Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6744 E. 2025/4370 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6744
Karar No
2025/4370
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalının 20.05.2022 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı asilin Mahkemeye göndermiş olduğu 28.09.2022 tarihli dilekçe ile açılan davadan vazgeçtiği, bu yönde karar verilmesini talep ettiğinin anlaşıldığı, davadan feragatin davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup (HMK 307.md) kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı (HMK 311.md) davadan feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceğinden (HMK 310.md) ve feragatin hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve Mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığından (HMK 309/2.md) davacının davadan feragat beyanının usulüne uygun ve hukuki sonuç doğurabilecek nitelikte olduğu görülmekle feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından bizzat Mahkemeye ibraz edilen 28.09.2022 günlü dilekçede arabulucu huzurunda tarafların anlaştığı ve tüm taleplerinin karşılandığı, buna istinaden davadan feragat ettiği, her ne kadar davacı vekili tarafından feragat dilekçesinin geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de davacının feragat iradesinin gerçek iradeyi yansıtmadığı ve feragat iradesinin sakatlandığına ilişkin herhangi somut bir delilin sunulamadığı görüldüğünden mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Müvekkilinin iradesi açıkça fesada uğratılarak gabin oluşturacak şekilde yapılan arabuluculuk görüşmesinin ve devamında davalı taraf avukatı aracılığı ve yönledirmesi ile sunulan feragat dilekçesinin geçersiz olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Davacı vekilinin, sigortalının 20.05.2022 tarihinde meydana gelen olay sonucu iş kazasına uğradığını iddia ettiği, bu nedenle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunarak eldeki davayı açtığı, davacı asilin yargılama sırasında sunduğu 28.09.2022 tarihli dilekçe ile davalı tarafla arabulucu huzurunda anlaştığını ve tüm taleplerinin karşılandığını bu nedenle açılan davadan feragat ettiğini belirttiği, takip eden duruşmada davacı vekili tarafından "müvekkil her ne kadar feragat dilekçesi sunmuş ise de iradesi sakatlanarak kendisinden bu dilekçe alınmıştır. Biz bu dilekçe içeriğini kabul etmiyoruz. Müvekkilin öyle bir iradesi olmamıştır" şeklinde beyanda bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, davacı vekilinin işbu kararı istinaf ettiği, Bölge Adliye Mahkemesinin davacı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddettiği anlaşılmaktadır. 2.Bilindiği üzere, davacının davasından feragat etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona erer ve kesin hükmün hukuksal sonuçları doğar (HMK m.311). Bu nedenle Mahkeme henüz feragat nedeniyle davanın reddine karar vermemiş olsa bile davacı feragatten dönemez (rücu edemez) başka bir ifadeyle davacı, feragat beyanı ile bağlıdır. 3.Ancak, feragatle ortaya çıkan sonucun iradeyi bozan bir halin nedenine dayandığı (HMK m.311) kanıtlanırsa, doğurduğu netice bakımından iradesi fesada uğrayan kimseye talep hakkı bahşedeceğinde kuşku yoktur. 4.Feragate ilişkin irade açıklamasının gerçeği yansıtmadığının bildirilmesi halinde, bu halin ya aynı dava içerisinde HMK'nın 163. maddesine göre ön sorun (hadise) şeklinde ya da ayrı bir dava olarak incelenmesi olanaklı ve gereklidir. 5.Somut olayda davacı vekili, davacı asilin feragate ilişkin beyanının irade fesadı ile temin edildiği iddiasında bulunmuş olup bu hususun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 163 ve 164. maddelerinde belirtildiği şekilde ön sorun olarak incelenmesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 311. maddesi çerçevesinde tahkikat yapılarak sonuca gidilmesi zorunludur. 6.Hâl böyle olunca; Mahkemece, feragatin irade fesadına dayalı olduğu iddiasının (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 162. ve 163. maddeleri-önsorun) aynı dava içerisinde her türlü delille ispatının mümkün olduğu gözetilerek, bu yöndeki taraf delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi için hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 2.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/6744, K. 2025/4370, T. 18.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-6744-e-2025-4370-k-254a29bd4d04