Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1835 E. 2025/1763 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1835
- Karar No
- 2025/1763
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1835
KARAR NO : 2025/1763
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/07/2025
NUMARASI : 2024/411 E. - 2025/509 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, dasvacı müvekkili tarafından davalıya çeşitli mallar satılıp teslim edildiğini, faturalar düzenlendiğini, davacının edimini yerine getirerek borcunu ifa etmesine rağmen davalının yükümlülüğünü yerine getirmediğini, edimini zamanında ifa etmediğini, bu nedenle davacı yanca 01.10.2023 - 10.01.2024 tarihleri arası bakiye cari hesap alacağına istinaden 02.02.2024 tarihinde İstanbul 13. İcra Dairesinin ... Esas numaralı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının cari hesap ekstresini kabul etmediklerini, davalının davacıya böyle bir borcu bulunmadığını, davacının ekstrede kendi alacaklarının doğumuna ve varlığına ilişkin herhangi bir açıklık ve belge olmadığını, ekstrenin davalı ile mutabık kalınmaksızın tek taraflı hazırlandığını, cari hesap ekstresini kabul etmemekle birlikte 2023 yılı öncesi döneme ilişkin ekstrelerin ve buna dayanak faturaların yer almamasının borcun afaki olarak hesaplandığını ve şişirildiğini gözler önüne serdiğini, davalının döndem dönem mal aldığını ancak bunların bedelini ödediğini cari hesaba dayanak faturalar arasında fahiş fiyat farkı olup davacının bu yolla kendisine haksız kazanç elde ettiğini, davalı ile mutabakat varılmaksızın her faturadan değişen ve artan fiyatlar uygulaması ticari teamüllere ve yasalara aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini ve %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava; taraflar arasındaki cari hesaba dayalı İstanbul 13. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkememizce dava konusu İstanbul 13. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... tarafından davalı ... aleyhine 05/02/2024 tarihinde 94.441,22 TL asıl alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, davalının yasal süresi içerisinde takibe ve borca itirazı ile takibin durduğu ve taraflar arasında anlaşma sağlanamadığına dair arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği akabinde iş bu davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 23/02/2021 tarih 2021/780 E- 2021/4749 K sayılı ilamında belirtildiği üzere;6100 sayılı HMK'nun delil ikamesi için avans başlıklı 324. maddesinde;"(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir. Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderler Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 324. Maddesi kapsamında delil ikamesi avansı niteliğinde kabul edilmelidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ( 4721 sayılı Kanun) ‘‘ D.İspat Kuralları/1.İspat yükü " başlıklı 6 ncı maddesi uyarınca; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. Aynı yöndeki düzenleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ( 6100 sayılı Kanun ) 190 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde ifade edilmiştir. Somut olayda; mahkememizin 22/01/2025 tarihli 6-7 nolu ara kararı ile bilirkişi ücretinin mahkeme veznesine yatırılması için iki haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin duruşmada hazır bulunduğu ve kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığı taktirde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağına dair ihtaratta bulunulduğu akabinde belirlenen sürede ücretin yatırılmadığı görülmüştür. Bilirkişi ücretinin yatırılmaması nedeni ile davacı tarafın bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığının kabulü gerekmiş ve davanın esasına yönelik olmak üzere mevcut delil durumuna göre bir değerlendirme yapılması gerekmiştir. Yukarıda anılan kanun maddeleri gereği ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükellef olduğu fatura edilen hizmetin varlığını ispat yükünün davacıda olduğu ancak dosyada mübrez delillerile bu hususun ispatlanamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkememizce davacının faturaya/ cari hesaba dayalı İstanbul 13. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında itirazın iptali isteminde bulunduğu bu hususun ise tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu açıklığa kavuşturulabileceği, bilirkişi ücreti yatırılmadığından defter incelemesi yapılamadığı görülmekle ispatlanmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurumuştur." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece 22.01.2025 tarihli duruşmada verilen 7 numaralı ara kararda: ''Bilirkişilerin emek ve mesaisine karşılık 7.000 TL ücret takdirine, ücretin delil avansından karşılanmasına, davacıya 7.000 TL delil avansını yatırması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmadığı taktirde bilirkişi deliline başvurmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve dosyada mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarına, (ihtarat yapıldı)" şeklinde bilirkişi ücreti yatırılması için müvekkili şirkete süre verildiğini, ancak yapılan ihtaratın taşıması gereken şartları haiz olmadığını, usul ve yasaya göre aykırı odluğunu, kesin süreye ilişkin ara kararın her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılması, yapılacak işlerin teker teker belirtilmesi, bunun yanında verilen sürenin yeterli, emredilen işlerin, gerekli ve yapılabilir nitelik taşıması, ayrıca süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatması gerektiğini, delil avansının yatırılacağı yerin gösterilmediğini, "Bilirkişilerin emek ve mesaisine karşılık" şeklinde ara karar kurulmuşsa da kaç bilirkişi olacağı ve bilirkişiler için takdir edilen herbir ücretin ayrı ayrı gösterilmediğini, delil avansının yatırılmaması durumunda davanın reddedilebileceğinin ihtar edilmediğini, 02.07.2025 tarihine duruşma günü verilmesine rağmen müvekkiline 2 haftalık kesin süre verilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, delil avansının yatırılacağı yerin gösterilmemesinin Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/13011 Esas, 2023/790 Karar sayılı kararı ile hukuka aykırı olduğunun kabul edildiğini, davacının açıkça yemin deliline dayanımasına rağmen bu hususta mahkeme tarafından hiçbir hatırlatma yapılmadığını, tarafların yemin deliline ne zaman sıra geldiğini bilecek durumda olmadığını, dosyaya sunulan faturalar, cari hesap ekstresi, BA/BS formları ve icra takip dosyası bulunduğunu, ayrıca davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde borcun reddedilmediğini, borcun ödendiğine dair herhangi bir beyan ya da delil ileri sürülmediğini, mahkemece bu delillerin hiçbirinin tartışılmadığını, sadece bilirkişi incelemesi yapılmadığı gerekçesiyle hüküm kurulduğunu, taraflar tacir olup TTK m. 64 ve devamı uyarınca ticari defter tutmak zorunda olduğunu, davalının taraf ticari defterlerini ibraz etmediğini, mahkemece bu konuda HMK m. 220-222 hükümlerinin uygulamadığını, davalının defterlerini ibraz etmemesini aleyhine değerlendirmediğini, bu şekilde davacının hukuki dinlenilme hakkının açıkça ihlal edildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satım ilişkisi kapsamında faturaya dayalı açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindr. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davacı, davalı ile aralarında alım satım ilişkisi olduğunu, davalıya mal sattığını ancak bedelinin ödenmediğini ileri sürmekte olup ispat yükü davacıdadır. Davacı aradaki ticari ilişkinin varlığını ve malı teslim ettiğini kanıtlamakla yükümlüdür. HMK'nın 324/1 maddesine göre, taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansının yatırılmaması hâlinde o delilden vazgeçilmiş sayılır.Yargıtay HGK'nın 24.02.2016 tarihli ve 2014/19-364 Esas, 2016 /176 Karar ve Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 24.11.2022 tarihli ve 2022/10826 Esas, 2022/12344 Karar, 13.02.2023 tarihli ve 13011 Esas, 2023/790 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere mahkemece, HMK'nın 324. maddesi kapsamında delil avansının yatırılması için avansın hangi işlere ilişkin olduğunun, hangi iş için ne miktar avansın, nereye yatırılacağının açıkça belirtilerek ve kesin sürenin sonuçları hatırlatılarak tarafa usulüne uygun süre verilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Somu olayda davacı yan bilirkişi deliline dayanmış, taraflar tacir olduğundan mahkemece taraf ticari defterlerin bilirkişi marifetiyle incelenmesine karar verilmiş ve 22.01.2025 tarihli ön inceleme duruşmasının 7 numaralı ara kararı ile bilirkişi ücretinin davacı yanca yatırılmasına karar verimiştir. Söz konusu ara kararın ''Bilirkişilerin emek ve mesaisine karşılık 7.000 TL ücret takdirine, ücretin delil avansından karşılanmasına, davacıya 7.000 TL delil avansını yatırması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmadığı taktirde bilirkişi deliline başvurmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve dosyada mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarına, (İHTARAT YAPILDI)'' şeklinde olduğu görülmektedir.
Yukarıdaki ara kararın re'sen yapılan incelemesinde, yerel mahkemece 22.01.2025 tarihli celsede yukarıda sayılan husular belirtilmişse de, delil avansının yatırılacağı yerin ayrıca ve açıkça gösterilmediği, bu durumda kesin sürenin hukuki sonuçlarını doğurur mahiyette usulüne uygun olarak verilmiş bir süreden bahsedilemeyeceği ortadadır. O hâlde, ilk derece mahkemesince, HMK'nun 324. maddesi kapsamında delil avansının yatırılması için (avansın hangi işlere ilişkin olduğunun, hangi iş için ne miktar avansın, nereye yatırılacağının açıkça belirtilerek ve kesin sürenin sonuçları hatırlatılarak) borçluya usulüne uygun süre verilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsiz olmuştur. Kabule göre de; HMK'nın ''Delil İkamesi İçin Avans'' başlıklı 324. maddesinde, taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda olduğu, delil avansının yatırılmaması halinde, tarafın o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacağı düzenlenmiş olup, bu durumda mahkemenin davayı dosyada mevcut delil durumuna göre değerlendirerek karar vermesi gerekmektedir. Diğer deliller ile dava kanıtlanamıyorsa, davanın esastan reddi gerekir.Ancak somut olayda, mahkemece delil avansı için verilen kesin süre usul ve yasayaya uygun olmadığı gibi, dosya kapsamında tarafların BA/BS formlarının ilgili vergi dairelerinden getirtildiği görülmekte olup mahkemece bunlara ilişkin bir inceleme yapılmamıştır. Yine davacı vekilince dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmasına rağmen duruma göre mahkemece davalı tarafa yemin hakkının hatırlatılmamış olması da usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.06.11.2025
KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.