraflı beyanlarla tutulması da dikkate alındığında salt davacı tarafın tutmuş olduğu defterlerdeki kayıtların sübuta yeterli olmayacağı sabit olduğunu, yine davalı firma tarafından ödeme belgelerinde belirtilen tarihlerden evvel tanzim edilmiş ve davacı tarafça itiraz edilmemiş faturalardan kaynaklı alacaklar bulunmakta olduğunu, özellikle dekont açıklamalarında da cari hesap ödemesi ibaresinin yer aldığı da dikkate alındığında ödemelerin takibe konu senetlere istinaden yapılmadığı sabit olduğunu, Kambiyo senedi vasfını haiz ve soyutluk ilkesinin kabul gördüğü somut olayda davacı taraf açıkça sebepten mücerret nitelikteki senetlere ilişkin açıkça atıf içermeyen ödeme belgelerinin dikkate alınmaması gerekmekte olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/19-821 K. 2019/58 ilamının dikkate alınması gerektiğini, yine davacı tarafça davalı firma ve davalı firmanın yetkilisi ve diğer firmalara yönelik borçları bulunmakta olduğunu, özellikle davalı firma yetkilisi ...'nin uhdesinde bulunan Türkiye Vakıflar ... Şubesi'ne ait, ... Tic. Ltd. Şti. olan, ...seri nolu, 05/01/2024 keşide tarihli, 3.000.000,00-TL bedelli Çeke ilişkin ödemeden men yasağı almak suretiyle haksız ve kötüniyetli olarak müvekkilin alacağına kavuşmasını engellemeye yönelik girişimlerde bulunulmuş olduğunu, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1097 Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılama neticesinde davacı borçlu tarafça çekin istirdatına ilişkin dava da açılmamış salt davalının alacağını almasını geciktirmek maksadıyla kötüniyetli girişimlerde bulunulmuş olduğunu, bu bağlamda davacı taraf temel hukuk ilkelerinden dürüstlük ve basiretli tacir gibi davranma yükümlülüklerine aykırı hareket etmekte olduğunu, Hukuk düzeni tarafından kötüniyetli girişimlerin de korunmayacağı sabit olup davacı taraf haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davalarla davalı firma ve diğer davalıları zarara uğratmak kastıyla hareket etmekte olduğunu, Türk Medeni Kanunu 2. Ve 3. Maddesinin dikkate alınması gerektiğini, yine davacı tarafın keşidecisi olduğu birden çok bono davalı tarafından bankaya takas işlemi için ibraz edilmiş, takibe konu olmayan bonolar ödemeler sebebiyle bankadan teslim alınmış ve tahsili gerçekleşen bonolara ilişkin herhangi bir işlem yapılmamış olduğunu, Takibe konu bononun borcu ise ödenmediğini, hal böyleyken davacı tarafın ödemelerin gerçekleştiği iddiasıyla borçlu bulunmadığının tespitini talep etmesi haksız ve hukukilikten uzak olduğunu belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddiyle davacı tarafın alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla %100'ü oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda "...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davacı tarafça davacıların Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası nedeni ile davalıya borçlu olup olmadığı belirtilerek menfi tespit davası açılmış ve yargılama sırasında takip nedeni ile ödeme yapıldığı belirtilerek davanın istirdat davasına dönüştüğü belirtilmiş ise de, delillerin toplanmasından sonra davacıların takibe konu senet nedeni ile davalıya borçlu olup olmadığının tespiti için tarafların defterlerinin incelenmesine karar verilmiş olup, davacı şirket tarafından defterleri sunulmakla bilirkişi tarafından ilgilinin defterleri üzerinde inceleme yapılarak davacı şirketin takip konusu senet nedeni ile defterinde davalıya borçlu görünmediğinin tespit edildiğinin belirtildiği görülmekle birlikte, kambiyo senetlerinin deftere kaydı zorunlu olmadığından davalının defterlerini sunmamasının sebepten mücerret olan takip sonucu senet nedeni ile davacıların borçsuzluğunu ispat edemeyeceği anlaşılmış, davacıların ödeme olarak dayandıkları dekontlarda açıkça senet nedeni ile ödeme yapıldığına ilişkin bir bilgi olmadığı ve davalının da ödemelerin senet nedeni ile olduğu yönünde kabulü bulunmadığı görülmekle söz konusu ödemelerin senet nedeni ile olduğunun Mahkememizce de kabulü mümkün olmamış ve bu nedenle davacı tarafın davasını yazılı deliller ile ispat edemediği anlaşılarak delilleri arasında yemin delilinin olması nedeni ile davacı vekiline duruşmada yemin delili hatırlatılmasına rağmen yemine başvurulmadığı ve böylece davacı tarafça davanın ispat edilmediği görülmüş ve böylece, Davanın REDDİNE, Davalı tarafça tedbir talebi gereği alınan teminatın davacıya iadesine muvafakat edilmiş olması nedeniyle davalı tarafın tazminat talebinin İİK madde 72/4 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve hüküm kurulmuştur. 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı tarafça tedbir talebi gereği alınan teminatın davacıya iadesine muvafakat edilmiş olması nedeniyle davalı tarafın tazminat talebinin İİK madde 72/4 gereğince reddine..." dair karar verilmiştir.

İş bu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunmadığını, cari hesap sözleşmesi yapıldığını, ilk derece mahkemesi tarafından senedin sebebinden mücerret olması nedeniyle defter işlenmesinin zorunlu olmadığını, dekontlarda açıkça senede atıf olmaması gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, yargılama sırasında her iki tarafın ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayandığını, talep edilmesine rağmen ticari defterlerin ibraz edilmemesinin defter sahibinin aleyhine sonuç doğurması ancak karşı tarafın münhasır delil olarak bunlara dayanmasına bağlı olduğunu, ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilen davalının ticari defter ve kayıtlar sunmaması aleyhine delil teşkil ettiğini, senedin bir ödeme aracı olduğunu, belirli bir alacak veya borç ilişkisinin varlığını gösteren bir belge olduğunu, davalı tarafça kötü niyetli olarak ticari defter ve kayıtlar sunulmadığını, ilk derece mahkemesince ödeme dekontlarında senede açık atıf bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddedildiğini, davaya konu senedin Kayseri 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/470 Esas 2024/662 Karar sayılı borca itiraz dosyası ile imza itirazlarının kabul edilmediğini, kambiyon senedinin zorunlu unsurları arasında düzenleyenin imzasının da bulunmadığını, davaya konu kambiyo senedindeki imzanın müvekkillene ait olmadığına karar verildiğinden takibe konu senedin kambiyo vasfına haiz olmadığını, tüm bu izahat neticesinde müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini ve icra baskısı altında ödemiş olduğu paranın istirdadını sağlamak amacıyla kararın düzeltilerek davanın kabulüne karar verildiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını, davanın kabulünü, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, mevcut delil durumuna göre davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmese de dava/ takip konusu senedin kambiyo senedi vasfında oluşu, kambiyo senetlerinin ise illetten mücerretliği ilkesi, davacının dayandığı dekontlar da ödemelerin açıkça söz konusu senet nedeni ile olduğunun belirtilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; tarafların somut uyuşmazlıkta delil olarak ticari defterlere de dayandığı, bundan dolayı taraf ticari defterlerinin de (senet bedelinin ödendiğine yönelik bir kaydın ticari defterlere girip girmediği yönünden) incelenmesi gerektiği, yargılama sırasında her ne kadar mahkemece davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmesi için kesin süre verildiği anlaşılmışsa da, mahkemece kesin süreye ilişkin olarak ön inceleme duruşmasında verilen ilgili ara kararın 6100 sayılı HMK'da belirlenen usule uygun olmadığı anlaşılmıştır. Şöyle ki; dava konusu olayda davacı taraf tacir vasfında olan davalı yanın ticari defterlerine de dayandığından mahkemece davalı tarafa ticari defter ve belgeleri ibraz etmemesi durumunda HMK 222/3 maddesi geregince davacı yanın usulüne uygun tutulan ticari defterlerindeki kayıtların davacı lehine delil olarak kabul edileceği, ticari defterlerin elinde bulunmadığını iddia etmesi halinde ise HMK 220/2 maddesi uyarınca böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edileceği, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkar eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edeceği ihtarına havi şekilde kesin süre verilerek ve yasal sonuçları da yukarıda belirtildiği şekilde hatırlatan ihtar/ ihtarlı davetiye tebliğ yapılması gerekirken usulüne uygun olmayan ihtar ve yazılı gerekçelerle hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Y.6HD. 17.04.2024 gün 2024 / 758 E. 2024 / 896, Y.11 HD.,19.09.2023, 2022 / 1560E. 2023 / 5107 K)

Bu sebeplerle 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre esastan bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;

2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN istinafa konu edilen 20/11/2024 tarih ve 2024/71E - 2024/1023K sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre esastan bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf eden davacı taraftan tahsil edilen istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,

5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

7-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 19/02/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/285, K. 2025/384, T. 19.02.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-285-e-2025-384-k-ec2999c29ed2