Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2039 E. 2025/2039 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/2039
Karar No
2025/2039
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2039 - 2025/2394 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/2039 KARAR NO : 2025/2394 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/07/2025 NUMARASI : 2025/144 E. - 2025/305 K.

DAVANIN KONUSU : T/03603 sayılı Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/07/2025 tarih ve 2025/144 E. - 2025/305 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalının müvekkilinin "..." ibareli markasına karşı açtığı hükümsüzlük davasına karşı müvekkilinin de davalı vakfın 2014/54765 sayılı ve "..." ibareli markasına karşı markanın kullanılmaması nedeniyle iptali talebiyle dava açtığını, her iki davanın birleştirildiğini ve Ankara 1. FSHHM'nin 2019/280 E. sayılı dosyasında görülmeye devam edildiğini, markasını kullanmayan ve iptal edileceğini anlayan davalının bu kez 14.07.2021 tarihinde tanınmışlık başvurusu yaptığını, Türk Patent ve Marka Kurumunun böyle bir sicil oluşturma yetkisi bulunmadığı halde davalının tanınmışlık başvurusunun beş ay içinde kabul edildiğini, oysa "..." ibaresinin coğrafi yer adı olduğunu, bu nedenle herkesin kullanımına açık olması gerektiğini, Türk Patent ve Marka Kurumunun uzun yıllardan "..." ibareli marka başvurularını bu nedenle reddettiğini, bu ibarenin organize sanayi bölgesinde hiç bir katkısı olmayan ve sadece kendisine ait mülkleri kiraya veren davalıya üstelik tanınmışlık derecesinde verilemeyeceğini, davalının hem "alt yapı inşaat hizmetleri" alanında hem de "eğitim ve danışmanlık hizmetleri" alanında tanınmış olduğu yönündeki kararın çelişkili ve hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumunun böyle bir sicil tutma yetkisini kendi kendine verdiğini, "..." denildiğinde akla davalı vakfın gelmediğini ileri sürerek, eldeki davanın Ankara 1. FSHHM'nin 2019/280 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve T/03603 nolu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ortada YİDK kararı olmadığını ileri sürerek, davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı aslın son duruşmada "hakimin reddi" talebinin yargılamayı uzatmak amacıyla yapıldığı kanaatine varıldığı, Dairemizin 14/02/2025 tarih ve 2023/23 E.- 2025/333 K. sayılı kaldırma kararının kesin ve bağlayıcı olduğu, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, reddi hakim talebinin ve davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı istinaf başvuru dilekçesinde, üst mahkemenin "şu gerekçeyle davanın reddine karar ver" şeklinde talimat vermesinin hakimin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, bu durumun mahkemenin vicdani kanaatiyle karar vermesi ilkesini ortadan kaldırdığını, davanın BAM kararı sonrası aynı hakim tarafından yeniden reddedilmesinin yargılama sürecinin sağlıklı bir şekilde işlemediğini kanıtladığını, reddi hakim talebinin usul kurallarına aykırı şekilde kendi kendine inceleyerek reddetmesinin de usul ve kanuna aykırı olduğunu; oysa, uzun süredir davalı adın tanınmışlık kaydı bulunan markanın yarattığı hukuka aykırı engellerle mücadele ettiğini, özellikle markanın hükümsüzlüğü için ciddi hukuki girişimlerde bulunduğunu, talebin davayı uzatmak amacıyla yapılmadığını, ilk derece mahkemesi hakiminin peşin kanaat oluşturduğunu, mahkemenin davanın reddine karar verirken 40.000,00-TL gibi fahiş bir vekalet ücretine hükmettiğini, bu kararın AAÜT hükümlerine ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı vekilinin tek celsede tamamlanan duruşmaya katılmadığını, dosyaya dilekçe sunmadığını, BAM kararının davanın esasını inceleme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, gerekçe ürettiğini, BAM kararında emsal alınan Yargıtay içtihadının hükümsüzlük davaları için kullanılamayacağını, davalı ... Vakfının markalarını kullanmadığını, buna rağmen "tannımışlık" iddiasıyla tescillerini ve kullanımını engellediğini, bu durumun kendisi açısından güncel ve doğrudan hukuki yarar doğurduğunu, TÜRKPATENT'in tanınmışlık kararı verme yetkisi bulunmadığını, BAM kararının "tanınmışlık" iddiasının hukuka aykırılığına hiç girmediğini, kararın gerekçesiz olduğunu, BAM kararında "tanınmışlık - coğrafi ad- kullanılmama" hakkında hiç değerlendirme yapılmadığını, hükümsüzlük davasında davacının markasal faaliyetlerinin meşru şekilde önünü kesen/kesebilecek bir kayıt veya iddia varsa hukuki yararın doğacağını, coğrafi yer adı olan "..." ibaresinin tekelleştirilmesi yönünde fiili bir uygulama bulunduğunu, "..." ibaresinin bir organize sanayi bölgesi ve mahalle adı olarak, davalının marka başvurusundan önce hukuki ve coğrafi bir kimlik kazandığını, davalı vakıf ve ... OSB arasında hukuki bir bağın bulunmadığını, "..." ibaresinin ilk tescil edildiği 2014 tarihi ve dava konusu tanınmışlık başvurusunun yapıldığı 2021 itibariyle zaten bir coğrafi yer adı olarak herkesin kullanımına açık olduğunu, markasal kullanım olmamasına rağmen tanınmışlığın özel iltibasla sağlandığını, davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın esası incelenmek üzere mahkemesine gönderilmesine veya hukuki yararın varlığı yönünde hüküm kurulmasına karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : 1-Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı, 25.08.2025 havale tarihli dilekçesi ile Dairemizin yukarıda belirtilen 14.02.2025 tarih ve 2023/23 E.-2025/333 K. sayılı kaldırma kararına konu incelemeye yapan hakimlere karşı hakimin reddi talebinde bulunmuştur. Süresinde yaptığı talebinin, reddedilen başkan ve üyeler katılmaksızın oluşturulan heyet tarafından, Dairemizin 05.12.2025 tarih ve 2025/2039 E. sayılı Ek kararıyla, HMK'nın 38 vd. maddeleri uyarınca uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 42. maddesi uyarınca reddedildiği anlaşıldığından, işin esasının incelenmesine geçilmiştir. Dairemizin anılan 14.02.2025 tarih ve 2023/23 E.-2025/333 K. sayılı kaldırma kararı sonrası davanın yeniden görülmesi için dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sırasında, 14.07.2025 tarihli celsede, davacı asil ilk derece mahkemesi hakimine karşı da reddi hakim talebinde bulunmuştur. Mahkemece ise, talebin aynı celse reddine karar verilmiştir. Davacı tarafça bu ret kararı, yerel mahkemenin bizzat kendisi tarafından incelenip karar bağlanması nedeniyle hukuka aykırı olduğu ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle istinaf edildiğinden, öncelikle, davacının bu yöndeki istinaf itirazlarının incelenmesi gerekmiştir. Somut olaya uygulanması gereken HMK'nın 41/1. maddesinde hakimin reddi talebinin hangi hallerde kabul edilmeyerek geri çevrileceği düzenlenmiş olup, maddenin (c) bendinde ret talebinin davayı uzatmak amacıyla yapıldığının açıkça anlaşılması hali geri çevirme sebepleri arasında sayılmıştır. Maddenin ikinci fıkrasında ise, bu hâllerde ret talebinin, toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye katılmasıyla; tek hâkimli mahkemelerde ise reddedilen hâkimin kendisi tarafından geri çevrileceği belirtilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacının reddi hakim talebinin Dairemizin iade kararının hatalı olduğu, yasal şartları karşılar hukuki yararın bulunduğu, aksi her türlü kararın adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle yapıldığı, oysa, HMK'nın 36/1. maddesi uyarınca ret talebinin hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması halinde yapılabileceği gözetildiğinde, ret talebinin ilk derece mahkemesince karar verilmesini geciktirmek amacıyla yapıldığı sonucuna ulaşılmasında ve bu gerekçeyle ret talebinin geri çevrilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Bunun yanında belirtmek gerekir ki, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 33/1. maddesinde bölge adliye mahkemelerine adlî yargı ilk derece mahkemelerince verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip karara bağlama görevi verilmiştir. HMK Gerekçesinin 358. maddesine göre, bu incelemenin aynı zamanda bir denetim mahiyetindedir. Bu denetim görevleri kapsamında bölge adliye mahkemelerinin, dava şartlarına aykırılık tespit etmesi halinde, eldeki uyuşmazlıkta olduğu gibi, HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden gönderilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verme yetkisi bulunmaktadır. Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 1967/11 E. -1968/7 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, mahkemelerin bağımsızlığı ilkesinin bir gereği de (…) yargı işlerinin, dışarıdan gelecek etkilerden uzak ve yalnız hukuki ölçülere göre değerlendirip hükme bağlanmasını sağlamak olup, buna göre bir yargıç kararının bir başka yargıç tarafından denetlenmesi de Anayasa’nın mahkemelerin bağımsızlığına ilişkin hükmüne ters düşmeyecektir. Dolayısıyla, yargı bağımsızlığı, hakimlerin ve mahkemelerin hiçbir denetime tabi olmaması anlamına gelmemekte olup, Dairemizce, yargısal denetim yetkisi kullanılmıştır. Dairemiz kararı ise, bir talimat değil, yargısal denetim sonucunda verilen bir karar mahiyetindedir. Açıklanan nedenlerle, bir ilk derece mahkemesinin istinaf mahkemenin kaldırma kararına veya Yargıtay bozma ilamına uyarak karar vermesi ise HMK'nın 36. maddesi uyarınca ret gerekçeyi yapılamaz. Bu itibarla, davacının, ilk derece mahkemesinin, hakimin reddi talebinin geri çevrilmesi kararına yönelik istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair karar vermek gerekmiştir. 2-Davacının, davanın reddi kararına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davada davalının TÜRKPATENT tanınmış markalar siciline kayıtlı T/03603 nolu markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinin istendiği; Dairemizin14.02.2025 tarih ve 2023/23 E.-2025/333 K. sayılı kaldırma kararında da belirtildiği üzere, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik kabullerine göre, TÜRKPATENT'in kanunen böyle bir sicil oluşturma yetkisi olmadığı gibi, bu sicile kayıtlı bir markanın hükümsüzlüğünün istenmesinde de hukuki yararın bulunmadığı, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.02.2020 tarih ve 2019/2980 E.-2020/991 K. sayılı kararında "Dava şartları bir davada yargılamanın her aşamasında mahkemelerce re’sen dikkate alınması zorunlu ön şartlardır. Maddi hukuka ilişkin dava şartları bir çok kanun maddesine ayrı ayrı düzenleme konusu olmakla birlikte, usule ilişkin dava şartları 6100 sayılı HMK’nın 114. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre HMK’nın 114/-h maddesinde, “Dava açmakta hukuk yararın bulunması” dava şartlarından sayılmıştır. Hukuki yarara ilişkin dava şartının sonradan tamamlanması da mümkün değildir. Her ne kadar davalı Kurum tarafından Tanınmış Marka Sicili oluşturularak kendisine başvuru halinde başvuru konusu markanın tanınmışlık niteliğine haiz olup olmadığı konusunda inceleme yaparak bu nitelikte gördükleri markalar için sicil oluşturulmuş ise de; davalı Kurumun kanunen böyle bir sicil oluşturma yetkisi olmadığı gibi, tanınmışlık özelliği sabit bir olgu olmadığından, Dairemizin yerleşik kabullerine göre de, herhangi bir davada dayanılan markanın tanınmış olduğunun ileri sürülmesi halinde, her bir somut olayda o markanın tanınmış olup olmadığı ve tanınmışlığını sürdürüp sürdürmediğinin münferiden ispatlanması gerektiği kabul edilmektedir. O halde İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar göz önüne alınarak, davacının eldeki somut davayı açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kısmen de olsa kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu sebeple re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir." ifadelerine yer verildiği; kaldı ki, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.07.2024 tarih ve 2023/3599 E.- 2024/5380 K. sayılı kararında davacının "..." ibaresinin maruf bir coğrafi yer adı olduğu ve tek başına kimsenin tekeline verilemeyeceği yönündeki iddialarının da yerinde görülmediği; öte yandan, ilk derece mahkemesince takdir edilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacının, hakimin reddi talebinin geri çevrilmesine ilişkin kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 07/01/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/2039, K. 2025/2039, T. 07.01.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-2039-e-2025-2039-k-d41fe0f1a641