Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/90 E. 2024/407 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/90
Karar No
2024/407

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/635 Esas KARAR NO: 2025/887 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/05/2024 NUMARASI: 2024/90 E. - 2024/407 K. DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/06/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalının 15/02/2011 tarihinde Tüketim ödüncü sözleşmesi imzaladığını, davalıya 413.000 TL ödünç para verdiğini, davalının 200.000 TL sini ödediğini, 213.000 TL lik kısmını ödemediğini, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün, ... E. Sayılı takip başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini, Küçükçekmece Arabulucuk Bürosunun ... numaralı anlaşamama tutanağını ibraz ettiğini, müvekkili şirketin unvanının ... Dış Tic. Ltd. Şti İken unvan değiştirdiğini beyanla, itirazın iptaline ve haksız itiraz nedeniyle icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiş ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin herhangi bir alacağı olmadığı halde Müvekkili aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak takip başlattığını, ödeme emrine yasal süresi içinde borçları olmadığından itiraz ettiklerini, bunun üzerine itirazın iptali için dava açıldığını, Müvekkili'nin cezaevinde olduğunu bildiği halde arabuluculuk sürecinde mernis adresine davetiye gönderildiğini ve Müvekkili'ne kullanamadığı cep telefonundan ulaşmaya çalışıldığından arabuluculuk sürecinin eksik ve hukuka aykırı şekilde yürütüldüğünü, zamanaşımı savunmasında bulunduklarını, Davacı'nın dayandığı faturanın geçersiz olduğunu, faturadaki imzanını müvekkiline ait olmadığını, davacı tarafın ıslak imzalı belge aslını Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/879 E. Dosyasında sunamadığını, belge aslının kendisinde olmadığını, müvekkiline verildiğini ileri sürdüğünü, fotokopi/karbon nüsha faturanın delil olarak dikkate alınamayacağını, bu belge üzerinde imza incelemesi yapılamayacağını, fatura üzerinde yazılı yahut başkaca bir karz akdi yahut inançlı işlem söz konusu olmadığının müvekkilinin davacıdan para almadığını karşı tarafında paranın ödendiğine dair ödeme makbuzu sunmadığını, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/7/879 E. Sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesinde davacı kayıtlarında borç verildiği ileri sürülen 15/02/2011 tarihinde şirket hesabında böyle bir paranını bulunmadığı aksine şirketin bu tarihte 46.000 TL kredi kullandığının anlaşıldığını, davacının faturayı BS formu ile vergi dairesine bildirmediğini ileri sürerek davanın reddine, kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/90 E. 2024/407 K. Sayılı Kararı:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Davacı tarafından 25/05/2023 tarihinde arabuluculuk sürecinin başlatıldığı, davalı hüküm özlü olmasına rağmen mernis adresine ve bilinen adresine davetiye gönderildiği, yine telefon numarasından kendisine ulaşılmaya çalışıldığı, bu şekilde davalıya ulaşılamadığından bahisle görüşme yapılamadan anlaşamama olarak son tutanağın düzenlendiği, sonrasında eldeki davanın açıldığı, dava şartı olan arabulucuğun yasaya ve yöntemine uygun bir şekilde yerine getirilmediği, söz konusu eksikliğin sonradan tamamlanmasının olanaklı olmadığı ve dava şartının var olup olmadığı yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önünde bulundurulacağı , eldeki uyuşmazlıkta arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği" gerekçesiyle; Davanın usulden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Arabuluculuk başvurusu sırasında davalının ceza evinde bulunduğunu, bildiklerini iddia edildiklerinin mümkün olmadığını. -Arabuluculuk tutunağından görüldüğü üzere davet mektubunun ... Adlı kişi tarafından teslim alındığının davalının adınında ... olduğunu, bunun davet mektubunun ... a teslim edildiğini düşünmelerine yol açtığını, davalının cezaevi'nde olduğunu öğrendikleri tarihten itibaren 2 seneden fazla süre geçtiğini, Covit 19 Pandemisi ile cezaevindeki mahkumlara verilen izinlerin 31 Temmuz 2023 tarihine kadar sürdüğünü, verilen izin süresinin arabuluculuk başvuru süresi içinde ( 25/05/2023) kalması nedeniyle davacının izinden yararlanıp yarlanmadığını bilmediklerinden arabuluculuk sürecindeki eksiklik / hataların sonuçların müvekkiline yükletilemeyeceğine, kararın özensiz hazırlandığını beyanla mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava: itirazın iptali davası olup, davacı şirket tarafından davalı borçlu aleyhine 15/02/2011 tarihli (... sayılı fatura) 413.000 TL bedelli ödünç sözleşmesine dayanarak 213.000 TL bakiye sözleşme alacağı ve 291.845,00 TL işlemiş ticari faizi ile birlikte 504.845,00 TL toplam alacağın asıl alacağa yıllık %16,75 ve değişen oranlarda ticari faiz işletilerek tahsili talepli icra takibi başlattığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince, davalı vekilinin müvekkilinin cezaevinde tutuklu bulunduğu arabuluculuk davet mektubunun kendisine tebliğ edilmediği yine cezaevinde olması nedeniyle kullanmadığı telefon numarasında aranması ve mesaj gönderilmesinin de geçerli bildirim yapıldığını göstermeyeceği arabuluculuk yasaya ve hukuka uygun gerçekleştirilmediğini, itirazları üzerine arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. HMK 1. Maddesi ile HMK 114/1-c bendi gereğince mahkemenin görevi dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında resen değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK 4. Madde de mutlak ve nispi ticari davaların düzenlendiği, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının nispi ticari davalardan olduğu, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın TTK da düzenlenen ve madde de düzenlenen diğer yasalardaki bir kısım davalarında mutlak ticari davalardan olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin dava dilekçesinde taraflar arasında 15/02/2011 tarihinde tüketim ödüncü imzalandığını, davalıya borç para verildiğini ileri sürdüğü, dosyaya 15/02/2011 tarihinde borcu alan ..., borcu veren (Firma adına) ... ve şahitler ... ve ... imzalı belge örneği sunduğu, takibin ilamsız takibe ilişkin olduğu, tüketim ödüncü sözleşmesinden kaynaklanan davanın TTK 4. Maddesi gereğince mutlak yada nispi ticari davalardan olup olmadığının mahkemece değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.Mahkemenin kabulüne göre de; davanın ticari dava olarak kabulü halinde, arabuluculuk tutunağının geçersiz olduğunun, ve iptali talebinin ayrı bir dava olarak açılabileceği gibi açılmış bir davada da ileri sürülebileceği, ayrı bir davada ileri sürülmesi halinde HMK 165 madde gereğince bekletici mesele yapılması gerektiği, dava içinde ileri sürülmesi halinde ise HMK 163 maddesi gereğince ön sorun olarak ele alınması gerektiği, somut olayda davalı tarafça arabuluculuk tutunağına ilişkin itirazlar ileri sürülmüşse de iptalinin talep edilmediği göz önüne alınarak, mahkemece davalı vekilinin talebinin açıklatılması ayrı bir dava açmak istemesi halinde kesin süre verilmesi gerekirken, belirtilen usule uyulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmıştır.Yukarıda açıklamalar doğrultusunda: mahkemece ilk olarak davanın niteliğinin belirlenerek görevli olup olmadığının değerlendirilmesi, görevli olduğu kanaatine varılması halinde ise arabuluculuk dava şartı yönünden yukarıda yazılı usule uygun olarak talebin belirlenerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verildiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının 6100 sayılı 353/1-a-4-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2024 tarih, 2024/90 E. 2024/407 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nin 353/1-a-4-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/06/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/90, K. 2024/407, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-90-e-2024-407-k-52b71d43a900