Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/583 E. 2024/1775 K. – Şirketin İhyası
Konu: Şirketin İhyası
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/583
- Karar No
- 2024/1775
- Karar Tarihi
- Konu
- Şirketin İhyası
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/583
KARAR NO: 2024/1775
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/05/2022
NUMARASI: 2022/226 Esas - 2022/322 Karar
DAVANIN KONUSU: Şirketin İhyası
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... Hizmetleri Sanayi Ticaret A.Ş.'nin tasfiyesinin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun eksik incelemesi ve kusurlu işlemleri nedeniyle tamamlandığı ve kaydının sicilden terkin edildiği, müvekkili şirketin dava dışı ... Hizmetleri Sanayi Ticaret A.Ş.’nden İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile alacağa sahip olduğunu, borçlu şirketin kaydının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından Türk Ticaret Kanunun geçici 7. Maddesine göre 31.07.2013 tarihinde terkin edildiği, bu nedenle borçlu şirkete tebligat yapılmasının mümkün olmadığını, ... Hizmetleri Sanayi Ticaret A.Ş.'nin tasfiyesinin kaldırılarak şirketin ihyasını, masraf ve vekalet ücretinin de karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin TTK'nın 32 ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 34. maddesi çerçevesinde işlem yaptığını,... Sanayi Ticaret A.Ş.'nin TTK'nın Geçici 7’nci maddesi ile ikincil mevzuat gereğince son 5 yıla ait olağan genel kurul toplantısının yapmadığının belirlenmesinin ardından, re'sen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31.07.2013 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiğini, şirketin ihtarlara rağmen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, resen terkin işleminin hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğu, davacı vekilince resen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddianın ileri sürülmediğini savunarak, müvekkili aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesi gereğince Ticaret Sicil Memurluğu'nca gayri faal olması sebebiyle re'sen terkin edilen şirketin faal olduğunun tespiti ile ihyası istemidir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... günlü cevabi yazısıyla ihyası talep edilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret kanunun geçici 7. Maddesi uyarınca 31.07.2013 tarihinde resen terkin edildiği bildirilmiştir. İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden sicilden re'sen terkinine karar verilen borçlu şirketin borçlu olduğu, hakkında bir icra takibi olduğu, icra takibinin derdest olduğu, taraf teşkili sağlanması açısından davacı tarafa şirketin ihyası davası açmak üzere yetki ve süre verilmiş olduğu anlaşılmıştır. 6102 Sayılı TTK'nın 26/06/2012 tarih ve 6335 sayılı yasanın 38. maddesi ile değişik geçici 7. maddesinde bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 yıl içinde kanunda yazılı halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiş bulunmaktadır.Aynı maddenin 15. Fıkrasında 'Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.' düzenlemesi getirilmiş, Aynı maddenin 2. Fıkrasında Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket hakkında bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.Yapılan incelemede ihyası istenen şirketin 31.07.2013 tarihinde TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca sicilden terkin edildiği, davanın 22.06.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Yapılan yargılamaya göre, ticaret sicilinden re'sen terkin edilen şirket hakkında derdest icra takibi bulunduğu, dolayısıyla faal olduğu, ancak bildirimle yapılan ilana rağmen Ticaret Sicil Müdürlüğünce tasfiye edilmeksizin resen terkin edildiği anlaşılmıştır. Tasfiyenin şirketin tüm borç ve alacakları tasfiye olunmaksızın tamamlanamayacağı, ticaret sicilinden terkin olunamayacağı sonucuna varıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır. Davacı yan dava dilekçesinde davalı tarafın TTK'nın 541. Maddesine aykırı işlem yapması nedeni ile tasfiye işleminden haberdar edilmemesi nedeni ile davacının mağdur edildiğini yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. 6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca verilen ihya kararlarına dair emsal BAM kararları hükümden önce tekrar incelenmiştir. İstanbul BAM 13. HD. 2019/1515 E,2021/530 K. Sayılı ilamında '...Davalı ... sicil müdürlüğünce TTK geçici 7. Maddeye göre resen terkin işlemi yapılırken aynı maddenin 4. Fıkrasında belirtildiği şekilde şirket yetkilisine usulüne uygun ihtar yapıldığı ispatlanamamıştır.TTK geçici 7. Maddenin 2. Fıkrasına göre davacı veya davalı olarak devam eden davaları bulunan şirketler hakkında TTK geçici 7. Madde uygulanmayacaktır.Buna göre davaya konu ve resen ticaret sicilden terkin edilen şirketin terkinden önce açılmış ve devam eden davası bulunduğundan ve geçici 7. Maddenin 4. Fıkrasında öngörülen ihtarın şirket yetkilisine yapıldığı da ispatlanamadığından ticaret sicil müdürlüğünce yapılan terkin işlemi yasaya aykırıdır. İhya davasının açılmasına davalı ... sicil müdürlüğü yasaya aykırı yaptığı resen terkin işlemi ile sebep olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.' belirtmiştir. İstanbul BAM 43. HD. 2021/975 E, 2021/876 K. Sayılı ilamında '...İlk derece mahkemesince, derdest davası bulunan şirketin resen terkin edildiği, TTK'nın geçici 7.maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca usulüne uygun şekilde ihtar yapılmadığı, ihtarın yalnız ilan yoluyla yapıldığı ve şirket yetkililerine ihtar tebliğ edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili ise, şirket ve yetkilisine şirket kayıtlarındaki adreslerine gerekli ihtarın gönderildiğini, ancak adreste tanınmadıkları gerekçesi ile iade edildiğini, TTK geçici 7/f.4-a maddesi uyarınca şirketin terkin edileceğinin kapsama giren diğer şirketlerle birlikte Ticaret Sicil Gazetesinde ilanının yapıldığını savunmuş ise de, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan genel ilan dışında, şirket yöneticilerine ihtarat çıkarttığına ilişkin herhangi bir mazbata / belge sunulmamıştır.Buna göre davalı tarafından, ihyası istenen şirket yöneticileri adına çıkartılan bir tebligatın bulunduğu kanıtlanmamış olmakla, davalının yukarıda bahsi geçen mevzuata ilişkin yasal yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemiş olması sebebiyle, davacının davasının kabulü yönünde kurulan hükümde ve davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında usule aykırılık bulunmamaktadır.' belirtmiştir.( Aynı dairenin aynı yöndeki gerekçeleri için bkz. 2020/2157 E, 2020/454 K. Sayılı ilamı) İstanbul BAM 14. HD. 2021/1729 E,2021/1508 KI. Sayılı ilamında '..Davalı ... sicil müdürlüğünce TTK'nın geçici 7. maddesine göre resen terkin işlemi yapılırken, aynı maddenin 4. fıkrasında belirtildiği şekilde şirket yetkilisine usulüne uygun tebligat yapıldığı ispatlanamamıştır. Dolayısıyla terkin işleminin yasaya aykırı şekilde yapıldığının kabulü gerekir. İhya davasının açılmasına davalı ... sicil müdürlüğü yasaya aykırı yaptığı resen terkin işlemi ile sebebiyet verdiğinden, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.' belirtmiştir.Mahkemece 11.11.2021 tarihli celsede ticaret sicil müdürlüğünce terkin işlemi yapılmadan önce şirket tüzel kişiliğine ve şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere ayrı ayrı ihtar yapılıp yapılmadığı hususunda müzekkere yazılmış ticaret sicil müdürlüğünce verilen 23. 11.2021 tarihli yazı cevabı incelendiğinde şirket tüzel kişiliğine tebligat çıkartılmakla yetinildiği, çıkartılan tebligatın 'iade/adreste tanınmıyor' şerhi ile bila tebliğ iade döndüğü, ticaret sicil müdürlüğünce şirketi temsil ve ilzama yetkili kimselere ayırca tebligat çıkartılmadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafın bahsettiği TTK'nın 541. Maddesi tasfiye sonucu terkin edilen şirketlere uygulanacak bir madde olup ihyası istenen şirketin TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca tasfiye edilmeksizin resen terkin edildiği anlaşılmıştır. Olayları anlatmak taraflara hukuki nitelendirmeyi yapmak mahkemeye aittir. Davacı taraf netice itibarı ile tasfiye işleminin usulsüz yapılması nedeni ile davalının dava açılmasına neden olduğunu ileri sürerek davalıdan yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmiştir. Dava dilekçesinde belirttiği nedenin mahkemenin kabul gerekçesi ile birebir örtüşmesi gerekmemektedir. 6100 Sayılı HMK'nın 326. Maddesi kanunda yazılı haller dışında yargılama giderinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınması gerektiği hükme bağlanmıştır. Yukarıda alıntılanan emsal BAM kararları dikkate alındığında davalının usul ve yasaya aykırı terkin işlemi nedeni ile vekalet ücreti ve yargılama giderinden sorumlu tutulması gerektiği kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin değerlendirilmesine göre, ihyası talep edilen şirket hakkında devam eden icra takibi olması sebebiyle..." gerekçesiyle, davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil nosuna kayıtlı bulunup 31.07.2013 tarihinde TTK'nın geçici 7. maddesi gereğince re'sen terkin edilen ... Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin TTK'nın 547. maddesi gereğince İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile sınırlı olmak üzere, terkin edilen şirket hakkında yürütülen icra takibinin sonuçlanması ve infazı bakımından terkine ilişkin kararın kaldırılmak suretiyle ihyasına, şirketin yeniden tesciline, kararın ilanına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ... Sicil Müdürlüğü vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin re'sen terkin işleminin terkin işleminin yasa ve yargı kararlarına uygun olduğunu, derdest icra takibinin terkin tarihinden sonra açıldığını, derdest dava ve takiple ilgili müvekkiline bildirim yapılmadığını, gönderilen ihtar ve tebligatların adresin yanlış olması nedeniyle iade edildiğini ve işlemlerin sicil gazetesinde ilan edildiğini, bu şekilde yapılan ilanların geçerli olduğunun Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.07.2020 tarih ve 2020/1551-3396 E.K sayılı ilamına göre usulüne uygun olduğunu, tasfiye memuru atanmaması ve müvekkili aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının dahi terkin işlemlerinin usulsüzlüğünü ileri sürmediğini, sadece davada uygulanma imkanı bulunmayan TTK'nın 541.maddesinden söz edilmesinden hareketle müvekkili aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının da dava dışı şirket bakımından üçüncü kişi olması nedeniyle böyle bir iddiayı ileri süremeyeceğini, ihya davası için yasada öngörülen sürenin dikkate alınmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın geçici 7.maddesi gereğince şirketin ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava dışı ... Hizmetleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca resen terkin kapsamına alınarak sicildeki kaydının 31.07.2013 tarihinde terkin edildiği, davacı tarafından terkin edilen şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı, ve takip dosyasının derdest olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Şirketin yerleşim yeri itibariyle kararı veren mahkemenin yetkili olduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, takip dosyası ile sınırlı olarak ihya kararı verilen şirkete tasfiye memurunun atanmamış olmasının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Mahkemece Dairemizin de emsal kararları yazılmak suretiyle TTK'nın geçici 7. maddesine göre yapılan terkin işlemindeki ihyada tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığı kabul edilmiştir. Nitekim, davalı vekilinin hükmün tamamlanmasına ilişkin talebi de mahkemece 06.09.2023 tarihli ara kararla reddedilmiştir. TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası “...Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak ...şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilmiş olan bir şirketin, terkinin usulsüz olduğu gerekçesiyle kalıcı olarak ihyasına karar verildiğinde, ayrıca tasfiye memuru atanmamalıdır. Çünkü şirket, tasfiyesiz olarak sicilden terkin edilmiştir. İş bu kararla şirket varsa terkin öncesi organlarıyla temsil edilecektir. Yöneticilerin süresi dolmuşsa, şirket kendi organlarını seçebileceği gibi, bunun gerçekleşmemesi hâlinde, şirket aleyhine açılan dava içinde, esas davayı gören mahkemece bir temsil kayyımı atanması suretiyle yargılamaya devam edilebilecektir. Şirketin veya bir mal varlığının tasfiyesi söz konusu olmadığından, tasfiye memuru atanması da söz konusu değildir. Ek tasfiye işlemleriyle sınırlı ihya kararları bakımından ise Dairemizin önceki kararlarında, TTK'nın geçici 7. maddesine dayılı geçici ihya kararlarında da tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığına karar verilmekteydi. Ne var ki emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-3184 E.- 2021/1107 K. sayılı ve 28.09.2021 tarihli ilamı; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4049 E.- 2023/568 K. sayılı, 18.09.2023 tarihli ilamı; aynı Dairenin 2023/4718 E.- 2023/5260 K. sayılı, 25.09.2023 tarihli ilamı; aynı Dairenin 2022/1340 E.- 2023/5265 K. sayılı, 25.09.2023 tarihli ilamında belirtilen gerekçelerle, Dairemizin eski uygulamasından dönülmesi gerekmiştir. Anılan Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere; ihya kararının bir davanın görülmesi, mal varlığının tasfiyesi gibi geçici amaçla TTK'nın geçici 7. maddesine dayalı ihya kararının verildiği durumlarda ihya kararına konu işlemlerin yapılması bakımından tasfiye memurunun atanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Zira kanun koyucu 6102 sayılı kanunun geçici 7. maddesinin 15. fıkrasında "ihya" terimini kullanmakla birlikte ayrıntılı düzenlemeye yer vermemiş olup, ihya konusunda düzenleme, aynı Kanun'un 547. maddesinde yapılmıştır. Bu genel düzenlemenin TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca geçici ihya kararı verildiği durumlar da kıyasen uygulanması gerekir. Yani TTK'nın geçici 7. maddesi ihyaya (ek tasfiyeye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünden bir hüküm içermemekle birlikte, aynı Kanun'un 547. maddesinde olduğu gibi, mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verildiği durumlarda aynı zamanda tasfiye memuru da atanmalıdır. Zira geçici 7. maddenin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yöneliktir. Bu açıklamalar ışığında, ilk derece mahkemesince sınırlı ihya kararı verildiği hâlde tasfiye memuru atanmasına da karar verilmesi gerekirken, bu konuda bir karar verilmemiş olması, usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Diğer yandan davalı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin istinaf başvurusu bulunmakla birlikte, ortadan kaldırılan mahkeme kararından sonra yeniden yapılacak yargılamada, ilk derece mahkemesince önceki değerlendirme ile bağlı kalmayarak tarafların iddia ve savunmalarına göre yargılama giderlerini yeniden verilecek hükme göre değerlendirileceği açıktır. Bu kapsamda yapılacak değerlendirmede TTK'nın geçici 7.maddesinin 15.fıkarasına 23.5.2024 tarihli ve 7511 sayılı Kanun'un 16.maddesi ile eklenen, "Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz." hükmünün derhal yürürlüğe girdiği hususunun da değerlendirileceği açık olduğundan, kaldırma kararının içeriğine göre bu konuda başka bir değerlendirme yapılmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden görülmesi için dosyanın kararı verin ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verimştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 05.12.2024