Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi 2025/1848 E. 2026/151 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1848
- Karar No
- 2026/151
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1848
KARAR NO: 2026/151
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/10/2025
NUMARASI: 2025/785 Esas,
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 12/02/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava; menfi tespit talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin tedbir talebinin kabulüne dair verilen karara karşı davalı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, taraflar arasındaki ...Hastanesinin 7-8-9-10.katlarına ilişkin mobilya temini işi sözleşmesi mevcut olduğunu davalının kendi yükümlülüklerine aykırı davranması Davalı tarafça zemine şap atılmaması nedeniyle müvekkilinin kapıların ve cilalı ürünlerin montajını yapamamış olduğunu ,duvar üzerinde bulunan elektrik tesisatının ve gaz borularının tamamlanmamış olması nedeniyle, müvekkilince imalatları tamamlanmış montaja hazır duvar panellerinin montajının yapılamadığını bu ve benzeri müvekkilinden kaynaklanmayan vakıalar öne sürülerek, davalı yanca müvekkiller üzerinden haksız menfaat elde edilmeye çalışılmakta olduğunu, Sözleşme uyarınca müvekkiline avans 10 Milyon TL ödemesi yapılmış, bu avansa karşılık sözleşmenin 2.8.a.1 Avans Teminatı başlıklı madde uyarınca olarak müvekkili gerçek kişiler müteselsil ve müşterek kefil olduğu 10.000.000-TL bedelli teminat senedi alınmış olduğunu, sözleşmenin 2.8.b Kesin Teminat başlıklı madde gereğince %10'luk sözleşme bedeline ilişkin 4.000.348-TL'lik kesin teminat senedi alınmış olduğunu, senetler ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle menfi tespit davası açılacağını ancak dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinde davalı tarafından haksız icra takibine girişilmesi ve haciz yapılabilecek olması, icra takibinden sonra açılacak menfi tespit davasında tedbir için gerekli teminat oranının müvekkili mağdur edecek olması nedeniyle İİK m. 390 ve İİK m. 72/2 uyarınca icra takibinden önce ilgili senetler için kambiyo takibi başlatılmasının tedbiren engellenmesi yönünde talepte bulunulması zorunluluğu doğmuş olduğunu, mahkemece verilecek tedbir kararından sonra menfi tespit için arabuluculuk başvurusu yapılıp sayın mahkemeye bildirileceğini, haksız fesihle birlikte sözleşme uyarınca davalıya teminat amacıyla verilen senetlerin takibe konu edilmesinin önlenmesi adına HMK m. 390 ve İİK m. 72/2 uyarınca icra takibi öncesinde menfi tespit davası açabilmek adına (Arabulucu sürecinde müvekkilin hacizle karşılaşmaması adına sayın mahkemeden tedbir talebinde bulunduklarını Tedbir sonrasında menfi tespit davası için dava şartı zorunlu arabulucuya başvurulacak ve dava ikame edilecek ve mahkemeye bildirimde bulunulacağını Taraflar arasındaki 23.05.2025 tarihli ... Hastanesi ....Montaj İşleri Birim Fiyat Sözleşmesi kapsamında davalıya verilmiş olan; 10.000.000-TL bedelli 23.05.2025 tanzim tarihli tanzim yeri İstanbul olan borçlusu .......... Şti., ... ve ...'ın ise müştereken ve müteselsil kefil olduğu vade tarihi boş olarak verilmiş bono ve 4.000.348-TL bedelli 23.05.2025 tanzim tarihli tanzim yeri İstanbul olan vade tarihi boş bırakılmış borçlusu ...... Şti., ... ve ...'ın ise müştereken kefil olduğu vade tarihi boş olarak verilmiş bono hakkında Duruşma yapılmaksızın İcra takibi başlatılmasının yasaklanması yönünde İHTİYATİ TEDBİR verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece 30/06/2025 tarihli 2025/... Değişik İş karar ile, Dosyaya sunulan çek sureti ve ekli belgeler incelendiğinde dosyanın mevcut durumu itibariyle tedbir için gerekli olan yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği, bu nedenle İİK'nın 72/2. Maddesi gereğince tedbir şartlarının oluştuğu, ancak davanın tarafı olmayan dava dışı üçüncü kişileri bağlayacak nitelikte ihtiyati tedbir verilmesinin mümkün olmayacağı (HMK m. 27), buna karşın çek hesabının bulunduğu banka şubesinin keşideci adına ödeme yaptığı ve zorunlu karşılık bedeli ile ilgili olarak da keşideciye rücu hakkının bulunduğu nazara alındığında banka tarafından keşidecinin çek hesabından ödeme yapılmaması yönünde tedbir verilmesi koşullarının oluştuğu, İİK'nun 72.maddesinde; ''... İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir...'' şeklinde düzenleme yer almakta olup davacının da dava dilekçesinde çekin takibe konu edildikleri yönünde bir beyanının veya iddiasının bulunmadığı nazara alınarak çeklerin henüz icra takibine konulmadığı ve yukarıda anılan düzenleme uyarınca işbu davanın icra takibinden önce açıldığının da dikkate alınarak İİK'nun 72. maddesi uyarınca dava konusu tedbir talep edilen çek bedelinin %15'i oranında teminat mukabilinde ve taraflar yönünden geçerli olmak üzere icra takibine konu/dayanak yapılmamaları yönünde ve banka tarafından ödenmesinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, bonolar, teminat senedi değil kambiyo senedi niteliğinde olduğunu, davacı taraf başvurusunda "Senetlerin Teminat Senedi Olduğu" iddiasında bulunduğunu, sözleşmenin 2.8 - 2.8.a.1 ve 2.8.b.1 maddelerinde bonoların “kambiyo senedi niteliğinde” olduğunun açıkça belirtildiğini, bu senetlerin, yüklenici tarafından düzenlenip bizzat müvekkile teslim edildiğini, senetlerin “teminat senedi” olduğuna ilişkin bir kayıt gerek sözleşmede gerekse senet metninde bulunmadığını, Yargıtay 11. HD 2013/3694 E., 2014/1209 K. sayılı kararında, “Teminat amacıyla düzenlense dahi, senette mücerret borç ikrarı mevcut ise senet kambiyo vasfını korur.” denildiğini, senette yazılı borcun “teminat” olduğu belirtilmemişse, bu senedin kambiyo vasfını kaldıramayacağını, süre açıkça aşılmış, sözleşme feshinin haklı hâle gelmiş olduğunu, davacı taraf başvurusunda sahada iş yaptığına, gecikmenin müvekkil şirketten kaynaklandığına dair "yaklaşık ispat kuralına" uygun herhangi bir delil sunmadığını, sahaya malzemelerin teslim edildiğini iddia eden davacı bu yönde de herhangi bir delili dosyaya ibraz etmediğini, sözleşme gereği davacı taraf sözleşmenin haklı nedenle feshi halinde sözleşme bedelinin yüzde üçü oranındaki günlük gecikme cezasını oluşan zararlarla birlikte müvekkile ödemeyi taahhüt ettiğini, bu kapsamda oluşan gecikme cezası alacağı tutarının 2.000.000,00.TL civarın olduğunu, yaklaşık % 10 oranına sahaya ulaşmış olup, bu ürünlerin de ancak bir bölümünün montajı yapıldığını, işin asıl ağırlıklı kısmı olan yatak başı panelleri sahaya gelmediğini, TV duvar modülleri, hemşire dolapları, komodinler, kapıların hiç bir şekilde sahaya getirilmediğini, montajın yapılmadığını, Koridor kaplamaları, dolap sistemleri, kapı panellerinin de sahaya gelmediği ve montajının yapılmadığını, firmanın sadece odalarda yer alan düz panelleri montajını yaptığını, bu işin %10 dahi etmediğini, davalı taraf itirazlarında her ne kadar sahanın hazır olmadığını iddia etmekte ise de yaptığı imalatlar dikkate alındığında sahanın hazır olduğu, davalının kendi kusuru ile imalatları yapmadığı, bu nedenle imalatları sahaya getiremediği, sözleşmeye aykırı olan bu davranışını ise müvekkilin sahayı hazır edemediği şeklindeki gerçek dışı bir savunmaya dayandırmaya çalıştığını, davalı taraf özellikle işin ağır ve esaslı kısımlarına dair yatak başları, modüller gibi ürünlerin hazır olduğuna dair somut ve yaklaşık ispat kurulana uygun bir delil sunamadığını, yine ekte sundukları whatsap yazışmaları dikkate alındığında davacının defaatle sahaya gelmesi konusunda uyarıldığının açıkça anlaşılacağı, mahkeme kararı gerekçe ve sonuç açısından çelişkili olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Dava dilekçesi ile, davacılar ........ Şti., ... ve ... ile davalı ... A.Ş. arasında 23/28.05.2025 tarihli ... Hastanesi .....katlarına ilişkin sabit mobilya temini ve montaj işleri sözleşmesi akdedildiği, sözleşme uyarınca iş sahasının projeye uygun şekilde teslimi, uygulama projelerinin hazırlanması, tesisat eksiklikleri nin giderilmesi ve 3 adet 5.000.000 TL bedelli çekin davacılara verilmesi kararlaştırıldığını, ancak davalı tarafından projelerin tamamlanmadığı, saha montaja elverişli hale getirilmediği ve sözleşmede öngörülen çeklerin verilmediği, bu nedenle davacıların edimlerini ifa edemediğini, davalı tarafından sözleşmenin haksız şekilde feshedildiği, sözleşme gereği avans ve kesin teminat amacıyla düzenlenen 10.000.000 TL ve 4.000.348 TL bedelli bonoların teminat senedi niteliğinde olduğu halde kambiyo takibine konu edilmeye çalışıldığını, delil tespiti raporlarıyla davacıların kusurunun bulunmadığı ve aksine davalıdan alacaklı konumda olduklarını belirlendiğini, davacı şirketin sözleşme ve teminat bonoları yönünden davalıya borçlu olmadığının tespiti, kefil davacılar ... ve ...’ın da TBK m.131 gereği sorumluluklarının sona erdiğinin tespiti ile bonolara dayalı icra takibinin durdurulması, ihtiyati tedbirin devamı ve dava konusu bonoların davacılara iadesi ile icra takip dosyası üzerine İİK 72 maddesi gereğince ihtiyati tedbir konulmasını talep edildiği anlaşılmıştır.Mahkeme 08.09.2025 tarihli ara kararı ile; davacı vekilinin 05/09/2025 tarihli dava dilekçesi ile İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/... D.İş – 2025/656 K. sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararının devamı ile ayrıca yeni ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği, mahkemenin 08/09/2025 tarihli tensip tutanağının 16 numaralı ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin reddedildiği, dosya kapsamı, dava dilekçesi ve sunulan belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davanın menfi tespit istemine ilişkin olduğu, HMK’nın 389, 390, 393 ve 397. maddeleri ile İİK’nın 72. maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir şartlarının somut olayda yeniden tedbir verilmesini gerektirir nitelikte bulunmadığı, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince daha önce verilen ihtiyati tedbir kararının, aksi belirtilmedikçe nihai kararın kesinleşmesine kadar devam edeceği hususunun yasal düzenleme gereği olduğu, bu nedenle davacı vekilinin söz konusu tedbir kararının devamına ve her hâlükârda yeni bir ihtiyati tedbir verilmesine yönelik talebinde ayrıca ve yeniden korunmaya muhtaç güncel bir hukuki yarar bulunmadığı, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin 2025/..... Esas sayılı dosyasına yönelik icra takibinin durdurulması ve bonolara ilişkin takip başlatılmasının ve ciro edilmesinin yasaklanması yönündeki talepler bakımından da mevcut dosya kapsamı itibarıyla yeni bir ihtiyati tedbir verilmesini gerektirir koşulların oluşmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin ihtiyati tedbirin devamı ve yeni ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar vermiştir. Mahkemenin 15.10.2025 tarihli ara kararı ile; İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/.... Değişik İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararına davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine dosyanın itiraz incelemesi kapsamında mahkemelerine gönderildiği, taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu, dava konusu bonoların bu sözleşme ilişkisine istinaden düzenlendiği, bu aşamada uyuşmazlığın esasının yargılamayı gerektirdiği, davacı tarafın haklılığını yaklaşık ispat seviyesinde ortaya koyduğu, bonoların icra takibine konu edilmesi halinde davacılar açısından telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği, bu nedenle ihtiyati tedbirin amacına uygun olduğu, alınan teminat miktarının talep tarihi itibarıyla makul ve yeterli bulunduğu, teminat oranının artırılmasına veya %100’e çıkarılmasına ilişkin davalı itirazlarının yasal dayanak ve somut gerekçeden yoksun olduğu, davacılar vekilinin teminatın nemalandırılmasına ilişkin talebinin ise yasal mevzuatta karşılığı bulunmadığı, bu nedenlerle davalı tarafın İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/..... Değişik İş sayılı dosyası ile verilen ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazının reddine, davacılar vekilinin teminatın nemalandırılması talebinin reddine karar vermiştir. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı HMK'nın 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle, ihtiyati tedbire karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. İhtiyati tedbir kararı verilmesinde hakime geniş bir takdir alanı bırakılmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Anayasanın 141/3. Maddesine göre mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi veya istemin reddine karar vermesi hallerinde kararında hukuksal gerekçe göstermek zorundadır. Somut olayda, davacı taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, teminat amacıyla düzenlenen ve davalı tarafından icra takibine konu edilen bonolar nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti ile başlatılan icra takibinin durdurulmasına yönelik İİK 72 maddesi kapsamında tedbir talebinde bulunmuştur. Davacının iddiaları itibariyle haklı olup olmadığı hususu yargılama ile belirlenecektir. Ancak mağduriyet sebebiyet vermemek için İİK 72 maddesi gereğince tedbir kararı verilmesi gerekmektedir. İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/796 değişik iş dosyası kapsamında verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması yönelik talebe ilişkin mahkemenin reddine yönelik kararı doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1 - İSTANBUL ANADOLU .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../10/2025 tarih ve 2025/.... Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2 - Alınması gereken 723,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 12/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.