Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2025/1072 E. 2025/1123 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1072
- Karar No
- 2025/1123
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1072 KARAR NO : 2025/1123
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/259 KARAR NO : 2025/448 DAVA TARİHİ : 21/03/2025 KARAR TARİHİ : 14/05/2025 DAVA : Tapu İptali ve Tescil ( Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 11.09.2025 KARARIN YAZ. TARİH : 11.09.2025
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.05.2025 tarih ve 2025/259 Esas, 2025/448 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı ... tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalılar arasında Dikili Noterliği'nce 06/03/2017 tarihli 01852 yevmiye nolu Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yaptığını, müvekkilinin davalılara ait ...İli ... İlçesi .. Mah. ...Mevkii ... ada....nolu parselde bulunan 4715,53 m2 alanın 6/8 ... ,1/8 ... ,1/8 ...'e ait olan tapuda kayıtlı arsa üzerinde 18 adet bağımsız bölüm yapıp teslim etmeyi yüklendiğini, müvekkilinin kat karşılığı inşaat sözleşmesinde bahsi geçen arsa üzerindeki sözleşme yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve inşaatın tamamını yani %100' ünü bitirmek suretiyle oturma ruhsatını da iki sene önce aldığını, müvekkili ...'nın sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirdiği görülmekle birlikte Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin 6. maddesindeki satış yetkisi göz önüne alındığında davalılar tarafından mevcut 14 nolu bağımsız bölümün müvekkili veya müvekkilinin göstereceği bir kimseye tescilinin zorunlu olduğunu, birçok kez müvekkili tarafından tescili talep edilmiş ise de, 19.06.2022 tarihinde teslimi gereken 14 nolu bağımsız bölümün davalılar tarafından tescil edilmediğini ve alması gereken kira bedellerini de almadığını, bu bağlamda müvekkilinin evini teslim alamadığı her ay için malvarlığında meydana gelecek artışlardan mahrum kaldığını, müvekkilinin taşınmaz satış ve inşaat yapım sözleşmesine güvenerek, buradan gelecek daireye güvenerek ticaret yaptığını ve mevcut evi alamayarak birçok işinin sekteye uğradığını, ayrıca bağımsız bölümü sattığı kişiye sözleşme hükümleri çerçevesinde teslimini gerçekleştiremeyerek kendisine duyulan güven duygusu açısından büyük bir kayıp yaşadığını ve itibarının zedelendiğini ve manevi zararlarının ortaya çıktığını belirterek, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalması koşuluyla;.... ili,....ilçesi, ....Mahallesi, ....Mevkii, ... Ada, ... Parsel nolu taşınmazdaki ... numaralı bağımsız bölümdeki tapunun iptaline ve müvekkili adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde sebepsiz zenginleşme hükümleri göz önüne alınarak güncel değeri çıkartılarak davalılardan tahsiline, ileride telafisi imkansız ve güç zararlara yol açmamak üzere dava konus bağımsız bölümün cebri icra satışları da dahil olmak üzere üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla HMK m.389 ve devamı maddeleri gereğince dosyadan verilecek kararın kesinleşmesine kadar tapu kaydına ihtiyati tedbir konulmasına, Dikili Noterliğince 06/03/2017 tarihli 01852 yevmiye nolu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin istenilmesine, diğer tüm maddi ve manevi tazminat haklarını saklı tutarak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Dava dilekçesi davalı yana tebliğ edilmeden karar verildiğinden, davalı yanca dava dilekçesine cevap dilekçesi sunulmadığı dosya ve UYAP kapsamından anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 14.05.2025 tarih ve 2025/259 Esas, 2025/448 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...davanın taraflar arasında imzalanan Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davası olduğu, açılan TTK'nın 4. Maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, davalılar hakkında yapılan tacir araştırmasında davalıların ticaret siciline kayıtlı olmadıkları, vergi dairesi müdürlüğü kayıtlarına göre davalıların Gayrimenkul Sermaye İradı (kira geliri) yönünden mükellefiyet kaydının bulunduğu, tacir sıfatının olmadığı, vergi levhası ve defter tutma zorunluluklarının olmadığı, İlgili Vergi Daireleri tarafından gönderilen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere davalıların tacir olmadığı, bu nedenlerle davanın nispi ticari dava olarak da nitelendirilemeyeceği, 6100 Sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca açılan davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmakla davanın usulden reddine ve mahkememizin görevsizliğine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... tarafından verilen 02.06.2025 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Davacı ile aralarında Dikili Noterliğinin 06/03/2017 tarih 1852 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki akti ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, bu sözleşmeye istinaden davacının tüm işleri bitirdiği iddiasıyla ve 14 numaralı bağımsız bölümü kendisine vermedikleri gerekçesiyle aleyhine tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre taşınmaz bedelini talep ettiğini, kendisine gelen görevsizliğe dair iş bu kararla öğrendiğini, kendisine bu konuda herhangi bir dava dilekçesi v.s tebliğ yapılmadığını, harç, yetki v.s ilk itirazlarla davanın esasına ilişkin cevap verme hakkını saklı tutarak iş bu dosyayı görev yönünden istinaf ettiğini, -Her ne kadar 3.Asliye Ticaret Mahkemesi iş bu dosyada görevsizlik kararı vermişse de, davaya bakması gereken mahkemenin genel yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi değil, Ticaret Mahkemesi olduğunu, -Kendilerinin gerçek kişi olduğunu ancak davacı olan ...'nın uzun yıllardır Çandarlı'da inşaat işi yaptığı, kat karşılığı inşaat sözleşmeleri yaparak yarım yamalak da olsa bir çok bina inşa ettiği, dolayısıyla ticari faaliyet yürüttüğü, bu yönde vergi kaydının olduğunun yapılan araştırmada ortaya çıkacağını, kendisinin tacir olduğunu, TTK 4 ve devamı maddeleri gereğince iş bu davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakması gerektiğini, Yukarıda açıkladıkları nedenlerle İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/259 esas, 2025/448 Karar sayılı kararında genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle usül yönünden açılan davanın reddine hükmedilse de iş bu kararın T.T.K 4.maddesi ile bağdaşmadığı, açılan davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakması gerektiğinden tüm sair konularda cevap verme ve karşı dava açma hakkının saklı tutularak İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin görev yönünden davanın usülden reddine dair kararının kaldırılmasına, açılan davanın bir bütün halinde reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davacının sorumlu tutulmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verildiği, hükmün davalı ... tarafından istinaf edildiği görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. Ticaret sicili kayıtları, vergi kayıtları ve dosya kapsamından, davacı yüklenicinin tacir olduğu, ancak davalı arsa sahiplerinin tacir olmadığı, uyuşmazlığın eser sözleşmesi kapsamında her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmadığından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. Maddesi uyarınca ticari dava olmadığı, uyuşmazlığın genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden ilk derece mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı usul ve yasaya uygundur. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı ...'ın istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.05.2025 tarih ve 2025/259 Esas, 2025/448 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı ...'ın istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ...'ın istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı peşin harç ile karşılandığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı ... tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.