Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/27 E. 2026/989 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/27
- Karar No
- 2026/989
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/27 - 2026/989 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/27 KARAR NO : 2026/989
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21.10.2024 NUMARASI : 2022/748 Esas 2024/576 Karar
DAVACILAR : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 04.06.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 04.06.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03.07.2022 tarihinde davacı ...'a ait ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacının ağır yaralandığını, trafik kazası neticesinde davacıların uğramış olduğu maddi ve bedensel zararların giderilmesi amacıyla davalı sigorta şirketine başvuru gerçekleştirilmesine karşın davacı tam kusurlu olduğundan bahisle başvurunun yazılı olarak reddedildiğini belirterek, şimdilik belirsiz alacak olarak 500,00 TL maddi tazminatın, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, 14.11.2022 tarihli dilekçesinde özetle; davacı ... yönünden; 100.00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100.00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan tazminat, 50.00 TL tedavi gideri olmak üzere 250.00 TL maddi tazminat talep edildiği, davacı ... yönünden aracın pert olması nedeniyle ikinci el piyasa değerinin hurda değeri düşülmek suretiyle tazminini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı kazaya karışan aracın davalı şirkete, 17.04.2022 - 17.04.2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalı olduğunu, işbu poliçeden dolayı sigortalının kusuru oranında olmak üzere, bedeni zararlarda şahıs başına azami 500.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu olduklarını, sigortalı araç sürücüsünün somut kazada kusuru bulunmadığından, davanın reddi gerektiğini, şirkete iletilen belgelerin eksik olması sebebiyle tazminat hesaplaması yapılabilmesinin mümkün olamadığını, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluklarının poliçe limitiyle sınırlı olup, keza masraf ve vekâlet ücreti sorumluluklarının da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hükme esas alınan 26.04.2024 tarihli Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığından alınan rapor ve 23.07.2024 tarihli Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'na ait rapor ile davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın sürücüsünün, kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, davaya konu kazanın meydana gelmesinde davacı ...'un %100 oranında kusurlu olduğu, bu suretle davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince temin edilen kusur raporlarının hükme elverişli olmadığını, son ATK raporunun eksik incelenerek temin edilen bir rapor olduğunu, 23.07.2024 tarihli ATK raporunda eksik ve hatalı incelemeye dayalı olarak daha evvelinde dosyaya eklenen kusur raporları dayanak gösterilerek matbu bir rapor tanzim edildiğini, dosyanın gereği şekilde incelenmediğini, raporunun soruşturma aşamasında temin edilen kusur raporunda yer verilen beyanlara göre tanzim edildiğini, raporunda taraf ve tanık beyanlarının var olmadığı belirtilmiş ise de bu tespitin somut gerçeği yansıtmadığını, soruşturma dosyası kapsamında taraf ve tanık beyanları ile davacının kusurunun olmadığını gösterir deliller mevcut iken dosya içerisinde belirtilen kişilerin beyanlarının olmadığına ilişkin eksik ve hatalı bilgi ile kusur tespitinin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını, dosyaya eklenen ATK raporunda davalı sigortalı araç sürücüsünün duraklama yaptığı belirtilmesine karşın muhtemel bir kazanın meydana gelmemesi için sürücünün önlem alıp almadığı irdelenmediğini, akan ve duraklama yapılmasının yasak olduğu trafikte davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı araç sürücüsünün duraklama yaptığını, ATK raporunda duraklama yapan araç sürücüsünün gerekli önlemleri alıp almadığı irdelenmediğini, somut vakıa içerisinde araç sürücüsü duraklama yapmasına karşın kaza oluşumunu engellemeye dönük herhangi bir önlem almadığını, duraklama yapılamaması gereken yerde duraklama yahut duraklama yapıldığı hallerde gereken önlemlerin alınmaması açık bir şekilde asli kusur teşkil ettiğini, Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan ve davalı sigorta şirketinin sigortalısı tarafından davacıya açılan dava karara çıkarak kesinleştiğini, bu kesin kararda davalı sigortalı tarafından sigortalı araç sürücünün %25 kusurlu olduğu tespit edildiğini, bu tespit kesin delil niteliğinde olmasına karşın ilk derece mahkemesince ilgili kesin delil nazara alınmadığını, ilgili karar miktar itibariyle kesin nitelikle olmasının yanı sıra huzurda görülmekte olan davanın temelini oluşturan kazaya ilişkin olduğunu, aynı vakıaya ilişkin olarak bir mahkemede farklı diğer mahkemede farklı kararların verilmesi toplumda var olarak adalet inancının büyük ölçüde zarar görmesine sebebiyet vereceğini, olay mahallinde davacının kullandığı aracın hız sınırı 82 km olmasına karşın kaza tespit tutanağında hatalı şekilde 50 km olduğu belirtildiğini olay yerindeki hız sınırının tespiti amacıyla keşif talep edilmesine karşın ilk derece mahkemesince keşif yapılmadığını belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davanın maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası nedeniyle araç hasarı ve yaralanma nedeniyle zorunlu mali mesuliyet sigorta (ZMMS) poliçesi kapsamında sürekli, geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri ile hasar bedeli istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusurunun bulunmaması nedeniyle davacıların davasının reddine karar verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesine göre ise kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Trafik kazalarında irdelenmesi gereken husus ise trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların olaya etkileri ve dolayısıyla sürüş kusurlarıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Bu kapsamda davalıların sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde; dosyaya kazandırılan açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli, kaza tespit tutanağı ve soruşturma aşamasında düzenlenen kusur raporu ile uyumlu kusur bilirkişi raporu, Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporu ile olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde oluş şekline uygun düşecek biçimde ve dosyada mevcut kusur raporları arasındaki çelişkiyi de giderecek şekilde taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle kusur değerlendirilmesi yapılarak, davacının sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile ... Bulvarı üzerinde merkez istikametine seyir halinde iken olay yeri alt geçit girişine yaklaştığında, ön ilerisindeki kamyonu sağ şeridi kullanarak geçmek istediği sırada, sağ şeritte bulunan sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetin arka orta ve sağ kısmına aracının sol ön kısmıyla çarpması şeklinde gerekleşen kazanın, otomobil sürücüsünün seyri sırasında geldiği tünel girişi yaklaşımında, önündeki kamyonu sağından sollamak/geçmek isteyip kontrolsüz şekilde şerit değiştirerek, refüjde bulunan çöp parçasının trafiğe engel olmaması için kaldırmak amacıyla sağ şeritte bulunan kamyonete fren tedbirinde yetersiz kalarak arkadan çarpması neticesi meydana geldiği anlaşılmış olup, kamyonetin önlemsizce yol içinde durmakta olduğu ve azami hız sınırının 82 km olduğu iddiası görülmüş ise de olayın oluş şekli göz önüne alındığında, kamyonet sürücüsüne bu oluşta kusur atfı uygun görülmeyip mahaldeki azami hız sınırının 50 km veya 82 km olmasının da kusur durumunu değiştirmeyeceği değerlendirilerek, davacının; sevk ve idaresindeki otomobil ile üç şeritli yolda seyir halinde iken geldiği olay yerinde, önündeki kamyonu sağ şeridi kullanarak geçmek isteyip yola gereken dikkatini vermeyerek şerit değiştirme kurallarına uymayıp bu şeridin boş ve güvenli olduğunu kontrol etmeyip, kontrolsüzce şerit değiştirip sağ şeritte bulunan kamyonete tehlikeli şekilde yaklaştığında fren tedbirinde yetersiz kalarak arkadan çarptığının anlaşılmasına göre dikkatsizliği ve kurallara riayetsizliği ile %100 oranında asli ve tam, davalı sigortalı araç sürücüsü ...'ın ise kusursuz olduğunun tespitinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Açıklanan bu hukuki ve maddi vakıalar ile toplanan tüm deliller karşısında; hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde, kaza tespit tutanağı ve soruşturma aşamasında düzenlenen kusur raporu ile uyumlu biçimde taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle kusurun maddi olayın oluş şekline uygun olarak tespit edilmesine, davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı araç sürücüsünün davaya konu kazanın oluşumunda atfı kabil kusuru bulunmaması nedeniyle tazminat koşullarının oluşmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılardan alınması gereken 732,00 TL istinaf maktu karar harcından başvuru sırasında peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 04.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.