Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/3036 E. 2026/2016 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/3036
Karar No
2026/2016
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/3036 - 2026/2016 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/3036 KARAR NO : 2026/2016

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

Başkan : Üye : Üye : Katip :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ... NUMARASI : ... Esas, ... Karar

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av.... Av.... DAVANIN KONUSU : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

KARAR TARİHİ : 29/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/06/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde ve saat 19.30 sıralarında ... Mahallesi ... Sokakta ... İstasyonunun bulunduğu caddede yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, kolluk kuvvettlerince imza edilen tutanakta da belirtildiği üzere müvekkiline çarpıp kaçan aracın plakasının ve sürücüsünün tespit edilemediğini, müvekkilinin yol kenarında yayalar için ayrılan bölümde yürürken, aracın yayalar için ayrılan bölüme girerek, müvekkilinin sağ ayağı üzerinden geçtiğini, bu nedenle olayda plakası alınamayan/tespit edilemeyen aracın asli ve tam kusurlu olduğunu, olay sonrası olay yerinden kaçmasının, bir başka ifade ile müvekkilini hastaneye götürerek oluşacak zararı gidermeye yönelik herhangi bir davranışının olmamasının kusur yüklenecek bir tutum olduğunu, müvekkilinin olaydan sonra acılar içerisinde çevredeki insanlar tarafından evine doğru götürüldüğünü ancak ağrısının dinmemesi nedeniyle ailesi ile birlikte ... Devlet Hastanesi'ne gittiğini, ... Devlet Hastanesi'nin ise müvekkilini ... Üniversitesi hastanesine nakledildiğini, burada müvekkilinin ayağına cerrahi müdahalede bulunularak ameliyat edildiğini, müvekkilinin tedavi süreci boyunca sekiz (8) gün hastanede yattığını ve akabinde taburcu olduğunu, kazaya karışan aracın plakasının tespit edilemediğinden aracın 3. kişilere verdiği maddi hasar, bedeni hasar veya ölüm durumunda destekten yoksun kalma tazminatı olarak belli bir bedel ödemesinin davalı ...nın sorumluluğunda olduğunu, müvekkilinin somut olaydan dolayı, kalıcı olarak sakat kaldığını, sağlam ve sağlıklı bir yapıdayken engelli hale geldiğini, işbu maddi zararların karşılanması adına davalı ...na sorumluluk sınırları içerisinde başvurulduğunu ve davalının temerrüde düşürüldüğünü, zorunlu arabuluculuk kapsamında davalı ile yürütülen arabuluculuk görüşmeleri sonucunda anlaşmaya varılamadığından bahisle müvekkili ...'ın trafik kazası sonucunda bedensel zarara uğraması nedeni ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (HMK 107), geçici iş görmezlik için 50,00 TL, sürekli iş görmezlik için 50,00 TL, tedavi masrafları ve bakıcı giderleri için 50,00 TL olmak üzere toplam 150,00 TL maddi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tüm davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan davanın usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, davanın husumet, yetki, görev, zamanaşımı ve esas yönünden reddini talep ettiklerini, müvekkili kurumun merkezinin ...’ olduğunu, davanın, davalının yerleşim yerinde açılması gerekirken ...'de açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı vekilinin iddia ve taleplerinin hukuken kabul etmenin imkansız olduğunu ve esastan reddini talep ettiklerini, davacının, maluliyetinin kaza nedeniyle olduğuna ilişkin rapor sunulmadığı gibi, kaza olduğuna ilişkin herhangi bir belge de bulunmadığını, yine bir kaza var ise, hangi aracın kusurluğu olduğunun da belirlenemediğini, dava konusu ... tarihinde meydana gelen kaza ile ilgili olarak araştırma tutanaklarında, ... ...’a plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın çarpması sonucu yaralandığı beyanı dışında kazanın oluşumuna ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını, kolluk tutanakları incelendiğinde, iddia edilen kazanın meydana geldiği saatlerde incelenen kamera kayıtlarında kazanın oluşumuna ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığını, belirtilen marka ve modellerde herhangi bir aracın geçmediğine ilişkin tutanak tutulduğunu, yaklaşık 2 ay çeşitli tarihlerde tutulan tutanaklarda da, şüpheli araca ve şahsa ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığını, bu durumda yasal olarak müvekkili kurumun sorumlu olmasının mümkün olmadığını, bu durumda davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat edemediğini, müvekkili kurumun bakıcı gideri ve sair tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, ...nın hangi hallerde hangi giderden sorumlu olacağının kanunla belirlendiğini, davacının bu taleplerin dışında kalan Geçici Bakıcı gideri ve sair tedaviye bağlı ek giderlere ilişkin taleplerinden A.5/b maddesi gereği ...’nın sorumluluğu bulunmadığını, davacının talep etmiş olduğu tedavi giderine bağlı tazminat isteğinin muhatabının müvekkili kurum değil ancak Sosyal Güvenlik Kurumu olabileceğini, davacının tedavi gideri teminatı kapsamında olan geçici bakıcı gideri taleplerinin müvekkil kuruma değil SGK’ya yöneltilmesi gerektiğini, Genel Şartların A.2. maddesinin (d) bendinde tanımlanan zarar kavramı içerisinde geçici iş göremezlik tazminatının düzenlenmediğini, müvekkili kurum sorumluluğunda bulunduğu iddia edilen aracın kaza tarihinde mevcut zorunlu mali sorumluluk sigortasının olup olmadığı araştırılmadan aleyhe hüküm kurulmasının hatalı olacağını, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen aracın kaza tarihinde Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası olup, olmadığının araştırılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla aleyhe hüküm tesisi edilmesi halinde davacının maluliyeti ile ilgili tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle maluliyet oranının ve malül kaldığının tam teşekküllü hastane raporları ile belgelendirmesi gerektiğini, maluliyet oranı bakımından kurumun sorumluluğunun söz konusu kaza ile illiyet bağı kurulabilen maluliyet oranı ile sınırlı olduğunu, kusur oranı belirlenmeden müvekkilinnin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, sosyal güvenlik kurumunun ödemiş olduğu tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiğini, meydana gelen trafik kazası neticesinde karşı tarafa Sosyal Güvenlik Kuruluşları tarafından gelir bağlanmış veya ödeme yapılmış ise, bu miktar ilgili kuruluştan sorulmak suretiyle tespit edilmeli ve talep edilen tazminattan bu miktarın tenzil edilmesi gerektiğini, ...'nın temerrüde düşmediğini, bu nedenle muaccel bir alacak olmadığını, bir an için, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava sahibinin alacağına faiz yürütüleceği düşünülse bile faizin de ancak aleyhe açılan dava tarihinden itibaren yürütülmesi gerektiğini, müvekkili Kurumun, tacir niteliği taşımadığı gibi ticari işletme de olmadığından ancak yasal faizden sorumlu tutulabilieceğini, hesaplamalarda esas alınacak iskonto oranının%1,65 olarak esas alınması gerektiği açıkça belirtildiğini açıklayarak davacı vekilinin ...’na yapmış olduğu huzurdaki haksız, usul ve yasaya aykırı davanın usulden reddine, aksi takdirde haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikteki talebinin esastan reddine, yargılama masraf ve vekâlet ücretinin davacı yan üzerine yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. ISLAH: Davacılar vekili 150,00 TL olarak talep etmiş oldukları miktarı 151.990,48 TL'ye çıkararak ıslah etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ... TARİHLİ KARARI: Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesince alınan kusur raporu, Adli Tıp Kurumu .... İhtisas Kurulu'ndan alınan maluliyet raporu ve aktüer bilirkişiden alınan hesap raporu denetime açık, hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmekle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat toplamı olan 151.938,48-TL'nin dava tarihiden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakıcı gideri talebine ilişkin tazminatı talebi yönünden ise; kişinin sürekli veya geçici bakıma muhtaç olmadığı anlaşıldığından reddine karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davayı kabul anlamına gelmemekle karşı tarafın başvuru şartının gerçekleşmediğini, bu nedenle davanın öncelikle başvuru şartı yokluğu sebebiyle davanın reddinin gerekmekteyken kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının maluliyetinin kaza nedeniyle olduğuna ilişkin raporun sunulmadığını, davacının zararının ve zarar verenin kusurunu ispat edemediğini, dosyaya sunulan kusur ve maluliyet raporlarının eksik inceleme neticesinde düzenlenmiş olduğunu, raporların denetime elverişli olmadığını, müvekkili kurumun sorumluluğunda bulunduğu iddia edilen aracın kaza tarihinde mevcut zorunlu mali sorumluluk sigortasının olup olmadığının araştırılmadan aleyhlerine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ... tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren yeni genel şartlar gereği hesaplamada %1,65 iskonto oranının esas alınması gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası sonucunda oluşan cismani zarar nedeniyle kalıcı iş göremezlik, geçici iş göremezlik ile tedavi ve bakıcı giderinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekilinin usule uygun başvuru şartının sağlanmadığına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı ... vekili kaza tarihinden önce davacının usulüne uygun bir şekilde başvuruda bulunmadığını, temerrüte düşürülmediklerini, dava tarihinden faize hükmolunmasının hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, davacının davadan önce davalı ...na başvuru evraklarıyla birlikte usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı, dilekçe ve eklerinin davalıya ... tarihinde tebliğ edilmiş olduğuna dair tebebllüğ belgesinin de dosyaya sunulmuş olduğu, diğer yandan 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü gereği arabulucuya başvurduğu ve taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmesi neticesinde, düzenlenen ... tarihli arabulucuk son tutanaklarından tarafların anlaşamadıkları görülmüş ve her iki taraf vekilinin de iş bu görüşmede hazır bulunduğu ve arabuluculuk son tutanağı anlaşmamazlık belgeleri üzerinde imzalarının bulunduğu görülmüş, bu durumda artık davacının davalı sigorta şirketine tazminatın ödenmesi konusunda yazılı olarak bir başvurusunun bulunmadığından söz edilemeyecek olup her ne kadar temerrüt tarihinden faize hükmedilebilecek ise de mahkemece dava tarihinden faize hükmedilmiş olması davalı taraf lehine olduğundan davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;

2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir. Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda TCK'nun 89 ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır. Bu açıklamalara göre, kazanın ... tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı yasanın 89 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 8 yıllık zamanaşımı süresinin ... tarihinde dolacağı, davanın ise ... tarihinde zamanaşımı süresi dolmadan açılmış olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin kusur oranlarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Mahkemesince ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan ... tarihli ve ... sayılı raporda, tüm dosya kapsamı, dava ve cevap dilekçeleri, olay yeri basit krokisi, dosya mevcudundaki tanık beyanı dahil tüm beyanlar incelenmekle; sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsü, idaresindeki araç ile seyir halinde iken, yola gereken dikkat ve özeni göstermesi, kontrollü bir şekilde istikametine seyrini sürdürmesi gerekirken, bu hususlara riayet etmeyerek, kontrolsüzce seyri sırasında yolun sağında yürümekte olan yayanın ayağının üzerinden geçmesi sonucu meydana gelen olayda, bu sürücünün hatalı tutum ve davranışları olayın oluşu üzerinde % 100 oranında etken olduğu, yaya ..., yolun sağında mümkün olduğu kadar araçlardan uzak bir şekilde yürüyüş yapar iken gerisinden kontrolsüzce gelen aracın ayağının üzerinden geçmesi sonucu meydana gelen olayda, atfı kabil kusuru bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkemece ATK'dan aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi olay görgü tanıklarının ve davacının olay sonrasında kollukta verdikleri ifadeleriyle uyumlu olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin kusur oranına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin zararın ve kusurun ispat edilemediğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili her ne kadar kazanın olduğuna ilişkin dosyada belge bulunmadığı, illiyet bağının olmadığı, zarar ve kusurun ispat edilemediğini ileri sürmüş ise de; olay tarihinde davacının yürüyüşe çıkmış olup sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen bir aracın yol kenarında yürümekte olan davacıya doğru çarparak davacının ayağının üzerinden geçtiği ve çoklu kemik kırığına sebep olduğu belirtilmiş, davacının kollukta alınan beyanında gri renkli ford connect tarzı bir araç olduğunu ancak sürücüsünü ve plakasını alamadığını belirttiği, olay tanığı olan ...'un kollukta alınan ... tarihli beyanında kazanın sesini duyup pencereden baktığında davacının yerde yattığını gördüğünü, çarpan aracı görmediğini, ancak aracın vurma sesini duyduğunu, davacının yanına inip ona yardım ettiklerini, davacının evine gitmek istediğini beyan ettiğini, diğer olay tanığı ...'in kollukta alınan ... tarihli ifadesinde davacıya çarpıp kaçan aracın gri renkli ford copnnect tarzı bir araç olduğunu gördüğünü, davacının yerde yattığını, davacı ile ilgilenip aracın plakasını ve sürücüsünü görmediğini, davacının eve gitmek istediğini, davacıyı evine bırakan kişinin kendisi olduğunu beyan ettiği görülmüş, davacının babası ...'ın kolluk ifadesinde oğlu olan ...'ın olay günü yürüyüşe çıktığını, ayağının üzerinden araç geçtiğini belirterek tanımadığı iki şahsın oğlunu eve bıraktıklarını, evde ağrıları artan oğlunu ertesi sabah hastaneye götürdüklerini belirtmiş, davacının ... tarihli "trafik kazası" şikayetli hastane giriş ve yatış kayıtlarının dosyaya sunulmuş olduğu görülmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin ... Esas-Karar sayılı ... günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu .... İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, (ATK tarafından bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi olasılığının bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise yine bu dönemde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu), 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin ... E - ... K; ... E - ... K; ... E - ... K sayılı kararları) Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi ... olup mahkemesince hükme esas alınan ... tarihli ve ... sayılı İstanbul Adli Tıp Kurumu ....İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının son film- grafileri ile tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, davacının kalıcı maluliyetinin % 3 olduğu, 3 aya kadar iyileşme süresinin bulunduğu ve bu süre içinde başkasının bakımına muhtaç durumda olmadığı anlaşılmakla rapor yerinde görülmüş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.

Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Anayasa Mahkemesinin ...-... E.K sayılı... günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin ... gün ve .../... Esas ve .../... karar sayılı kararları, .../... Esas ve ... Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak davacının zararının belirlendiği, dosya kapsamından davacıya kaza nedeniyle SGK'dan rücuya tabi gelir bağlanmamış olduğu tespit edilmekle herhangi bir mahsup işlemi yapılmadığı anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmış, davalı vekilinin % 1,65 iskonto oranının uygulanması gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.378,92 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 2.594,73 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 7.784,19 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 29/06/2026

Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/3036, K. 2026/2016, T. 29.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-3036-e-2026-2016-k-4469b30076f4